Konut Projeleri

Maketten Satışlarda Mağdur Olmamak için Dikkat

Tüketici Hukuku Enstitüsü Genel Başkanı Hakan Tokbaş, maketten konut satışlarında tüketicilerin, mağduriyetle karşılaşmamaları için firma ismi ne kadar büyük olursa olsun banka teminat mektubu ya da satış sigortası araması gerektiğini bildirdi.

Hakan Tokbaş, proje aşamasındayken yapılan konut satışlarının Türkiye’de büyük yaygınlık kazandığını belirtti.

Fiyat avantajı sağlayan bu satışlardan tüketicilerin mağdur olabileceğine dikkati çeken Tokbaş, ”Firma ismi ne kadar büyük olursa olsun, banka teminat mektubu ya da satış sigortasını mutlaka arayın” dedi.

Yasa Var Ama Uygulanmıyor

İnşaatı tamamlanmamış ve maketten beğendirilerek yapılan gayrimenkul satışlarının, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 7. maddesinde belirtilen ”kampanyalı satışlar”a tabi olduğunu belirten Tokbaş, şöyle devam etti:

”Kampanyalı Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinde de açıkça ‘Satıcı veya sağlayıcı mal veya hizmeti teslim veya ifa edeceği tarihe kadar olan tüketicinin toplam ödemelerinin karşılığını sigorta ettirmek veya banka teminat mektubu vermek zorundadır’ denilmektedir. Aynı yönetmeliğin 10. maddesine göre de konutlar için yapılan kampanyalı satışlarda, satıcıların bakanlığa müracaat ederek ‘kampanyalı satış izin belgesi’ alması zorunluluğu getirilmiştir.

Tüketicileri mağdur etmemek için yasa var ama uygulanmıyor. Büyük reklam kampanyalarıyla satış yapan firmalar dahi sigorta veya banka teminat şartını yerine getirmemektedir.”

Denetim yetkisinin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nda olduğunu belirten Tokbaş, ”Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, ‘kampanyalı satış izin belgesi’ olmadığı halde maketten satış yapan firmaları denetlemeli. Avantajlardan yararlanmak adına maketten beğendiği evi alan binlerce aile mağdur olacak” ifadelerini kullandı.

Maüdur Ne Yapmalı?

Hakan Tokbaş, maketten konut satışı yapan firmalarca mağdur edilen tüketicilerin, firma ve kredikullanmışsa banka aleyhine dava açabileceklerini belirtti.

Tokbaş, ”denetim yükümlülüğünü yerine getirmediği için” devletin de sorumlu olduğunu savunarak, tüketicilerin bu konuda İdare Mahkemesi’ne dava açabileceklerini sözlerine ekledi.

Kaynak: Sabah

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

 

Malatya TOKİ Konutları 59 Bin TL’den Başlıyor

TOKİ Malatya Darende 2. Etap Satış Duyurusu

Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca, Malatya Darende 2. Etap Belediye Projesi kapsamında 24 adet konut; ön şartsız, kurasız başvuru önceliğine göre konut seçme ve alma olanağı ile açık satışa sunulacak.

KrediPazari.com’un verdiği bilgilere göre Malatya Darende 2. Etap projesi kapsamındaki konutların satış işlemleri T.C. Ziraat Bankası A.Ş aracılığıyla Temerküz Şube Darende Şubesi üzerinden yürütülecek. Açık Satış Yöntemiyle satışı gerçekleştirilecek konutların başvuruları 04 Şubat – 29 Mart 2013 tarihleri arasında yapılacak.

Konutların satış fiyat 59 bin TL’den başlayacak. 6.000 TL peşinat ve 180 vade ve 297 TL’den başlayan taksitlerle satılacak konutlar 2+1 ve 84 m2 . Satış koşulları ilgili Ziraat Bankası banka şubesinden ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığının web sayfasından öğrenilebilecek.  (www.toki.gov.tr)

Ödenecek  Vergiler

Sözleşme bedeli üzerinden (%0,948) binde dokuz virgül kırksekiz damga vergisi peşinat bedeli üzerinden binde beş banka komisyonu ve banka komisyonu üzerinden yüzde beş BSMV satış sırasında bankaca tahsil edilecek.

Anılan projedeki konutlar için ilk taksit ödemesi, konut teslim tarihini takip eden ay itibariyle başlayacak.

Altgelir grubu 2+1 konutlar için dönemsel artış oranı; yılda iki kez, bir önceki 6 aylık dönemdeki memur maaş artış oranı, ÜFE, TÜFE oranlarından en düşük olanı dikkate alınarak idarece belirlenen oranda artırılacak. ilk dönemsel artış teslim tarihini takip eden dönem/ay itibariyle başlatılacak.

Konutların Devir Koşulları

-Alt gelir tipi konutların devir işlemlerinde, sözleşme imzalayanlar konutlarını borçları bitene kadar devredemeyecek.

-Konut alıcıları www.toki.gov.tr web sitesinde yer alan altgelir grubu konut başvuru şartlarını taşıyor olacak.

-Projeden konut almak isteyen kişilerden Malatya ili, Darende ilçesi sınırları içerisinde 1 yıldan az olmamak kaydıyla ikamet şartı aranacak. (Satın alma işlemi sırasında başvuru sahibinin adına ve ikametgah il muhaberinde yer alan adresine göre düzenlenmiş bir adet fatura (son 3 aya ait doğalgaz, elektrik, su, telefon, cep telefonu vs.) fotokopisi ve Malatya ili, Darende ilçesi sınırları içerisinde 1 yıldan az olmamak şartıyla ikamet ettiğine dair İkametgah il muhaberi ibraz şartı aranacak.)

-Konutların teslim süresi sözleşme tarihinden itibaren 24 ay olup, konutların anahtar teslimi, idarece belirlenecek program dahilinde gerçekleştirilecek.

-Anahtar teslimi öncesinde, KDV Kanunu uyarınca konut bedelinin %1’i oranında KDV ayrıca alıcılar tarafından ödenecek.

-Satış işlemleri, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Darende Şubesi aracılığıyla yapılacak.

-Gayrimenkul satış işlemleri Özel Hukuk Hükümlerine tabi olacak.

KrediPazari.com

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

Konut Kredilerinde Batık Yüzde 2’yi Aştı Risk Sınırı %3

Bankalardaki kredi kartı verileri özellikle Adana ve İstanbul’da geri ödemede ciddi sıkıntılar başladığını gösteriyor. Konut kredisinde batık oranı yüzde ikiyi geçti. Risk sınırı ise yüzde 3′ün üstü olarak biliniyor.
 İl bazında tehlike
Takibe düşen kredi kartlarının illere göre dağılımında Adana ve İstanbul için adeta felaket tablosu ortaya çıktı. Türkiye genelinde ödenemeyen kredi kartı borçlarındaki artış oranı yüzde 16,3’te kalırken Adana’da takibe düşen kredi kartı borçlarındaki artış yüzde 107,5′e ulaştı. İstanbul’da da kart borçlarında takibe düşme oranı yüzde 36,9’la normal seviyenin iki katının da üzerine çıktı.

Harcamanın Yarısı

Yılın 9 aylık döneminde Türkiye genelinde 576 milyon liralık kredi kartı borcu ödenemezken İstanbul’da ödenemeyen kart borcu 376 milyon, Adana’da 218 milyon lira oldu. Adana’da bu dönemde yapılan 468 milyon liralık kart harcamasının ancak yarısı geri ödenebildi. Geri kalan yarısı batık duruma düştü. Ayrıca Diyarbakır da batık kart sıkıntısı yaşayan iller kervanına katıldı.

İyi Sinyal Gelen İller

İstanbul ve Adana’ya karşılık Ankara, Antalya, Bursa, Konya, Mersin ve Hatay gibi illerde yaşayan vatandaşların batık kredi kartı borçlarında artış değil, aksine azalma meydana geldi. Kart batağı yüzde 7,5 azalan Konya, olumlu sinyallerin alındığı iller arasında en ilk sırada yer aldı. Bu ili Bursa, Hatay, Ankara ve Mersin izledi.

Taşıtta Batık Hızlı

Verilere göre 9 aylık dönemde batık oranı en fazla artan krediler arasında taşıt yüzde 9,1 artışla ilk sırada yer alırken konuttaki batık kredi artış hızı yüzde 2,1’de kaldı. Başta ihtiyaç kredileri olmak üzere diğer tüketici kredilerindeki artış yüzde 7,5 oldu. Ancak il bazında İstanbul ve Ankara’daki takibe düşen diğer tüketici kredisi artışı yüzde 32,5’e tırmandı. İzmir de batıktaki yüzde 38 artışla kötü sinyal verdi.

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

Kredi Yapılandırmaya Dikkat

Düşen kredi faiz oranları ve piyasa koşullarının yarattığı rekabet sonucu mevcut kredileri yeniden yapılandıran bankalar, faiz kazançlarında meydana gelen kaybı yasalara açıkça muhalefet ederek komisyon ve masraf adları altında tahsil ederek telafi etmeye çalışıyor.

Kısaca mevcut kredi borçları ödeme planının düşük faiz oranlarına göre yeniden yapılması olarak tarif edilebilecek “Yeniden Yapılandırma”, son günlerde tüketicinin gündemine ağırlığını tekrar koydu.

Nasıl Başladı Ne Sağladı

The Lira’dan Fulya Öktem’in haberine göre; kredi kullananlar için faiz oranlarının düşmesiyle elde ettikleri bir avantaj olarak görünse de; durum asında kredi faiz oranlarının düşüşü ile artan rekabet sonucu bankaların kendiliklerinden faiz indirimi yapmalarından ibaret. Zira bir bankayı; kanuni bir zorunluluk olmadıkça; sözleşmenin şartlarını müşterisi lehine değiştirmeye zorlayamazsınız. Bankaları yoğun şekilde kredileri yeniden yapılandırma kampanyalarına yönelten etken, yansıtıldığı gibi faizlerin düşmesi değil günümüz serbest piyasa koşulları. Zira tüketici değişen koşulları avantaja çevirip başka bir bankadan daha uygun koşullarla kredi alarak eski kredisini kapatıyor ve banka ile ilişkisini kesiyor. Giden müşteri başka bir ürün için de ekseriyetle eski bankasına dönmüyor.

Tüketici, “kredi yeniden yapılandırma” ya da “yeniden finansman” adları altında mevcut kredi borcu için yeni bir anlaşma yaparak, borcunu kredinin tahsisi sırasında var olan şartlardan daha iyi şartlarla ödemeye devam ediyor. Yeniden yapılandırmada tek değişen faiz oranları olmuyor. Vade, taksit tutarı, ipotek, para birimi gibi unsurlar da yeniden yapılandırma kapsamında tüketicinin lehine değişikliğe uğruyor.

Daha önce yüksek faizle konut kredisi almış vatandaş, yeniden yapılandırma ile; günün düşük faizlerinden yararlanarak daha az ödeme yapmış oluyor. Faiz avantajının yanında kredi vadesini azaltabiliyor ya da taksitlerinin tutarını değiştirebiliyor.

Yapılandırma Tercihleri Hangi Yönde

Bireysel krediler arasında en önemli yeri tutan, tutar ve vade açısından en ağır şartları taşıyan konut kredilerinin yeniden yapılandırılması sürecinde hesaba katılması gereken pek çok değişken var. Yeniden yapılandırma hesaplamasında dikkatle değerlendirilmesi gereken en önemli noktalar toplam kredi tutarı, kalan vade, taksit tutarı ve piyasada sunulan diğer faiz oranları.

Tüketicinin aynı bankaya yeni ödeme planına göre ödeme yapmaya devam etmek, aynı bankaya bir ya da birkaç taksiti erken ödemek ya da kredisini kapatıp başka bankaya yeni kredi ödemesi yapmak tercihleri arasında da farklar olduğunun altı çizilmeli. Bu tercihler yapılandırma esnasında tüketiciden istenecek masraflar konusunda önem arz ediyor.

Tüketici yeniden yapılandırmada esasen iki tercih yapıyor:

1- Düşen faiz oranına göre yeniden hesaplanan kredisini kredi veren bankaya daha önce belirlenen vadelerle ( ya da vadeyi uzatarak) ödemeye devam ediyor.

2- Faizi yeniden hesaplanan kredisini erken ödeme yoluyla kapatıyor/başka bankadan kredi alarak kredisini erken ödeme yoluyla kapatıyor.

Bu durum 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a 2007 yılında yapılan eklemede açıkça belirtilmişti.

Yasal düzenlemeye göre, Tüketici, konut finansmanı kuruluşuna borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda bir ya da birden çok ödemeyi vadesinden önce yapabilir. Her iki durumda da konut finansmanı kuruluşu, vadesinden önce ödenen taksitler için gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür. Ödenen miktara göre gerekli faiz indiriminin ve kredinin tüketiciye yıllık maliyet oranının hesaplanmasında Bakanlık tarafından çıkartılan ilgili yönetmelik hükümleri uygulanır.”

Kanun, faiz oranı sabit olarak belirlenmiş kredilerde erken ödeme yapılması durumunda kredi verenin tüketiciden bir erken ödeme ücreti, piyasadaki adıyla “erken ödeme komisyonu” talep edebileceğini söylemiş. Bu ücretin kredi veren için talep edilebilir olması sınırlı sayıda şarta bağlanmış. Maksadı ise erken ödeme ve düşen faizler sebebiyle uğranan zararı telafi etmek ayrıca erken ödemeleri azaltmak. Erken ödeme komisyonu; erken ödenen tutarın yüzde ikisini geçemez. Üzerinden komisyon hesaplanan tutar ise yeni/düşük faiz oranı ile hesaplanmış tutar olacak.

“Faiz oranının sabit olarak belirlenmesi halinde, sözleşmede yer verilmek suretiyle, bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda konut finansmanı kuruluşu tarafından tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilebilir. Erken ödeme ücreti gerekli faiz indirimi yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen tutarın yüzde ikisini geçemez. Oranların değişken olarak belirlenmesi halinde tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilemez.”

Tüketicinin erken ödeme yapmadan yeniden hesaplanmış kredisini ödemeye devam ettiği durumda banka; yaptığı yeniden yapılandırma işlemi için komisyon, dosya ve başka adlar altında masraf talep edemez. Bankalar tarafından, ödenmesinin zorunlu olduğu algısı yaratılan ve fahiş fiyatlara ulaşabilen ücretlerin bankalar tarafından istenmesinin hiçbir dayanağı yok. Kanun erken ödeme ücretinin hangi şartlarda istenebileceğini açıkça belirtmiş. Banka bahsedilen durumda bu ücreti isteyemez.

Meşhur “dosya masrafı” söz konusu olduğunda “zorunlu masraflar” kavramı devreye giriyor. Yargıtay, emsal teşkil eden kararlarında kullandırılacak kredi için zorunlu masrafların neler olduğunun bankaca ispat edilmesi ve bunların sözleşmede açıkça miktarları ile birlikte yazılmış olması gerektiğini ifade ediyor.

Konut kredileri ele alındığında zorunlu masrafların sadece ekspertiz ve istihbarat masrafı olduğu söylenebilir. Ekspertiz masrafı, üzerine değerlendirme yaptığımız durumda (tüketicinin krediyi veren bankaya ödemeye yapmaya devam etmesi) söz konusu olamaz çünkü devam eden bir ödeme vardır. Ödeme tutarı ve başka şartların değişmesiyle ekspertiz tarafından yapılan işlemin bağlantısı yoktur. Ekspertizin bankanın personeli olması durumunda, yeni kredi alımlarında dahi ekspertiz ücretinin talep edilemeyeceği konusunda yargı kararları var.

Tüketici danışmanları bu konularda tüketicinin banka ile müzakere etmesini salık veriyor.

İstihbarat masrafına gelince; bazı tüketici mahkemelerinde, kredi tahsis aşamasında istihbarat ücreti adı altında makul bir seviyede alınan ücretlerin kabul edilebilir olduğu yönünde karar alınabiliyor. Mahkemeler, bankanın kredinin geri dönüşü hakkında araştırma yapmasının zorunlu olduğunu; sözleşmede belirtilmesi durumunda ve kanunda sayılan şartların varlığı halinde bu işlem için ücret talep edileceğini kabul ediyor. Öncelikle alınacak masrafının sözleşmede açıkça yazması gerekiyor. Ancak bu masrafın banka tarafından talep edilebilir hale gelmesi sadece sözleşmede yazması ile mümkün olmuyor.

Tüketiciye konu ile ilgili açıkça bilgi verilmemişse, tüketiciye içeriği öğrenme olanağı sağlanmamışsa ve tüketici koşulları açıkça kabul etmemişse, sözleşmede yazsa dahi bu masraf istenemiyor. Komisyon, dosya masrafı, istihbarat masrafı gibi ücretler yasalarımızda “Düzenleyenin başka sözleşmelerde de kullanılmak üzere tek yanlı olarak önceden hazırlayıp karşı tarafın kabulüne sunduğu hükümler” olarak vasıflandırılıyor. Ve yasaların öngördüğü şartlar gerçekleşmemişse bu masraflar sözleşmede yazılmamış sayılıyor.

(Uygulamada bankalar dosya masrafı adı altında talep edemedikleri ücretleri istihbarat masrafı adı altında talep ediyorlar.)

TTüketici kanununa ek olarak yeni Borçlar Kanunumuzda da konu ile ilgili düzenleme yapıldı. Borçlar Kanunu’nda “Sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa haklarında açıkça bilgi verip içeriklerini öğrenme imkanı tanıdığını ispatlayamadığı ve karşı tarafın menfaatine aykırı hükümler ile sözleşmenin niteliğine ve özelliğine yabancı olan hükümler yazılmamış sayılacaktır.” deniyor. Aynı kanunun başka bir maddesinde ise “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.” denerek tüketicinin korunması kapsamı daha da genişletiliyor. Tüketiciye kabul ettirilmiş olsa da, dürüstlük kuralına aykırı derecede karşı tarafın aleyhine olan sözleşme şartları bile yazılmamış sayılabiliyor.

Bankaların sözleşmelerinin (neredeyse birebir aynı denecek şekilde) matbu olduğu ve müşterilerine özellikle kredi ürünü kullandırma sırasında açıkça bilgi aktarımı yapmadığı kamuoyunca malumdur.

Tüketicinin bankasına yeniden yapılandırılmış kredisini ödemeye devam etmesi durumunda, banka tüketiciden her ne ad altında olursa olsun ücret talep edemez. Çünkü faiz oranlarındaki düşüş nedeniyle bankalar ya kendiliklerinden yeniden yapılandırma uygulamasına gitmişler ya da müşterilerinin bu doğrultudaki taleplerini kabul etmişlerdir. Tümüyle kendi inisiyatifiyle yaptığı işlem için bankanın masraf, komisyon, plan değişikliği ve benzeri adlarla ücret talep etmesi yasalara aykırıdır.

Tüketicinin kredisinin bir ya da birden fazla taksitini erken ödemesi veya başka bir bankadan çok daha düşük faiz ile aldığı kredi ile kapatma yoluna gitmesi durumunda, komisyon tabir edilen “erken ödeme ücreti” ile ekspertiz ücreti ve istihbarat masrafı gibi ücretler devreye girmektedir. Yeni banka vereceği kredi için ekspertiz görüşü isteyecektir. Ayrıca eski banka ödenen indirimli tutar üzerinden yüzde 2 oranında erken ödeme ücreti alacaktır.

Yapılandırma Kararı Verirken Nelere Dikkat Etmeli

Kredi yapılandırması her koşulda her tüketici için avantajlı olmayabiliyor. Faiz indirimden ya da diğer değişimlerden elde edilen yararlar için bir kar zarar hesabı yapılması gerekiyor.

İlk adım eski faiz oranları ile belirlenen kredinin kalan tutarını yeni faiz oranları ile hesaplamak. Bunun için internette her bankaya ve kredi tipine göre hazırlanmış hesap makineleri bile var.

Tüketici bu tutarı kredi veren banka ya da diğer bankalardaki uzmanlara başvurarak da hesaplatabilir.

Konut kredilerinin yeniden yapılandırılmasında faiz, toplam kredi tutarı, vade ve işlem için ödenmesi gereken birtakım ücretler dikkate alınarak karar zarar hesabı yapılmalı. Örneğin eski faiz ile yeni faiz oranları arasında büyük fark yoksa, tüketici bir taraftan kazanırken başka bir değişkenle kaybediyorsa, sağlanan faiz avantajı erken ödeme ücretinden oldukça fazla değilse yeniden yapılandırma tüketicinin menfaatleri açısından faydasız hale gelebilir. Yapılandırma kararındaki tek etken düşen faiz oranları olarak görülmemelidir.

Kredinin tahsisi sırasında belirlenen faiz şu andaki faiz oranlarından oldukça düşükse, tüketici kalan tutarı yapılandırarak daha az borç ödeyebilir ve kredi maliyeti açısından karlı duruma geçebilir.

Gelecekte Neler Bekliyor

Piyasadaki yoğun rekabet nedeniyle bankalar düşük faiz oranları açıklamakta fakat masraf, komisyon, değişiklik adı altında tahsil ettikleri ücretlerle faiz oranını artırmaktalar. Tüketici mevzuatı yönüyle bu durumun kabulünün mümkün olmadığı yargı kararlarında yer almaya başladı.)
Tersi durumda ise masraf adı altında hiçbir ücret almayacağını belirten bankaların belirlediği faiz oranları çok yüksek olabiliyor.

Yeniden yapılandırma sürecinde şimdilik ortaya çıkan sorunlar ekseriyetle tüketiciden haksız olarak talep edilen ücretler ile ilgili. Çok fazla değişkeni olan yapılandırma hesabını sıradan vatandaşın yapamayacağı düşünülürse, yasalarda alınamayacağı belirtilen ücretleri talep eden bankaların gereken kar zarar hesabını tüketici lehine yapıp yapmadığı merak konusu olmaya devam edecek. Şimdilik aldığı komisyon ve masrafları yargı yoluyla tüketiciye iade etmek zorunda kalan bankaların kredi yapılandırması işlemleri ile ilgili ileride karşı karşıya kalacağı davalar bunlardan çok daha ağır olabilir.

Yeniden yapılandırma işlemlerinde ortaya çıkan sorunlara yetkililer tarafından müdahale edilmesi beklenirken, idarenin mevcut gelir kalemlerini azaltmamak amacıyla duruma müdahale etmeyeceği eleştirileri getiriliyor. Bankanın tüketiciden haksız tahsil ettiği her ücret üzerinden vergi alan devlet, bu haksızlıklar yargıya taşındığında da yargılama için harç alıyor.

Finans Gazete Vatan

Konut Kredisi Alan Memura İyi Haber

Kredi faiz oranlarının düşmesi vatandaşın işine yaradı. 2012’nin başlarında konut kredisikullananların kredileri yeniden yapılandırılıyor.

Bankalarda, gözünü üç ayda 1.30-1.40’dan konut kredisi kullanan müşterilere dikti. Kredi faizlerinin düşmesi, 2011 yılının Kasım, Aralık ayları ile 2012 yılının Ocak aylarında kredi kullanan yaklaşık 150 bin müşteriye, kredilerini yeniden yapılandırma imkanı doğurdu. Yapılan hesaplamaya göre, 100 bin liralık kredi de, 20 bin liraya varan faiz avantajı sağlanıyor.

Haber Kamu

Faize Değil Banda Müdahale

İSTANBUL – Merkez Bankası (TCMB) finansal istikrara dair riskleri dengelemek amacıyla bir yandan faiz oranlarının düşük tutulmasının diğer yandan makro ihtiyati tedbirlere devam edilmesinin yerinde olacağını belirterek, bu doğrultuda Ocak ayı PPK toplantısında faiz koridorunun  alt ve üst bandında 25 baz puan indirime gitti.

TCMB ayrıca zorunlu karşılıklara ilişkin sıkılaştırıcı yönde ölçülü adımların atılması gerektiğini belirterek, TL ve döviz cinsi zorunlu karşılık oranlarında farklı vadelerde artış yaptı.

TCMB, yılın ilk Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 5.50’de sabit bırakırken, faiz koridorunun alt bandını yüzde 5’ten yüzde 4.75’e; üst bandını ise yüzde 9’danyüzde 8.75’e indirdi.

TCMB PPK kararının tam metni şöyle:

“Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı ile Bankamız bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo-Ters Repo Pazarı’nda uygulanmakta olan faiz oranlarının aşağıdaki gibi belirlenmesine kararvermiştir:

“a) Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 5.5 düzeyinde sabit tutulmuştur.

“b) Gecelik faiz oranları: Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 5’ten yüzde 4.75’e, borç verme faiz oranı yüzde 9’dan yüzde 8.75’e, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı ise yüzde 8.5’ten yüzde 8.25’e indirilmiştir.

“c) Geç Likidite Penceresi Faiz Oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00-17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0 düzeyinde sabit tutulmuş, borç verme faiz oranı yüzde 12’den yüzde 11.75’e indirilmiştir.

“Son dönemde açıklanan veriler, iç ve dış talep arasındaki dengelenmenin öngörüldüğü şekilde sürdüğünü teyit etmektedir. Yurt içi nihai talep ılımlı seyrederken, ihracat zayıf küresel büyümeye rağmen artış eğilimini korumaktadır. Bu doğrultuda, cari işlemler açığı kademeli olarak azalmaya devam etmektedir.

“Kurul, sermaye girişlerinin hızlandığı mevcut konjonktürde kredilerin öngörülenden daha hızlı artmaya başladığına dikkat çekmiştir. Finansal istikrara dair riskleri dengelemek amacıyla bir yandan faiz oranlarının düşük tutulmasının diğer yandan makro ihtiyati tedbirlere devam edilmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir. Bu doğrultuda faiz koridoru sınırlı oranda indirilirken zorunlu karşılıklara ilişkin sıkılaştırıcı yönde ölçülü adımların atılması uygun görülmüştür.

“Öte yandan, küresel ekonomiye dair belirsizliklerin sürmesi nedeniyle para politikasında her iki yönde de esnekliğin korunmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Bu doğrultuda, alınan tedbirlerin krediler, yurt içi talep ve enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri dikkatle takip edilecek, Türk lirası fonlama miktarı gerekli görüldüğünde aşağı veya yukarı yönlü ayarlanacaktır.

“Kurul, enflasyonun Ocak ayında tütün fiyat ayarlamaları nedeniyle sınırlı bir yükseliş gösterebileceğini, ancak sonrasında tekrar düşüş eğilimine gireceğini tahmin etmektedir. Temel enflasyon göstergelerinin ise aşağı yönlü seyrini koruması beklenmektedir. Bununla birlikte, yönetilen/yönlendirilen fiyatlardaki artışların fiyatlama davranışları üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.

“Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.”

Dünya

Bankaların Bu Uygulaması Yasalara Aykırı


Düşen faiz oranları ve piyasa koşullarının yarattığı rekabet sonucu mevcut kredileri yeniden yapılandıran bankalar, faiz kazançlarında meydana gelen kaybı yasalara açıkça muhalefet ederek komisyon ve masraf adları altında tahsil ederek telafi etmeye çalışıyor.

Kısaca mevcut kredi borçları ödeme planının düşük faiz oranlarına göre yeniden yapılması olarak tarif edilebilecek “Yeniden Yapılandırma”, son günlerde tüketicinin gündemine ağırlığını tekrar koydu.

Nasıl Başladı Ne Sağladı

Kredi kullananlar için faiz oranlarının düşmesiyle elde ettikleri bir avantaj olarak görünse de; durum asında faiz oranlarının düşüşü ile artan rekabet sonucu bankaların kendiliklerinden faiz indirimi yapmalarından ibaret. Zira bir bankayı; kanuni bir zorunluluk olmadıkça; sözleşmenin şartlarını müşterisi lehine değiştirmeye zorlayamazsınız. Bankaları yoğun şekilde kredileri yeniden yapılandırma kampanyalarına yönelten etken, yansıtıldığı gibi faizlerin düşmesi değil günümüz serbest piyasa koşulları. Zira tüketici değişen koşulları avantaja çevirip başka bir bankadan daha uygun koşullarla kredi alarak eski kredisini kapatıyor ve banka ile ilişkisini kesiyor. Giden müşteri başka bir ürün için de ekseriyetle eski bankasına dönmüyor.

Tüketici; “kredi yeniden yapılandırma” ya da “yeniden finansman” adları altında mevcut kredi borcu için yeni bir anlaşma yaparak, borcunu kredinin tahsisi sırasında var olan şartlardan daha iyi şartlarla ödemeye devam ediyor. Yeniden yapılandırmada tek değişen faiz oranları olmuyor. Vade, taksit tutarı, ipotek, para birimi gibi unsurlar da yeniden yapılandırma kapsamında tüketicinin lehine değişikliğe uğruyor.

Daha önce yüksek faizle konut kredisi almış vatandaş, yeniden yapılandırma ile; günün düşük faizlerinden yararlanarak daha az ödeme yapmış oluyor. Faiz avantajının yanında kredi vadesini azaltabiliyor ya da taksitlerinin tutarını değiştirebiliyor.

Yapılandırma Tercihleri Hangi Yönde

Bireysel krediler arasında en önemli yeri tutan, tutar ve vade açısından en ağır şartları taşıyan konut kredilerinin yeniden yapılandırılması sürecinde hesaba katılması gereken pek çok değişken var. Yeniden yapılandırma hesaplamasında dikkatle değerlendirilmesi gereken en önemli noktalar toplam kredi tutarı, kalan vade, taksit tutarı ve piyasada sunulan diğer faiz oranları. Tüketicinin aynı bankaya yeni ödeme planına göre ödeme yapmaya devam etmek, aynı bankaya bir ya da birkaç taksiti erken ödemek ya da kredisini kapatıp başka bankaya yeni kredi ödemesi yapmak tercihleri arasında da farklar olduğunun altı çizilmeli. Bu tercihler yapılandırma esnasında tüketiciden istenecek masraflar konusunda önem arz ediyor.

Tüketici yeniden yapılandırmada esasen iki tercih yapıyor:
1- Düşen faiz oranına göre yeniden hesaplanan kredisini kredi veren bankaya daha önce belirlenen vadelerle ( ya da vadeyi uzatarak) ödemeye devam ediyor.
2- Faizi yeniden hesaplanan kredisini erken ödeme yoluyla kapatıyor/başka bankadan kredi alarak kredisini erken ödeme yoluyla kapatıyor.

Bu durum 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a 2007 yılında yapılan eklemede açıkça belirtilmişti.

Yasal düzenlemeye göre; “Tüketici, konut finansmanı kuruluşuna borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda bir ya da birden çok ödemeyi vadesinden önce yapabilir. Her iki durumda da konut finansmanı kuruluşu, vadesinden önce ödenen taksitler için gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür. Ödenen miktara göre gerekli faiz indiriminin ve kredinin tüketiciye yıllık maliyet oranının hesaplanmasında Bakanlık tarafından çıkartılan ilgili yönetmelik hükümleri uygulanır.”

Kanun, faiz oranı sabit olarak belirlenmiş kredilerde erken ödeme yapılması durumunda kredi verenin tüketiciden bir erken ödeme ücreti, piyasadaki adıyla “erken ödeme komisyonu” talep edebileceğini söylemiş. Bu ücretin kredi veren için talep edilebilir olması sınırlı sayıda şarta bağlanmış. Maksadı ise erken ödeme ve düşen faizler sebebiyle uğranan zararı telafi etmek ayrıca erken ödemeleri azaltmak. Erken ödeme komisyonu; erken ödenen tutarın yüzde ikisini geçemez. Üzerinden komisyon hesaplanan tutar ise yeni/düşük faiz oranı ile hesaplanmış tutar olacak.

“Faiz oranının sabit olarak belirlenmesi halinde, sözleşmede yer verilmek suretiyle, bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda konut finansmanı kuruluşu tarafından tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilebilir. Erken ödeme ücreti gerekli faiz indirimi yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen tutarın yüzde ikisini geçemez. Oranların değişken olarak belirlenmesi halinde tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilemez.”

Tüketicinin erken ödeme yapmadan yeniden hesaplanmış kredisini ödemeye devam ettiği durumda banka; yaptığı yeniden yapılandırma işlemi için komisyon, dosya ve başka adlar altında masraf talep edemez. Bankalar tarafından, ödenmesinin zorunlu olduğu algısı yaratılan ve fahiş fiyatlara ulaşabilen ücretlerin bankalar tarafından istenmesinin hiçbir dayanağı yok.  Kanun erken ödeme ücretinin hangi şartlarda istenebileceğini açıkça belirtmiş. Banka bahsedilen durumda bu ücreti isteyemez.

Meşhur “dosya masrafı” söz konusu olduğunda “zorunlu masraflar” kavramı devreye giriyor. Yargıtay, emsal teşkil eden kararlarında kullandırılacak kredi için zorunlu masrafların neler olduğunun bankaca ispat edilmesi ve bunların sözleşmede açıkça miktarları ile birlikte yazılmış olması gerektiğini ifade ediyor.

Konut kredileri ele alındığında zorunlu masrafların sadece ekspertiz ve istihbarat masrafı olduğu söylenebilir. Ekspertiz masrafı, üzerine değerlendirme yaptığımız durumda (tüketicinin krediyi veren bankaya ödemeye yapmaya devam etmesi) söz konusu olamaz çünkü devam eden bir ödeme vardır. Ödeme tutarı ve başka şartların değişmesiyle ekspertiz tarafından yapılan işlemin bağlantısı yoktur. Ekspertizin bankanın personeli olması durumunda, yeni kredi alımlarında dahi ekspertiz ücretinin talep edilemeyeceği konusunda yargı kararları var. Tüketici danışmanları bu konularda tüketicinin banka ile müzakere etmesini salık veriyor.

İstihbarat masrafına gelince; bazı tüketici mahkemelerinde, kredi tahsis aşamasında istihbarat ücreti adı altında makul bir seviyede alınan ücretlerin kabul edilebilir olduğu yönünde karar alınabiliyor. Mahkemeler, bankanın kredinin geri dönüşü hakkında araştırma yapmasının zorunlu olduğunu; sözleşmede belirtilmesi durumunda ve kanunda sayılan şartların varlığı halinde bu işlem için ücret talep edileceğini kabul ediyor. Öncelikle alınacak masrafının sözleşmede açıkça yazması gerekiyor. Ancak bu masrafın banka tarafından talep edilebilir hale gelmesi sadece sözleşmede yazması ile mümkün olmuyor. Tüketiciye konu ile ilgili açıkça bilgi verilmemişse, tüketiciye içeriği öğrenme olanağı sağlanmamışsa ve tüketici koşulları açıkça kabul etmemişse, sözleşmede yazsa dahi bu masraf istenemiyor. Komisyon, dosya masrafı, istihbarat masrafı gibi ücretler yasalarımızda “Düzenleyenin başka sözleşmelerde de kullanılmak üzere tek yanlı olarak önceden hazırlayıp karşı tarafın kabulüne sunduğu hükümler” olarak vasıflandırılıyor. Ve yasaların öngördüğü şartlar gerçekleşmemişse bu masraflar sözleşmede yazılmamış sayılıyor.(Uygulamada bankalar dosya masrafı adı altında talep edemedikleri ücretleri istihbarat masrafı adı altında talep ediyorlar.)

Tüketici kanununa ek olarak yeni Borçlar Kanunumuzda da konu ile ilgili düzenleme yapıldı. Borçlar Kanunu’nda “Sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa haklarında açıkça bilgi verip içeriklerini öğrenme imkanı tanıdığını ispatlayamadığı ve karşı tarafın menfaatine aykırı hükümler ile sözleşmenin niteliğine ve özelliğine yabancı olan hükümler yazılmamış sayılacaktır.” deniyor. Aynı kanunun başka bir maddesinde ise “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz.” denerek tüketicinin korunması kapsamı daha da genişletiliyor. Tüketiciye kabul ettirilmiş olsa da, dürüstlük kuralına aykırı derecede karşı tarafın aleyhine olan sözleşme şartları bile yazılmamış sayılabiliyor.Bankaların sözleşmelerinin (neredeyse birebir aynı denecek şekilde) matbu olduğu ve müşterilerine özellikle kredi ürünü kullandırma sırasında açıkça bilgi aktarımı yapmadığı kamuoyunca malumdur.

Tüketicinin bankasına yeniden yapılandırılmış kredisini ödemeye devam etmesi durumunda, banka tüketiciden her ne ad altında olursa olsun ücret talep edemez. Çünkü faiz oranlarındaki düşüş nedeniyle bankalar ya kendiliklerinden yeniden yapılandırma uygulamasına gitmişler ya da müşterilerinin bu doğrultudaki taleplerini kabul etmişlerdir. Tümüyle kendi inisiyatifiyle yaptığı işlem için bankanın masraf, komisyon, plan değişikliği ve benzeri adlarla ücret talep etmesi yasalara aykırıdır.

Tüketicinin kredisinin bir ya da birden fazla taksitini erken ödemesi veya başka bir bankadan çok daha düşük faiz ile aldığı kredi ile kapatma yoluna gitmesi durumunda, komisyon tabir edilen “erken ödeme ücreti” ile ekspertiz ücreti ve istihbarat masrafı gibi ücretler devreye girmektedir. Yeni banka vereceği kredi için ekspertiz görüşü isteyecektir. Ayrıca eski banka ödenen indirimli tutar üzerinden yüzde 2 oranında erken ödeme ücreti alacaktır.

Yapılandırma Kararı Verirken Nelere Dikkat Etmeli

Kredi yapılandırması her koşulda her tüketici için avantajlı olmayabiliyor. Faiz indirimden ya da diğer değişimlerden elde edilen yararlar için bir kar zarar hesabı yapılması gerekiyor.
İlk adım eski faiz oranları ile belirlenen kredinin kalan tutarını yeni faiz oranları ile hesaplamak. Bunun için internette her bankaya ve kredi tipine göre hazırlanmış hesap makineleri bile var. Tüketici bu tutarı kredi veren banka ya da diğer bankalardaki uzmanlara başvurarak da hesaplatabilir.

Konut kredilerinin yeniden yapılandırılmasında faiz, toplam kredi tutarı, vade ve işlem için ödenmesi gereken birtakım ücretler dikkate alınarak karar zarar hesabı yapılmalı. Örneğin eski faiz ile yeni faiz oranları arasında büyük fark yoksa, tüketici bir taraftan kazanırken başka bir değişkenle kaybediyorsa, sağlanan faiz avantajı erken ödeme ücretinden oldukça fazla değilse yeniden yapılandırma tüketicinin menfaatleri açısından faydasız hale gelebilir. Yapılandırma kararındaki tek etken düşen faiz oranları olarak görülmemelidir.
Kredinin tahsisi sırasında belirlenen faiz şu andaki faiz oranlarından oldukça düşükse, tüketici kalan tutarı yapılandırarak daha az borç ödeyebilir ve kredi maliyeti açısından karlı duruma geçebilir.

Gelecekte Neler Bekliyor

Piyasadaki yoğun rekabet nedeniyle bankalar düşük faiz oranları açıklamakta fakat masraf, komisyon, değişiklik adı altında tahsil ettikleri ücretlerle faiz oranını artırmaktalar. (Tüketici mevzuatı yönüyle bu durumun kabulünün mümkün olmadığı yargı kararlarında yer almaya başladı.)Tersi durumda ise masraf adı altında hiçbir ücret almayacağını belirten bankaların belirlediği faiz oranları çok yüksek olabiliyor.

Yeniden yapılandırma sürecinde şimdilik ortaya çıkan sorunlar ekseriyetle tüketiciden haksız olarak talep edilen ücretler ile ilgili. Çok fazla değişkeni olan yapılandırma hesabını sıradan vatandaşın yapamayacağı düşünülürse, yasalarda alınamayacağı belirtilen ücretleri talep eden bankaların gereken kar zarar hesabını tüketici lehine yapıp yapmadığı merak konusu olmaya devam edecek. Şimdilik aldığı komisyon ve masrafları yargı yoluyla tüketiciye iade etmek zorunda kalan bankaların kredi yapılandırması işlemleri ile ilgili ileride karşı karşıya kalacağı davalar bunlardan çok daha ağır olabilir.

Yeniden yapılandırma işlemlerinde ortaya çıkan sorunlara yetkililer tarafından müdahale edilmesi beklenirken, idarenin mevcut gelir kalemlerini azaltmamak amacıyla duruma müdahale etmeyeceği eleştirileri getiriliyor. Bankanın tüketiciden haksız tahsil ettiği her ücret üzerinden vergi alan devlet, bu haksızlıklar yargıya taşındığında da yargılama için harç alıyor.

Bursada Bugün

Konut Kredisi Kullanırken Otomobil Alırken Dikkat

Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’ne göre, konut kredisi kullanırken, olabildiğince aile yakınlarından borç almak faiz yükünü azaltıyor.

Ekonomik gelişmelere paralel kredi faizlerindeki düşüş, birçok aileyi konut, bazılarını da otomobil alma planlarına yöneltti. Konut kredisinde yüzde 0,8 hatta daha da altına kadar gerileyen faizler, yeni otomobil alımlarında kampanyalara göre değişmekle beraber sıfıra kadar çekildi. Bu planları yaparken, konut kredisi kullanacak ve otomobil alacak ailelerin dikkatli hareket etmeleri gerekiyor.

Gerçekçi Davranın

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’nün tüketicileri bilgilendirme amaçlı hazırladığı “Tüketici Bilgi Sistemi”ne göre, az faiz ödemek için özenli davranmak büyük önem taşıyor. Düşen kredi faiz oranları ile kira ödemek yerine ev sahibi olma düşüncesinin ön plana çıktığı ve konut kredisi kullanımının hareketlendiği bu dönemde tüketicilere şu uyarılar yapılıyor: “Genellikle uzun vadeli ve yüksek tutarlarda kullanılan konut kredilerinde birçok alternatifin yer alması çoğu zaman tüketicilerde tereddütlere yol açmakta ve neticede vatandaşlar, bütçelerine uygun olmayan kredileri tercih edebilmektedir.

Konut kredileri kullanılırken kredi faiz oranı, vade süresi, komisyon ve masraflar gibi göz önünde bulundurulması gereken belli başlı hususlar bulunmaktadır. Daha iyi bir konut almak her insanın içindeki bir arzu olmakla birlikte, bu konuda gerçekçi davranmak çok önemlidir. Gelecekte ödeme zorluğu yaşamamak adına ödeme imkanlarınızı aşan kredi kullanımından kaçınılmalıdır.

Önce Kendi Kaynaklarınızı Kullanın

Alınacak eve karar verildikten sonra konut kredisi için olabildiğince kendi kaynaklarınızı kullanmaya çalışınız. Ayrıca, bankalardan önce, eğer imkanınız varsa yakınlarınıza TL, döviz geliriniz varsa döviz olarak borçlanmak, üzerinizdeki faiz yükünü azaltacağından sizin için daha avantajlı olacaktır.”

Uzayan Vade Toplam Maliyeti Artırır

Kredi kullanımından önce aylık bütçeye ilişkin hesaplamaların dikkatle yapılması önerilen “Tüketici Bilgi Sistemi”nde, bir yıl öncesine kadar yapılan harcamaların iyi hesaplanmasının iyi olacağı belirtiliyor.

Aylık Gelirin Üçte Birini Geçmesin

Mevcut araçlara ilişkin kasko, trafik sigortası gibi harcamalar, çocukların eğitimi için ödenen tutarlar gibi düzenli giderlerin net şekilde belirlenmesi istenen bilgi sisteminde, şu uyarılar da yer alıyor: “Böylece ortalama aylık giderinizi hesap edebilir ve geliriniz de sabit ise yaklaşık olarakkonut kredisi için aylık ayırabileceğiniz tutara karar verebilirsiniz. Bankalara yapacağınız aylık ödemelerin, aylık hane gelirinizin üçte birini geçmemesi, geçim sıkıntısı yaşamamanız açısından önem arz etmektedir.

Varsa daha önceden alınmış krediler ve yakınlardan alınan borçlar da hesaba katılmalıdır. Bankaların sunduğu öneriler arasında kıyaslama yaparken sadece faiz oranlarına değil, ödenen komisyon ve masrafları da içeren yıllık maliyet oranına dikkat edilmesi gerekmektedir.

Kredi vadesinin uzamasının, toplam maliyeti artırdığı unutulmamalıdır. Bu nedenle faiz oranı, komisyon gibi kriterlerin yanında uygun vade süresi de belirlenmelidir. Geri ödeme için ayrılan tasarruf tutarının her zaman düşebileceği akılda tutulmalıdır. Geri ödeme miktarı ile ayrılan bütçenin ucu ucuna denkleştiği durumlardan kaçınılmalıdır.”

Otomobil Alırken Rüzgarlığa Dikkat

“Tüketici Bilgi Sistemi”ne göre araç alırken de birçok ayrıntıya özen gösterilmesi, özellikle az yakan araçların tercih edilmesi gerekiyor. Karbüratörlü araçların, enjeksiyonlu araçlara göre daha fazla benzin tükettiği belirtilen bilgi sisteminde şu öneriler sıralanıyor: “Benzinli araçlarda yakıt sistemi enjeksiyonlu olmalıdır. Enjeksiyonlu yakıt sistemi olanlarda da çok noktalı enjeksiyon olanları tercih ediniz. Araçlarda rüzgarlık, üst bagaj ve otomatik transmisyon gibi aksesuar ve parçalar daha fazla yakıt tüketimine neden olacağından, otomobil seçerken bu hususları göz önünde bulundurunuz

Ayrıca, araca gerçekten ihtiyacınız olan parçaları taktırınız. Araçta standart olarak bulunması gereken emniyet kemeri, klima ve hava yastığı gibi elemanlardan başka hangi ekstra güvenlik ekipmanlarının bulunduğunun öğrenilmesi, sağlık ve güvenlik açısından önem arz etmektedir. Aracın fren gücü performansının nasıl olduğuna bakılmalı, ABS, EBD gibi kilitlenmeyen fren sistemlerine sahip araçlar tercih edilmelidir. Ülke genelinde satış sonrası servis ağı yaygın olan ve yeterli yedek parça stoku bulunan araçlar tercih edilmelidir.”

Satın alınacak aracın fiyatının iyi incelenmesi, peşin alımlarda indirimlerin olup olmadığı, opsiyonel aksesuarların aracın fiyatını ne şekilde etkilediği, ayrıca servis, bakım, kasko, Motorlu Taşıtlar Vergisi gibi kullanım maliyetlerinin göz önünde bulundurulması gerekirken, alınacak aracın kulanım sırasındaki değer kaybının da mutlaka dikkate alınması isteniyor.

Mümkünse, ikinci elde tercih edilen ve diğerlerine göre daha az değer kaybeden araçların tercih edilmesi, mutlaka test sürüşü yapılması, aracın güvenlik ve rahatlık durumlarının değerlendirilmesi öneriliyor.

Lastiklere Dikkat

İkinci el otomobil alırken ise çalıntı olup olmadığını anlamak için motor ve şase numaralarının, ruhsattaki motor ve şase numaraları ile karşılaştırması tavsiye ediliyor. Otomobilin kullanıldığı kilometrenin, yıpranmayla doğru orantılı en belirgin husus olduğu vurgulanırken, tüketicilerin şu uyarılar yapılıyor: “Kilometre göstergesinde oynama yapılıp yapılmadığının ya aracın bakım kitapçığına bakılarak ya da uzmanına gösterilerek anlaşılabileceği unutulmamalıdır. Aracın servis ve bakım kayıtlarının olup olmadığı sorulmalıdır. Araçta vurma, çarpılma, paslanma gibi hasarlar olup olmadığı, aracın radyatörünün ve motor hortumlarının su kaçırıp kaçırmadığı incelenmeli, gerekirse bir servise gösterilmeden satın alınmamalıdır.

Aracın lastiklerinin durumuna bakılmalı, tekerleklerdeki aşınmanın düzensiz olup olmadığı kontrol edilmelidir. Asimetrik bir aşınma, takımlarda bir ayarsızlık olduğunu gösterir. Ayrıca lastik dişleri ve yanaklarına bakılmalıdır. Aracın yağ çubuğu ve yağ haznesi kapağı kontrol edilmelidir. Kahverengi tortu görüldüğünde araç yetkili bir servise gösterilmeden satın alınmamalıdır.

5 Ocak News

Kredi Kullanacaklar Dikkat

KrediPazari kredi öncesinde ve sonrasında tüketicinin, kendisine ve bankaya sorması gereken temel soruları araştırdı.

Aylık taksitler zorlanmadan ödenebilecek mi? Kredi hesaplaması yapıldı mı?

Ödeme planı diğer ihtiyaçlar için yapılan harcamaları ne kadar kısıtlayacak?

Talep edilen kredi tutarına göre bankaya gelir belgelenebilecek mi?

Çalışılan firma/kurumdan ayrılma/işten çıkarılma durumuna karşı risk planı oluşturuldu mu?

Alınacak kredi ihtiyaç için mi yoksa lüks için mi alınıyor? Kredi alımı tüketici için ne kadar zorunlu?

Kredi alımı ve sonrasında uygulaması gereken şartlar tam olarak anlaşıldı mı?

Kredi alımı öncesinde detaylı araştırma yapıldı mı bankalar karşılaştırıldı mı?

Kredi tutarını ve vadeyi az tutarak daha az faiz ödenebileceği biliniyor mu?

Kredini taksitlerinin gecikmesi ya da ödenmemesi durumunda karşılaşılabilecek problemler tam olarak biliniyor mu?

Kullanılan kredinin erken kapatılması durumunda erken ödeme cezası koşullarının kullanılan kredinin (ihtiyaç kredisikonut kredisitaşıt kredisi) şekline göre değiştiği biliniyor mu?

Elde nakit olmasına rağmen faiz oranları düşük olduğu durumda kredi kullanmanın avantaj/dezavantajları neler olabilir?

Kullanılacak kredi ileride kullanılacak başka bir krediyi etkiler mi?

Bu koşullarda kredi seçimi nasıl yapılmalı?

Gelire göre ödeme planı nasıl oluşturulur?

Bankanın hazırladığı ödeme planına göre kullanılacak kredinin faiz oranı, masrafı ve toplam ödenecek faizi ne kadardır? Bankaya ödenecek masraflar nelerdir?

Bunlardan hangileri zorunlu hangileri isteğe bağlıdır?

Faiz oranları düştüğünde düşük faiz oranından krediye devam etmek mümkün müdür?

Ara ödeme yapılmak istenildiğinde banka ayrıca masraf talep eder mi? Koşullar nelerdir?

Bu koşulları önceden belirlemek mümkün müdür?

Faiz oranlarının yükselmesi kullanılan krediyi etkiler mi?

Kullanılacak kredi için ayrıca banka hesabı açılacak mı?

Bu hesap için hesap işletim ücreti alınır mı?

Alınıyorsa tutarı nedir?

Hesap işletim ücretinin ödenmemesi için neler yapılması gerekir?

Sabah

AKP’ye Kredileri Durdurun Enflasyona Son Verin

Vakti çoktan geldi de geçti bile bu krediler durdurmanın. Kılıçdaroğlu “hükümete yeni kredi açıyoruz” demiş. Kimi zaman demokrasi kahramanı, kimi zaman 12 Eylül’le hesaplaşmaya soyunmuş silahşör, bazen hodgam ve ukala, bazen tehditkâr ve baskıcı havalara bürünen fakat asla “inanmış Müslüman” ve “mazlum” rolünü oynamaktan vazgeçmeyen AKP’ye açılan kredilerden gına geldi artık.
Her büründüğü rol için değişik kesimlerden ve siyasal güçlerden krediler toplayarak geldi AKP bu günlere.

Hiç kimse anımsamıyor mu acaba?

“Temiz eller”, “şeffaf politika” sözleri vererek çıktı sahneye bu bin maskeliler. Bir zamanların rüşvet, irtikâp ve her türlü yolsuzluğa bulaşmış, hükümet kurmaktan aciz hale gelmiş siyasal partilerine tepki gösteren, ülkede politik ve ekonomik istikrara ve namuslu bir iktidara susamış insanlardan kredi aldılar. Krediler boşa gitti! “Temiz eller” sözü verenlerin ellerine bugüne dek hiçbir iktidar partisinin ellerine bulaşmadığınca çok şaibeli ve karanlık iş bulaştı.

“Elhamdülillah, önce Müslümanız. Öyleyse namusluyuz, yetim hakkı yemeyiz, harama uçkur çözmeyiz” diyerek taktıkları din taciri maskesiyle mütedeyyin Müslümanların kredilerini topladılar. Bu krediler de buharlaştı! Hem ekonomik hem de siyasal anlamda karanlık tarikatların, yobazların, daha da önemlisi, yetim hakkı yiyen din tacirlerinin keselerini doldurdu.

“Beyaz Türkler”e, “Monşerler”e falan gönderme yaparak ve “biz halkın çocuklarıyız” diyerek taktıkları maskeyle de kasaba ve büyük kent yoksullarından kredi topladılar. Bu kredi de yandı bitti kül oldu. Biraz erzak, biraz kömür, bir yeşil kart derken, Anadolu’da çakalları kaplanlaştırarak az sayıda milyoner türetirken, milyonlarca işçi ve emekçinin haklarını da budayıp geçtiler.

Ülkeyi demokratikleştirecekleri iddiasıyla bir maske takındılar. 12 Mart darbesinden geçmiş, çoğu demokratik hak ve özgürlüklerin iğdiş edildiği, onbinlerce insanın zindanlara doldurulduğu, işkencelere yatırıldığı bir dönemin ardından, çoğu saf insan da bu tuzağa düştü. Onlara kredivermeye kalktı. Safları bir yana bırakalım. Asıl büyük kredileri, gönüllü olarak bu oyuna katılan liboşlardan, bir dizi aklı şaşmış eski solcu aydından, türeme liberallerden aldılar. “Yetmez ama evet”çilerden bir kısmı, bunları iktidarına boyun eğen kimileri krediyi öylesine abarttı ki, “Yeter de artar bile” safına dizilenler oldu. Bu krediler de battı! Şimdi bazıları duruşunu yeni baştan gözden geçirmek zorunluğunu hissediyor, “hukuk, adalet… yeter artık” diye söyleniyorlar, ama iş işten geçmiş. AKP demokrasi maskesini çoktan çıkarmış. Recep Tayyip Erdoğan başkanlık sistemini getirmekten bahsetmek bir yana, kuvvetler ayrılığı ilkesine bile sataşıyor. “AKP iktidarı islam faşizmine doğru mu yürüyor?” sorusu kafaları kurcalıyor.

12 Mart’a değinmişken… gözleri yaşlı dramatik maskeler takarak mazlum numaraları yapan, işkence masasından başbakan koltuğuna uzanan dramatik öyküler uyduran Recep Tayyip’e askerler de kredi açtı. Hem de Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en eli kanlı darbesini yaptıktan sonra piyasaya sürdüler bu kredileri. Kendileri gölge ardına çekilerek. 28 Mart falan, filan hep bunlara kredi oldu. AKP hem bu kredileri kullandı, hem de bu kreditörleri ödüllendirmek şöyle dursun, hapislerde süründürerek rezil rüsfay etti. Üstelik hukuk tarihine geçecek bu düzmece mahkemelerle kendisine yeni krediler oluşturdu. Askerler rüzgar ekip, fırtına biçtiler. Bu fırtınada kredileriyle birlikte kendileri de telef oldular.

Ya meclisteki sandalyelerde oturan ve sözümona muhalefet yaptığı iddiasında olan Partiler? Bana kalırsa, MHP daha iktidara gelmeden AKP’ye kredi tanımak bir yana, başlangıç sermayesi bile vermiş bulunuyordu. Şimdi de her yeni söylemi, yeni bir kredidir. Bu konuda kanıtlar öne sürerek zaman harcamak bile abestir. Ya CHP? Meclisteki ana muhalefet partisinin kendi politikasını oluşturmaktan bunca aciz kalışı bile bir kredidir AKP için. AKP kurmaylarının ağzından dökülen fakat hangi kurumların öneri ve planlarıyla tasarlanmış olduğu şüpheli gündemlerin ardından koşmaktan yorgun düşmüş bir ana muhalefet partisi. Kendi tabanındaki tepkiyi örgütleyerek AKP’yi geriletmek bir yana bu tepkilerin dağılarak heba olmasına yol açan, bu tabanın güvenini yitiren, böylece kendi kredisi sıfırlanmış bir partinin ısrarla AKP’ye kredi tanıması da artık gülünç oluyor. CHP’ninki artık kredi bile sayılmaz! Nitekim, çeklerin çoktan karşılıksız olduğunu, senetleri kıracak kimse kalmadığını bilen Recp Tayyip kredi önerisini en aşağılayıcı biçimde geri çevirdi.

Heyhat, ne yazık ki iş burada bitmiyor.

Ya Kürd özgürlük hareketinin AKP’ye açtığı kredilere ne demeli? Birileri dağ kovuklarında gerilla savaşı yaparken, bir başkaları kentlerde yürüyüşler ve mitingler düzenlerken, mecliste de Kürd vekilleri yüksek sesle muhalefeti seslendirir gibi yaparken, sıradan insanlar arasında “bu “mesele”yi başabakanın çözebileceğini düşündürecek konumlar sergilendi, davranışlarda bulunuldu. O da yetmedi sözlü demeçler verilerek “bu sorunu isterse O çözer, ondan başka kimse çözemez” gibi sözler söylendi. Erdoğan’ın her çözüm iddiasıyla ortaya çıkışında, hükümetinin çeşitli kademeleriyle kapalı kapılar ardında pazarlığa oturduklarında ona yeni bir kredi vermiş oldular. Belki siyasal arenada ustalıkla manevra yaptıklarını düşünmüş, “bak biz öylesine güçlüyüz ki, devletle pazarlığa oturuyoruz” havasıyla kendi kredilerini yükselteceklerini ummuş olabilirler. Ama öyle olmadı. Krediler her seferinde AKP’nin kasasına aktı ve orada berhava oldu. Dağdan inişler, geri dönüşler hüsranla bitti, çekmecelerden boş kesekağıdı çıktı. Bu arada bir tarafta Barzani’den, öte yanda ABD’den, derken Suriye’ye yönelen emperyalist saldırıdan; daha doğrusu, yardım alabileceğini umduğu -kim ve hangi çıkarlar peşinde olduklarına bakmaksızın- her güçten medet uman Kürd özgürlük hareketi de kendi kredilerinin bir kısmını böylece tüketme yoluna girdi.

Ülkemizde kredi verme meraklısı çok. Bu arada, sadece 12 Eylül darbesinin altında ezilmesi yetmezmiş gibi, dünya çapında da yenik düşen solun büyük bir kesimi de, Kürd ulusal hareketine -hiçbir koşul öne sürmeksizin- destek çıkarak onun kredilerinden kendisine bir pay çıkaracağını umdu. Ne yazık ki, kendi toplama olasılığı olan kredileri de böylece yitirdi. Aksini yapmış olsaydı, belki işçi ve emekçi yığınlardan toplayacağı kredilerle hem kendi güçlenirdi, hem de başta Kürd hareketi içinde belirleyici olabilecek Komünist, sosyalist devrimci öğelere güç katarak hareketin böylesine gelgitlere düşme olasılığını azaltabilirdi. Bu da olmadı. Krediler boşa gitti.

İşte böyle, kredileri bir yandan toplayıp, öte yandan bol keseden harcayan AKP, kendisine kredi sağlayanlara ihanet ederek, onları aldatarak, ya da bir köşeye itip, değersizleştirip, çöpe atarak bugüne geldi. Ülkemizi de bu hale getirerek 2. Cumhuriyet’e devirdi. Şimdi Başbakan’ın son hayali, padişah ecdadı gibi at sırtında sefere çıkarak ülkeler fethederek tarihe geçmek. Ancak zaman o zaman değil, çoktan geçmiş gitmiş.

Toplamaya devam edeceğini sandığı kredilerin sağlayıcıları da kalıcı değil. Recep Tayyip Erdoğan’a “artık haddini bil” sinyalleri veren ABD mi desiniz, Dünya Bankası mı? Aslına bakılırsa bunca kredi bir çeşit enflasyona yol açmış. Suudi Arabistan gibi yeni kredi vereceğini söyleyenlerin ise parası olsa da siyasal/diplomatik değeri yok!

Kredi verecek olanlar şimdi başkaları: Yavaş yavaş direnmeye başlayan işçiler, baskılara karşı tepkisi giderek artan Aleviler, doğalarına sahip çıkan kır emekçileri, bilimin aydınlığından yana olan bilim insanları, akademisyenler, gençler, ikinci sınıf insan muamelesi görmeyi reddeden kadınlar… Giderek kendisini gösteren ve yakında hızla büyüme olasılığı olan her kesimden gayrı memnunlar. Gelecekte bunlardan oluşacak taze ve büyük krediler var. Onlar bu taze kredileri kimlere verecek dersiniz?

Bu soruya yanıtım açık ve kesin: Bundan sonra kredi toplama sırası, geçmişte düşüncesizce kredisini boşa harcamamış olanlarda. Sıra, durmadan, bıkmadan, usanmadan kurtuluş yolunu gösterenlerdedir, Komünistlerdedir; bu yolun sonunda duran hedefe, Sosyalizm’e işaret edenlerdedir. Tabii, onlar maskelerle, takıyye yöntemlerini uygulamayacakları için işleri zor. halkın en geniş kesimlerini, aldıkları krediyi çoğaltarak, baskısız ve sömürüsüz bir yaşam sunarak geri ödeyecek olanlara; Komünistlere

Haber Sol

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.

Polis Protestoculara Müdahale Etti

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’teki Gorkiy parkında gerçekleştirilen protesto gösterisinde kendini yakmak isteyen 40 kişiye polis müdahale etti.

Protestocular, aldıkları kredileri zamanında ödeyemedikleri için evlerinden ayrıldıklarını gözyaşlarıyla anlattı. Polisin müdahalesine tepki gösteren göstericiler, çocuklarının sokakta kaldıklarını, hükümetten borçlarının silinmesi ve kefaletteki evlerinin geri verilmesi talebinde bulundular.

Araba tekerleklerinden şenlik ateşi yakan protestocular, parkta iki aydır çadırda yaşadıklarını, ancak bu gösterinin siyasi mercilerin hiç dikkatini çekmediğini bildirdi.

Aldıkları kredi faizlerinin yüksek olması sebebiyle zamanında kredi ödemesi yapamayan ve evlerinden ayrılanların toplandığını bildiren Azamat Bokoyev, hükümetin onlara yaşamak için ev ve iş vermesi gerektiğini bildirdi. Bokoyev, “Bizim yaşadıklarımız sosyal adaletsizliktir. Dolayısıyla Hükümetin bize ev ve iş vermesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Protestonun yapıldığı yerde cankurtaran ve itfaiye arabaları da hazır bulundu

Protestocular, taleplerinin hükümet tarafından yerine getirilmesine kadar eylemlere devam edeceklerinin bildirdi .

Beyaz Gazete

Ezine’de Toki Konutlarına Başvurular Başladı


Çanakkale’nin Ezine ilçesinde yapımı devam eden TOKİ konutlarına başvurular başladı.

Ezine’de yapımı devam eden TOKİ konutlarının satışları için, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından talep toplanmaya başlandı. Başvurularda, T.C Vatandaşı olmak, 30 yaş ve üzerinde olmak, kanunla kurulmuş sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmamak, 3294 Sayılı Kanuna uygunluğu ilgili SYDV tarafından tespit edilmek ve SYDV’lerden yardım alıyor ve alabilecek durumda olmak, Konutların bulunduğu yerde en az 3 yıldır ikamet etmek, Kendisi ile eşinin, velayeti altındaki çocuklarının ve hanede yaşayan diğer kişilerin mülkiyetinde herhangi bir konutu bulunmamak, TOKİ konutlarından satın almamış olmak ve TOKİ konut kredisi kullanmamış olmak şartları aranacak. Belirtilen şartları taşıyan vatandaşlar, 3 Aralık mesai bitimine kadar başvurularını şahsen Ezine Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfına yapabilecekler.

Mynet

 

Asansör Boşluğunun Metrekaresine 687 TL Ödedik

Habertürk yazarlarından Barış Erkaya bu haftaki yazısında konut fiyatlarındaki artışı ve satın alınan konutun, metrekare bazındaki parasal karşılığını değerlendirdi. Erkaya yazısında şu konulara yer verdi:

Herkesin derdidir, fakat en büyük dert büyük şehirlerde yaşayanlar için. Başını sokacak tek göz bir evin olsun. Bu dert, inşaat ve gayrimenkul sektörünü Türkiye’nin bir anda lokomotif sektörü haline getirdi. pDerem nedeniyle yenilenmesi gereken binalar, vadesi 30 yılı aşan konut kredisi fırsatları, bir ara faizi yüzde 1’in de altına inen konut kredisi faizleri. Hepsi bir araya gelince sektör uçuşa geçti. Fakat “gaz-fren” polemiğinin başladığı geçen yıllarda en büyük darbeyi de bu sektör aldı. Kredi patlamasına hükümet tarafından alınan önlemler sektörden kelle aldı ve sektörün en bilindik markalarından biri iflas bayrağını çekti. Şimdi herkes sırada başkası olup olmadığını merak ediyor. Fakat Türkiye’de son 3.5 yılda yaşanan konut seferberliği ve dar gelirlinin anahtar sevdası arasında artan konut fiyatları, ev sahibi olmanın her babayiğidin harcı olmadığını açıkça gösterdi.

Yani o anahtarı eline almak kor gibi yürek istiyor. “Fiyatlar düşer mi” sorusuna ise, konunun duygusal tarafları elbette o bilindik yanıtı veriyor: Düşer mi hiç, daha da artacak!

Bu cevap elbette kimseyi şaşırtmıyor. Tüccar, “malımın değeri düşecek, şimdi pahalıyken sakın almayın” der mi?

Konut Fiyatlarındaki Artış Neden Kaynaklanıyor?

Kimine göre hızla büyüyen ekonominin etkisi, kimine göre ise özellikle büyükşehirlerde zaten uluslararası emsallerine göre (Örneğin İstanbul için Londra, Paris, Roma, Moskova gibi) ucuz kalan fiyatlardan kaynaklanıyor. Sektöre sorarsanız bu listeyi 100 maddeye tamamlayabilir. Fakat bir ayrıntı sadece benim mi dikkatimi çekiyor?

O Pahalı Evin Fiyatına Aslında Neler Dahil?

Ev satın alanların metrekare bazında gördüğü, fakat çoğu zaman bunun parasal karşılığı konusunda çok düşünmediği bir ayrıntı bu.

O zaman Türkiye’de son 3.5 yılda zaman bir ev satın alanların ödediği faturanın toplam ayrıntısını ben açıklayayım:

Türkiye’de son 3.5 yılda 2.3 milyon adet bina için yapı ruhsatı alındı. Bu ruhsatların toplam yüzölçümü yaklaşık 455 milyon metrekare. Bu kadar metrekareye biçilen toplam bedel ise 276 milyar Türk Lirası. Ve işte çarpıcı gerçek. Bu binaların sadece 274 milyon metrekaresi konut kullanım alanı. Yani oturulacak veya işyeri olarak kullanılacak olan alan, toplam inşa edilen alanın sadece yüzde 60’ını oluşturuyor. Geri kalan alan ise konut dışı kullanım alanı (park yeri, kömürlük, ardiye vs gibi) ile ortak kullanım alanı olarak kabul edilen (merdiven, asansör boşluğu, bahçe payı, yeşil alan vs gibi). Peki bu alanlara ödediğimiz toplam rakam ne kadar?

110 milyar lira, yani 62 milyar dolar!

Bunun Türkçesi şu: Bir evde oturduğumuz, yemek yediğimiz, banyo yaptığımız, misafir ağırladığımız, balkon keyfi yaptığımız alanlara ödediğimiz rakam, toplam ödediğimiz rakamın sadece 5’te 3’ünü oluşturuyor. Geri kalanı apartman hayatı sürmek için ödediğiniz ekstra bedeller.

Yani Türkiye’de, apartman boşluğu da oturduğumuz evin kendisi kadar hızlı değerleniyor. Çünkü yatak odasının metrekare fiyatı ile ardiyenin metrekare fiyatı birbiriyle aynı. Peki birinin çıkıp, “Ben ardiye kullanmak istemiyorum kardeşim, satın almıyorum” deme hakkı var mı? Yok!

Peki örneğin tapuya işlenen otopark için ödenen metrekare fiyatı, aracınızı kaç yıl boyunca özel bir otoparka verdiğinizde ödeyeceğiniz rakama denk düşüyor?

Ya da asansör boşluğuna örneğin 2012 yılı için ödenen metrekaresi 687 liralık bedel, o asansörde yapılan katlar arası yolculuğu dünyanın en pahalı seyahatlerinden biri haline getirmiyor mu?

Hal böyle olunca 100 metrekare daireye 140 metrekarelik para ödemek, vatandaşın anahtar hayalini apartman boşluğuna gömüyor.

Ayışığı Vadi Evleri Uygun Kredi Faiz Oranları ile Ev’lendiriyor

Özellikle kiralama amacıyla konut yatırımı yapmak isteyenlerin tercihleri ise 1+1 ve 2+1 dairelerde yoğunlaşıyor. Konut kredisi faiz indirimi de yatırımcılar için değerlendirilmesi gereken fırsatlar sunuyor.

Beylikdüzü bölgesinde lüks ve nitelikli konut projeleriyle dikkat çeken Demir İnşaat’ın 489 konuttan oluşan Ayışığı Vadi Evleri’ndeki son 5 adet 1+1 dairesi 160 bin TL’den başlayan fiyatlarla sahiplerini bekliyor. Son fırsatları yakalamak isteyenler, uygun kredi faiz oranlarından yararlanarak ev sahibi olabilecek.

İnşaat yatırımları açısından cazibesini her geçen gün artıran Beylikdüzü’nün merkezinde konumlanan ve 15 bin metrekarelik inşaat alanı üzerinde hayata geçirilen Ayışığı Vadi Evleri projesinde 1+1’den 4+1’e kadar çeşitli özelliklerde daire seçenekleri sunuluyor. Kaliteli konut birimlerinin yanı sıra zengin ve iyi planlanmış spor ve yaşam alanları ile eğlence ünitelerinin de yer aldığı projede her blokta, 1 ve 5’inci kat arasında bulunan teraslı daireler site sakinlerine yeşil bir dünya kurma fırsatı da sağlıyor.

Geçtiğimiz hafta Merkez Bankası’nın konut kredisi faizlerini yüzde 1’in altına indirmesi kararını sektör açısından olumlu olarak değerlendiren Demir İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Demir, “Bu karar hem tüketici hem de sektörümüz için sevindirici bir adım. 2012 yılının ikinci çeyreğinde beklentilerimizin altında bir büyüme yaşayan inşaat sektörü Merkez Bankası’nın aldığı faiz indirimi kararı ile birlikte canlanacak. Konut yatırımı yapmayı düşünenleri hareket geçirecek olan bu indirim kararı, sektöre olumlu yansıyacaktır. Ayışığı Vadi projemizin yüzde 75’inin satışını tamamladık; bu gelişmelerle birlikte önümüzde dönemde satışlarımızı hızla sonlandıracağımızı ön görüyoruz. Projelerimize olan yoğun talebin yanı sıra sektörümüzü etkileyen olumlu gelişmelerin yeni yatırımlarımıza da hız kazandıracağına inanıyorum.” dedi.

Milliyet Konut

Kandilli’de Meyve Ağaçları İçinde Şehir Villaları

Milliyet Gazetesi’nin Ofton İnşaat Yönetim Kurulu Eş Başkanı Hakkı Altun’la Kandilli’deki Elysium Serene projesi hakkında yaptığı röportaja göre,projedeki arsanın içindeki ağaçlara dokunulmamış, arsada erik, incir, dut, armut ve elma gibi birçok meyve ağacı yetişiyor. Yüzde 5 eğimiyle manzara hakimiyeti sağlayan arsa özel imarlı bölgede yer alıyor. Hakkı Bey de, yeşilliği, havası ve lokasyonu nedeniyle projeyi ‘şehir villası’ olarak tanımlıyor. Taşıdığı özellikler de Elysium Serene’nin bu unvanı hak etiğini gösteriyor.

İnşaatı Yarıladı

Projede inşaat 2011 yılının Aralık ayında başladı.Hakkı Bey, arazideki eğim nedeniyle temellerin atılmasına işaret ederek işin zor kısımlarını bitirdiklerini anlatıyor. İnşaat seviyesi ise toplamda yüzde 50’yi geçmiş durumda. İnşaatta 150 kişi çalışıyor. İnce işçilikler başladığında ise 500 kişinin çalışacağı belirtiliyor.

Erken Teslim Gündemde

Kış aylarının biraz sert geçmesi inşaatı biraz aksatmış ama sonrasında hız artmış. Şu anda inşaatın seyri takvime uygun olarak gidiyor. Hatta inşaat o kadar hızlanmış ki Hakkı Bey teslimleri 4-5 ay önce yapmayı planladıklarını söylüyor. Bu durumda inşaatlar Eylül 2013’te teslim edilecek.

Hepsi 3+1 Dairelerden Oluşuyor

21 bin metrekarelik satılabilir alanı bulunan proje nin toplam inşaat alanı ise 33 bin metrekare. 17 bloktan oluşan Elysium Serene’de 4 katlı bloklar 8 daireden oluşuyor. Toplam konut sayısı 136. Her katta sadece 2 konut bulunuyor. Konutların da hepsi 135 ile 169 metrekare arasında 3+1 olarak tasarlanmış. Fakat bodrum ve zemin katlar istenirse 4+1 veya 5+1 yapılabiliyor.

Daha büyük metrekarelerde alım gücü düşeceği için projede 3+1 konsepti seçilmiş.

Eski Evi Satıp Yenisini Alıyorlar

Projeye daha çok o bölgede yaşayanlar ilgi gösteriyor. Kandilli bölgesinde tapu sıkıntısı olduğu için tapulu evler ilgi görüyor. Elysium Serene de bu avantajını kullanıyor. Eski evlerini satanlar buradan konut alıyor. Bir de bölgede ya çok lüks villalar ya da eski evler var. Elysium Serene, yeni olması ve fiyat avantajıyla önemli bir boşluğu da dolduruyor. Projeden konut alanların yüzde 20’si Ofton’un eski müşterileri.

Kuveyt’ten Alan Var

Projedeki 136 konutun yüzde 40’ı satılmış. Fakat İsmail Bey bu durumdan hiç memnun değil. Yüzde 40 satış oranını başarı olarak görmeyen Hakkı Bey, bu oranın yüzde 80 olması gerektiğini söylüyor. Öte yandan projeye yabancılar da ilgi gösteriyor. Kuveyt’ten bile gelip konut alan olmuş. Projeden daire alanlar oturmak istiyor. Konut alanlar için düzenlenen barbekü partisinde de komşular birbirleriyle tanışma fırsatı da yakalamış.

Fiyatlar Artıyor

Proje ilk satışa çıktığı zaman metrekare fiyatı 5 bin 500 ile 6 bin lira arasındaydı. Şimdi ise 6 bin ile 7 bin 500 lira arasında değişiyor. Fiyatlar inşaat seviyesine göre kademeli olarak artırılıyor. Proje tamamlandığında çıkması beklenen seviye ise 7 bin 500 8 bin lira. Hakkı Bey benzer projelerde fiyatın 10 bin liraya kadar çıkabildiğini belirterek, Elysium Serene’in fiyatlarına dikkat çekiyor.  Projede 720 bin liradan başlayan fiyatlar 1 milyon 100 bin liraya kadar çıkıyor.

Projeye 4 Yıl Uğraştı

Toplam 25 bin metrekarelik arsada yapılan proje için İsmail Bey uzun süre uğraştıklarını anlatıyor. Boş durumda bulunan arsa için plan tadilatlarını ve imarını kendileri çıkartmış. Hakkı Bey, 4 yıl projenin planlarını çıkarmak için uğraştıklarını söylüyor.

Aidatı Sakinler Belirleyecek

Projede kapalı ve açık yüzme havuzu, fitness, sauna, buhar odası, kuaför, market, kafeterya, tenis kortu, spor sahası ve su oyunları alanı var. Proje tamamlandığında site yönetimini Ofton yapmayacak. Site sakinleri kendi yönetimini oluşturacak. Aidatları da site sakinleri belirleyecek.

Satış Ofisi Belediyeye Kalacak

Projenin 250 metrekarelik satış ofisi var. Mimar Sabri Paşayiğit projeyi tasarladığı gibi satış ofisini de tasarlamış. Cam ve çelikten yapılan ofis projedeki konutların da ana hatlarını yansıtıyor. Ofton, projenin inşaatı tamamlandıktan sonra satış ofisini belediyeye bırakacak. Bu sayede bölge güzel bir binaya sahip olacak.

Açık Mutfak Konseptine Sahip

Projenin örnek dairesi de tamamlanmış. Hakkı Bey ile örnek daireyi birlikte gezdiğimde oldukça şaşırdım. Çok büyük olmasına rağmen 3+1 konutlar açık mutfaklı yapılmış. Yerden tavana kadar camlar açık mutfakla birleşince çok ferah bir daire ortaya çıkmış. Hakkı Bey de bunun yeni bir tarz olduğunu belirterek, alıcıların hepsinin bu konsepti beğendiğini söylüyor. Örnek dairede kullanılan malzemeler ve işçilik oldukça iyi görünüyor. Alışılmışın dışında 3+1 daire isteyenlerin bu daireleri seveceğini düşünüyorum. Alıcılar daire dekorasyonu için iki farklı renk seçeneği veriliyor. Parke, kapı ve mutfak dolapları seçilebiliyor.  Ayrıca, merkezi ısıtma ve soğutma ile ankastreler ve 5 yıllık inşaat garantisi projenin öne çıkan artıları arasında.

Otopark Sorunu Yok

Projeden konut alacaklar otopark sorunu çekmeyecek. Çünkü 10 bin metrekarelik alan otoparklar için ayrılmış. Bu durumda her daireye 2 otopark düşecek.

Banka Garantisi Var

Ofton, kampanyalara ağırlık veren bir firma değil. Elysium Serene’de de projenin nitelikli olmasından dolayı kampanya yapılmıyor. Fakat, Garanti Bankası, ING, Halkbank, Yapı Kredi ve Akbank’tan uygun faizlerle konut kredisi kullanılabiliyor. Bu da konut almak isteyenlere çok önemli bir güvence veriyor.

Nasıl Gidilir?

Elysium Serene projesine 1. köprüden gitmek için Beylerbeyi sapağından sapılıyor ve Kandilli’ye doğru gidiliyor. Tabelalar projeyi gösteriyor. Sahil yolundan da projeye ulaşılıyor. Proje Çengelköy sahile 1.2 kilometre uzaklıkta bulunuyor. 2. köprü çıkışından ise Kavacık’tan aşağı iniliyor. Hekimbaşı-Kandilli yolundan projeye ulaşılıyor.