Tag: kredi büyümesi

Tüketici Kredi Büyümesi 6 Yılın Dibinde

ev_3766Yüzde 40 tüketici kredi büyümelerinin Türkiye ekonomisinin fazla ısındığına dair endişelere sebep olduğu günler çok eskide kaldı.

BusinessHT’de yer alan habere göre, kredi kartı taksitlerinin sınırlandırılması ve genel karşılık oranlarının artırılması gibi borçlanmayı azaltma amaçlı önlemlerin yanı sıra yüksek faizler ve kötüleşen tüketici güveni bireysel kredilerin büyüme hızının 2009’dan bu yana en düşük seviyeye gelmesine sebep oldu.

En son kredi büyümesi bu hıza ulaştığında, yani 2009 yılında, ekonomi yaklaşık yüzde 5 daralmıştı.

Kaynak: Milliyet

 

Ziraat/Dereli: 2016 Bankacılık Sektörü İçin Toparlanma Yılı Olacak

1844389_1aZiraat Yatırım’dan Dereli, “2016 yılının 2015’e nazaran bankacılık sektörü açısından bir toparlanma yılı olacağını ve sektör karlılığında çift haneli büyümenin yakalanabileceğini düşünüyoruz” dedi.

Bankacılık sektöründe büyümenin yavaşladığı bir yıl geride kalırken, 2016 yılında toparlanmanın yaşanacağı bekleniyor.

Küresel piyasalarda ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yıl boyunca oluşturduğu belirsizlik ortamı aralık ayında gelen faiz artırımıile bir miktar azalsa da 2015’in genelinde yüksek oynaklığa neden oldu.

Gelişmekte olan ülke para birimleri dolar karşısında yüzde 50’ye yakın değer kaybederken, bu ülkelerde büyüme yavaşladı ve fon çıkışı yaşandı.

Yurt içinde ise iki seçimin yaşanması, jeopolitik gelişmeler ve makro ihtiyati tedbirler bankacılıksektörü üzerinde baskı oluşturdu.

Bankacılık sektöründe kurdan arındırılmış kredi büyümesi yılın 11 ayında yüzde 11 düzeyinde gerçekleşirken, sektörün özkaynak karlılığı 2014 sonundaki yüzde 11,6 seviyesinden, Ekim 2015’te yüzde 10,4 seviyesine geriledi.

Karlılıktaki gerilemeyle birlikte bankaların sermayesi de erimeye başladı. Sektörün sermaye yeterlilik rasyosu (SYR) 2014 sonunda yüzde 16,3 iken, ekim ayında bu oran yüzde 15,3 seviyesine indi.

AA muhabirine bankacılık sektörünün 2015 yılı değerlendirmesi ve 2016 yılı öngörülerini paylaşan Ziraat Yatırım Araştırma Departmanı Yönetmeni Harun Dereli, 2015’in bankacılık sektörü açısından oldukça zor bir yıl olduğunu belirtti.

Dereli, bu yıl arka arkaya yapılan iki seçim, Fed’in faiz kararına yönelik belirsizlikler, kurlardaki sıçrama ve faizlerdeki yükselişlerin bankacılık sektörünü olumsuz etkilediğini söyledi.

Ücret ve komisyon gelirlerinde BDDK’nın yapmış olduğu düzenlemeler ile ücret ve komisyon geri ödemelerinin de karlılık üzerinde baskı oluşturduğuna işaret eden Dereli, mevduatta yaşanan rekabet ve mevduat maliyetlerindeki artışın da net faiz marjlarını negatif etkilediğini dile getirdi.

Özsermaye karlılığında ciddi düşüşler yaşandığına dikkati çeken Dereli, sermaye yeterlilik rasyolarının da tüm bu gelişmelerden olumsuz etkilendiğini ifade etti.

Dereli, özellikle 3. çeyrekte, kur ve faizlerdeki sert yükseliş ile menkul kıymetlerden elde edilen gelirlerin TÜFE endeksli kağıtlar nedeniyle ciddi bir şekilde daralmasına bağlı olarak Türk bankacılık sektöründe en kötü çeyreklerden birinin yaşandığını belirtti.

Sektörün ekim ayı verilerine göre kur ve faizlerin kısmen istikrar kazanmasıyla son çeyreğe ise oldukça iyi bir başlangıç yaptığını vurgulayan Dereli, şunları kaydetti:

“Buna ilaveten, 1 Kasım seçimlerinin ardından oluşan politik istikrar ile kur ve faizlerde görülen gevşeme, TÜFE endeksli tahvillerin yapacağı olumlu katkı, ücret ve komisyon geri ödemelerindeki yavaşlama ile mevduat maliyetlerindeki artışların kredilere yansıtılmasının olumlu katkısının daha belirgin hissedilecek olması son çeyreğin bankacılık sektörü açısından oldukça iyi geçeceğine işaret etmektedir.

Tüm bunlara bağlı olarak oldukça zor bir yıl olmakla birlikte bankacılık sektörünün 2015 yılı karının bir önceki yılın karının üzerinde gerçekleşeceğini ve kur ve faizlerdeki düşüşle birlikte sektörün sermaye yeterlilik oranının yüzde 15’in üzerinde oldukça rahat bir seviyede kalacağını düşünmekteyiz.”

2016 bankacılık sektörü için toparlanma yılı olacak

Harun Dereli 2016 yılında, 2015’te net dönem karında baskı oluşturan TÜFE endeksli kağıtların getirilerinde enflasyonda ciddi bir değişim beklenmemesine paralel önemli bir değişim öngörmediklerini söyledi.

Mevduat maliyetlerinin kredilere yansıtılmasının etkilerinin gelecek dönemde daha belirgin bir şekilde hissedileceğini öngören Dereli, bu durumun kredi mevduat faiz marjının açılmasını sağlayarak net faiz marjını destekleyeceğine işaret etti.

Bu yıl ciddi bir sorun olan ücret ve komisyon geri ödemelerinin 2016 yılında yavaşlayacağı ve operasyonel giderlerin normalleşeceğini düşünen Dereli, bunlara ilaveten, 2016 yılında kurların istikrarlı kalacağını aktardı.

Dereli, bu durumun bankaların ticari kar/zarar kalemini destekleyeceğini belirterek, “Kurlardaki istikrar ve gösterge faizlerdeki düşüş ayrıca bankacılık sermaye yeterlilik rasyolarına da olumlu katkı sağlayacaktır” dedi.

BDDK’nın aralık ayı sonunda Basel Düzenleme Tutarlılığı Değerlendirme Programı kapsamında mevzuatta yapılan değişiklikleri içeren yeni düzenleme taslaklarını açıkladığını anımsatan Dereli. şöyle devam etti:

“Buna göre yeni düzenleme taslağında ikamet amaçlı konut kredilerinin risk ağırlıklarının yüzde 50’den yüzde 35’e düşürülmesi yer alırken, ayrıca BDDK tarafından konut dışı tüketici kredileri ile kredi kartlarına ilişkin olarak daha önceden getirilen yüksek risk ağırlıklarının Basel standartlarında belirtilen seviyelere getirilmesi de öngörülmektedir. Bu düzenleme taslağıyla alakalı görüşlerin alınmasının ardından, düzenlemelerin Mart 2016’da yürürlüğe girmesi planlanmıştır.

İkamet amaçlı konut kredilerindeki risk ağırlıklarının düşürülmesi sektörün SYR’ye tahmini 10-20 baz puan olumlu katlı yapacaktır. Diğer taraftan, konut dışındaki diğer tüketici kredileri ve kredi kartlarında yapılacak düzenlemeler de SYR’yi olumlu destekleyecektir.”

Dereli, tüm bu varsayımlara bağlı olarak 2016 yılının 2015’e nazaran bankacılık sektörü açısından bir toparlanma yılı olacağını ve sektör karlılığında çift haneli büyümenin yakalanabileceğini söyledi.

Ekonomide kaydedilecek düşük büyüme, kur ve faizlerin beklentilerin aksine yeniden yükseliş trendine girmesinin risk unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dereli, “BDDK’nin yapacağı ve karlılık üzerinde baskı oluşturabilecek yeni düzenlemeler ile kesilebilecek cezalar sektör karlılığı açısından risk unsurlarıdır” diyerek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Bloomberght

5 Aylık Belirsizliğin Ekonomiye Faturası Ağır Oldu

garanti-bankasiBEKİR GÜRDAMAR – Küresel finans piyasalarındaki oynaklığın arttığı bir dönemde, yurt içindeki 5 aylık siyasi belirsizliğin ekonomiye faturası ağır oldu.Küresel ekonomi ve finansal koşullara.

İSTANBUL (AA) – BEKİR GÜRDAMAR – Küresel finans piyasalarındaki oynaklığın arttığı bir dönemde, yurt içindeki 5 aylık siyasi belirsizliğin ekonomiye faturası ağır oldu.

Küresel ekonomi ve finansal koşullara ilişkin belirsizliklerin öne çıktığı 2015 yılında,Türkiye’de özellikle gerçekleştirilen iki genel seçim arasındaki siyasi belirsizlik milyarlarca liralık kayıplara yol açtı.

Yılın ilk aylarında pozitif bir seyir izleyen yurt içi piyasalar, 7 Haziran’daki genel seçimöncesinde yayımlanan anketlerde yaklaşık 13 yıldır süren tek parti iktidarına ara verilebileceğine işaret etmesi ile negatife dönerek, finansal alan ile vatandaşların tasarruflarında, ekonomik göstergeler ile de genel bütçede yara açtı. 7 Haziran seçimi öncesindeki anketlerle tek parti hükümeti kurulamayacağı beklentilerinin arttığı günlerden 1 Kasım seçimine kadar geçen süreçte, ülkenin büyüme hızı iç talep azalmasıyla yavaşlarken, döviz kurlarındaki sert yükseliş ile yatırımlar azaldı, enflasyon ve borçlanma maliyetleri yükseldi.

Tüketici güveni 6,5 yılın en düşüğüne geriledi

Yatırımcıların, ekonomik ve siyasi istikrarın bozulacağı endişesi, öncelikle döviz kurları ve faizlerin yükselişine neden olurken, enflasyon, borçlanma maliyetleri ve ticaretin yavaşlaması kanalıyla da hızlı şekilde vatandaşın cebine yansıdı.

Tüketici güven endeksi de 66,4 seviyelerinden eylülde 58,5’e gerileyerek son 6,5 yılın en düşük düzeyine indi. Döviz kurundaki hızlı yükselişin etkilediği kaynaklardan biri de Merkez Bankası rezervleri oldu. Döviz kurundaki sert yükselişi yavaşlatmak ya da durdurmak için döviz satışına devam edilmesi ile Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 3 yıl aradan sonra 100 milyar doların altına düştü, toplam rezervler de 117,5 milyar dolara gerileyerek yaklaşık 3 yılın en düşük seviyesini gördü.

Şirketlerin piyasa değeri 120 milyar lira azaldı

7 Haziran’da gerçekleştirilen genel seçim öncesinde 89.000 puan sınırına kadar yükselen Borsa İstanbul 100 (BIST 100) endeksi, anketlerde tek başına hiç bir partinin hükümet kurmak için gerekli çoğunluğa ulaşamayacağı tahminleri ile düşüşe başlamış veseçim sonuçları ile düşüşünü hızlandırarak 70.000 puan seviyelerine kadar gerilemişti.

Borsa İstanbul’a kote şirketlerin toplam piyasa değeri bu dönemde yaklaşık 120 milyar lira eriyerek 536 milyar liraya kadar düştükten sonra 1 Kasım seçimi öncesinde 598 milyar lira seviyelerinde dengelendi.

BIST 100 endeksi 2015 yılının ilk aylarında 90.000 puanın üzerini test ederken, analistler 100.000 seviyelerini hedef gösteriyor, Borsa İstanbul yöneticileri endeksten sıfır atmak için çalışmalara başlanabileceğini söylüyordu.

Endeks, yurt içinde siyasi istikrar endişeleri ile küresel piyasalardan negatif ayrışarak yıl içinde yüzde 20’nin üzerinde değer kaybetti. 1 Kasım seçiminden tek parti iktidarını sağlayacak sonuç çıkabileceğine ilişkin beklentilerle kayıplarının bir kısmını telafi eden endekste, seçimin ardından “tek parti” coşkusu ile şirketlerin toplam piyasa değeri bir günde 30 milyar lira yükseldi. BIST 100 endeksi seçimin ertesi günü 84.000 seviyelerini test etti.

Özel sektörün kısa vadeli döviz borcunun maliyeti 10 milyar lira arttı

Küresel piyasalarda ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artırım sürecine ilişkin beklentiler ve belirsizliklerin etkisiyle doların değerlenmesi, yurt içinde 7 Haziran seçimi ile hızlandı. TL, bu dönemde diğer ülke para birimlerinden negatif ayrışarak dolara karşı yüzde 15’in üzerinde değer kaybetti ve tüm zamanların en düşük seviyesini gördü. 7 Haziran seçimi öncesinde 2,65 lira seviyelerindeki dolar, haziran seçiminde hiçbir partinin tek başına iktidarı elde edememesinin ardından ivme kazanan yükselişiyle 3,0753 lira ile tüm zamanların en yükseğine çıktı.

Döviz kurları, özellikle de dolardaki yükseliş, birçok alanda hammade konusunda yurt dışına bağımlı olan Türkiye’de aynı zamanda maliyetlerin ve enflasyonun artması anlamına geliyor. TL varlıklarındaki değer kaybının, uluslararası piyasalarda finansman koşullarının da zorlaşmasına yol açtığı göz önüne alındığında, sadece kurlardaki hızlı artış dolaylı olarak herkese büyük bir fatura çıkarıyor. Özel sektörün ortalama 30 milyar düzeyindeki kısa vadeli dış borcunun da döviz kurundaki yükseliş dikkate alındığında TL bazında yaklaşık 10 milyar lira arttığı tahmin ediliyor.

Hazine’nin borçlanma maliyeti yükseldi

Aynı dönemde piyasa faizlerindeki yükselişin etkisiyle Hazine’nin borçlanma maliyetlerinde de önemli artışlar görüldü. Mayıs ayındaki borçlanmalarını ortalama yüzde 9,8 bileşik faizle gerçekleştiren Hazine’nin, ekim ayındaki borçlanma maliyetleri 110 baz puan civarında artarak yüzde 11’e yaklaştı.

Bu dönem içinde düzenlediği ihalelerle toplam 28,5 milyar lira borçlanan Hazine’ye faizlerdeki yükselişin maliyetinin 300 milyon lirayı bulduğu hesaplanıyor.

100 bin liralık konut kredisine 20 bin lira ek fatura

Konut almak isteyen vatandaş için iki seçim arasında kredi maliyetlerindeki artış el yaktı. Seçim öncesinde 100 bin TL tutarında 10 yıl vadeli konut kredisi kullanan bir kişi, aylık ortalama 1.414 TL ödeyerek toplamda 170 bin TL kredi geri ödemesi yaparken, 7 Haziran sonrasında bu tutarlar sırasıyla 1.584 TL ve 190 bin TL’ye yükseldi. Böylece siyasi belirsizlik, jeopolitik riskler ve küresel gelişmelerin etkisiyle tüketicinin kaybı 20 bin TL’ye ulaştı.

7 Haziran seçimi öncesinde aylık konut kredi faiz oranı yüzde 0,97 düzeyinde ikenseçim sonrasında yüzde 1,21’e kadar yükseldi. Yıllık bazda ise konut kredi faiz oranı aynı süreçte 280 baz puanlık artışla yüzde 14,86’ya çıktı.

Faizlerdeki yükseliş tüm borçlanma maliyetlerine yansıdı

Taşıt kredi faiz oranları da 7 Haziran seçimi öncesindeki yüzde 13 düzeyinden seçimsonrasında yüzde 16 seviyesine yükselirken, 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri arasındaki 5 ayda artış 300 baz puanı buldu.

Bu süreçte 30 bin TL ve 36 ay vadeli taşıt kredisi kullanan vatandaş, yaklaşık 2 bin TL fazladan para ödedi.

Tüketicilerin en sık başvurduğu ihtiyaç kredisinde de durum pek değişmedi. 7 Haziran öncesinde yüzde 15 dolayındaki ihtiyaç kredisi faiz oranı, 5 ayda yüzde 18’e kadar yükseldi. 24 ay vadeli 10 bin lira ihtiyaç kredisi kullanan tüketicinin zararı 355 TL oldu.

Karşılıksız çek tutarı yüzde 34 artarak 8,9 milyar liraya yükseldi

Faizlerdeki artış ve TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı, ticaret hayatında da dalgalanmalara yol açtı. Tüketicilerin, taleplerini siyasi ve ekonomik gerekçelerle ötelemesi ve yatırımların yavaşlaması ekonominin büyüme hızını düşürürken, ticari hayatın olmazsa olmazı çek ve senetlerin ödenmesinde de sıkıntılar görüldü.

Haziran-eylül döneminde toplam 3 milyar 434 milyon TL tutarında senet protesto edildi. Bu tutar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,9 artışa işaret ediyor. Aynı dönemde protestolu senet sayısı da yüzde 0,5 artarak 341 bin 831’e yükseldi.

Bu dönemde “karşılıksız” işlemi yapılan çek sayısı ve tutarı arttı. Haziran-eylül aylarında geçen yılın aynı dönemine göre karşılıksız çek sayısında yüzde 18,3, tutarında da yüzde 33,5 artış kaydedildi. Haziran-eylül dönemindeki karşılıksız çeklerin tutarı ise 8,9 milyar TL’ye yükseldi.

Kaynak: Bugün

Ziraat`ten 3,6 Milyar Lira Net Kar

37886Ziraat Bankası 9 aylık dönemde yüzde 18 artışla 3,58 milyar TL net kar elde etti.

Ziraat Bankası’nın karı 2015 yılının ilk 9 ayında yüzde 18 oranında artışla 3.582 milyon TL olurken, 3. Çeyrek karı ise 1.152 milyon TL olarak gerçekleşti.

Bankanın 3. çeyreğe ilişkin finansal verilerini değerlendiren Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, müşteri odaklı bir anlayışla iş modellerini ve bilançolarını geliştirmeye devam ettiklerini belirtti.    Genel Müdür Hüseyin Aydın “Bireysel ve kurumsal çözüm önerilerimiz ile çiftçilerimizden emeklilerimize, temel tarım ürünlerinin finansmanından tarımsal sanayi işletmelerine, reel sektördeki küçük ölçekli işletmelerden ülkemizin en büyük firmalarına ve büyük projelerin finansmanına kadar  herkesin bankası olmak için, müşterilerimize ve ülkemize değer katmak için faaliyetlerimizi geliştiriyoruz.

Müşterilerimiz ile birlikte verimli ve sürdürülebilir olarak büyüme hedefi ile bu yılın 9 aylık döneminde aktif toplamını %21 artırırken, kredileri %28 oranında artırarak reel sektör odaklı  büyüme stratejimizi sürdürdük” dedi.

Müşteri ağırlıklı bilanço hedefiyle uyumlu olarak nakdi kredilerin aktif toplamı içerisindeki payını %60’ın üzerine çıkardıklarını belirten Aydın “Nakdi ve gayrinakdi kredilerin toplamında 239 milyar TL’yi aştık. 3. çeyrekte nakdi kredilerimiz 13,1 milyar TL artışla %8 büyüme kaydetti. Sektörün en büyük nakdi ve toplam kredi büyüklüğüne sahip bankası olduk.

Kurumsal kredi portföyümüzde %24 paya sahip tarım sektörü dahil, ülkemizin üretim potansiyelini artıran, istihdam sağlayan, cari dengeye destek olan imalat, enerji, ulaştırma, lojistik, turizm gibi sektörler başta olmak üzere reel sektöre finansman ve diğer bankacılık çözümleri sunmayı sürdürüyoruz” dedi.

Genel Müdür Hüseyin Aydın “Girişimci bankacılık anlayışımızla KOBİ müşterilerimize farklı ve yeni çözümler sunuyoruz. Bunu yaparken girişimci bankacılık kapsamındaki KOBİ müşterilerimize etkin iş süreçleri ile bu çerçevede dizayn ettiğimiz ihtisas şubelerimiz kanalıyla hizmet veriyoruz.

Proje finansmanına yönelik kredilerimiz ile ülkemizin alt yapısının geliştirilmesine, üretim kabiliyeti ve istihdamının artırılmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Proje finansman büyüklüğümüz, Eylül sonu itibariyle toplamda 6 milyar USD seviyesine ulaşmış bulunuyor.

Reel sektöre sağlanmakta olan finansman ve diğer bankacılık hizmetlerinin yanı sıra, bireysel bankacılığımızı da bireysel müşterilerimizin ömür boyu bankacılık ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlayıp geliştiriyoruz. 30 milyona yakın müşterisi ile bireysel bankacılıkta da söz sahibi olmak yönünde ilerlemeyi sürdürüyoruz” diyerek açıklamalarına devam etti.

Takipteki kredilerden herhangi bir satış yapılmamasına karşın kredi kalitelerinin olumlu seyrini sürdürdüğünü belirten Hüseyin Aydın, Bankanın risk iştahını kurumsallaştırmaya devam ettiğini ifade ederek bu kapsamda teknoloji ağırlıklı alt yapılarını, değişen koşullara uygun olarak güncelleyip geliştirdiklerini sözlerine ekledi.

Takipteki kredi rasyomuz sektör ortalamasının altında

Hüseyin Aydın “Sadece takipteki kredi rasyosunun değil aynı zamanda risk maliyet rasyosunun da olumlu seyri, kredi süreçleri yönetim araçlarımızın etkinliğini ve kredi kalitemizin sürdürülebilirliğini teyit etmektedir. %1,6 ile sektör ortalamasının yaklaşık yarısı düzeyindeki takipteki kredi rasyosu ve şu anda 0,5 puan olan risk maliyetimiz de kredi kalitemizin sürdürülebilir olduğunu teyit eden en net göstergelerdendir.

Tabana yaygın mevduat ve çeşitlendirilmiş kaynak yapımızı sürdürüyoruz. Yeni mevduat ürünlerini müşterilerimize sunarak ekonomimizde kıt kaynak olan tasarrufun geliştirilmesine katkı sağlıyoruz. Müşteri odaklı stratejimizle uyumlu olarak bilançomuzun kaynak yapısını geliştirmeye devam ediyoruz.

Mevduatımızın büyüme oranı, 3. çeyrekte yaklaşık %10 ve 9 aylık dönemde  %23 olarak gerçekleşmiştir. 3. çeyrekteki mevduat büyümemiz, kredi büyümesinin üzerinde ve 16,8 milyar TL olmuştur. Mevduatın yanı sıra yurt dışı dahil olmak üzere  mevduat dışı kaynak temini ile kaynaklarımızın çeşitlendirilmesi süreci devam ediyor” dedi.

Değişim süreci boyunca  uluslararası finans kurumlarından uzun vadeli, toplam 2 milyar USD dolayında kredi temin edildiğini açıklayan Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, bu kredilerin özellikle KOBİ müşterilerinin finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarla karşılanmasında kullanıldığını söyledi.

Hüseyin Aydın “Yaklaşık 4 yıldır sürdürmekte olduğumuz değişim ve dönüşüm projesini, tamamen kendi kaynaklarımızla gerçekleştiriyoruz. Gerçekleştirmekte olduğumuz değişim sürecinin gerektirdiği yatırım ve işletme giderlerine rağmen  güvenli bir şekilde sektör ortalamasının altında seyretmekte olan ve hali hazırda % 40’ın altında bulunan maliyet/gelir rasyosu, maliyetlerin ve gelirlerin doğru yönetilmekte olduğunu teyit etmektedir.

Operasyon merkezimiz dahil olmak üzere şube dışı hizmet kanallarına taşımakta olduğumuz işlem oranını %80’lerin üzerine çıkarmış durumdayız. Böylelikle ölçek ekonomisinden yararlanarak hizmet kanallarımızın etkinliği ve verimliliğini yükseltiyoruz. Artık şubelerimizde  müşteri ilişki yönetimi daha etkin yapılabilmektedir.

Türkiye’de 400’den fazla yerleşim biriminde tek banka olmak üzere Eylül sonu itibariyle 1.776’ya ulaşan yurtiçi şube ağı, 6.443’e ulaşan ATM’si, internet şubesi, Ziraat Cep Şubesi ve çağrı merkezi ile her yerde herkese bankacılık hizmetlerini ulaştırmaya, müşterilerimizin finansal ihtiyaçları karşılamaya devam ediyoruz Son 1 yıllık dönemde yurtiçi şube sayısını 115, ATM sayısını ise 509 adet artırdık.” diyerek sözlerine devam etti.

Aydın “Devam etmekte olan değişim sürecinde  kredilerimizi %154 ve şube sayımızı %24 artırdık. Çalışan sayımızı aynı seviyede tutarken verimliliğimizi artırmayı başardık. Şube ve personel başına kredilerde sırasıyla yaklaşık %105 ve %150 artış sağladık. Şube ve çalışan başına verimliliklerimizdeki iyileşmelere devam ediyoruz.

Dünyanın en yaygın Türk bankası

Gerek yurtiçi gerek yurtdışı iştirak ve ortaklıklarımızla finans grubumuzun faaliyetlerini geliştirmeyi sürdürüyoruz. Yurtdışında Kosova ve Karadağ’da da faaliyete geçerek faaliyet gösterdiğimiz ülke sayısını 18’e, hizmet noktasını da 96’ya çıkarmış bulunuyoruz.  Balkanlarda ve Orta Asya’da büyüme ve daha etkin bankacılık yapma stratejimizi sürdürüyoruz. Yurtdışında hizmet verdiğimiz her ülkede, o ülkenin ‘yerli’ bankası olmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönem yurtiçi ve yurtdışı iştiraklerimizin etkinliğini artırarak konsolide bilanço ve gelir tablomuza katkılarını artırıyor olacağız. Böylelikle ‘global Ziraat müşterisi’ hedefimize adım adım yaklaşıyor olacağız” dedi.

Yurtdışında yaygın hizmet ağı ve geniş muhabir banka ağı ile dış ticaret işlem hacmini artırmaya devam ettiklerini sözlerine ekleyen Genel Müdür Hüseyin Aydın, Ziraat Bankası’nın dış ticarette  değişim süresi boyunca  yaklaşık %2 olan pazar payının %9’a yükseldiğini belirtti.

Karlılık ve verimlilik içerisinde istikrarlı olarak büyümek ana yönetim stratejileri çerçevesinde karlılık ve verimlilik göstergelerinde sektörün en iyi bankası olduklarını ifade eden Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, karlılık ile desteklenen güçlü sermaye yapısı ile ülkemizin ihtiyaç duyduğu finansman ihtiyaçlarını karşılamak ve tasarrufun geliştirilmesine destek olmak için azimle çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

Hüseyin Aydın sözlerine “Geçen yılın aynı dönemine göre bu yılın 9 aylık döneminde net karımız %18 artışla 3.582 milyon TL ve 3. Çeyrek karımız ise 1.152 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. İhtiyaçlara uygun olarak geliştirilen iş modeli ve bilanço yönetimi ile gerçekleşen olumlu mali performansın son yıllardaki seyri sonuçların bir kerelik değil sürdürülebilir olduğunu göstermektedir.

Karın önemli bir bileşeni olan ücret ve komisyon üretiminde  ölçülü, adil, açık ve hesap verebilirlik çerçevesindeki stratejimizi sürdürürken geliştirdiğimiz iş hacmiyle orantılı olarak gelişim sağlamaya devam edeceğiz. Ücret ve komisyon uygulamalarımızla sektörün en iyi uygulamalarına örnek teşkil edeceğiz” diyerek devam etti.

Büyüklük yarışına girmeden büyük olmaya devam edeceğiz

Aydın “Ziraat Bankası  bilanço büyüklüğünde, nakdi ve toplam kredi, mevduat, konut kredisi, ihtiyaç kredisi, kar rakamı ve şube sayısında sektörün bir numaralı bankası haline gelmiştir. Büyüklük yarışına girmeden büyük olmaya devam edeceğiz. Sermaye yeterlik rasyomuz, kredilerimizi sürdürülebilir bir şekilde büyütmemize imkan vermektedir”

Bu sonuçların, sermayesinin tamamı kamuya ait olan bir banka olmamız itibariyle de ayrıca önemibulunmaktadır. Emanet alınmış olan kamu sermayesinin doğru ve etkin yönetim ile güçlendirilmesi, ‘Ziraat’in piyasa değerinin yüksek ve ülkenin en önemli aktifleri arasında olması,  en önemli yönetim stratejilerimiz arasında yer almaktadır.

Ziraat Bankası, sergilemekte olduğu olumlu performansın orta ve  uzun vadede de sürdürülebilir olmasını sağlamak için iş modelini  dinamik, küresel ve dahili makro çerçeve ile uyumlu ve rekabete açık kurmaktadır ve bunu sürdürecektir” diyerek açıklamalarına son verdi.

Kaynak: Gazetevatan

Kredi Çekmek İsteyenlere Fırsat Doğdu

37886Kredi çekmek isteyenleri sevindiren haber geldi . Kredi faizleri inecek . 

Merkez Bankası’nın uyguladığı üç faizde birden indirim yapması hem tüketiciye hem büyümeye katkı verecek. Bankaların gecelik borç verme faizini yüzde 11.25’ten yüzde 10.75’e çeken Merkez, tüketici ve sanayicinin bankalardan kullandığı kredi faizlerinin de 0.5 puan inmesini sağlayacak. merkez bankası Para Politikası Kurulu dün uyguladığı üç faiz oranında birden indirim yaptı. Politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 7.75’ten yüzde 7.50’ye tavan faizi de yüzde 11.25’ten yüzde 10.75’e, taban faizi ise yüzde 7.50’den yüzde 7.25’e indirdi. Peki Merkez Bankası’nın bu indirimi ne anlama geliyor. Tavan faizdeki indirim direkt tüketici ve sanayicinin kredi faizlerini etkiliyor. Uzmanlara göre tavan faizdeki 50 baz puanlık indirim şu anda yüzde 16-19 arasında değişen ihtiyaç kredisi faizlerini 0.5 puan aşağıya çekecek. Tüketici faizine olumlu yansıyan bu indirim mevduat faizlerinde de düşüş yaratacak. Mevduat faizlerinin de 0.3-0.5 puan arası düşmesi bekleniyor. TEMKİNLİ YAKLAŞIM   Merkez Bankası dün aldığı kararla uzlaşmacı bir tutum sergilemeye çalışırken, siyasilere, “faizi indirdim”, piyasaya ise, “ölçülü indirdim” mesajı verdi. Kurul toplantısı sonrası yapılan açıklamada, sıkı para politikası duruşunun ve alınan makro ihtiyati önlemlerin etkisiyle kredi büyüme hızlarının makul düzeylerde seyrettiği belirtilerek, dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyrinin cari dengedeki iyileşmeyi desteklediği ifade edildi. Dış talebin zayıf seyrini korurken, iç talebin büyümeye ılımlı düzeyde katkı verdiğine değinilen açıklamaya şöyle devam edildi:  “Kurul, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirmektedir. Uygulanan temkinli para ve maliye politikaları ile alınan makroihtiyati önlemler enflasyonu, özellikle enerji ve gıda dışı (çekirdek) enflasyon göstergelerini ve enflasyon beklentilerini olumlu yönde etkilemektedir. Kurul, çekirdek enflasyondaki düşüşün devam edeceğini öngörmektedir. Bununla birlikte, enflasyondaki düşüşün kalıcı olması için para politikasında temkinli bir yaklaşım gerekmektedir.” BÜYÜMEYE DESTEK OLACAK Ocak ayında aldığı kararla siyasilerin eleştirileri ile karşı karşıya kalan Merkez Bankası dün aldığı kararla büyümeye destek olacak bir adım attı. Bankaların kredi verirken kıstas kabul ettiği üst koridorda 50 puanlık indirime gidilmesiyle bankaların verdiği kredi faizlerinin yaklaşık yarım puan düşmesi bekleniyor. İhtiyaç kredisi faiz oranları şu anda yıllık yüzde 16 ile 19 arasında değişiyor. İhtiyaç kredilerinde en düşük oranın 15.5’lara düşmesi bekleniyor. Konut kredileri şu anda 13-14 seviyesinde. Bu kredilerde de yıllık faizin 12.5-13.5’lara inmesi bekleniyor. Ancak kredi faizlerindeki düşüş bankalara göre değişebiliyor. Ticari krediler de piyasada yüzde 12-14 aralığında değişiyor. Burada da yarım puanlık indirim olması bekleniyor. Beklentimiz daha fazla indirimdi Merkez Bankası’nın kararının ardından ilk açıklama Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan geldi. Davutoğlu, faizlerin inme trendinde olmasının önemli olduğunu ve bu durumun Türk ekonomisinin sıhhat göstergeleri arasında bulunduğunu belirtti. Merkez Bankasının bu yönde bir değerlendirme yaptığını belirten Davutoğlu, “Faiz oranlarının düşme trendi içinde olması olumludur ama biz bunun daha fazla bir ivmeyle seyretmesi gerektiği kanaatini yine de ifade ediyoruz. Çünkü dünyadaki emtia fiyatlarındaki gelişmeler, Türk siyaseti ve ekonomisindeki istikrar, diğer ekonomik parametreler açısından enflasyonun da düşme eğilimine girmesi dolayısıyla beklentimizin daha fazla bir indirim yönünde olduğu her zaman dile getirdiğimiz bir husus. Tabii Türkiye’de tekrar bu konularda değerlendirmeler yapacağız” dedi.

Kaynak: Sağlık Personel

5 yılda 850 milyar TL kredi

aEkonomiyi kredi kanalıyla destekleyen bankaların kredi hacmi geçen yıl 1 trilyon 241 milyar liraya ulaştı. Sektörün kredi büyümesi 2009 sonuna göre tam yüzde 215 oldu.

Türkiye ekonomisini, kredi kanalıyla destekleyen bankacılık sektörünün kredi hacmi geçen yıl sonu itibarıyla 1 trilyon 241 milyar liraya ulaştı. Sektörün kredilerinde 2009 sonuna göre yaşanan artış yüzde 215 oldu. 2009’da 393 milyar lira olan kredi hacminde 5 yılda yaşanan artış ise yaklaşık 850 milyar liraya ulaştı.

KOBİ’lere Tam Destek 

Son beş yılda tüketici kredileri ile kredi kartı alacakları yüzde 173 artarak 130 milyar liradan 356 milyar liraya çıktı. Aynı dönemde Türkiye ekonomisinin can damarı olan KOBİ kredileri yüzde 301’lik büyüme ile 83 milyar liradan 333 milyar liraya ulaştı. Bankaların KOBİ’lere sağladığı kredilerin 88 milyar lirası mikro işletmelere, 111 milyar lirası küçük işletmelere, 133 milyar lirası ise orta büyüklükteki işletmelere verildi. Ticari ve kurumsal krediler ise yüzde 207’lik büyüme ile 551 milyar liraya çıktı. Bankacılık sektörünün toplam krediler içerisinde, toptan ticaret ve komisyonculuk sektörünün payı yüzde 7.5, inşaat sektörünün payı ise yüzde 6.88 oldu.

Konuta 125 Milyar TL 

Bankaların 356 milyar lira olan bireysel kredilerinin 74 milyar lirasını kredi kartları, 149 milyar lirasını ihtiyaç v ediğer kredileri, 7 milyar lirasını taşıt kredileri, 125 milyar lirasını ise konut kredileri oluşturdu. Konut kredilerinin yüzde 177 arttığı son 5 yıllık dönemde, bireysel kredi kartları yüzde 100, ihtiyaç kredileri yüzde 238 büyüdü. Bireysel kredilerin yüzde 35’i konut, yüzde 217i kredi kartı, yüzde 42’si ihtiyaç, yüzde 2’si taşıt kredilerinden oluştu.

Kaynak: Sabah

Dalaman Havalimanı’nın Kredi Sözleşmesi İmzalandı

aDalaman Havalimanı Yeni İç Hatlar Terminal Binası’nın yapımında kullanılacak 175 milyon avroluk krediye ilişkin sözleşme, YDA Group ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Unicredit Bank tarafından imzalandı.

Türkiye Hızla Büyüyor

Hükümetlerin ve özellikle Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın serbestleşme politikasıyla birçok yatırımın kamuya yük yüklemeden vatandaşa hizmet sağlayacak şekilde yap-işlet-devlet modeliyle hayata geçirildiğini anlatan Baş, bu projelerle Türkiye’nin hızla büyüdüğünü kaydetti. İzlenen politika sayesinde Türkiye’deki hava taşımacılığının özel sektörün ilgisini çektiğini belirten Baş, “Bugün bu gelişmelerin sebebi hükümetimizin takip ettiği serbestleşme politikasıdır” dedi.

Baş, serbestleşme politikasıyla birçok özel firmanın hava taşımacılığına girdiğini, THY’nin kapasite ve gücünün dünya çapında arttığını söyledi. Baş, “Demek ki serbestleşme hiçbir zaman bu gücü zayıflatmayacak” diye konuştu.

Köi Projesi Yürürlükte

Devlet Hava Meydanları İşletmeleri (DHMİ) Genel Müdür Vekili Funda Ocak da son dönemde yürütülen Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projelerine değinerek, mega proje olarak adlandırılan boğaz geçiş projesi, İzmit-Gebze Körfez Geçişi, 3. Köprü, 3. Havalimanı gibi projelerin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın uhdesinde olduğunu anlattı.

DHMİ tarafından, hükümetin ve devletin teşvik ve destekleriyle 18 KÖİ projesinin yürürlüğe konulduğunu anlatan Ocak, projelerinin yatırım tutarlarının 15 milyar doları, kira bedellerinin ise KDV hariç 35 milyar doları aştığını kaydetti. Ocak, bugün burada imzalanacak kredi sözleşmesi projesinin, KÖİ projelerinin önemli bir halkasını teşkil ettiğini dile getirdi.

Türk İş Dünyası İçin Önemli

YDA Group Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan ise 7 Mart 2014’te, Dalaman Havalimanı iç ve dış hatlar terminallerinin 25 yıllık işletme hakkının devir bedeli için yeni yatırımla toplamda 1 milyar avroyu aşan teklif vererek ihaleyi kazandıklarını anımsatarak, işletme hakkının ilk kirası 70 milyon 500 bin avroyu 14 Ağustos 2014’te ödediklerini söyledi.

Arslan, Dalaman Havalimanı Yeni İç Hatlar Terminali inşaatının yapımı için gerekli finansmanın tamamını, uluslararası kaynaklardan sağladıklarını ifade ederek, “75 milyon avro öz kaynak ve 175 milyon avro uluslararası proje finansmanı sağlayarak, toplamda 250 milyon avro harcayacağımız bu yeni yatırımın hizmete girmesiyle ilerleyen yıllarda yolcu sayısında büyük artış yaşanarak ülkemiz turizmine ve bölge ekonomisine katkı sağlanacak” diye konuştu.

Güven Duyuluyor

Dünyada, likidite sıkışıklığının yaşandığı bugünlerde bir Türk firmasının tek başına bu çapta bir yatırımı, tamamen uluslararası proje finansmanı sağlayarak yapacak olmasının, Türk iş dünyası açısından önemli bir adım olduğunu dile getiren Arslan, “Bankaların yegane teminatları, ülkemize, bizlere ve projemize duydukları güvendir. Bu güven neticesinde uluslararası bankalar, projemize 175 milyon avro finansman sağlamaktadırlar” dedi.

Konuşmaların ardından, YDA Group Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan, EBRD Ülke Direktörü Michael Davey ve UniCredit Bankası Altyapı Ülke Direktörü Peter Aurich, Yeni İç Hatlar Terminal Binası’nın 175 milyon avroluk yatırım kredisi sözleşmesini imzaladı.

Kaynak: Ensonhaber

Yunanistan’ın Kredi Profiline İlişkin Riskler Arttı

aFitch Ratings, “Yunanistan hükümetinin resmi kreditörleri ile müzakere sürecindeki korku politikası, Yunanistan’ın kredi profiline ilişkin riskleri artırdı” açıklamasında bulundu

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings,Yunanistan’ın resmi kreditörleri ile müzakerelerindeki gerilim politikasının ülkenin kredi profiline ilişkin riskleri artırdığını belirtti.

Fitch Ratings’ten yapılan açıklamada, “Yunanistanhükümetinin resmi kreditörleri ile müzakere sürecindeki korku politikası Yunanistan’ın kredi profiline ilişkin riskleri artırdı” ifadesi kullanıldı.

Müzakereler süresindeki gerilimin ülkenin finansmanı üzerindeki etkisinin belirsiz olduğunu belirten Fitch, belirsizlik ortamını yaşanan güven kaybından dolayı ekonomik zararı artırdığını vurguladı.

Yunanistan’ın mevcut finansman programının uzatılması için başvuruda bulunduğuna dair basında yer alan iddiaların olduğunu belirten Fitch, “Pazartesi günü maliye bakanları ile yapılan toplantının sonucunda bir anlaşma çıkmamasının ardından üye ülkelerin bu şartların kabul edilip edilmeyeceği belirsizliğini sürdürüyor” ifadesini kullandı.

Fitch, “Baz senaryomuz müzakere edilmiş bir anlaşmaya varılması konusunda inisiyatifin güçlü olduğun, fakat politika hatalarından kaynaklanabilecek risklerin her iki tarafta da yükseldiği yönünde” değerlendirmesinde bulundu.

Fitch, anlaşmaya varmak konusunda tavizde bulunması açısından sorumluluğun Yunanistan’a ait olduğunu belirterek, resmi kreditörlerin anlaşma şartları netleşmeden mali programı devam ettirmek konusunda tereddüt göstereceği öngörüsünde bulundu.

Fitch açıklamasında Yunanistan ekonomisinin 2015 yılındaki büyümesine ilişkin tahminlerini bir kez daha aşağı yönlü revize edebilecekleri uyarısında bulundu.

Kaynak: Bloomberght

Büyük Projeler Kredi Büyümesini Destekleyecek

10385577_10152439291443604_5001225426296582413_nYapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın, 2014’ün yılın başındaki beklentilere karşın korkulan kadar kötü geçmediğini vurgularken 2015’in ise daha iyi geçmesini beklediklerini söyledi

Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın, “2015 yılının ilk yarısında genel olarak büyümenin bir miktar hızlanacağı, enflasyonun ve faizlerin düşeceği, cari açığın ise düşen petrol fiyatları sonucunda kontrol edilebilir bir seviyede kalacağını düşünüyoruz. Büyüme beklentilerinin yüzde 3-4 aralığında bulunduğu 2015 yılında Türkiye, yatırım için cazip bir ülke olmaya devam edecek” dedi.

Yapı Kredi Bankası CEO’su Faik Açıkalın, 2014’ü anlatırken ‘beklenen kadar kötü bir yıl olmadı’ değerlendirmesini yaparken 2015 için umutlu konuştu. Dünya ve Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini anlatırken ise Faik Açıkalın, merkez bankalarının hamlelerine ve jeopolitik risklere değindi. 2015 makro ekonomik verilere ilişkin tahminlerini de DÜNYA’ya açıklayan Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın, kredi cephesindeki büyümenin başta KOBİ olmak üzere şirketler kesiminden geleceğini ve kabaran proje ajandasının proje finansmanındaki büyüme ivmesini destekleyeceğini aktardı.

Merkez bankaları da seçimlerde önemli olacak 

Açıkalın, “FED’in faiz artışı gittikçe yaklaşıyor. Zamanlama konusunda farklı görüşler olsa da 2015’te gerçekleşeceği konusunda artık pek şüphe yok. Küresel ekonominin kaderini bu artışın zamanı, boyutu ve tabi ki jeopolitik gelişmeler belirleyecek” dedi ve ekledi: “Küresel ekonomik aktivitenin güç kaybetmeye devam etmesi halinde FED’in faiz artırımını geciktirme ihtimali söz konusu. FED’in faiz kararının yanı sıra Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişleme kararı da yakından takip edilecekler arasında. Ayrıca Türkiye’de önümüzdeki yıl haziranda gerçekleşecek genel seçimler de önemli olacak. Düşen petrol fiyatları ise Türkiye algısına son dönemde olumlu katkı sağlıyor. Enflasyon ve cari açık açısından elimiz bir miktar rahatladı. Ancak halen enflasyon baskısı en önemli risklerden biri. Bunun yanı sıra işsizlikteki artış da dikkat çekiyor.”

Açıkalın, beklentilerini aktarırken bu ortamda 2014 sonunda yüzde 3.5 olmasını bekledikleri ekonomik büyümenin 2015 sonunda yaklaşık yüzde 4 olacağını tahmin ettiklerini de belirtti. Açıkalın, “2015 yılsonu enfl asyon tahminimiz yüzde 7.5, ancak enfl asyonun petrol fiyatlarına bağlı olarak yüzde 6.5’a kadar gerilemesi mümkün” ifadelerini kullandı.

Kredi ve kart tarafında tablo daha olumlu olur 

Açıkalın, sektöre ilişkin beklentilerini de paylaştı. Açıkalın, “2015 yılında bankacılık sektöründe kredi büyümesinin yüzde 15 ile 17 aralığında, mevduat büyümesinin ise yüzde 14 ile 15 aralığında gerçeklemesini bekliyoruz” öngörüsünü yaptı.

Son yıllarda düzenleyici kurumların attığı adımlarla KOBİ ve ihracat kredilerinde gerçekleşen güçlü büyüme trendinin 2015 yılında da devam edeceğini düşünen Açıkalın, “Altyapı yatırımlarının devam etmesi ile proje finansmanı kredilerinde yakalanan büyüme ivmesinin süreceğini tahmin ediyoruz. Tüketici kredileri ve kredi kartlarında da 2014’e göre bir miktar daha olumlu bir tablo öngörüyoruz. Sektörün kârlılığının da 2015’te olumlu seyretmesini bekliyoruz. 2015’in ekonomik büyüme açısından daha umut verici bir yıl olmasını bekliyoruz. Dolayısıyla bankacılık sektörüne de olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. 2015 yılı bankacılık sektörü için hem kredi büyümesi hem kârlılık olarak 2014’ten daha iyi bir yıl olacak” diye konuştu.

Finansmana erişim sorun olmaz ama maliyet artar 

Bu yılın risk faktörlerini sayarken de “Türkiye için ekonomik olarak risk oluşturabilecek unsurlar olarak jeopolitik riskleri, yüksek seyreden gıda fiyatlarını ve cari açığın finansmanının kırılganlığını sayabiliriz” ifadelerini kullanan Açıkalın, şöyle devam etti: “2015’te bankaların finansman kaynaklarına erişiminde sorun olmasını beklemiyoruz. Borçlanma maliyetlerinde yükseliş olacağını tahmin ediyoruz. Ancak sektör bu tarz eğilimlere önceden hazırlanmayı çok iyi biliyor. 2015 yılında FED’in faiz artırım zamanlaması ve oranı piyasalara yön verecek en önemli gelişmelerin başında gelecek. ECB’nin parasal genişlemesinin gelişmekte olan ülkelere sermaye girişini olumlu etkileyeceğini tahmin ediyoruz. Türkiye açısından ise Suriye ve Irak gibi çevre ülkelerin geleceği, Rusya-Ukrayna arasındaki ilişki ve ihracatımızın ağırlıklı bölümünü gerçekleştirdiğimiz Avrupa’nın hala olumlu büyüme sinyalleri vermemesi önemli konular arasında. Ayrıca Merkez Bankası faiz politikasının piyasalar üzerindeki etkisi de bir diğer önemli faktör olacak.”

2015 yılının ilk yarısında genel olarak büyümenin bir miktar hızlanacağı, enflasyonun ve faizlerin düşeceği, cari açığın ise düşen petrol fiyatları sonucunda kontrol edilebilir bir seviyede kalacağını düşünen Açıkalın, “Büyüme beklentilerinin yüzde 3-4 aralığında bulunduğu 2015 yılında Türkiye, yatırım için cazip bir ülke olmaya devam edecek” dedi.

Aktif kalitesinde hafif bozulma var 

Faik Açıkalın, 2014’ü değerlendirirken yılın siyasi gelişmeler ve piyasalardaki hareketlilik sonrasında Merkez Bankası’nın yüksek faiz artışı ile başladığını ve üzerine yürürlüğe giren regülasyonlarla kredi büyümesinin yılın ilk çeyreğinde oldukça yavaşladığını anlattı. Açıkalın şöyle devam etti: “Seçimlerin ardından ise piyasa koşullarındaki iyileşme sonrasında Merkez Bankası faiz indirim sürecini başlattı. Böylece kredi büyümesinde ılımlı bir toparlanma görüldü. Ancak yıl boyunca bireysel kredi büyümesi ticari kredinin gerisinde kalarak aralarında ayrışma yaşandı. Sektöre yönelik düzenlemeler kârlılıkta ve büyümede bir miktar baskı yarattı.

Öte yandan ABD Merkez Bankası’nın (FED) varlık alım programında gideceği daralma ve bu konuda izleyeceği politika 2014’ün en önemli konularından biriydi. ABD ekonomisinde başta iş gücü piyasası olmak üzere, genel ekonomik görünümdeki toparlanmaya bağlı olarak varlık alım süreci tamamlandı.

Sektör 2014’e olumsuz başlamış olsa da beklendiği kadar kötü bir yıl geçirmedi. Yılın ikinci yarısında küresel piyasalardaki olumlu hava ve Türkiye lehine seyreden bazı gelişmelerle sektörde büyüme ve karlılıkta toparlanma yaşandı. Sektörün net karının yılbaşındaki da yılı önceki yılsonuna göre bir miktar artışla tamamlayacak gibi gözüküyor.

Bireysel ihtiyaç kredileri ve kredi kartları aktif kalitesinde sınırlı bir bozulma görülüyor. Bireysel ihtiyaç kredilerinde takipteki kredi oranı 2013 yılsonundaki yüzde 3 seviyesinden 2014 sonunda yüzde 4.1 seviyesine yükseldi. Kredi kartlarında ise bu oran yine 2013 sonundaki yüzde 5 seviyesinden 2014 sonu itibarı ile yüzde 6.2’e geldi. Önümüzdeki dönemde sınırlı bir miktar daha yükseliş yaşanmasını bekliyoruz. Ancak bu yükselişe rağmen takipteki kredi oranlarının 2009 kriz seviyelerinin oldukça altında kalacağını ön görüyoruz.”

İlklerin altında bizim imzamız var

“1944 yılında Bahçekapı’daki tek şubesi ve 17 çalışanla Türkiye’nin ilk özel bankası ünvanı ile kurulan Yapı Kredi olarak bugün 1.000’i aşkın şubesi 18 bin 500’ün üzerinde çalışanıyla Türkiye’nin en büyük ve değerli kurumlarından biri” diyen Faik Açıkalın, “Bankacılık alanında olduğu kadar toplumsal gelişimde de liderliği üstlenen Yapı Kredi, her alanda çığır açan yeniliklerin de öncüsü oldu. Türkiye’yi kredi kartı ile biz tanıştırdık. Bilgisayarı ve bilgisayarlı teknolojileri iş süreçlerine dahil eden ilk banka olduk. Banka hizmetini müşterinin ayağına götüren, bu amaçla semt şubeleri açan ve hatta köyde bile şubeleşen ilk ticaret bankası olma unvanını elde ettik. “Herkese eşit bankacılık” ilkesinden hareketle engelli vatandaşlarımıza yönelik “Engelsiz Bankacılık” Programımız ile ilk ve en kapsamlı uygulamaların altında da yine bizim imzamız var” açıklamasını yaptı. Bu ülkenin en değerli markalarından biri olarak yalnızca finans alanında değil, sanattan eğitime, spordan edebiyata kadar uzanan geniş bir yelpazede topluma katkılar sunduklarına da değinen Açıkalın, “Aynı zamanda bir kültür sanat bankası olma hedefiyle kurumsal vatandaşlık sorumluluğumuzu ilan ederek sanatseverlerin gönlünde özel bir yer edindik. Yıllar içinde bir taraftan sektörümüzü şekillendiren onlarca kilometre taşını döşerken diğer taraftan hem bir “ekol” hem de bir “okul” olmayı başardık. Sektörümüze nice değerli isimler yetiştirirken kurduğumuz Bankacılık Akademisi ile de bu misyonumuzu ölümsüzleştirdik. Yapı Kredi olarak 70. yılımızda bizi hedefl erimize taşıyacak bir büyüme hamlesi başlattık” değerlendirmesinde bulundu.

Kredi büyümesinde KOBİ ve proje etkisi hissedilecek

Faik Açıkalın yeni yılın hedefl erini açıklarken “2015 yılına da büyük hedefl erle başlıyoruz” dedi ve şu değerlendirmeleri yaptı: “Yapı Kredi’nin önümüzdeki dönemde büyümesinde özellikle KOBİ ve proje finansmanı kredilerinin büyük etkisi olacak. KOBİ’lerin ticari ve kurumsal şirketlerin büyümesi olmadan tek başına büyümeleri de mümkün olmuyor. Dolayısıyla ticari ve kurumsal bankacılıkta da aynı şekilde büyüme göstereceğiz. Kurumsal firmalarda geleneksel bankacılığın yanı sıra proje finansmanı da çok önem kazanıyor. Türkiye’nin 2023 hedefl erine bakıldığında ciddi bir proje ajandası görülüyor. Bu ajandanın gerçekleşmesinde bankalar da son derece önemli olacak. Biz de bu projelerin finansmanında yerimizi alacağız. Diğer yandan tarihten gelen güçlü bir tarafımız var. Kredi kartlarında 27 yıldır lideriz. Burada da büyümemiz sürecek. Tabii ki bireysel ve tüketici kredilerinde de iddiamız devam edecek. ‘Akıllı Büyüme’ olarak özetleyebileceğimiz vizyonumuz çerçevesinde, belirlediğimiz alanlarda sektörün üzerinde büyümeyi hedefl iyoruz. Bu alanlar, müşteriye ve bankaya sürdürülebilir katma değer, kârlılık sağlayabileceğimiz alanlar olacak. Yapı Kredi olarak büyüme hedefimiz doğrultusunda da 2014’te hız verdiğimiz yatırımlarımız devam edecek. 2015’te de büyüme stratejimiz doğrultusunda farklı bölümlere işe alımlarımıza devam edeceğiz. Ayrıca hem şube ağımızı genişletmeye hem de şubelerimizi yenilemek yine gündemimizde olacak. Diğer yandan IT altyapısında iyileştirmeler ve verimlilik artışı sağlayacak projeleri de sürdüreceğiz. Yapı Kredi olarak çok dengeli bir kredi dağılımımız var. Bireysel ve KOBİ kredilerini içeren perakende kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 51. Kalan yüzde 49’luk kesim, kurumsal ve ticari bankacılık kredilerinden oluşuyor. Perakende kredilerin içinde de bireysel kredi kartları ve KOBİ kredileri eşit olarak yüzde 17’şer pay alıyor. İleride KOBİ bankacılığının öneminin artması ile bu dağılımda da payını artırmasını bekliyoruz. Bu durumda da perakende tarafı büyüyecek. Ülke büyümesine paralel olarak 3 yıl içinde bankamızda perakende kredilerinin payı yüzde 60’a çıkacak. Kurumsal ve ticari kredilerin toplam kredilerden aldığı pay yüzde 40’lerde kalacak.”

3 çeyrek üst üste belirlediği alanlarda kredi ve mevduatta pazar payını artırdı

Yapı Kredi geçen yıl 70. yılını kutladı. 585 bin yeni müşteriyle daha tanıştıklarını aktaran Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın, “Belirlediğimiz alanlarda 3 çeyrek üst üste, sektör ortalamasının üzerinde kredi ve mevduat hacminde büyüme gösterdik. Dolayısıyla kredilerde ve mevduatta pazar paylarımızı artırdık. Diğer yandan yıl içinde müşteri tabanımız 585 bin arttı. Bu ilerleyişimizi önümüzdeki yıllarda da artan bir ivmeyle sürdürmeyi hedefl iyoruz” dedi. Yapı Kredi 2014 yılının ilk 9 aylık döneminde 1 milyar 442 milyon TL net kârla tamamladı. Aktif büyüklüğü 182 milyar liraya ulaşan bankanın toplam gelirleri yüzde 6 artışla 6 milyar 288 milyon liraya yükseldi. Toplam kredileri sektör ortalaması olan yüzde 13’e kıyasla yüzde 17 artış göstererek 115.8 milyar TL’ye, kredilerdeki pazar payı yılbaşından bu yana 40 baz puan artarak yüzde 9.9’a yükseldi. Toplam mevduat hacmi ise yüzde 16 oranında artarak, sektör ortalaması olan yüzde 7’nin üzerinde bir büyüme gösterdi. Açıkalın, “Böylelikle mevduat pazar payımız 70 baz puan artarak yüzde 9,8 seviyesine ulaştı. Müşteri odaklı bankacılık anlayışımızın bir diğer göstergesi olan kredilerin aktifl ere oranı ise yüzde 64 gibi sektörün en yüksek seviyelerinde seyrediyor. Sermaye yeterlilik oranımız, güçlü kredi büyümesine rağmen, ihtiyatlı ve müşteri odaklı bilançomuz sayesinde yüzde 15 ile sektördeki yüksek oranlardan biri olmaya devam ediyor. Aynı zamanda, kredi kartı pazarında kredi kartları alacak bakiyesi, kredi kartı hacmi ve kredi kartı adedine göre pazarda liderliğimiz devam etti” açıklamasında bulundu.

1000 şubeli banka oldu, personel sayısı arttı

CEO Faik Açıkalın, 2014 yılında büyüme planları çerçevesinde önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerini de söyledi. Müşteri sayısını 585 bin adet artıran banka, yıl içinde toplam 60 şube açarak 70. yıl hedeflerinden biri olan 1.000. şubeye ulaştı. Aynı şekilde ATM ağına da 605 yeni ATM ekleyerek 3.600 ATM’i geçti. Açıkalın, “Yapı Kredi Ailesi’ne 2.000’den fazla yeni arkadaşımız katıldı” bilgisini de paylaştı.

TL tahvil hacmi 3 milyar TL’ye yükseldi

Fonlama kaynaklarını çeşitlendirmeye devam ettiklerini de kaydeden Faik Açıkalın bu konuda şu bilgileri paylaştı: “Ekim ayı başında 1.3 milyar dolarlık sendikasyon kredisi sağladık. Bankanın küresel orta vadeli tahvil programı yaklaşık 680 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu program kapsamında yapılan toplam ihraçlar ise 1.6 milyar dolara ulaştı.Ayrıca, üçüncü çeyrekte 600 milyon liralık tahvil ve bono arzı ile toplam Türk lirası tahvil hacmimizi 3 milyar liraya yükselttik.”

Kaynak: Dünya

 

Financial Times’tan Faiz Yorumu

Financial Times’da yayımlanan makalede, Türkiye’de faiz koridorunun para politikası enstrümanı olarak ilk kez kullanıldığı 2010 yılı sonunda tartışmalara neden olduğu, 2.5 yıl sonra hala tartışmaların devam ettiği kaydedildi.

Financial Times’da yayımlanan makalede, Türkiye’de faiz koridorunun para politikası enstrümanı olarak ilk kez kullanıldığı 2010 yılı sonunda tartışmalara neden olduğu, 2.5 yıl sonra hala tartışmaların devam ettiği kaydedildi.

Başbakan Erdoğan’ın hükümet karşıtı protestoların faiz lobisi tarafından yapıldığının kaydedildiği fakat Erdoğan ya da diğer bakanlar tarafından grubun direkt olarak açıklanmazken, Başbakan Yardımcısı Babacan’ın ”Onlar kim olduğunu biliyorlar” sözlerine yer verildi.

Haberde, Gezi Parkı protestolarının başladığı Haziran ayı başından beri Merkez Bankası’nın faiz artışına sıcak bakmadığının ifade edildi. 

AKP iktidara geldiği zaman Merkez Bankası’nın 2002 yılının Şubat ayındaki gecelik borç verme faiz oranı yüzde 62’iken, bankanın borç alma faizi ise yüzde 57 seviyelerinde gerçekleşmişti.

Türkiye’de ekonomik büyümenin ve para akışının hızlandığı 2010 yılında faiz oranları yüzde 5,75 ile 8,75 seviyelerine geriledi.

 Akabinde Merkez Bankası borç alma faizini yüzde 1,75’e çekerken, borç verme faizini yüzde 8,75’de tuttu. 

Finansbank Başekonomisti İnan Demir, o dönemde Merkez Bankası’nın Türk lirasının carry trade için cazip olmayacağı düşüncesiyle fazla değerlenmesini önlemeye çalıştığını söyledi. Demir, sermaye akımları geri çekildiğinde bankanın borç verme ve alma faiz oranlarını artırdığına dikkat çekti. 

Ardından Merkez Bankası para akışlarını çekmek ya da durdurmak istediği zamanlardan faiz koridorunu kullanmaya başladı ayrıca banka faiz oranlarının düşük olduğu bu dönemde kredi büyümesini kontrol altında tutmak için zorunlu karşılıklar gibi farklı araçları kullandı.

 Politika faizi yüzde 4,5’da tutulerken, banka fonlamaları haftalık repo ihaleleriyle belirlendi.

Demir, Merkez Bankası’nın fonlamayı yüzde 4,5’dan yaparken, fonlama için tavan oranı yüzde 7,25 olarak belirlediğini, miktarı ise aylık repo ihaleleri ile belirleyeceğini söyledi. 

Bu yolla Merkez Bankası’nın piyasaya sağladığı likidite miktarını düzenleyebileceğine dikkat çeken Demir, ana faiz oranını değiştirmeden TCMB’nin borç verdiği ortalama faiz oranını değiştireceğini belirtti. 

Makalede, Merkez Bankası’nın ana faiz oranını değiştirmeden yani faiz lobisine kapılmadan, borç verdiği oranı değiştirebileceği yorumuna yer verildi.

Kaynak: Bursa da Bugün

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

 


Çin Kredi Büyümesini Düşürmeye Devam Edecek

İsviçre merkezli UBS’nin (Union Bank of Switzerland) Hong Kong Varlık Yönetimi, Bilgi Sistemleri Grubu Başkanı Patrick Ho, Çin Merkez Bankası’nın kredi büyümesini yavaşça düşürmeye devam edeceğini belirterek, “Çin Merkez Bankası’nın, düşük kredi büyümesinin sürdürülmesi ve finansal istikrarın sağlanması için politika izleyeceğini düşünüyorum. Böylece bankaların bilançoları yönetilebilecek. Çin Merkez Bankası için önemli olan, piyasada istikrarın sağlanması ve finansal piyasalardaki sistematik risklerden kaçınılması” dedi.

AA muhabirlerine Çin bankacılık sistemi ve finansal piyasalardaki son gelişmeleri değerlendiren Patrick Ho, Çin bankacılık sistemindeki risklere dikkati çekti. Çin’de bankacılık sektörü risklerinin diğer piyasa risklerinden farklılık gösterdiğini dile getiren Ho, kamu yönetimine verilen kredi risklerinin gündemde olduğunu ve söz konusu riske birçok kişinin dahil olduğu bilgisini verdi. Patrick Ho, Çin bankacılık sistemindeki kredi riskinin önemli bir sorun olduğunu belirterek, “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ) kullandığı

krediler ve emlak sektörü kredilerinin riskleri de Çin bankacılık sistemindeki diğer sorunlar. Ekonomik reformlara ilişkin de riskler var ve bu riskler özellikle de finansal piyasalarla ilişkili” diye konuştu.

Son günlerde, bankaların mevduat faizleri ve mevduat oranları ne olursa olsun, Merkez Bankasıtarafından belirlenen benchmark oranlarını takip etmeye ihtiyaç duyduğunu söyleyen Ho, “Merkez Bankası ve piyasa düzenleyicileri, faiz oranları üzerinde geniş kontrole sahip. Bana göre bankaların kendisi de risk içeriyor. Bankalarda, kurumsal yönetim, yönetim sistemi ve risk yönetiminin geliştirilmesine ihtiyaç var. Bu konuda bankaların başlangıç noktasında olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle bu alanda hala büyük potansiyel var. Bankalar, küresel piyasalardaki en iyi uygulamaları takip edip, Çin piyasalarında uygulanabilir olanları hayata geçirmeli” değerlendirmelerini yaptı.

Ho, Çin bankacılık sisteminde sermaye yeterlilik oranlarının da birçok kişi tarafında takip edildiğini aktararak, “Büyük bankalar, yüksek sermaye oranına sahip olma eğiliminde. Küçük bankalar ise düşük sermaye oranına sahip olma eğiliminde… Uluslararası standartlara göre bu oranın Çin’de çok düşük olmamasına rağmen, bu konuda emlak sektörü, KOBİ’ler ve yerel hükümet için risk olduğundan bahsediyoruz.” diye konuştu.

“Çin Merkez Bankası, kredi büyümesini yavaşça düşürmeye devam edecek”

Fed’in parasal genişlemeyi sonlandırmasının, Çin ve küresel piyasalar üzerindeki olası etkilerini de değinen Patrick Ho, Çin’deki durumun küresel piyasalardan biraz daha farklılık gösterdiğini ifade etti. Ho, piyasalardaki etkinin, parasal genişlemenin methoduna bağlı olduğunu dile getirerek, “Avrupa Merkez Bankası (ECB), elbette uzun vadede finansal işlem ve diğer harcamalar da dahil olmak üzere, parasal genişlemenin tüm methodlarına sahip” dedi.

Çinli yetkililerin bankaların kredi ve parasal risklerini sürekli kontrol ederek, kredi büyümesini oluşturmaya çalıştığını kaydeden Ho, sözlerine şöyle devam etti: “Çin Merkez Bankası, kredi büyümesini yavaşça düşürmeye devam edecek. Birçok insan Çin’deki kredi risklerinden endişe duyuyor. Bu riskin 2008-2010 dönemindeki büyümeden kaynaklandığını düşünüyorum. Bu nedenle Çin Merkez Bankası’nın, düşük kredi büyümesinin sürdürülmesi ve finansal istikrarın sağlanması için politika izleyeceğini düşünüyorum. Böylece bankaların bilançoları yönetilebilecek. Yani, Çin Merkez Bankası için önemli olan, piyasa için istikrarın sağlanması ve finansal piyasalardaki sistematik risklerden kaçınılması.”

Çin Merkez Bankası’nın, gerçekte para basmaya gitmeyeceğini, piyasalarda parasal genişleme ve likiditeyi artırmaya yönelik adımlar atacağı değrlendirmesinde bulunan Ho, “Japonya, Avrupa ve Amerika’da düşük kredi büyümesi var, Çin’de ise kredi büyümesi hızlı. Yapılması gereken bunu yavaşlatmak. Bankaların kendi risklerini yönetmesi, kredi büyümesinin yavaşlatılmasına yardımcı olacak. Böylece bankalar daha sağlıklı büyüyebilecek” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Milliyet

En uygun konut kredisi için

konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın


 

Avustralya Merkez Bankası’dan Faiz İndirimi

Avustralya Merkez Bankası (RBA) ekonomik büyümenin trendin altında olmasını dikkate alarak sürpriz bir faiz indirimi kararı aldı.

Avustralya Merkez Bankası (RBA) ekonomik büyümenin trendin altında olmasını dikkate alarak sürpriz bir faiz indirimi kararı aldı. Bankanın kararı ile gösterge faiz oranları çeyrek puan indirilerek %2.75 seviyesine geriledi. Kararla faiz oranları daha önce hiç görülmemiş seviyelere indi. Analistlerin büyük bölümü bankanın faiz oranlarını değiştirmeyeceğini öngörmüşlerdi.

Bankanın açıklamasında küresel ekonomik büyümenin de trendin olmasına dikkat çekilirken enflasyonun kontrol altında olduğuna vurgu yapıldı. “Bu ortamda faiz indirimi kararı uygun” yorumunda bulunuldu.

Kararın ardında Avustralya Doları’ndan düşüş izlendi. Öte yandan Avustralya Hazine Bakanı Wayne Swan, güçlü Avustralya Doları’nın ekonomide baskı oluşturmaya devam ettiğini vurguladı.

Kaynak: Milliyet


Yüzde 15’in Üzerinde Kredi Büyümesi Var

Erdem Başcı,ileride eğer kötü zamanlar gelir de yüzde 15′in altında bir kredi büyümesi olursa o zaman da elimizdeki araçlarla kredileri destekleyici, büyümeyi destekleyici anlamda bir adım da atabiliriz dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, İleride eğer kötü zamanlar gelir de yüzde 15′in altında bir kredi büyümesi olursa o zaman da elimizdeki araçlarla kredileri destekleyici, büyümeyi destekleyici anlamda bir adım da atabiliriz kredi tarafında” dedi.

2013 Nisan Enflasyon Raporu

“2013 Nisan Enflasyon Raporu”nun açıklandığı basın toplantının ardından soruları yanıtlayan Başçı, “Gelecek dönemde ticari kredilerle tüketici kredileri arasındaki ayrışmayı düzenleyici bir planlarınız olacak mı? Kredi faizlerinde aşağı yönlü süreç devam ediyor. Bu piyasaya ne zaman yansır-” şeklindeki soru üzerine, kredi faiz oranalrında düşüşün yansımalarının başladığını söyledi. Şu anda zaten tüketici kredileri ile ticari kredilere farklı bir muamele yapıldığını belirten Başçı, şunları kaydetti:

“BDDK’nın daha önce alınmış bir kararı çerçevesinde özellikle ihtiyaç kredisi sınıfında risk ağırlıkları, kısa vadeliler için yüzde 150 daha uzun vadeliler için yüzde 200 olarak uygulanıyor. Buna mukabil küçük ve orta boy işletmeler de dahil olmak üzere ticari kredi faizleri için uygulanan risk ağırlıkları yüzde 75. Burada farklı bir muamele olduğu için bunlar maliyet unsuru olarak zaten yansıyor ve ticari kredilere burada bir avantaj sağlamıyor. BDDK Başkanımızın açıklamalarını takip edelim. Onun yakın zamanda ‘yatırım ve ihracat ile ilgili kredilere ilave bir avantaj sağlanması belki söz konusu olabilir’ gibi bir açıklaması olmuştu. Orada bir farklılaştırmaya gidilebilir gibi. Bunu takip edelim. Orada onların görev sahasına giren bir konu bu”. Reel efektif döviz kuru ile ilgili sorular üzerine Başçı, bu konuda kendilerinin hiç sayısal bir iletişim yapmadan da aynı argümanları kullanabileceklerini ifade ederek, “Fakat biz bunu biraz daha rahat anlatabilmek, kolay yapabilmek için reel efektif döviz kuru ile ilgili bir egzersiz yaptık” dedi. Başçı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“2003 yılındaki reel efektif döviz kurlarını bugüne nasıl getirebiliriz- O zaman çünkü cari açık son derece düşüktü. O zaman hiç kimse de Türk Lirasfnın uzun vadeli denge değerinden farklı olduğunu söylemiyordu. Onu yüzde 1,5 ile bugüne getirirseniz aşağı yukarı 115 gibi bir yere varıyorsunuz. Yüzde 2 ile getirirseniz 120 gibi bir yere varıyorsunuz. Dolayısıyla 115-120 arasında 2003′e eş değer reel efektif döviz kuru var diye düşünebilirsiniz. Tabii bu çok basit bir hesap. Çok daha karmaşık hesaplamalarla denge değeri nedir sorusu sorulabilir. Arkadaşlarımız bu konuda da çalışmaya devam ediyor.” Basit bir hesap yapıldığında reel efektif döviz kurunun 120′nin üzerine çıktığında aşırı değerli bölgeye girilmiş olduğuna dikkati çeken Başçı, “Dolayısıyla en etkili araç nedir- Kısa vadeli faiz oranları. ‘Kısa vadeli faiz oranlarında ölçülü bir indirim yapabiliriz’ şeklinde, anlatması kolay, iletişimi kolay bir yola girmiş bulunuyoruz. Orada devam edeceğiz” dedi. Reel efektif döviz kurunda 120 olan bu rakamın gelecek yıl aynı olmayacağını kaydeden Başçı, şunları söyledi.

“Büyük ihtimalle yüzde 1,5-2 arasında yukarı doğru bir kaydırma olacak. Yine aynı sebeple gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında bir enflasyon fark olması doğaldır. Bu da yaklaşık 1,5-2 puan reel efektif döviz kurunda kendiliğinden değerlenmeye zaten yol açar. O yüzden gelecek yıl aynı modelle konuşacak olursak belki 122 sınırına dem vurmuş olacağız. Ama şu an itibariyle 120′nin üzerinde olduğunu hesap kitap yapanlar görüyorlar. En son nisan ayında karar alınırken de o noktadaydı. Gelecek ay hangi noktada, ona tekrar bakacağız. Bu bizim iletişimimizi kolaylaştıran bir araç. Ana fikir, küresel faiz düşük faiz ortamına uyum sağlamak diye özetleyebiliriz. Bu arada kredilere ilişkin, enflasyona ilişkin riskleri yönetmek için de makro ihtiyati alanda attığımız adımları izlemek ve bunların sonuçlarını görmek diye özetleyebiliriz. -”(Negatif reel faizler) Bununla yaşamayı öğreneceğiz”Erdem Başçı,

“Yurt içine sermaye girişlerinin engellenmesi için faiz oranlarının düşük tutulması nedeniyle yatırımcılar negatif reel getiriler elde ediyor. Türkiye’nin de yapısal bir sorunu var; tasarruf açığı. Bu yapısal sorunları aşmak için BES’in dışında yeni enstrümanlar gelecek mi-” şeklindeki soruya, şu yanıtı verdi: “Reel getiriler dünyada güvenli yatırım araçları için eksiye düştü. Hatta tam güvenilir olarak görülen ülkelerde 10 yıl vadeli hazine kıymetlerinde eksi beklenen reel getiri söz konusu. O şekilde baktığınızda Japonya da şimdi kervana katıldı ve onlar da enflasyonu yüzde 2′ye yükseltmek suretiyle, 0 nominal faiz ödüyor, eksi 2 gibi bir reel faizler veriyor. Sonuçta işin özeti bu. Böyle olunca denge reel faizi dünyada bir yapısal kırılmaya uğradı diye düşünebiliriz. Bu geçici mi kalıcı mı sorusu, sürekli bizim zihnimizi de kurcalayan önemli bir soru idi. Fakat en son gelişmeler, en son katıldığımız uluslararası toplantılarda kendi içimizde yaptığımız analizler ve değerlendirmeler bunun uzun bir süre daha bizimle birlikte olacak, kalıcı niteliği fazla bir olay olduğuna doğru yöneltiyor. Tabii farklı görüşler olabilir. Fakat ağırlıklı olarak bunun önümüzdeki dönemde bir banka olarak karşımızda olacağını anlıyoruz. Japon yeni politika açıklamasına bakarsanız 2 yıl içerisinde enflasyonu yüzde 2′ye artırma şeklinde bir hedef telaffuz edildi ve bu arada da parasal genişleme kullanılacağı için faiz oranlarının, kısa vadeli faizlerin Japonya’da 0′ın üzerine çıkması mümkün değil. O yüzden bu dünyaya bizim de alışmamız gerekecek.”

Başçı, Türkiye’de de kısa vadeli reel faizlerin şu anda hafif eksi bölgede bulunduğuna işaret ederek, “Bununla yaşamayı öğreneceğiz. Dolayısıyla, mesela bireysel emeklilik sistemi, bunun alternatif çözümü olarak düşünülebilir. Eğer artı getiri isteniyorsa uzun vadeli yatırım yapmak, tasarruf yapmak gerekecek, ya daha uzun vadeli kıymetlere yöneleceksiniz veya bireysel emeklilik gibi iyice uzun vadeli yatırım, tasarruf araçlarına yöneleceksiniz. Bu, iyi midir kötü müdür bunu tartışmıyorum. Fakat bu bir vaka. Bununla yaşamak durumundayız” diye konuştu. -”Şu anda krediler açısından, sermaye akımları açısından iyi zarnanlardayız “Merkez Bankası Başkanı Başçı, bir soru üzerine, “Yüzde 15′lik kredi artış oranını biz yıl sonunda çok rahat görürüz diye düşünüyorum. Çünkü mevduat artış hızı büyük ihtimalle önümüzdeki aylarda kademeli bir şekilde aşağıya doğru gelecek ve en önemli kanal mevduat olduğu için onunla birlikte krediler de aşağıya doğru gelecektir. Dış finansman tarafı önemli. Yani dış finansmanla verilen kredilerle ilgili, ki o da cari açığa esas yol açan taraf, zaten gereken politika adımlarını atmaktayız. Onunla ilgili herhangi bir önemli risk görmüyoruz şu aşamada. Gerekirse farklı, daha yavaş, daha hızlı adımlar atılabilir” cevabını verdi.

Başçı konuşmasına şöyle devam etti: “Kredi stokundaki değişim, dolayısıyla burada net bir ilave verilen borç var. Orada yeniden yapılandırmalar buraya girmez. Bütün borç yeniden yapılandırılsa stok aynı kalır. O şekilde düşünülebilir. Faiz ekleniyor diye sorarsanız, o zaman yeni kredi açılmış şeklinde düşünmek gerekir. Burada yüzde 15′lik referans, hedef değil zaten, dolayısıyla hedef olmadığı için, bu bir referans olduğu için kendiliğinden esnek. Şu anda biz iyi zamanlardayız cevabını veriyoruz krediler açısından, sermaye akımları açısından iyi zamanlardayız. İyi zamanlarda olduğumuzu nasıl anlıyoruz

Yüzde 15′in Üzerinde Kredi Büyümesi Var

İleride eğer kötü zamanlar gelir de yüzde 15′in altında bir kredi büyümesi olursa o zaman da elimizdeki araçlarla kredileri destekleyici, büyümeyi destekleyici anlamda bir adım da atabiliriz kredi tarafında. Bu son derece esnek ve döngü karşıtlı, döngüleri yumuşatıcı bir politika.” TÜİK’in yapması muhtemel bir ithalat revizyonunda cari açık iyileştiği takdirde, bunun Merkez Bankası’nın para politikası duruşunda farklı bir yaklaşıma sebebiyet verip vermeyeceğine yönelik soruya ise Başçı, “İthalat ve ihracat verileri ile ilgili zaman zaman revizyon çalışmaları olabilir ama sonucu, büyük resmi çok fazla değiştirmez bu.

Çünkü ne olursa olsun bir finansman kaleminden baktığınızda özellikle portföy ağırlıklı olmak üzere kuvvetli bir sermaye girişi zaten görünüyor. Dolayısıyla o bir yerlere gidiyor mutlaka. Dolayısıyla orada en fazla net hata ve noksanda bir miktar revizyon söz konusu olabilir. Bu tür revizyonlar büyük resmi değiştirmez” şeklinde cevap verdi.

Kaynak: Gazetea24

 

Faizde Neler Olması Bekleniyor

Babacan’ın ticari kredi faiz oranlarını düşürecek çalışma yapıldığını açıklamasının ardından gözler olası senaryolara çevrildi.

BDDK ve Merkez Bankası’nın ticari krediler üzerindeki yükü hafifletmek için çalıştığını kaydeden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye’ye döndükten sonra kurumların çalışmasına bağlı olarak ticari kredilerdeki yükü hafifletmeye yönelik tedbirleri en kısa sürede açıklayacaklarını söyledi.

The Lira’dan Ceren Dilekçi’nin haberine göre; bankaların maliyetlerini aşağı çekecek adımlar arasında, BDDK’nın kredilere ayrılan karşılıklarda indirime gitmesi, Merkez Bankası’nın yetki alanı içerisinde olan munzam karşılık oranlarının düşürülmesi, munzamlara faiz verilmesi, Maliye Bakanlığı’nın yetki alanı içerisinde bulunan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) ile yüzde 5 olan Banka Sigorta Muameleleri Vergisinin (BSMV) düşürülmesi gibi opsiyonlar yer alıyor.

Munzam oranlarının düşürülmesi ve munzama faiz verilmesi senaryolarına olasılık vermeyen uzmanlar, diğer senaryolar üzerinde yoğunlaşıyor.

Son iki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına kadar zorunlu karşılık oranlarında artışa giden Merkez Bankası’nın zorunlu karşılık oranlarında indirime gitme kararının kendi polikalarına ters düşeceğini kaydeden uzmanlar, başka bir opsiyon olan munzama faiz seçeneğine ise, munzam enstrümanını kullanılmaz hale getirmesi nedeniyle olasılık vermiyor.

Merkez Bankası’ ndan Adım Beklemiyorum

Garanti Bankası Ekonomik Araştırmalar Müdürü Ali İhsan Gelberi, munzamların düşürülmesi ve munzamalara faiz verilmesi hariç diğer senaryoların uygulanabileceğini belirtti.

Son aya kadar Merkez Bankası kredi büyümesini kontrol etmek amacıyla munzamları yükselttiğini kaydeden Gelberi, bankanın munzam oranlarını aşağı indirmekle kendi politikalarıyla çelişeceğini dile getirdi.

Munzama faiz vermek gibi bir seçeneğin ise dünyada uygulanmadığını bildiren Gelberi, munzama faiz verildiği anda o munzam enstrümanının etkisini tamamen yitirdiğini söyledi.

Ticari kredi faizlerini düşürmek için Merkez Bankası’ndan adım beklemediğini, Maliye Bakanlığı ve BDDK’nın önlem alabileceğini ifade etti.

KKDF’nin yurtdışı krediler üzerinden, BSMV’nin ise hem TL hem döviz tüm krediler üzerinde olan bir maliyet olduğunu bildiren Gelberi, BSMV oranlarının düşürülmesinin faizler üzerinde daha etkili olacağını belirtti.

Muanzamla İlgili Tedbirler Çok Etkili Olmaz

Ekspres Yatırım Ekonomisti Özlem Derici ise, Merkez Bankası’nda çok da az miktarda TL munzam tutulduğunu kaydederek munzamla ilgili tedbirlerin çok etkili olmasını beklemediklerini belirtti. Türkiye’de kaldırılan munzama faiz yönteminin yurtdışında merkez bankaları tarafından da tercih edilen bir yöntem olmadığını bildiren Derici, munzama faiz verildiği zaman munzam oranlarını düşürüp arttırmanın hiç bir fonksiyonunun olmadığını söyledi.

Derici, ayrılan karşılıkların düşürülmesi, risk katsayısının düşürülmesi ve/veya BSMV’lerin indirilmesi üzerine çalışılıyor olabileceğini belirtti.

BDDK’nın alabileceği önlemler arasında kredilere ayrılan karşılıklarda indirime gidilebileceğini ifade eden Derici, daha önce kredi büyümesini yavaşlatmak için risk ağırlıklarında değişikliğe gitme gibi ticari kredileri destekler şekilde bir ayrıma gidebileceğini bildirdi.

Kaynak : Ekonomi

 

Kredi Çekecekler Dikkat

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) 16 Nisan’da faizlerde indirime gitmesinin ardından gözler bankalara çevrildi.

Banka yöneticileri, piyasalarda TCMB’nin kararları sonrası kredi faiz oranlarında düşüş olacağı beklentisinin hakim olduğunu belirtiyor. Banka yöneticileri, Merkez Bankasının aralık ayında politika faizinde 25 baz puan indirime gitmesinin ardından sektör genelinde kullandırılan “Konut Taşıt İhtiyaç” tüketici kredilerinde aralık ayından nisan ayının ortalarına kadar ortalama 100 baz puan indirimin gerçekleştiğini ifade ediyor.

Merkez Bankasının 16 Nisan’da gerçekleştirdiği PPK toplantısında faiz indirimlerinin ardından kararın kredi faizlerine olası etkilerini banka yöneticileri değerlendirdi.

Düşüş Trendi Sürecek Mi?

Akbank Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Galip Tözge, Merkez Bankasının aldığı kararın bankaların fonlama maliyetlerine yansıyacağını belirtti.

Öte yandan Merkez Bankasının 16 Nisan’da 50 baz puanlık indirim öncesinde, en son politika faizi indirimini 25 baz puanla 2012 aralık ayı ortasında yaptığını hatırlatan Tözge, şunları kaydetti:

“Sektördeki bireysel kredi faizlerine baktığımız zaman son politika faiz değişikliği yapılan aralık ortasında, sektör genelinde kullandırılan ‘Konut Taşıt İhtiyaç’ kredilerinin ortalamada yüzde 12,42 olan faizlerinin nisan ortası itibariyle yüzde 11,53′e düştüğünü, bu iki tarih aralığında yaklaşık 100 baz puan indirimin zaten gerçekleştiğini görüyoruz. Dolayısıyla sektör, piyasalardaki gelişmelere paralel olarak faiz indirimi beklentisini bir süredir fiyatlarına yansıtmaya başlamıştı diyebiliriz.”

Yeni politika faizinin piyasa yansımaları ve ekonomi yönetiminin kredi büyümesiyle ilgili alacağı makro ihtiyati tedbirlerin beraber değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Tözge, “Bireysel kredi faizlerinin tekrar gözden geçirilmesi ve bu perspektifte faizlerde düşüş trendinin devam etmesi beklenebilir. Akbank olarak her zamanki gibi rekabetçi faiz oranlarımıza ve prosedürsüz kredi kullandırım uygulamalarımıza devam ederek, bireysel kredilerdeki lider duruşumuzu sürdüreceğiz” dedi.

Kısa Vadeli Faizler Yükselir Mi?

ING Bank Bireysel Bankacılık Pazarlama, Satış ve Alternatif Dağıtım Kanallarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barbaros Uygun da bankaların fonlama maliyetine yansıyan düşüşün kredi ve mevduat faizlerini etkileyeceğini belirterek, “Ancak halihazırda faizlerde çok ciddi düşüş olduğunu düşünecek olursak etkinin TCMB’nin 50 baz puanlık indirimine denk olmasını beklememek uygun olur” dedi.

Özellikle konut kredi faizlerindeki düşüşün talebi olumlu etkilediğini daha önce gördüklerini ve dolayısıyla bu eğilimin yakın dönemde de devam edebileceğini aktaran Uygun, burada önemli olan diğer bir konunun da TCMB’nin politika esnekliğini koruyor olması ve küresel belirsizlikler nedeniyle sermaye akımlarındaki oynaklığa dikkati çekmesi olduğunu söyledi.

Uygun, “Dolayısıyla son indirime rağmen zaman zaman kısa vadeli faizlerin yükseldiğini görme riskimiz var ayrıca TCMB sermaye akımlarının etkisini dengelemek için sterilizasyon da yapıyor. Bu da bankaların kendi likidite ve fonlama durumlarına göre hareket etmesine neden olabilir” dedi.

Gelişmelerin güven ortamındaki iyileşmeye ve bunun kalıcılığına bağlı olduğunu anlatan Uygun, mevcut düşük faiz ortamında bankacılık genelinde olduğu gibi bireysel kredilerdeki yoğun rekabetin devam edeceğini vurguladı.

Merkez Bankasının son kararında, kredi büyümesinin yüzde 15′lik referans değerin üzerinde seyrettiğini ve bunu sermaye akımlarını rezerv opsiyon mekanizması kanalıyla sterilize ederek kredi büyümesini kontrol altında tutmak isteğinin görüldüğünü aktaran Uygun, “Ancak tüketici kredileri büyümesi genelde ön planda izleniyor, bunu da biliyoruz. Tüketici kredilerinde, yılın ilk çeyreğinde yaklaşık yüzde 6,5 oranında büyüme gerçekleşti. Büyümenin 2013 sonuna kadar aynı hızda devam etmeyeceğini, geçen yılın üzerinde gerçekleşecek olsa da ciddi bir fark olmasını da beklemiyoruz” diye konuştu.

Tahminler Ne Yönde

Odeabank Stratejik Planlama Grup Müdürü Erkan Dernek ise kredi faizleri konusunda TCMB’nin faiz indirimlerinin yanı sıra likidite koşullarındaki tutumunun da önemli olduğunu söyledi.

TCMB’nin bir önceki faiz indirimleri sırasında ortalama fonlama faizini repo piyasasındaki likiditeyi kısarak artırma eğilimine girdiğini belirten Dernek, bu yüzden piyasada tüketici kredi faizlerinin sınırlı bir şekilde azalırken mevduat faizlerinin yataya yakın seyredip son haftalarda çok az artış sinyalleri verdiğini ifade etti.

Dernek, bu ay global büyüme endişelerinin ve emtia fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle faiz indirimlerine devam eden Merkez Bankasının enflasyon beklentisinde rahat olduğu sinyalini verdiğine işaret etti.

Cari dengeyi ön planda tuttuğu için Türk Lirası’nın aşırı değerlenmesini özellikle takip edeceğini belirten Merkez Bankasının, tüketici kredilerinde aşırı artış konusunda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) önlemler alabileceğini öngören Dernek, şunları kaydetti:

“Ayrıca piyasaya ihtiyaç duyulan likiditeyi sağlamaya devam edeceği mesajını verdi. Geçen ayki demeçlerle karşılaştırıldığında likidite yönünde baskıların azalması ve dolayısıyla ortalama fonlama faizlerinde düşme eğilimi anlamına geliyor. BDDK’nın cari açığa doğrudan etkisi nedeniyle sadece bireysel krediler için önlem alabileceğini Merkez Bankasının ise büyümeyi destekleyici politikaları odaklanacağını tahmin ediyoruz. Bütün bu gelişmeler ışığında enflasyonun azalma eğilimi ve fonlama maliyetlerindeki düşüş ile beraber gelecek dönemlerdeki olası faiz indirimleri de göz önüne alınınca bugünkü ortalama yüzde 6,5 olan mevduat faizlerin yüzde 6 seviyelerine doğru yaklaşacağını ve buna bağlı olarak da kredi faizlerinde bir miktar düşme eğilimi olabileceğini tahmin ediyoruz.”

Bu yüzden BDDK önlemleri gelene kadar kredi faizleri kısa dönemde düşme eğiliminde olsa da BDDK’nın alacağı önlemlere göre tüketici kredi faizlerinin baskı altında kalacağını öngören Dernek, “Tahminlerimiz arasında tüketici kredisi provizyonlarını artırmak, sermaye yeterliliğine konu olan risk ağırlıklarını artırmak, vergi oranlarını artırmak gibi tüketici kredisi maliyetlerini artırmaya yönelik önlemler var. Bu aksiyonlar kredi faizlerindeki olası düşüşü baskı altına alıp bugünkü değerlerinde yataya yakın seyretmelerine sebep olabilir” dedi.

Kaynak: Sabah

 

Halkbank Bireysel Kredilerde Yüzde 9.9 Büyüdü

Bireysel kredilerdeki yüksek büyüme hızını yılın ilk üç ayında devam ettiren Halkbank, 2012 yılsonundan Mart ayı sonuna kadar bu alanda yüzde 9,9′luk bir büyüme sağladı.

Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, Takipteki kredilerinin oranının ilk çeyrekte yüzde 3.0 olan sektörün altında kalarak, yüzde 2.8 seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi. Bankanın üç aylık faaliyet raporunda Genel Müdürü Süleyman Aslan imzasıyla yer alan yazılı açıklama şöyleydi: Karlılık ve verimlilik odaklı stratejimiz ve ekonomik büyümeye destek sağlama  misyonumuzla yürüttüğümüz faaliyetler sonucunda 2012 yılını hedeflerimize paralel tamamladık ve 2013′e girerken Bankamızı sektöründe her anlamda daha üst basamaklara taşıyacak yeni iş planlarımızı oluşturduk. Hedeflerimiz doğrultusunda yılın ilk çeyreğinde elde ettiğimiz sonuçları paylaşmadan önce, Bankamızın 2013′e ait planlarını ve beklentilerini ana hatlarıyla aktarmak istiyorum.

Yüzde 4 Büyüme

Kontrollü ve gerçekçi hedeflerin konduğu 2013 yılında finansal açıdan güçlü bankacılık sisteminin ve reel sektör bilançolarının hedeflenen yüzde 4′lük büyüme oranına ulaşılmasında önemli bir destek sağlayacağını öngörüyoruz. Bankaların kredilendirme faaliyetlerini hızlandırmalarının ve reel sektöre destek sağlamalarının da bu süreçte önem arz ettiğini düşünüyoruz. Reel sektöre destek sağlama aşamasında önemli atılımlar yapan bankaların karlılıklarında ve büyümelerinde olumlu sonuçlar elde edeceğini söyleyebiliriz. Bankamız bu öngörüler doğrultusunda hazırladığı iş planlarıyla 2012′de elde ettiği yüksek karlılığı ve özkaynak karlılığındaki liderliğini 2013′te de sürdürmek için çalışıyor. Bunun yanı sıra iştirakimiz olacak bir Katılım Bankası da kurarak, katılım bankacılığı sektörüne giriş yapmayı hedefliyoruz. Toplam bankacılık aktifleri içindeki pazar payı yüzde 5,3 seviyesinde olan ve Şubat sonu itibariyle aktif büyüklüğü 73,5 milyar TL’ye ulaşan katılım bankacılığı sektörünün Bankamızla beraber büyüyeceğine inanıyoruz. Tüm bu faaliyetlerimizde önceliğimiz, 75 yıldır olduğu gibi yine “Üreten Türkiye”ye kesintisiz destek vermek olacak. Bir yandan karlılığımızı ve operasyonel verimliliğimizi yükseltmek hedefiyle çalışırken diğer yandan da ülke ekonomisine katkı sağlayacak bir büyümeyi benimseyeceğiz. 2013, KOBİ bankacılığındaki liderliğimizi sürdürmenin yanı sıra Paraf’la bireysel bankacılık alanında yakaladığımız başarıyı da yükseklere taşıdığımız bir yıl olacak.

Üreten Türkiye’ye desteğini esirgemeyen Halkbank, bu alandaki tecrübesi ile KOBİ bankacılığı alanındaki liderliğini 2013′ün ilk üç ayında da sürdürdü. Reel sektöre uygun koşullarla kesintisiz destek sunma stratejisi çerçevesinde ve KOBİ bankacılığı denince ilk akla gelen banka olma sorumluluğuyla hareket eden Bankamız, meslek kuruluşlarıyla iş birliklerine yenilerini ekledi. Yılın ilk çeyreğinde Çorlu ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odaları ve Aydın Ticaret Odası’yla imzaladığımız protokollerle çok sayıda oda üyesine avantajlı koşullarla kredi kullandırmaya devam ettik. 2012 yılsonunda 65,9 milyar TL olan nakdi kredilerimizi, bu yılın ilk üç ayında yüzde 4,7 artırarak 69,0 milyar TL’ye yükselttik. Bu performansımız sayesinde 2012 yılsonunda kredilerimizin toplam aktifler içindeki yüzde 60,9′luk payı Martsonu itibarıyla yüzde 62,0′a yükseldi. Bankamız, aynı dönemde mevduatın krediye dönüşüm oranını kredi kullandırmaya verdiği önemle yüzde 85,8′e çıkardı. Kullandırılan kredi miktarındaki artışta en önemli payı KOBİ kredilerini de içeren ticari krediler aldı. Geçen yılın sonunda 48,1 milyar TL olan toplam ticari kredi hacmimiz, üç ayda yüzde 2,8 artarak 49,4 milyar TL’ye çıktı. Bununla beraber Bankamızın esnaf kredileri de dahil KOBİ’lere kullandırdığı krediler, toplam nakdi kredi portföyünün yüzde 37,5′ine ulaştı.

Bireysel Kredilerde Güçlü Rakip

Bireysel kredilerdeki yüksek büyüme hızını yılın ilk üç ayında devam ettiren Halkbank, 2012 yılsonundan Mart ayı sonuna kadar bu alanda yüzde 9,9′luk bir büyüme sağladı. Böylece bireysel kredilerin nakdi kredi portföyümüz içindeki payı yüzde 28,4′e yükseldi. Bankamız bu performansıyla bireysel bankacılık alanında güçlü bir rakip olmaya devam edeceğini bir kez daha gösterdi. Bu faaliyetlerimizin sonucu olarak toplam aktiflerimiz, geçen yılın sonuna göre yüzde 2,8 oranında artarak 108,3 milyar TL’den 111,3 milyar TL’ye ulaştı.

Kredi büyümesinin sağlanmasında sürekliliğe önem veren ve bu süreçte de kredi kalitesinden ödün vermeyen Bankamız, 2013′ün ilk çeyreğinde de takipteki kredi oranını sektör ortalamasının altında tutmaya devam etti. Mart ayı sonu itibarıyla sektörün takipteki kredi oranı yüzde 3,0 olurken Halkbank’ınki yüzde 2,8′de kaldı. Bankamızın dinamizminin simgesi haline gelen Paraf’ın tanıtımından önce 2,2 milyon olan kart sayımızı Paraf’ın lansmanı ile birlikte 3 ay gibi kısa bir sürede 2,7 milyona yükselttik. Bu süreçte üye işyeri sayımız ise 105 bine yaklaştı. Paraf ile birlikte 2013 yılında da bu alanda hızla büyümeye devam ediyoruz. Halkbank 2013′e şube ağını 40 yeni şube açma hedefiyle girmişti. Bilançoda elde ettiğimiz başarılı sonuçlarda olduğu gibi Bankamızın şubeleşme hızını da belirlediğimiz
hedeflere uygun bir şekilde gerçekleştirdik. Bankamız, yılın ilk üç ayında 25 yeni şubeyi hizmete soktu.

Bankamız 2013 yılının ilk çeyreğini 14 bin 726 çalışanı ile tamamladı. Yılsonuna kadar yaklaşık 750 kişinin aramıza katılarak Halkbank ailesine güç katmasını bekliyoruz. 75 yıllık bankacılık birikim ve tecrübemizin yanı sıra güçlü teknolojik altyapımız ve genç insan kaynağımızın verdiği dinamizmle 2013′te hem karlılığımızı korumayı hem de bankacılığın her alanında güçlenmeyi ve büyümeyi hedefliyoruz.

Kaynak: Milliyet

 

Akbank’tan 1 Milyar 152 Milyon TL Kar

Brüt karı üzerinden 279 milyon lira vergi karşılığı ayıran Akbank’ın konsolide net karı 873 milyon lira oldu

Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Akbank’ın 2013 yılı ilk çeyreğinde 1 milyar 152 milyon lira brüt kar elde ettiğini belirterek, “Brüt karı üzerinden 279 milyon lira vergi karşılığı ayıran Akbank’ın konsolide net karı 873 milyon lira oldu” dedi.

Global ekonomide büyüme ile ilgili endişelerin devam ettiğini kaydeden Binbaşgil, “Türkiye’de ise 1. çeyrek büyümesinin 2012′nin son çeyreğine göre daha iyi olmasını bekliyoruz.

Ülkemizin uluslararası rekabette daha da öne çıkması için Akbank olarak ekonomimize desteğimizi sürdürüyoruz. Bilançomuzu sürdürülebilir ve sağlıklı bir şekilde büyütmeye devam ediyoruz. Toplam aktiflerimiz 164 milyar lirayı geçti. Türk ekonomisine nakdi ve gayri nakdi krediler yoluyla sağladığımız destek, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 26 büyüyerek 117 milyar lirayı aştı” ifadelerini kullandı.

Toplam Nakdi Krediler 96 Milyarı Aştı

Müşterilerinin ihtiyaçlarına farklı kanallardan destek sağlamaya devam ettiklerini vurgulayan Binbaşgil, “Toplam nakdi kredilerimizi 2012 yıl sonuna göre yüzde 4,3′lük bir artışla 96 milyar liranın üzerine çıkardık” dedi.

Geçen yıl Akbank üst yönetimi ile birlikte müşteri ziyaretleri için 20′den fazla şehre gittiklerini ifade eden Binbaşgil, “Müşteri odaklı bankacılık stratejimizin temelini oluşturuyor. Bu sene de müşterilerimizin olduğu her yerde onlarla bir araya gelmeyi sürdürüyoruz. Sahada birebir müşterilerimizle buluşarak güncel gelişmeleri paylaşıyoruz. Beklenti ve ihtiyaçlarını birinci elden alarak çözümler sunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Binbaşgil, ekonominin dinamosu olan KOBİ’lerin gelişimine ve finansmanına özel ilgi gösterdiklerini vurgulayarak, inovasyonun ve istihdamın merkezi olan KOBİ’lerin ve şirketlerin daha da büyümeleri için avantajlı çözümler ve finansman kaynağı sağlamaya devam ettiklerini ve KOBİ dahil toplam ticari kredilerinin büyüklüğünün 60 milyar lirayı aştığını bildirdi.

Tüketici kredilerinde kredi pazarı payı kazanımına devam ettiklerini belirten Binbaşgil, “Büyümemizi daha da müşteri odaklı bir biçimde sürdürüyoruz. Kredilerimizin aktifler içindeki payını artırmaya devam ediyoruz. 2012 yıl sonuna göre yüzde 9 artışla yaklaşık 23 milyar liraya ulaşan tüketici kredilerimizle sektörün üzerinde büyüdük” değerlendirmesinde bulundu.

Binbaşgil, aynı dönemde kredi kartı kredileri ile sağladıkları desteği yüzde 2′nin üzerinde artırdıklarına işaret ederek, kredi kartı kredilerinin de 13 milyar lirayı geçtiğini, ayrıca kredi kartlarında yüzde 18 gibi güçlü bir pazar payı ile sektörün lider bankalarından biri olmayı sürdürdüklerini ifade etti.

Pazar Paylarımızı ve Karlılığımızı Artırırken Aktif Kalitemizi Koruyoruz

Hedeflerini ‘Kalıcı Liderlik’ olarak saptadıklarını belirten Binbaşgil, “Bu hedef ancak sağlıklı bir büyüme ile mümkün. Akbank her zaman sektördeki en iyi aktif kalitelerinden birine sahip. Bu özelliğimizi sürdürüyoruz. 1. çeyrek sonu itibarıyla yüzde 1,3 seviyesinde bulunan takipteki kredi oranımız sektördeki en düşük oranlardan biri. Bundan sonraki büyümemizi de sağlıklı bir biçimde yapmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

Binbaşgil, takipteki kredi karşılıklarına da değinerek, Akbank’ın genel kredi karşılıkları da dikkate alındığında, takipteki kredilere yüzde 193 oranında karşılık ayırdığını kaydetti.

Yatırımcıların ve müşterilerin tasarruflarını artırmaya teşvik eden çalışmalarının Akbank’ın mevduat yapısını daha da güçlendirdiğini belirten Binbaşgil, toplam mevduatlarının yılın ilk çeyreğinde 92 milyar liranın üzerine çıktığını aktardı.

Binbaşgil, Türk bankacılık sektöründe son 15 yılın en düşük maliyetli sendikasyon kredisini 2013′ün ilk çeyreğinde başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

“2013′ün ilk çeyreğinde imzaladığımız yaklaşık 1,4 milyar dolar tutarındaki sendikasyon kredisi ile ekonomimize ve reel sektörümüze yeni finansman kaynağı sağlamaya devam ettik. Türkiye’den uluslararası piyasalara yapılan ilk TL cinsinden tahvil ihracına da yine bu çeyrekte imza attık.

Bu tahvil ihracımız bir Türk kuruluşu tarafından gerçekleştirilmiş ilk TL cinsi Eurobond işlemidir. Gerçekleştirdiğimiz 1 milyar Türk Lirası tutarındaki bu işlem, hem bankamız hem de bankacılık sektörümüz ve ekonomimiz için çok önemli bir adımdır. Bugüne kadar uzun vadeli finansman yurt dışı piyasalardan ancak yabancı para cinsinden sağlanabiliyordu. Artık bu işlemimizle kendi paramızla yurt dışından uzun vadeli borçlanmanın da önü açılmış oldu.”

Akbank’ın Türkiye’de mevduat bankaları arasında “Sürdürülebilirlik Raporu”nu yayınlayan ilk banka olduğu anımsatan Binbaşgil, “Yatırımcılarımızın, çalışanlarımızın, müşterilerimizin ve tüm paydaşlarımızın güvenini kalıcı kılabilmenin yolunun sorumlu ve şeffaf bankacılık anlayışından geçtiğine inanıyoruz. Bankamızın çevresel, sosyal ve ekonomik performansının değerlendirildiği, bu sene 4′üncüsünü yayınladığımız Sürdürülebilirlik Raporumuz sürdürülebilirlik konusundaki vizyonumuzun yanında, şeffaf bankacılık anlayışımızın en somut örneklerinden birini oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

Direkt Bankacılığı Geliştireceğiz

Teknolojiye her yıl ortalama 100 milyon dolar civarında yatırım yaptıklarına dikkati çeken Binbaşgil, şunları ifade etti:

“Ülkemizin nüfusu genç. İnternet ve sosyal medya kullanımı, mobilite yüksek. Biz de ‘Direkt olmakta fayda var’ diyerek direkt kanallarımızı giderek geliştiriyoruz. Akbank Direkt kullanımımız çok arttı. Mobil bankacılık özellikle çok hızlı geliyor. Bu konuda oldukça da iyiyiz.

Müşterilerimizin üçte biri şubelerimize uğramıyor. Müşterileri işlemlerinin üçte ikisi Akbank Direkt üzerinden yapılıyor. 2013′de de yatırımlarımıza devam ediyoruz. 4 bin 100 civarında ATM’miz bulunuyor. Türkiye-deki en büyük ATM parkurlarından birisine sahibiz. POS sayımız da aynı şekilde 320 bine yaklaştı.”

Binbaşgil, geçen yıla kıyasla marka değerlerini 500 milyon doların üstünde artırırken, uluslararası sıralamada 10 basamak artışla 86′ıncılığa yükseldiklerini dile getirerek, “Euromoney tarafından ‘Türkiye’nin En İyi Özel Bankacılık Kuruluşu’ ödülüne layık görüldük. Ayrıca Global Finance dergisi tarafından gerçekleştirilen ‘Dünyanın En İyi Döviz Tedarikçileri 2013′ araştırmasında bir kez daha Türkiye’nin ‘En İyi Döviz İşlemleri Bankası’ olarak seçildik. EMEA Finance ise, ’2012 Yılı Başarı Ödülleri’ değerlendirmesi kapsamında Akbank’ı Dış Borçlanmada Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi’nin (EMEA) En Başarılı Bankası olarak seçti” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Anadolu Ajansı


Bankacılık Sektörü 2012 Performansı

Bankaların pazar paylarının şehirlere göre dağılımı, ilginç sonuçları gösteriyor. Farklı segmentlerde tablo değişiyor olmakla birlikte, küçük şehirlerde kamu bankalarının ağırlığının arttığını söylemek mümkün.

Açıl Sezen The Lira gazatesindeki köşesinde, danışmanlık firması Oliver Wyman’ın Türk bankacılık sektörü 2012 değerlendirmesini paylaştı. Paylaşımda, gerek iller bazında bankaların pazar paylarının nasıl olduğunu, kredi pazarında şube bazlı performansların nasıl olduğu aynı zamanda takipteki alacaklarda hangi bankanın nerede alacağı, özellikle takipteki alacaklar ile ilgili tablonun son dönemde yaşanan birçok gelişme açısından da önemli mesajlar taşıdığı konuları yer aldı. Sezen yazısında şu konulara yer verdi.

Örneğin yılın ikinci yarısında halka arzı düşünülen ve sermaye artırım ihtiyacı nedeniyle Hazine’ye devredilen Vakıfbank’ın bu devrinde takipteki alacakların da etkisi olabileceği izlenimi veriyor.

Bankanın toplamda 2.5 milyar lira, ticari kredilerde 2.2 milyar liralık takipte alacağı olduğu görülüyor.

Keza benzer bir tabloyu, Ziraat Bankası’nda da görmek mümkün. Ziraat Bankası’nın da birçok sektörde takipteki kredilerde en önde yer alan banka olduğu dikkat çekiyor. Nakdi krediler, ticari krediler, bireysel kredi kartları, tüketici kredileri gibi kredilerde takipteki alacak oranı en hızlı büyüyen bankanın Ziraat Bankası olduğunu görüyoruz. Nakdi kredilerde toplam takipteki alacağı 2 milyar lira olan Ziraat Bankası’nda bu alacakların 1.7 milyar liralık bölümü ticari kredilerden oluşuyor.

Ziraat Bankası’nın takipteki alacakları, gıdada yüzde 250, inşaatta yüzde 140, metal ve işlenmiş madencilikte yüzde 250, tekstilde yüzde 35, toptan ticarette yüzde 240, enerjide yüzde 270 artmış durumda.

Bu sektörlerin bir bölümünde (enerji, toptan ticaret, tekstil, gıda gibi) kredi büyümesi oranında da artış yakalayan banka, buna rağmen rapora göre takibe düşen krediler konusunda oldukça ciddi yükseliş yaşamış durumda.

Bankaların pazar paylarının şehirlere göre dağılımı, ilginç sonuçları gösteriyor. Farklı segmentlerde tablo değişiyor olmakla birlikte, küçük şehirlerde kamu bankalarının ağırlığının arttığını söylemek mümkün.

1) Toplam Mevduat

a) Büyük bankalar

Nüfusu yüksek şehirlerden daha düşük şehirlere doğru gittikçe Ziraat Bankası’nın pazar payı giderek yükseliyor. Örneğin İstanbul, gerek Ziraat gerekse Halk Bankası’nın en düşük pazar payına sahip olduğu iller arasında yer alıyor.

Buna karşın bu şehirlerde başta Garanti Bankası olmak üzere, Akbank, İş Bankası ve Yapı Kredi ağırlığı dikkat çekiyor. Düşük nüfuslu bölgelerde ise Ziraat Bankası büyük ölçüde lider. Onu Vakıfbank, Halk Bankası ve İş Bankası takip ediyor. Nüfusun düşük olduğu bölgelerde Garanti Bankası’nın payının gerilediği dikkat çekerken, Akbank’ın bu bölgelerde daha aktif olduğu görülüyor.

b) Orta ölçekli bankalar

Birinci Finansbank olmak üzere TEB ve Denizbank arasında üçlü bir rekabet büyük şehirlerde kendini gösteriyor. Fakat nüfusun azaldığı şehirlere doğru gidildiğinde, tablo farklılaşıyor. Anadolu’nun daha düşük nüfuslu şehirlerinde toplam mevduatta pazar payı ağırlığı Denizbank, ING ve Şekerbank gibi bankalara geçiyor.

2) Ticari Mevduat

a) Büyük bankalar

Ticari mevduatta da tablo, iller bazında bakıldığında genel mevduat yapısına göre farklılaşıyor. Bu bağlamda Ziraat Bankası yine öncülüğünü sürdürmekle birlirkte, Halkbank ve Vakıfbank’ın ağırlığının diğer özel bankaların oldukça önüne geçtiği dikkat çekiyor.

İstanbul ve büyük illerdeki ticari mevduatta öne çıkan Yapı Kredi, İş, Akbank ve Garanti bankaları, nüfusun küçüldüğü illere gidildiğinde çok daha düşük pazar payları elde edebiliyor.

b) Orta ölçekli bankalar

Ticari mevduatta Finansbank ve TEB büyük şehirlerde ön sıradaki yerlerini koruyor. Ancak şehirlerde nüfus yoğunluğu azaldıkça orta ölçekli bankaların pazar paylarının azaldığı dikkat çekiyor. Tüm bölgelerde pazar payını az da olsa bulundurabilen banka olarak Denizbank öne çıkıyor.

3) Bireysel Kredi Kartları

a) Büyük bankalar

Bireysel kredi kartlarında en dengeli dağılıma sahip bankanın Akbank olduğu dikkat çekiyor. İş Bankası Anadolu’da Akbank ile yakın seyrediyor. Bununla birlikte Anadolu’da çok düşük nüfuslu illerde Vakıfbank’ın da kart pazarında yüksek pay aldığı görülüyor.

b) Orta ölçekli bankalar

Orta ölçekli bankalar arasında kart pazarında Finansbank’ın çok büyük bir liderliği var. Büyük şehirlerde HSBC, diğer şehirlerde ise Denizbank dengeli dağıılım ile pazar payı buluyor.

4) Şubelerin Kredi Performansları

Bu segmentte dağılımlar, kredipazarı payının şube pazar payına bölünmesiyle belirleniyor.

2012 yılında toplam kredi performansı şube sayısına bölündüğünde her bankanın tek tek daha yüksek düzeye çıktığı ve geride kaldığı illeri alt alta grafiklerle paylaşmaya çalışacağım.

5) Kredi Kalitesi

a) Nakdi krediler

Bankaların kredi alanındaki genel performanslarının yanında takibe düşen alacaklarda son dönemde artış yaşandığını biliyoruz. Hatta örneğin nakdi krediler dikkate alındığında takipteki alacaklar yaklaşık 25 milyar TL ile 2009 yılındaki kriz döneminin dahi üzerine çıkmış durumda. Grafik, 2007 yılı sonundan itibaren bankaların toplam nakdi kredilerdeki artış oranını gösteriyor. 2012 yılının ikinci yarısından itibaren Ziraat Bankası’nın takipteki nakdi kredilerinde yaşanan artış dikkat çekiyor. Ancak, nakdi kredilerde en yüksek alacağa sahip olan banka 2.5 milyar liranın üzerindeki takip tutarı ile Vakıfbank. Bunun 2.2 milyar liralık bölümü ticari kredilerden kaynaklanıyor. Son dönemde yaşanan hissedarlık değişiminde bu oranın etkisi var mıdır, tartışılabilir sanırım.

b) Ticari krediler

Nakdi krediler toplamında görülen takipteki kredi artışı, aynı şekilde ticari krediler grafiğinde de görülüyor. Yine Ziraat Bankası’nın toplam takipteki kredilerindeki artışın çok önemli bir bölününün son altı ay içinde takibe düşen ticari kredi alacağından kaynaklandığı da dikkat çekiyor. Aynı dönemde, Vakıfbank’ın ticari kredilerinde takibe düşme oranında da artış olduğu görülüyor.

c) Kredi kartları

Toplam kullanım oranı dikkate alındığında, Türk bankacılık sektöründe kredi kartlarının takibe düşme oranının göreceli olarak düşük olduğunu söylemek mümkün. Toplamda bakıldığında, takibe düşen kredi kartı borçlarının çok değişmediği dikkat çekiyor. Banka bilançoları açısından bakıldığında takibe düşen kredi kartı alacakları bankaları zorlayıcı nitelikte görünmüyor.

d) Konut kredileri

Konut kredisi takipteki alacaklar, son çeyrekte küçük bir miktar da olsa artmış gibi görünüyor. Bu anlamda Vakıfbank ve İş Bankası’nın takibe düşen kredilerinde son çeyrek itibariyle bir miktar yükseliş söz konusu. Yapı Kredi Bankası’nın ise ekonomik kriz döneminde yükselmiş olan takipteki konut kredilerinde ciddi bir gerileme dikkat çekiyor.

Kaynak: The Lira

 

Finansman Kalitesinde Artış

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Cari Açıkta Geri Dönüş Göründüğünü Finansman Kalitesinin de Artığını Belirtti

Kredi büyüme hızının artık geri döndüğüne işaret eden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bu yılki kredi büyümesini ortalama yüzde 15 beklediklerini söyledi.

Türk Sanayici ve İşadamları Derneği‘nin 42. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Babacan, bu yıl yüzde 4 büyüme öngördüklerini, “Büyüme, Avrupa’da işler iyi giderse yukarı, kötü giderse aşağı yönlü revize etmek gerekebilir” dedi.

Enflasyonda genel trendin aşağı doğru olacağını kaydeden Babacan, “Ekonomide halen çıktı açığı var, bu devam ettiği sürece enflasyonun tehlike arz etmeyeceğini düşünüyoruz. TL’deki oynaklık diğer ülkelere göre daha düşük seyrediyor, bu yıl başından itibaren Türkiye’ye net döviz girişi 1.5 milyar dolar oldu. Kredi büyüme hızı artık geri dönmüş durumda, bu yılki kredi büyümesini ortalama yüzde 15 bekliyoruz

3 aylık ortalamalara göre ve mevsimsel etkilerden arındırıp bakarsak cari açıktaki geri dönüş görünüyor, finansman kalitesi artıyor. Cari açıktaki bu trendin de devam edeceğini öngörüyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

2012 2011’den Daha İyi Bir Yıl Olacak

Orta vadeli programda ihtiyatlı şekilde 2011’de yüzde 7,5’luk büyüme öngördüklerini, ancak yüzde 8’i de geçen bir büyüme ile bu yılı kapatmış olacaklarının görüldüğünü ifade eden Babacan, şunları kaydetti:

“2012 ile ilgili farklı senaryolar düşünülebilir. Avrupa’da ne olacağı ile ilgili farklı tablolar karşımıza çıkabilir. Ama biz şöyle ya da böyle bugünkü tablonun bir şekilde sürdürüleceği varsayımı ile 2012 yılında yüzde 4’lük bir büyüme olacağını tahmin ediyoruz. Tabii Avrupa’da işler kötüye giderse bu rakamın aşağıya doğru revize edilmesi lazım.

Avrupa’da birden, bir toparlanma, iyi kararlar alınmaya başlanırsa da bu rakamı yukarı doğru revize etmek lazım. Ancak şuna dikkatinizi çekmek istiyorum ki yüzde 7,5-8’den 4’e inişi bazen daralma diye sunuyorlar, ‘geriye gideceğiz, işler 2011’den daha kötü olacak gibi bir algı var. Bunlar büyüme hızları.

2012 yılı 2011’den daha iyi bir yıl olacak her açıdan. Ama 2010’dan 2011’e geçerkenki o hamleden belki biraz daha yavaş bir şekilde daha iyiye doğru gideceğiz. Sonuç bundan ibaret. Geçen seneye göre daha düşük büyüme, işlerin daha kötü olacağı değil yine de daha iyi olmaya devam edeceği, ama artış hızının belki biraz düşeceğini gösteriyor.”

İki Yeni Teşvik Alanı Oluşturuyoruz

Babacan, yeni teşvik sisteminin önemini vurgulayarak, “Yeni teşvik sisteminde bölgesel perspektifimiz kalıyor, özellikle az gelişmiş bölgelerimizi desteklemek için, ancak stratejik yatırımlar ve yüksek teknolojili yatırımlar diye 2 yeni teşvik alanı oluşturuyoruz. Onun haricinde yapıda çok büyük değişiklik yok.

Oranlar biraz değişiyor, günün gereği sektörler değişiyor. Stratejik dediğimiz sektörlerde ve yüksek teknoloji dediğimiz sektörlerde daha derinleştirilmiş teşvikler söz konusu olacak. Teşviklerin de daha kısa zamanlarda nakit dönüşünün yatırımcılara sağlanmasıyla ilgili bazı düzenlemelere gidilecek. Bunun detaylarını birkaç haftaya kadar açıklayacağız” diye konuştu.

Dünya

Kredi Büyümesinde KOBİ Kredileri Ön Planda

Yapı Kredi Üst Yöneticisi Faik Açıkalın Türk Bankacılığında 2012 Yılında Ortalama Yüzde 15-20 Aralığında Bir Sektörel Büyüme Öngördüklerini Kaydetti

Açıkalın, 2011 değerlendirmesi ve 2012 beklentilerine ilişkin yaptığı açıklamada, bir ay önce Merkez Bankası’nın likiditeyi daha esnek bir şekilde yönetmek için munzam karşılıklarını düşürmesi ve borç verme oranlarını artırarak faiz koridorunu genişletmesi ile şu anda bankalarda likidite ihtiyacının azaldığına, ancak maliyetlerin arttığına dikkati çekerek şunları kaydetti:

“Aynı zamanda, bankaların ilk yarının sonundan itibaren bu maliyetleri kredi faizlerine yansıttıklarını, ancak kredi vadelerinin marjlara henüz tamamen yansımadığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla sektörün 2011 faiz marjının 2010 yılına göre yaklaşık 100 baz puan altında kalmasını bekliyoruz.

Bankaların, düşen marjların negatif etkisine rağmen komisyon gelişimi ve gelişmeye başlayan gider disiplini, verimlilik ile karlılıkları 2010 yılına göre düşse bile bu düşüş yüzde 10 ila yüzde 15 aralığında tutulabilecek gibi gözüküyor.

Eylül itibarıyla 376 şube ve 2 bin 800 çalışan artışı ile sektörün 9 bin 800 şube ve 176 bin çalışan büyüklüğüne ulaştığını ve yatırımların sürdüğünü de ekleyelim.”

Ortalama Yüzde 15-20 Aralığında Sektörel Büyüme Öngörüyoruz

Türk bankacılığında 2012 yılında ortalama yüzde 15-20 aralığında bir sektörel büyüme öngördüklerini belirten Açıkalın, 2011’in son aylarında gördükleri yavaşlamayı dikkate alarak, 2012 yılında sektörde kredi büyümesinin yüzde 15-20 aralığında gerçekleşmesini beklediklerini, bu kredi büyümesinde KOBİ kredileri, tüketici kredileri ve proje finansman kredilerinin öncelikli olduğunu kaydetti.

Açıkalın, “Şu anki resme baktığımızda, yükselen fonlama maliyetlerinin de etkisi ile seneye faiz marjlarının 2011 yılına kıyasla bir miktar aşağı gelmesini bekliyoruz. Bu beklentilerimiz, Merkez Bankası‘nın politikasının seyrine ve rekabete bağlı olarak değişebilir.

Dünya ekonomilerinde yaşanan belirsizlik ve likidite darlığının, bilançolarını yaklaşık yüzde 12-15 yurt dışından fonlayan Türk bankaları üzerinde olumsuz etkileri olacaktır. Dolayısıyla borçlanma maliyetlerinin artacağını söyleyebiliriz” yorumunu yaptı.

50-60 Yeni Şube Açmayı Planlıyoruz

Yapı Kredi’nin hedef ve beklentilerine ilişkin ise Açıkalın, yeni yasal düzenlemeler ve artan rekabete rağmen, geçirdikleri başarılı bir yılın ardından 2012 yılı için temel hedeflerinin bu başarıyı ve performansı sürdürülebilir kılmak olduğunu, geçtiğimiz yıl uyguladıkları “akıllı büyüme stratejisini” 2012 yılında da sürdürmeyi planladıklarını vurguladı.

Açıkalın, 2012 yılında sektörde kredilerin yüzde 15-20 arasında büyüyeceğini öngördüklerini dikkate aldıklarında, Yapı Kredi olarak sektörün birkaç puan üzerinde ve özellikle seçtikleri alanlarda sağlıklı büyüme elde etmeyi hedeflediklerini belirtti.

Türk Lirası kredilerde özellikle tüketici ve KOBİ kredilerine öncelik vermeyi sürdüreceklerinin altını çizen Açıkalın, yabancı para kredilerde ise proje finansmanı kredilerinde sektördeki önemli konumunu sürdüreceklerini ve özellikle uzmanlık alanları olan enerji projelerine yoğunlaşmaya devam edeceklerini, 2012 yılında da önceki yıllarda olduğu gibi 50-60 civarında yeni şube açmayı planladıklarını bildirdi.

Dünya

KOBİ Kredilerinde Kısıtlama Olmaz

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı İnce KOBİ Kredilerinde Kısıtlama Olamayacağını Söyledi

Bankacılık sektöründeki toplam kredi büyümesinin ekonomi yönetiminin istediği gibi yüzde 25 sınırı içinde kalacağını söyleyen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat İnce, “KOBİ kredilerinde bu rakam yüzde 35’leri bulur. Çünkü biz bu alanda bir sıkıntı görmüyoruz. Hem kredi sınırlamasını KOBİ müşterilerimize de anlatamayız. Kredi büyümesi konusunda ayar yapabileceğimiz başka alanlar var. Örneğin ticari ve kurumsal kredilerde bu sınırlamaya gidebiliriz” diye konuştu.

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat İnce, toplam kredilerde büyümenin otoritenin dediği gibi yüzde 25 sınırı içinde kalacağını ama KOBİ segmentinde büyümenin bu rakamın üzerinde olacağını söyledi.

Kurumsal Bankacılık Pazarlama ve Satış Bölümü, Kurumsal Bankacılık Ürün Bölümü, Serbest Bölge Şubeleri, Ticari Bankacılık Pazarlama Bölümü, Ticari Bankacılık Satış Bölümü, Ticari Bankacılık Ürün Bölümünden sorumlu Genel Müdür Yardımcı olan Suat İnce, bir grup gazeteci ile bir araya geldiği sohbet toplantısında, “Biz otoritenin verdiği karara uyacağız. 1.3 milyondan fazla KOBİ müşterimiz var. Bu segmentte daha rahat davranarak uçtan uca otoritenin dediği yüzde 25’i tutturacağız. Sektöründe KOBİ segmentinde büyümesi yüzde 35’i bulur. İş Bankası’nda da bu düzeylerde olacaktır. Büyüme konusunda ayar yapabileceğimiz başka alanlar var. Burada risk görmüyoruz. Yaygın bir şekilde bu firmaların yanındayız. Kredilerdeki sınırlama konusunu KOBİ’lere anlatamayız. Ticari ve kurumsal kredilerde sınırlamaya gideriz” dedi.

20 milyar TL’yi Geçeriz

Bu yılın ilk çeyreği itibarıyla 1.3 milyonu aşkın KOBİ müşterisinin nakdi krediler toplamının 16 milyar liraya ulaştığını belirten İnce, KOBİ’lere yönelik olarak 90’dan fazla ürün çeşidi ile hizmet verdiklerini kaydetti. İnce, KOBİ’ler için bulundukları bölgenin özelliklerine ve yaptıklarını işin içeriğine göre firmaya özel ürünler ürettiklerini belirterek, “Bu yıl sonunda KOBİ’lere kullandırdığımız nakdi kredilerin toplamı 20 milyar TL’yi geçer” diye konuştu.

İnce, İş Bankası kurulduğundan beri banka ile çalışan müşterileri olduğunu ve “Müşterileri ile birlikte yaşlandıklarını” belirterek “Anadolu’da bir söz vardır. Çıraklığını yapmadığın işin ustalığına soyunma derler. Bizde KOBİ işinin ustasıyız” ifadesini kullandı.

İnce, 2 milyon doların altında kredi kullanan firmaları KOBİ olarak değerlendirdiklerini ifade ederken KOBİ’lerin bankalarından ‘iyi günde de kötü günde de yanlarında’ olmasını beklediğini kaydetti. İnce, özellikle kriz dönemlerinde müşteri kazanımlarının çok daha fazla olduğunu 2008-2009 krizinde de bu durumun değişmediğini anlatarak firmaların sadece kredisini değil cari hesaplarını da taşıdığını belirtti.

Krizde Müşteri Artıyor

Suat İnce, İş Bankası’nda bu yılın ilk çeyreği itibariyle nakdi ticari kredilerin 50 milyar TL’ye dayandığını yüzde 14.1 pazar payıyla tüm bankalar arasında birinci olduğunu da kaydederek “Bizden sonraki banka ile aramızda 2.7 milyar TL fark var.

Üçüncü banka ile aramızdaki fark 12 milyar 650 milyon TL fark, dördüncü banka ile aramızdaki fark 14 milyar 282 milyon TL” bilgisini verdi. İnce, taksitli ticari kredilerin 11.8 milyar TL’ye çıktığını ve burada da Pazar paylarının yüzde 20.4 olduğunu, ticari taşıt kredilerinin ise yüzde 28.9 Pazar payı ile 2.7 milyar TL düzeyinde olduğunu aktardı.

İnce özellikle kriz dönemlerinde müşteri sayılarının arttığını söyleyerek 2008-2009 krizinde de bu durumun değişmediğinin altını çizdi. Kriz döneminde 13 bin ticari müşterinin 1.3 milyar TL kredisini biz yapılandırdıklarını dile getiren İnce 2008- 2009 yıllarında da borcunu ödemek isteyen herkesle uzlaştıklarını hatırlattı.

Yarın Patron Kim Olacak Derdimiz Yok

İş Bankası Genel Müdürü Suat İnce İş Bankası’nın Türkiye’nin en büyük tabela değerine sahip olduğunu dile getirerek “Bizim yarın İş Bankası’nın patronu kim olacak gibi bir derdimiz yok. Burada herkes ‘İş’ Bankalıdır. İş Bankası’nın herhangi bir noktasında 3’üncü ya da 5’inci bankasında çalışan birisini göremezsiniz. Burada insanlar başlar ve yükselir” şeklinde konuştu.

Benden Al Başkasına Ver Olmayacak

Suat İnce, kredilerde ayrışma olup olmayacağının sorulması üzerine de hesaplarını ‘olmayacakmış’ gibi yaptıklarını anlatarak “Yüzde 25 sınırına göre davranmak için biz ne yapacağımızı ne yapmayacağımızı belirledik uygulayacağız. Benden al başka bankaya ver yapmayacağız. Çünkü bazı müşteriler bankadan aldıkları krediyi diğer bankada mevduat olarak değerlendiriyor” diye konuştu.

Kredi talebinde de canlılığın sürdüğünü kaydeden İnce, maliyetlerin de 1-3 puan yükseldiğini aktardı. İnce, tahsili gecikmiş alacaklarda da düşüş bekliyor.

KOBİ’leri Kule’den Değil Cephe’den İzliyoruz

Suat İnce, 2 ayda bütün doğu illerini gezdiklerini ve müşteriyle devam sıcak temas kurduklarını ifade etti. Bugün İş Bankası’nın 81 ilde bin 168 şubesi olduğunu söyleyen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat İnce İş Bankası’nın bir önemli farkının da şube müdürlerine verilen kredilendirme yetkisi olduğunu ifade etti.

İnce, her şube müdürünün farklı limitlerde olmakla birlikte krediyi sahada sonuçlandırma imkanı olduğunu aktararak “36 ilde 50’ye yakın şube müdürünün kredi limiti ise 1 milyon dolar. Üstelik krizde yetki sınırlamasına gitmedik” dedi. İnce’nin verdiği bilgiye göre bankanın 25 ticari satış bölgesi ve 20 KOBİ kredileri tahsis bölgesi bulunuyor. Ayrıca İş Bankası, 72 ilde oda dernek ve birliklerle 142 anlaşma yaptı.

Vatan-Ufuk Korcan

Kobi Kredileri Yüzde 25 Büyüyecek

Akbank Genel Müdür Yardımcısı Gür 2011’de KOBİ Kredilelerinin Toplam Krediler İçindeki Oranı Yüzde 25’i Geçeceğini Söyledi

Akbank KOBİ Bankacılığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kaan Gür, Akbank’ın toplam kredileri içinde KOBİ kredilerinin payının yüzde 30’a yükseldiğini belirterek, ”Maliyetler tarafında kademeli de olsa ufak tefek artışlar göreceğiz. Ancak bu KOBİ’lerin günlük hayatını çok fazla değiştirecek bir artış olmayacak” dedi.

Gür, düzenlediği basın toplantısında, Akbank’ın KOBİ bankacılığı konusunda temel amacının kısa vadeli bir başarı olmadığının altını çizerek, değer yaratmak ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlamak için çalıştıklarını söyledi.

Akbank’ın KOBİ’leri iş ortakları olarak gördüğünü, kendini KOBİ’lerle birlikte onlar için yeni projeler üretmeye adadığını anlatan Gür, ”(Sizin için) felsefemiz doğrultusunda KOBİ bankacılığındaki bilinen klasik iş yapma biçimini değiştiriyoruz. KOBİ bankacılığına yeni bir boyut getiriyoruz” diye konuştu.

KOBİ Kredileri Yüzde 25’ten Fazla Büyüyecek

Gür, KOBİ’lerin Türkiye’de toplam krediler içinde yüzde 24’ler civarında pay aldığını, bunu yeterli bulmadıklarını, Akbank’ın toplam kredileri içinde KOBİ kredilerinin payının ise yüzde 30’a yükseldiğini belirterek, ”Bu da bizim odağımızı gösteriyor. KOBİ bankacılığındaki yerimizi pekiştireceğiz. Bu sadece söylemle olmayacak pazarda da bunu gösteriyor olacağız” dedi.

Bu yıl bankaların kredi büyümelerinin yüzde 25’ler civarında olmasının öngörüldüğünü hatırlatan Gür, KOBİ kredilerinin bunun biraz daha üzerinde büyüyebileceğini bildirdi.

Bankacılık sektörüne ilişkin alınan önlemlerin KOBİ kredilerine yansıması konusunda bir soru üzerine Gür, ”Maliyetler tarafında kademeli de olsa ufak tefek artışlar göreceğiz. Ancak bu KOBİ’lerin günlük hayatını çok fazla değiştirecek bir artış olmayacak” yanıtını verdi.

Dünya