Tag: kredi faizleri

Survivor’ın Gönüllüsü Yapı Kredi’den

1844389_1aYapı Kredi Survivor’a bir kişiyi yarışmacı olarak gönderiyor

Yapı Kredi Survivor’a gidecek bir gönüllü yarışmacıyı belirliyor. Play kartsahipleri arasından seçilecek kişi, Survivor’da Gönüllüler takımında yer alma hakkı kazanacak. “Olur mu olur” sloganını kullanan Yapı Kredi Play’in Survivorprojesi gençlerin yoğun ilgisiyle karşılandı.

survivor.playcard.com.tr’deki yarışmada kısa sürede 2.000’den fazla kişi Survivor yarışmacı adayı oldu ve bu adaylar yaklaşık 900 bin kişi tarafından oylandı.

Sosyal medya fenomenlerinin de yoğun ilgi gösterdiği yarışmada, adayların kendilerini tanıtmak için 5.000’den fazla eğlenceli video ve fotoğraf paylaştı. 15 Ocak’ta bitecek mücadelenin sonucunda gönüllüler adasına gidecek şanslı isim merakla bekleniyor.

Kaynak: Digitalage

Merkez’in Faizi Ayşe Teyzem’i Nasıl Etkiler?

esnafa-sifir-faizli-kredi-destegi-1901187Merkez Bankası kritik faiz kararını açıklayacak. Türkiye’de iş yapmak isteyen önemli bir kesim faizin inişini istiyor. Ancak Fed faiz artırdı. Türkiye’nin şimdi ne yapacağı oldukça önemli

Merkez Bankası bugün faiz toplantısı yapacak. Anadolu’daki KOBİ’ler, esnaf, işadamları faizin inmesini istiyor. Piyasa daha doğru tanımıyla finans çevreleri ise, faiz artırılmalı diyor. Geçen hafta ABD Merkez Bankası’nın faizi artırmasından sonra, “İktidarın hoşuna gitmeyeceğini bile bile bizim Merkez Bankamız da faizi yükseltecek“ diyenler çoğunlukta.

Merkez faizi yükseltirse bankalara verdiği kredinin faizini yükseltecek. Merkez bankalara yaklaşık 90 milyar TL para veriyor. Normal olarak bu parayı yüzde 7.50 olan politika faiziyle vermesi gerekirken, 60 milyar TL’lik kısmını yüzde 7.50 politika faiziyle, 30 milyar TL’sini yüzde 10.75 olan  gecelik borçlanma faiziyle veriyor. İşte bu iki farklı faiz oranının karmasıyla ortalama faiz oluşuyor. Bankaların Merkez’den ortalama borçlanma faizi yüzde 8.85 dolayında.

Görülüyor ki Merkez, bugün yürürlükte olan  faiz oranlarını değiştirmeden de piyasa faizini yükseltebiliyor. Piyasanın beklediği, bu tür dolaylı faiz ayarlaması yerine, açık açık 1 haftalık repo faizi veya politika faizi denilen yüzde 7.50 faiz oranının artırılması.

Üzücü bir gelişme olur mu?

Piyasacıların (doğru tanımıyla finans çevrelerinin) faiz artırımı beklentileri “döviz”le ilgili. Faiz artırılırsa, döviz girişlerinin hızlanacağını, dövizin bulunur ve ucuz olacağını iddia ediyorlar.

Tabii ki kredi kullananlar faizin artmasını değil ucuzlamasını bekliyor.

Evet, Merkez’in artıracağı faiz bankalara verdiği kredilerin faizi ama bankalar Merkez’den yüksek faizle borçlanırsa maliyetleri artacak. Tüccara, KOBİ’lere, esnafa, sanayiciye, tüketiciye verdikleri kredilerin faizini artıracaklar.

Bu işin sonunda Ayşe Hanım Teyzem zararlı çıkacak. Çünkü bankalar, mevduata ödedikleri faizi (belki) azıcık yükseltecekler ama kredi faizlerini mutlaka artıracaklar.

Ayşe Hanım Teyzem ve Ali Rıza Bey Amcam’ın kart faizi, ihtiyaç kredisi faizi, kızlarının, damatlarının konut kredisi, taşıt kredisi faizleri artacak. Bakkal Coşkun’un KOBİ kredisi, Sanayici Ahmet Bey’in yatırım kredisi, üretim kredisi faizi artacak.

Faiz üretim maliyetini belirler. Faiz artınca üretim maliyeti ve sonunda fiyatlar artar. Enflasyona faiz yükü biner. Bu da Ayşe Hanım Teyzem ile Ali Rıza Bey Amcam’ı üzer.

Fed’in faiz artırımı kararının ardından, merakla beklenen Merkez Bankası’nın faiz hamlesi bugün belli oluyor. Ekonomistlerin ağırlıklı tahmini faiz artışından yana. Ancak ‘faiz sabit kalır’ diyen ekonomistlerin de sayısı hiç az değil.

Mevlit Kandili

Kandiller, Müslümanlar için kutsal günler, gecelerdir. Müslümanların “kandil” olarak isimlendirdikleri kutsal gecelerin sayısı beştir.

Bunlar, (1) Mevlit Kandili 11/12 Rebiülevvel, (2) Regaip Kandili 5/6 Recep, (3) Miraç Kandili26/27 Recep, (4) Berat Kandili 14/15 Şaban ve (5) Kadir Gecesi 26/27 Ramazan’dır.

Kandil geceleri ve mevlit törenleri özellikle bizim halkımız için büyük önem taşır. Arap takvimine göre “rebiülevvel” ayının 12’nci gecesi, Hazreti Muhammed’in doğduğu gece olarak bilinir. Müslümanlar için kutsal bir gecedir. İbadet yerleri kandillerle donatılır, aydınlatılır. Evlerde helva ve şerbet yapılır. Komşulara dağıtılır. Kuran ve mevlit okunur.

571 yılında dünyaya gelen Hazreti Muhammed’in doğum gününü “mevlit törenleriyle kutlama” geleneği, ölümünden 600 yıl sonra 1232 yılında başlamıştır. Hazreti Muhammed’in doğum gününün kutlandığı törenlerde, doğumu anlatan değişik metinler okunur. Bunlara “mevlit” adı verilir. Mevlitlerin en ünlüsü ve günümüzde de Türk halkının benimsediği mevlit, SüleymanÇelebi’nin “Vesilet – ün Necat”isidir (Kurtuluş Yolu).

Süleyman Çelebi’nin ‘mevlit’i

1351 yılında Bursa’da doğan Süleyman Çelebi, bu geceyi söyle anlatır: “Ol rebi-ül evvel ayın nicesi/On ikinci gece isneyn gecesi/Ol gece kim doğdu ol Hayr-ül-Beşer”… “Bu gelen “ilm-i ledün” sultanıdır/Bu gelen tevhid ü irfan kânıdır/Bu gice ol gicedir kim, ol şerif/Nur ile âlemleri eyler latif” (Veladet Bahri).

Müslümanlar için kutsal gecelerin, kandil günlerinin, diğer gecelerden ve günlerden “üstün, özel” yanları vardır. Böyle geceler ve günler birlik ve beraberliği güçlendirme fırsatı yaratır. Dargınlar barışır. Fakirler hatırlanır. Ölmüşlerin mezarı ziyaret edilir. Ölmüşler için Fatiha okunur. Verdiği nimetler için Allah’a şükredilir. Sayın okuyucularımın Mevlit Kandillerini kutlarım.

Kaynak: Milliyet

Bankalar Kredi Kampanyalarını Arttırdı

37886Kredi pazarında yaşanan gerilemeye karşılık bankalar, kredi kullandırımlarını arttırmak için kampanyalarını arttırdı.

BDDK’nın açıkladığı kredi verilerine göre bankacılık sektörü kredi hacmi bir haftada 4 milyar lira azalarak 1 trilyon 426,9 milyar liraya geriledi. Kredi pazarında yaşanan gerilemeye karşılık bankalar, kredi kullandırımlarını arttırmak için kampanyalarını arttırdı. Garanti Bankası’nın kullandırımı arttırmaya yönelik başlattığı kampanyalar; Dış Borç Kampanyası, Kota Kampanyası,KKB Skoruna Göre Kampanyalar,Meslek Gruplarına Göre Kampanyalar,İç-Dış Borç Yapılandırma Kampanyaları,İç Borç Yapılandırma Kampanyaları,Özel Gün Kampanyaları,Eğitim Kredisi Kampanyası,Alternatif Kampanyalar,Alternatif Kampanyalar,Kıbrısa Özel Kampanyalar,Kredi Kullanımına Göre Kampanyalar,Hazır Kredi Kampanyası,İnternetten Kredi Kampanyaları,Sonbahar’a Özel Kredi Kampanyası, Dosya Masrafsız Kredi Kampanyaları olarak adlandırıldı.

Ayda 568 TL’ye 15 Bin TL Kredi

KrediPazari.com’un verdiği bilgilere göre, Garanti Bankası’nın dosya masrafsız kredi kampanyasından yararlanmak isteyenler 15.000 TL’den 25.000 TL’ye kadar olan ihtiyaçlarını %1.49’dan başlayan faiz oranlarıyla karşılayabiliyor.Kredi hesaplama yapıldığında 36 ay vadeyle %1.49 faiz oranıyla 15.000 TL kredi kullanmak isteyen kişinin aylık ödemesi 568 TL’ye karşılık geliyor. Bu kampandan yararlanmak isteyen tüketicilerden yaklaşık 150 TL sigorta masrafı talep ediliyor. Kredinin aylık maliyeti %1.85’e yıllık maliyeti ise %22.20’ye karşılık geliyor.

Krediyi Arttır Faizi Düşür

Dosya masrafsız kredi kampanyasında, kredi tutarı arttırkça faiz oran düşüyor. Tüketici, 36 ay vadeyle %1.42 faiz oranıyla ayda 935 TL taksit ödeyerek 25 bin TL kredi kullanabiliyor. Bu durumda sigorta masrafı 250 TL’ye aylık maliyet %1.77’ye, yıllık maliyet ise % 21.24’e yükseliyor.

Kaynak: KrediPazarı

Konut Satışları Eylülde Düşüşe Geçti

37886Konut satışları toplamındaki Artışlar Nisan Döneminde Tepe Yaptıktan Sonra, İlerleyen Aylarda Artış Hızı Zayıfladı ve Eylül Döneminde Artış Yerini Düşüşe Terk etti.

Yıla, bir önceki yılın ocak dönemine kıyasla yüzde 1,7 oranında düşüşle başlayan toplam konut satışları, şubat döneminden itibaren artışa geçerek nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 42,7 gibi oldukça yüksek bir oranda artış kaydetti.

Nisandan itibaren ise artış hızı giderek zayıflayan bir grafik çizdi ve eylül dönemine gelindiğinde toplam satışlar bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla 12,7 oranında gerileme gösterdi.

Peki neden konut satış artışları zayıfladı ve nihayet eylül döneminde düşüş kaydetti?

Şu maddelerle konuya açıklık getirilebilmek mümkün; (1) Uzunca süredir konut satış fiyatlarında artış söz konusuydu. (2) Ülkede 2010 yılından bu yana alınan yapı ruhsatı 4.2 milyon adet kadarken, yapı izin belgesi alınan konutların toplamının 3 milyon adet civarında olmasına karşılık, toplam konut satışları içerisinde yer alan ilk el satışların yaklaşık 2 milyon adet civarında kalması, diğer bir anlatımla stokların artması, (3) Dolar kurunda ortaya çıkan ve hiç durmayacakmış gibi bir his uyandıran dolar kurundaki artışın, eylül döneminde 3,00 TL ile 3,06 TL arasında bir seviyede kalması, (4) konut kredi faizlerinin nisan döneminde yıllık yüzde 11’lerden eylül döneminde yüzde 14’lere kadar tırmanması.

Kredi stokundaki aylık artışların haziran döneminden itibaren oldukça yavaşladığı da göz ardı edilmez ise, kredi faizlerindeki artışın katkısı daha iyi anlaşılacaktır.

Toplam konut satışları içerisinde önemli olan ilk el satışların gelişimidir.

Bu açıdan bakıldığında da, ilk el satışlarda eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 18,3, ocak- eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10,4 oranında düşüşlerin olduğu görülmektedir.

Bu düşüşler stokların gelişimi hakkında bizlere fikir vermektedir.

Anlaşıldığı gibi yapı ruhsatları alımı, izin belgesi alımı artarken ilk el satışların artış hızın oldukça düşmesi ve hatta düşüşün gerçekleşmiş olması, ülke konut stok artışına katkıda bulunmaktadır.

Özetle

Konut satışları ocak dönemine bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla düşüşle başlamışsa da, ilerleyen aylarda artışlarla karşılaşılmış ve nisan döneminde yılın en yüksek ay bazında artışı ile karşılaşılmıştır.

Bu aydan itibaren ise, ay bazında artış hızı giderek düşmüş ve nihayet eylül döneminde düşüşle karşılaşılmıştır.

Uzun süredir artan konut fiyatları ve yılın başından buyana artan dolar kuru, konutlara talebi arttırmışsa da, şimdilerde yüzde 14’lere kadar tırmanmış ortalama konut kredi faizleri, dolar kurunda önce durgunluk ve sonraları ortaya çıkan düşüşler karşısında konutlara olan talebin zayıfladığını söyleyebilirim.

Tabii, 1 kasım 2015 seçimlerinin sonuçlarına ve partilerin bu sonuçlara uygun hareket edip etmemelerine bağlı olarak, ülkede makro dengelerde meydana gelebilecek değişiklerle birlikte, inşaat sektörü de kendisine yeni bir  hareket yolu çizecektir.

Kaynak: Ekspresgazete

Mevduat ve Kredi Faiz Oranlarında Artış

13826Türkiye’de yaşanan siyasi gerginlik ve artan terör olayları iç piyasada tedirginliğe yol açıyor. Borsadaki çıkış ve dövizdeki tırmanış mevduat ve kredi faizlerinde de artışa neden oluyor.

Son dönemdeki gelişmelerin de etkisiyle piyasalardaki gerginlik bir türlü dinmiyor. Türkiye’nin risk primi yerinde durmuyor, bu nedenle yurtdışından uygun koşullarda borçlanamayan bankalar döviz ile mevduat arasında sıkışıyor. Bu da mevduat faizlerini zirvelere taşıyor.

Türkiye’de yaşanan siyasi gerginlik ve artan terör olayları iç piyasada tedirginliğe yol açıyor. Borsadaki çıkış ve dövizdeki tırmanış mevduat ve kredi faizlerinde de artışa neden oluyor.

Geçmiş dönem trendlerinde olduğu gibi önce kredi faizlerine yansıyan artışlar daha sonra bankaların mevduat faizlerinde yükseliş yönünde görülüyor. Piyasalarda yaşanan hareketlilik sonrası dövizle mevduat arasında sıkışan bankaların mevduat faizleri yüzde 13’lere çıktı.

Bankalar müşterilerinin TL mevduatına yüzde 12.25 ile yüzde 12.75 arasında değişen faizler veriyor. Bir ay önce yüzde 10’larda olan mevduat faizleri son bir hafta içinde yüzde 12’nin üstüne çıktı. 30 gün içinde yüzde 10.50’den yüzde 13’e çıkan banka mevduat faizlerindeki bu artışı değerlendiren bir bankacı, ‘TL değer kaybediyor, döviz artıyor, borsadan çıkışlar var. Mevduatı tutmak için faizlerde artış olacak” dedi.

Mevduat faizlerindeki artışın seçim sonrasında da siyasi tablonun değişmemesi beklentisi nedeniyle süreceğini belirten sektörün önde gelen bankacılarından biri şu görüşleri paylaşıyor: “Türkiye’nin iç güvenlik ve terörle ilgili önemli sorunları var. Ülkedeki iç karışıklık ve siyasi belirsizlik devam ediyor ve 1 Kasım’dan sonra da bu sorunların çözümleneceğine yönelik bir beklenti yok. Bu da piyasalara ve ekonomiye negatif olarak yansımaya devam edecek.”

120 Ay Vadeli Konut Kredisi Faiz Oranları Yüzde 1.13’e Çıktı

Mevduat faizlerinden önce artış gösteren banka kredisi faizlerinde konut kredisi faizleri 120 aylık vadede yüzde 1.13’e çıktı. Konut kredisi faizleri kısa bir süre önce yüzde 0.89 – yüzde 0.93 seviyelerindeydi.

Bankalar mevduat için swap gibi farklı işlemlere de başvuruyorlar. Swap işlemi piyasada döviz kurlarının tırmandığı dönemde ortaya çıktı. Daha önce döviz tırmanışında swap işlemlerini bir kamu bankası ve bir kaç özel banka gerçekleştirmişti.

Bankalar bireysel müşteriden gelen döviz hesabı taleplerini dikkate alarak bu işe yöneldiler. Şimdi ise 100 bin TL’nin üstünde parası olan kişilere yüksek faizli swap önerisinde bulunuyorlar.

Swap yapan bir müşteri TL olarak yatırdığı parasının bir kısmını vadeli de tutup bir kısmını dövizde tutarak hem faiz hem de kurdan gelir elde ediyor. Mevduatta tekrar büyük bir rekabet yarışına girmek istemeyen bankalar, swap’ın yanı sıra iç piyasada bono ihraçlarına da ağırlık veriyorlar.

Bankaların bonu ihraçları 3 ay ile 1 bir arasında değişiyor. Bankaların iç piyasada bono ihraçlarına yönelmelerinin bir nedeni de siyasi belirsizlik nedeniyle dış piyasalarda Türkiye’nin ülke risk priminin artması. Bankalar yurtdışından uygun maliyetlerde sendikasyon bulmakta zorlanıyorlar.

Swap Nedir?

“Değiş tokuş etmek, takas etmek” anlamına geliyor.  Swap işlemlerinde amaç, faiz oranları ile döviz kurlarındaki değişmeler sonucunda ortaya çıkan riski en aza indirmek. Swap’ın faiz türleri, sabit faiz – değişken faiz, vadeden önce son verme hakkı veren, vadeli (Forward), faiz oranının sonradan belirlenmesi hakkını veren türleri var.  Para (döviz) swap’ları ise sabit faiz – değişken faizli olabiliyor.

Kaynak: Bursahakimiyet

Konut Piyasasında Beklenti Olumlu Yönde

konut-piyasasinda-beklenti-olumlu-yonde-147041Emlak sektörü uzmanları, konut satışlarının geçen yıla göre artabileceğini belirtiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye genelinde konut satışları, temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,5 artarak 96 bin 589’a ulaştı, haziran ayına göre ise satışlar yüzde 12,7 geriledi. Sıfır konut satışları yıllık bazda yüzde 10,8, ikinci el konut satışları da yüzde 15,8 artış gösterdi.

Konut satışlarına ilişkin son rakamları değerlendiren Türkiye Tüm Emlak Müşavirleri Federasyonu (TEMFED) Genel Başkanı Ali Taylan, temmuzda yaz ve bayram tatilinin üst üste gelmesi, döviz kurlarındaki artış ve konut fiyatlarının yükselmesi nedeniyle aylık bazda gerileme yaşanmış olmasına kaşın piyasada çok ciddi bir sıkıntı tespit etmediklerini söyledi.

Kredi faizlerinin yüzde 1’lerin üzerinde seyretmesinin de haziran-temmuz döneminde satışları düşürmüş olabileceğini dile getiren Taylan, “Bütün bu olumsuzluklara karşın piyasada bir sıkıntı yok. Arz ile ilgili de bir sorun görünmüyor. Yıl sonunda satışların 2014 ile aynı kalacağını hatta bir miktar üzerinde gerçekleşebileceğini söyleyebiliriz” dedi.

Piyasayı son bir yıldır özellikle sıfır konut satışlarının sürüklediğinin altını çizen Taylan, alınan bir konutun bir süre sonra daha yüksek tutara satılma ve kredi faizlerinin düştüğü dönemlerde borcun yeniden yapılandırılması gibi olanakların, vatandaşların konut yatırımlarına devam etmesini sağladığını ve bunun da piyasayı canlı tuttuğunu kaydetti.

Erken seçimden sonra piyasa daha da canlanabilir

Gayrimenkul Danışmanı Gülşah Gökçen Turan ise aylık bazdaki gerilemede vatandaşların erken seçim sonuçlanana kadar ellerindeki nakit parayı harcamama isteğinin etkili olduğunu belirtti. Turan, şu değerlendirmede bulundu:

“İnsanlar nakit birikimlerini dövizde tutup süreci beklemeyi tercih ediyorlar. Bu da vatandaşların gayrimenkul yatırımlarını askıya alması sonucunu doğruyor. Bu arada konut kredisi faiz oranlarının da yüksek olması satışları etkileyen bir başka unsur. Kişisel olarak erken seçimin gerçekleştirileceği kasım ayına kadar bir hareketlilik beklemiyorum. Seçimlerin ardından döviz kurlarında ve faizlerde bir düşüş yaşanırsa o zaman satışların tekrar artması beklenebilir.”

İnşaat firmalarının sağladığı vade olanaklarının sıfır konut satışlarını artırmış olabileceğini dile getiren Turan, kimi zaman 2017 yılına kadar uzanan vadelerin vatandaşlara, banka kredisine ihtiyaç duymadan, konut alma olanağı tanıdığını söyledi.

Turan, sıfır ve ikinci el piyasası karşılaştırıldığında ikinci el konut satışlarının sıfır konut satışlarına göre daha hızlı arttığını sözlerine ekledi.

Kaynak: AA

Rings İstanbul’da Kredi Faiz Kampanyası

AARings İstanbul’da yer alan ve hemen teslim konutlar için cazip bir kampanyaya başlandı. Daire almak isteyenlere kredi faizinin yüzde 50’si proje kapsamında Selin Yapı’ca ödenmekte.

Aydos ormanının hemen yanı başında yükselen Rings İstanbul’da, Selin yapı yeni bir kampanyaya başladı. Sosyal donatıları ve Anadolu yakasının en özel yerleri içinde bulunan bir bölgede konumlanan Rings İstanbul’da  sınırlı sayıda daire bulunmakta.

Kampanya kapsamında Rings İstanbul’da sınırlı sayıdaki hemen teslim evlerden birini almak isteyenlerin kredi faizinin yüzde 50’si Selin Yapı tarafından karşılanıyor. Ayrıca yine aynı kampanya kapsamında ev sahibi olanlardan 1 yıl aidat alınmıyor. Yüzde 1 peşinat ödeyerek sahip olunabilen daireler hemen teslim.

Aydos ormanının hemen yanında ‘Exclusive’  bir yaşam

Anadolu yakasının son iki ormanından biri olan Aydos eteklerinde yükselen ve yaşamın başladığı  Rings İstanbul,  499 ev ve 99 rezidans daireden oluşuyor. Site içerisindeki yürüyüş ve bisiklet parkurunun yanı sıra, ev sahiplerinin isterlerse kiralayıp sebze ve meyve yetiştirebileceği hobi bahçeleri, dalından meyve koparabileceği meyvelikler, pilatesten yüzmeye farklı spor aktivitelerini yapabilecekleri Rings Sports Club gibi sosyal donatılar sayesinde ev sahipleri şehrin imkânlarından kopmadan doğal bir hayat sürebiliyor.

9 sinema salonu ve ünlü markalarıyla bölgenin tek alışveriş merkezi olan Rings AVM’nin üzerinde yer alan Rings Rezidans ise; fonksiyonellik kadar en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş estetik çizgilerle ‘Exclusive’ bir yaşam alanı sunuyor. Gerek mimarisi gerek sosyal yaşam alanlarıyla daire sahiplerinin kendilerini özel hissedeceği projede; daire metrekareleri, oda sayıları ve cephe değişse de konfor ve kalite daima standart.

Sabiha Gökçen Havalimanı’na 8 dakikalık mesafede bulunan Rings İstanbul, İstanbul FinansMerkezi’ne 10, Boğaziçi Köprüsü’ne 15, FSM Köprüsü’ne ise 20 dakika mesafede yer alıyor. Ayrıca Üsküdar – Sabiha Gökçen Havalimanı metrosu da sitenin hemen yanı başında yer alacak.

Kaynak: Emlaklansman

Çin Kredi Faizini 0.25 Puan İndirdi

aÇİN, kredi ve mevduat faizlerinde 0.25 puanlık indirime gitti. Çin Merkez Bankası’ndan dün akşam üzeri yapılan açıklamada, bir yıl vadeli kredi faizlerinin 0.25 puan düşürülerek yüzde 5.35’e indirildiği kaydedildi. Açıklamada mevduat faizlerinde de aynı miktarda indirime gidildiği belirtildi. Buna göre, mevduat faizleri yüzde 2.50 seviyesine geriledi. Son yıllarda hız kesen Çin ekonomisindeki aşırı yavaşlama kaygıları faiz indirimi beklentilerini arttırmıştı. Hükümete bağlı çalışan Çin Merkez Bankası, 2014 sonunda da faiz indirmişti.

Kaynak: Vatan

Merkezin Kararı ile Kredi Faizleri Düşecek

a100 bin liralık kredinin faizi 564 lira daha düşük olacak

Merkez Bankası’nın faizde üst bantta yaptığı indirimin aynı oranda, yani 0.50 puan, kısa vadeli kredifaizlerine yansıması bekleniyor. Mortgage faizine yansıması için ise şubat ayı enflasyonu beklenecek.

Habertürk’ten Rahim Ak’ın haberine göre, eğer şubatta enflasyon yüksek gelirse Merkez’in faizindiriminde sona geldiği algısı oluşacak ve faizler daha fazla aşağı gitmeyecek. Eğer Merkez Bankası yeterli likiditeyi sağlarsa mevduat faizi oranı şu andaki yıllık yüzde 10-10.5 seviyesinden yüzde 9.50-10 aralığına inecek.

Kredi faiz oranlarının ise yüzde 12.5-13 civarına inmesi bekleniyor. Bu 100 bin liralık kredi alan bir kişinin yıllık faizinin bu indirimle birlikte 564 lira daha düşük olacağı anlamına geliyor.

Kaynak: Milliyet

Kredi Faizleri İnecek

27484937Merkez Bankası’nın uyguladığı üç faizde birden indirim yapması hem tüketiciye hem büyümeye katkı verecek. Bankaların gecelik borç verme faizini yüzde 11.25’ten yüzde 10.75’e çeken Merkez, tüketici ve sanayicinin bankalardan kullandığı kredi faizlerinin de 0.5 puan inmesini sağlayacak.

Merkez bankası Para Politikası Kurulu dün uyguladığı üç faiz oranında birden indirim yaptı. Politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 7.75’ten yüzde 7.50’ye tavan faizi de yüzde 11.25’ten yüzde 10.75’e, taban faizi ise yüzde 7.50’den yüzde 7.25’e indirdi. Peki Merkez Bankası’nın bu indirimi ne anlama geliyor. Tavan faizdeki indirim direkt tüketici ve sanayicinin kredi faizlerini etkiliyor. Uzmanlara göre tavan faizdeki 50 baz puanlık indirim şu anda yüzde 16-19 arasında değişen ihtiyaç kredisi faizlerini 0.5 puan aşağıya çekecek. Tüketici faizine olumlu yansıyan bu indirim mevduat faizlerinde de düşüş yaratacak. Mevduat faizlerinin de 0.3-0.5 puan arası düşmesi bekleniyor.

Temkinli Yaklaşım

Merkez Bankası dün aldığı kararla uzlaşmacı bir tutum sergilemeye çalışırken, siyasilere, “faizi indirdim”, piyasaya ise, “ölçülü indirdim” mesajı verdi. Kurul toplantısı sonrası yapılan açıklamada, sıkı para politikası duruşunun ve alınan makro ihtiyati önlemlerin etkisiyle kredi büyüme hızlarının makul düzeylerde seyrettiği belirtilerek, dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyrinin cari dengedeki iyileşmeyi desteklediği ifade edildi. Dış talebin zayıf seyrini korurken, iç talebin büyümeye ılımlı düzeyde katkı verdiğine değinilen açıklamaya şöyle devam edildi:  “Kurul, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirmektedir. Uygulanan temkinli para ve maliye politikaları ile alınan makroihtiyati önlemler enflasyonu, özellikle enerji ve gıda dışı (çekirdek) enflasyon göstergelerini ve enflasyon beklentilerini olumlu yönde etkilemektedir. Kurul, çekirdek enflasyondaki düşüşün devam edeceğini öngörmektedir. Bununla birlikte, enflasyondaki düşüşün kalıcı olması için para politikasında temkinli bir yaklaşım gerekmektedir.”

Büyümeye Destek Olacak

OCAK ayında aldığı kararla siyasilerin eleştirileri ile karşı karşıya kalan Merkez Bankası dün aldığı kararla büyümeye destek olacak bir adım attı. Bankaların kredi verirken kıstas kabul ettiği üst koridorda 50 puanlık indirime gidilmesiyle bankaların verdiği kredi faizlerinin yaklaşık yarım puan düşmesi bekleniyor. İhtiyaç kredisi faiz oranları şu anda yıllık yüzde 16 ile 19 arasında değişiyor. İhtiyaç kredilerinde en düşük oranın 15.5’lara düşmesi bekleniyor. Konut kredileri şu anda 13-14 seviyesinde. Bu kredilerde de yıllık faizin 12.5-13.5’lara inmesi bekleniyor. Ancak kredi faizlerindeki düşüş bankalara göre değişebiliyor. Ticari krediler de piyasada yüzde 12-14 aralığında değişiyor. Burada da yarım puanlık indirim olması bekleniyor.

Beklentimiz daha fazla indirimdi

MERKEZ Bankası’nın kararının ardından ilk açıklama Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan geldi. Davutoğlu, faizlerin inme trendinde olmasının önemli olduğunu ve bu durumun Türk ekonomisinin sıhhat göstergeleri arasında bulunduğunu belirtti. Merkez Bankasının bu yönde bir değerlendirme yaptığını belirten Davutoğlu, “Faiz oranlarının düşme trendi içinde olması olumludur ama biz bunun daha fazla bir ivmeyle seyretmesi gerektiği kanaatini yine de ifade ediyoruz. Çünkü dünyadaki emtia fiyatlarındaki gelişmeler, Türk siyaseti ve ekonomisindeki istikrar, diğer ekonomik parametreler açısından enflasyonun da düşme eğilimine girmesi dolayısıyla beklentimizin daha fazla bir indirim yönünde olduğu her zaman dile getirdiğimiz bir husus. Tabii Türkiye’de tekrar bu konularda değerlendirmeler yapacağız” dedi.

Kaynak: Hürriyet

Nakdi Kredilerin Mevduata Oranının En Yüksek Olduğu İl Gaziantep

aGaziantep 1 lira yatırdı, yaklaşık 3,5 lirayı da bankadan kredi çekerek harcadı.

Nakdi Kredilerin Mevduata Oranının En Yüksek Olduğu İl Gaziantep

Buna göre Gaziantep her 1 lirayı bankaya yatırırken, yaklaşık 3,5 lirayı da bankadan kredi çekerek harcadı. Ticaret Odası Başkanı Eyüp Bartık, “Borçlanmaktan değil, borçlanamamaktan korkmak gerekir” derken OSB Başkanı Cahit Nakıboğlu da alınan kredilerin yatırıma dönüştüğünü belirtti ve  “Üreten ve yatırım yapan Gaziantep’in borcu olmasının da normal olduğunu vurguladı.

Yatırım Olan Yerde Borç da Olur

“Borç yiğidin kamçısıdır” diyen Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi (GAOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Nakıboğlu, üreten ve yatırım yapan Gaziantep’in borcu olmasının da normal olduğunu vurguladı. Nakıbolu, “Yatırım olan yerin borcu da olur. Mühim olan bu kredilerin yatırıma dönüşmesidir. Atalarımız boşuna ‘Borç yiğidin kamçısıdır’ dememiş. Bazı illerimiz vardır ki mevduat şampiyonudur. Ancak o illerde sanayi yoktur. Parayı kazanır, faize yatırır, harcamazlar. Biz çok şükür çalışıyor, yatırım yapıyoruz” dedi.

Borçlanmamaktan Korkmak Gerekir

Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Bartık, ihracatın önemli bir yükünü sırtlanan şehrin aldığı kredileri yatırımda değerlendirdiğini belirtti.Her yıl ihracatını katlayan kentin aldığı kredileri istihdamda ve yatırımda kullandığını vurgulayan Bartık, “Güvenli şehirlere borç verilir. Borçlanmaktan değil, borçlanamamaktan korkmak gerekir. Kredi verenlerde Gaziantep’in güvenli bir kent olduğunu çok iyi biliyor” dedi.

Yatırım Yapıyoruz

“Bugün 43 milyon metrekare alanıyla, 1000’in üzerinde fabrikasıyla Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesiyiz” ifadelerini kullanan Başkan Nakıboğlu, “ Sanayide tüketilen enerjinin % 5 buçuğunu Gaziantep sanayisi tüketiyor. Bu başarı boşuna değil. Yatırım olan yerin borcu da olur. Mühim olan bu kredilerin yatırıma dönüşmesidir. Atalarımız boşuna ‘Borç yiğidin kamçısıdır’ dememiş. Bazı illerimiz vardır ki mevduat şampiyonudur. Ancak o illerde sanayi yoktur. Parayı kazanır, faize yatırır, harcamazlar. Biz çok şükür çalışıyor, yatırım yapıyoruz.

Gaziantep sınır şehri. Denizi yok, limanı yok. Öyle olduğu halde ülkemizin sanayi ve ihracatta hatırı sayılır şehirlerinin başında geliyor. Sanayide bu başarı durduk yere olmuyor. Onun için biz üretimimize bakalım, yatırımımıza bakalım. Sanayimizin gelişimi için dün neyse bugün de çalışmaya devam edelim” şeklinde konuştu.

Krediler Geri Ödenebiliyorsa Bu Durum Sorun Edilmemeli

İstanbul Üniversitesi Bankacılık Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kadir Tuna, konuyla ilgili  ticaret ve sanayi şehri olan Gaziantep’in Türkiye’nin ihracatta lokomotif illerinden biri olduğunu söyledi.

Bu nedenle söz konusu kentte yoğun bir kredi kullanımı olduğunun altını çizen Tuna, bu kredilerin önemli bir bölümünün yatırıma gittiğini dile getirdi.
Kullanılan krediler geri ödenebiliyorsa bu durumun sorun edilmemesi gerektiğini vurgulayan Tuna,  “Fakat şunu sorgulamamız gerekiyor. Bazı illerdeki kredi dönüşlerindeki sorun belirli sektörlerden mi kaynaklanıyor ya da banka olarak kredi müşterisi seçiminde hatalar mı yapılıyor? Bu yönüyle de analiz etmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

Bankaların her zaman kredi için doğru müşteriyi bulamayabileceğini, bundan dolayı bankaların burada öz eleştiri yapmasında yarar olduğuna işaret eden Tuna, “Bankalar bölgelere kredi ve mevduat konusunda hedefler veriyor. Kredi vermek mevduat toplamaktan her zaman daha kolaydır. Bu yönünü de gözden kaçırmamalıyız” ifadelerini kullandı.

Genel olarak verilere bakıldığında tasarruf oranının istenilen düzeylere ulaşmadığının bir gerçek olduğunu vurgulayan Tuna, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Son yıllarda özellikle BDDK’nın aldığı tedbirler tasarruf teşvikinde bir rol oynamaktadır. Öte yandan son bir yılda yükselen faizlere rağmen gerek hane halkı, gerekse işletmelerimiz kredi kullanımlarına devam etmektedir. Türkiye’nin büyüme tasarruf dengesinde makul olan seviyeyi bulması gerekir. Fakat kısa vadede hızlı sonuç almamız mümkün değil. Şuan ki mevduat faizlerin genel seviyesine baktığımız zaman enflasyonun yaklaşık 3-3,5 puan üzerinde seyrettiğini görüyoruz. Bu oran bazıları için, tasarruf için uygun bir seviye olarak görülmekle birlikte mevcut kredi faizleri ile borçlanmaya devam eden kesimin de az olmadığını görmekteyiz. Konut, otomobil alımlarında kredi kullanımı önemli bir paya sahip. Ekonomideki aktivitenin devamı içinde bu kredi kullanımlarının da devam etmesi gerekiyor. Gözardı etmememiz gereken diğer bir nokta da finans sistemine girmeyen, özellikle fiziki altın gibi geleneksel yatırım araçlarının halen cazibesini koruması. Altın halen Türk halkının gözde tasarruf aracıdır.”

Kaynak: Sirinnar

Konut Kredisi Faiz Oranları Yüksek Ama Satışlar Öyle Değil

aTürkiye’de konut satışları, kredi faizlerindeki yükselişe rağmen geçen 11 ay içerisinde önceki yıla göre yüzde 10 artış gösterdi. Konut kredi faizlerinin zaman zaman yüzde 1,30’lara yaklaştığı 2014’ün 11 ayında 684 bin konut el değiştirdi

TÜİK’in açıkladığı konut satış istatistiklerini değerlendiren Türkiye Tüm Emlak Müşavirleri Federasyonu (TEMFED) Başkanı Hacı Ali Taylan, 2014’ün ilk aylarında konut kredisinde faizlerin yüzde 1,30’lara geldiğini bu nedenle yılın ilk çeyreğinde konut satışlarında bir durağanlık yaşandığını belirtti.

2014 Konut kredisi faiz oranı yüksek fakat konut satışları iyi durumda.

Sektör önümüzdeki 20 yıl cazibesini koruyacak

Taylan, marttaki yerel seçimlerden sonra faizlerde aşağı yönlü bir hareketin başladığını, 10 Ağutos’taki Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra da konu kredi faizlerinin yüzde 0,90 seviyelerine geri döndüğünü anımsatarak, “Satışlar, siyasi istikrar devam ettiği sürece artmaya devam edecektir. Ben önümüzdeki 20 yıl daha Türkiye’de gayrimenkul sektörünün cazibesini koruyacağını düşünüyorum” dedi.

Kredi faizlerindeki artışlarla, konut fiyatlarının arttığına işaret eden Taylan, faizdeki ve fiyatlardaki artışa rağmen konut satışlarının artmasını şöyle açıkladı:

Arapların ilgisi yoğun

“Faizdeki, fiyatlardaki bu artışa rağmen vatandaşların ev sahibi olma isteği ve yabancıların Türkiye’de konuta yatırım yapması bu artışta etkili oldu. Artık yabancıların aldığı konutlar Antalya ve İstanbul ile sınırlı kalmadı Trabzon, Yalova, Aydın ve Bursa’ya da yayıldı. Özellik Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi körfez ülkelerinin buraya ilgisi yoğun. Suriyelilerin de bu artışta önemli rolü var. Çünkü ülkemizde 1,5-2 milyon Suriyeli var ve bunlarda imkanı olan gayrimenkul alıyor.”

Taylan, Türkiye’de ev sahibi olmayan nüfusun, toplam nüfusun yüzde 30’u civarında olduğunu dile getirerek, “Bu yüzden ev sahibi olma konusunda ciddi bir talep var. Ayrıca insanlar gayrimenkulu önemli bir yatırım aracı olarak görmeye başladı. Altın ve dövizdeki dalgalanmalar, borsadaki risk insanları gayrimenkule yatırım yapmaya yöneltti” ifadesini kullandı.

Kaynak: ÇağHaber

Yedi Ayda Konut Satışları % 9,7 Oranında Düştü

kredi_faizleri_artti_konut_satislari_geriledi_h1807İMSAD’ın 2014 Ağustos raporuna göre, 2014’ün ilk yedi ayında konut satışları yüzde 9,7 oranında geriledi ve yeni konut fiyatlarındaki yıllık fiyat artışı yüzde 5,2 oldu.

“Kredi faizlerindeki artış ve siyasi istikrar beklentisi konut satışlarını olumsuz etkilemiştir”

Konut fiyatlarının, inşaat malzemesi maliyetlerinden daha fazla arttığına işaret edilen Türkiye İMSAD’ın sektör analizinde, kredi faizlerindeki artış ve siyasi istikrar beklentisinin konut fiyatlarını yükselten önemli nedenlerden biri olduğu belirtildi.

Türkiye İMSAD Başkanı Dündar Yetişener’in belirttiğine göre, konut satışlarındaki gerilemenin nedenleri;

Yükselen arsa fiyatları ve kredi faizlerinde yaşanan artış konut talebini sınırlandırdı.

Tüketici üzerinde çok etkili olan döviz kurlarındaki ani artışlar, hem tüketici güvenini hem de konut alım iştahını olumsuz etkiledi.

2014’ün seçim yılı olması, ekonomide ve siyasette istikrar beklentisi yarattı ve tüketicinin konut talebini ertelemesinde önemli bir etken oldu.

Bununla birlikte siyasi belirsizliklerin ortadan kalması nedeniyle piyasaların beklentisi yılın son çeyreğinde konut pazarının canlanacağı yönünde.

Türkiye İMSAD’ın periyodik olarak her ay yayınladığı sektör raporunun 2014 Ağustos verilerine göre, konut satışları 2014 Temmuz ayında yaşanan yüzde 20,2 oranına ulaşan keskin düşüşle birlikte yılın ilk yedi ayında yüzde 9,7 oranında geriledi. Aynı dönemde yeni konut fiyatlarındaki fiyat artışı ise yüzde 5,2 oldu. İnşaat sektöründeki gerilemeye paralel olarak inşaat malzemeleri alt sektörlerinde de 2014 Haziran ayında üretim azaldı. Son dönemlerde malzeme sektörünün büyümesinde önemli payı olan ihracat artışı durağanlaştı, buna karşın ithalat 10 milyar doların altına düştü. Bu veriler inşaat malzemelerinin, ihracatın ithalatı karşıladığı başlıca sektörlerin başında yer almayı sürdürdüğünü bir kez daha teyit etti.

Küresel krizin olumsuz etkilerinin yaşandığı 2009 yılından başlayarak 2014 yılına kadar geçen 4,5 yıllık dönemde İnşaat Malzemesi Maliyetleri, Konut Fiyatları ve Konut Satışları ile ilgili gelişmelerin değerlendirildiği Türkiye İMSAD’ın sektörel analiz çalışmasında ise inşaat malzemelerindeki maliyet artışının konut satış fiyatlarının altında olduğu görüldü.

Dündar Yetişener: “Konut fiyatları, inşaat malzemesi maliyetlerinden daha fazla artıyor.

Konut fiyatlarının artışında inşaat malzemesi maliyetlerindeki artışın birinci derecede etkili olmadığını belirten Türkiye İMSAD Başkanı Dündar Yetişener, kurum olarak bu konuda yaptıkları sektörel analiz çalışmasına dayanarak konut fiyatlarının inşaat malzemeleri maliyetlerinden daha fazla arttığını söyledi. Yetişener, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de konut maliyetlerini artıran en önemli unsurlar arasında, arz-talep dengesine dayanan ve bugün çok zor bulunması nedeniyle yükselen arsa fiyatları olduğunu belirtmek gerekir. Bu yıl kredi faizlerinde yaşanan artış da konut talebini sınırlamıştır. Tüketici üzerinde çok etkili olan döviz kurlarındaki ani artışlar ise hem tüketicinin güvenini hem de konut alım iştahını olumsuz etkilemiştir. Bu yıl ülke olarak yaşadığımız seçim atmosferi dolayısıyla oluşan ekonomi ve siyasi istikrar beklentisi de tüketicinin konut talebini ertelemesinde önemli bir etken olmuştur. Ancak siyasi belirsizliklerin ortadan kalması nedeniyle piyasaların beklentisi, yılın son çeyreğinde konut pazarının canlanacağı yönündedir.”

İnşaat malzemeleri alt sektörlerinde üretim geriledi

Türkiye İMSAD’ın 2014 Ağustos Aylık Sektör raporuna göre, 2014 Haziran ayında önemli inşaat malzemesi alt sektörlerinde gerçekleşen üretim, geçen yılın aynı ayına göre geriledi. İnşaat malzemeleri içinde önemli yer tutan çimento yüzde 5,3, hazır beton yüzde 10,6, düz cam yüzde 11,3, taş ve mermerler yüzde 16,6 ve plastik inşaat malzemeleri üretimi ise yüzde 2,9 oranında geriledi. Yılın ikinci çeyreğinde, inşaat malzemeleri sanayindeki üretimde zayıf bir büyüme görüldü.

İhracat artışı durağanlaştı, ithalat 10 milyar doların altına indi

Aynı raporda yer alan verilere göre, 2014 Haziran ayında inşaat malzemesi ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,7 oranında arttı ve 1,76 milyar dolar oldu. Böylece 2014 yılının ilk altı ayında inşaat malzemeleri ihracatı 10,99 milyar dolar olarak gerçekleşti ve yüzde 4,1 oranında artış gösterdi. Yılın ilk 6 ayından bu yana devam eden inşaat malzemesi ithalatındaki gerileme ise Haziran ayında da sürdü ve 9,9 milyar dolara indi.

İlk yedi ayda konut satışları yüzde 9,7 oranında düştü

Raporda yer alan verilere göre, Türkiye’de konut satışlarında 2014’ün ilk aylarında görülen artışa karşın Temmuz ayında keskin bir küçülme yaşandı ve yüzde 20,2 oranında geriledi. Ocak-Temmuz dönemini kapsayan yılın ilk yedi ayda ise Türkiye’de konut satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,7 oranında gerileyerek 609 bin 877 adet oldu. Konut satışlarındaki gerilemenin yaz aylarında arttığı görüldü.

Yeni konut fiyatlarında 7 aylık artış yüzde 5,2 oldu

Yeni konut fiyatlarındaki artış ise 2014’te yavaşladı. Yılın ilk yedi ayında Türkiye’de yeni yapılan konutların fiyatları sadece yüzde 5,2 oranında arttı. Son olarak Temmuz ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,8 oranında geriledi. Öte yandan son bir yılda yeni konut fiyatlarında en yüksek artış ise önceki aylarda olduğu gibi yüzde 12,2 oranı ile 3+1 tipi konutlarda görüldü.

Konut kredisi faizlerinde geç gelen gerileme

Konut kredisi aylık ortalama faiz oranları 2014 yılının ilk çeyrek döneminde artış eğilimi içine girmiş ve Mart ayında yüzde 1,10’a kadar yükselmişti. Nisan ayında ise durağanlaşan konut faiz oranları Mayıs ayından itibaren geriledi. Ortalama aylık konut kredisi faizi Haziran ayında yüzde 1,05’e, Temmuz ayında ise yüzde 1,02’ye indi. Ağustos ayında kademeli gerilemenin sürdüğü faiz ortalama oranı yüzde 1,0 olarak gerçekleşti. Bu oranın faizlerde gelinebilecek en son oran olduğu tahmin ediliyor.

İnşaat maliyetleri ve konut fiyatlarının seyri

Türkiye İMSAD’ın TÜİK ve TCMB verilerine dayanarak yaptığı Konut Fiyatları, İnşaat Maliyetleri ve İnşaat Malzemesi Fiyatları sektörel analiz çalışmasına göre, konut satışlarında ve konut talebindeki gerilemede, konut fiyatlarındaki artış etkili değil. Analizde, konut fiyatlarındaki artışın temel nedenlerinin başında çok yüksek arsa fiyatları ve kentsel dönüşüm nedeni ile müteahhitlerin katlandığı ilave maliyetler olduğu belirtiliyor.

Analize göre; 2013 yılının ilk çeyrek döneminde inşaat malzemeleri maliyeti bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,9 oranında artarken, konut fiyatlarındaki artış yüzde 11,9 oldu. Kredi faizinin yüzde 9,5 oranında seyrettiği bu dönemde, konut satışları yüzde 89,1 oranında arttı ve 273,919 adet konut satışı gerçekleşti.

2014 yılının ilk ve ikinci çeyrek dönemlerinde de benzer bir seyir yaşandı. İnşaat malzemeleri maliyetleri 2014 yılının ilk çeyreğinde 12,1, ikinci çeyreğinde 11,9 oranında artış gösterirken, konut fiyatları 13,1 ve 13,6 oranında artış gösterdi. Konut kredi faizlerinin yüzde 12,4 ve 12,9 oranında seyrettiği bu dönemde, konut satışları 5,9 ve 9,5 oranında düştü ve ilk çeyrekte 257 bin 853 adet, ikinci çeyrekte ise 266 bin 923 adet konut satıldı.

Kaynak: SonDakika

Kredi Faizleri Düşecek mi

yil-sonuna-kadar-piyasalar-nasil-hareket-edecek_h22710Geçen yıl Mayıs ayında ortalama faiz oranı konut kredilerinde yüzde 8.3’lere, ticari kredilerde yüzde 8’lere, tüketici kredilerinde ise yüzde 10’lara kadar gerilemişti. Ancak sonrasında tablo değişti.

Önce dışarıdan kaynaklanan bir dalga geldi. ABD Merkez Bankası Fed’in eski başkanı Bernanke’nin Fed’in bol ve ucuz para musluklarını kısmaya başlayacağı yönünde söylemde bulunmasıyla başta gelişen piyasalar olmak üzere tüm dünya piyasaları karıştı. Biz de bu kargaşadan payımıza düşeni aldık. Ancak bizdeki hasar daha fazlaydı. Çünkü dışarıdan gelen Fed dalgasına içerideki Gezi olaylarının olumsuz etkileri de eklenmişti. Belediye seçimleri öncesi yapılan operasyonlar da cabası oldu. Dolar-TL kuru 2.39’lara kadar yükseldi. Merkez Bankası o dönemde proaktif davranamadı.
Uzun süre izlemekle yetindi. Döviz rezervlerini boşu boşuna eritti. Kurdaki kontrolsüz yükselişin önüne set çekemedi.

Güçlü müdahalede geç kaldığı için de 28 Ocak 2014’te olağanüstü bir toplantıyla faiz oranlarını çok sert yukarı çekti. Erken müdahale etseydi, faizlerin dramatik şekilde yükseltilmesine gerek kalmayacaktı. Merkez’in masaya geç vurmasının bedelini de vatandaş ödedi. Tüm kredi faizleri hızlı yükseliş sürecine girdi.
Faiz, paranın maliyetidir. Faiz yükselirse doğal olarak kredi talebi zayıflar. Ekonomi durgunlaşır. Yükselen faizlerin ekonomimiz üzerindeki olumsuz etkilerini gözlemliyoruz. Fed dalgasıyla Gezi olaylarının birleştiği dönemde kura geç müdahale eden Merkez Bankası, belediye seçimleri sonrasında rahatlayan ve istikrar kazanan piyasa ortamında faiz indirimlerine başlamakta da gecikti. Hem gecikti hem de indirimlerde zayıf kaldı. İlk faiz indirimini Mayıs’taki toplantısında gerçekleştiren Merkez Bankası, o dönemden bu yana politika faizini sadece 1.75 puan indirdi. Haliyle de bu indirimlerin vatandaşı ilgilendiren kredi faizlerine yansıması son derece sınırlı oldu.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri geride kalmışken ve dış piyasalarda da yeni zirveler test edilirken Merkez Bankası’nın faiz oranlarını daha fazla indirmesi gerekirdi. Çünkü önümüzdeki yıl Fed faiz oranlarını yükseltmeye başlayacak. Ortam bozulacak. İçinde bulunduğumuz dönem Merkez Bankası’na çok değerli bir ‘fırsat penceresi’sunmuşken yavaş kalındı. Merkez Bankası geçen hafta politika faizinde değişiklik yapmadan faiz koridorunun üst bandında 0.75 puanlık indirime gitti.

Bankacılık sektörünün kredi faizleri üst bant faiz oranına duyarlı. Haliyle de bu indirimin kredi faizlerine bir miktar daha olumlu yansıması olacaktır. Ama adımlar yetersizdir. Eylül toplantısı güçlü bir adım atabilmek için son şans olabilir. Kritik Fed takvimine yaklaştığımız unutulmamalı. 

Kaynak: Takvim

Konut Kredisi Faiz Oranlarında Son Durum

konut-kredisi-faiz-oranlarinda-son-durum-eylul-ayi-konut-kredi-faizleriKonut kredisi banka faizleri Eylül ayında gerilemeye devam ediyor. Eylül ayı ile beraber 19 banka konut kredi faizlerini düşürdü. Banka konut kredi faizleri Eylül ayı itibariyle düşüşler başladı, Hangi bankanın konut kredi faiz oranı kaç?

2014 yılı ilk çeyreğinde artış eğilimine giren konut kredisi faiz oranları, Mayıs ayından itibaren gerilemeye başladı. Temmuz başında en yüksek faiz oranı, %1.45 en düşük faiz oranı ise %0.97 düzeylerindeydi. KrediPazari tarafından yapılan analize göre Temmuz başında sadece dört banka 120 ay vadeli konut kredisi faiz oranını %1’in altına çekmişti. (Denizbank ve Kuveyttürk de 10 yıl vadeli konut kredisi faiz oranı %0.97, DD Mortgage klasik standart konut kredisi oranı %0.98, YapıKredi Bankası ise %0.98).

19 bankanın (Halkbank, DD Mortgage, Yapıkredi, Denizbank, TEB, Türkiye Finans, Albarakatürk, Anadolubank, Finansbank, Ziraat Bankası, Garanti, Tekstilbank, HSBC, İşbankası, Abank, Vakıfbank, Kuveyttürk, Akbank, İngBank,) 10 yıl vadeli konut kredisi oranları ortalaması %1,16;  5 yıl (60 ay) vadeli konut kredisi oranları ortalaması ise %1.14 düzeylerindeydi.

Bankaların yaptığı indirime karşılık siyasi istikrardaki bekleyiş, arsa fiyatlarındaki artış ve konut fiyatlarındaki yükseliş, konut satışlarına olumsuz yansıdı ve satışlarda beklenen artış sağlanamadı. Edinilen bilgilere göre, Temmuz ayında konut satışlarda yüzde 20 düzeylerinde düşüş gözlendi.

Ağustos Ayında 6 Banka Konut Kredisi Oranlarını Değiştirdi

Ağustos ayı içinde ise Türkiye Finans, Kuveyttürk, Denizbank, Finansbank, İş Bankası, Ziraat Bankası konut kredisi faiz oranlarını değiştiren bankalar arasında yer aldı. Türkiye Finans’ın 120 ay vadeli oranı Ağustos ayında da yüzde’1 in altına inmedi. Banka, Ağustos ayı ilk haftasında 120 ay vadeli kredi oranını önce %1.18’den %1.14’e sonra %1.11’e indirdi. Ay sonuna doğru ise 120 ay vadeli oranını %1.11’den %1.06’ya, 60 ay vadeli oranını ise %1.04’den %0.99’a çekti.

Kuvettürk de ise 120 ay vadeli oran %0.97’den % 0.94’e, 60 ay vadeli oran ise %0.93’den %0.90’a indi. Ağustos ayı içinde konut kredisi oranını puan bazında en fazla düşüren banka Finansbank oldu. Banka, 120 ay vadeli konut kredisi faiz oranını 0.28 puan indirerek %1.04’e kadar düşürdü.

Denizbank ise 120 ay vadeli konut kredisi faiz oranını %0.97’den %0.93’e indirirken, İşbankası’nda oranlar %1.25’den %1.09’a geriledi.

Ziraat Bankası da 120 ay vadeli oranını 0.06 puan düşürerek %1.07’den %1.01’e, 60 ay vadeli oranını ise 0.04 puan indireren %1.03’den %0.99’a düşürdü.

Eylül Ayı İlk Haftasında Konut Kredisi Faiz Oranlarında Son Durum

Ağustos ayı içinde bankaların konut kredisi faiz oranlarında yaptığı indirimle Eylül ayı ilk haftasında 19 bankanın (Halkbank, DD Mortgage, Yapıkredi, Denizbank, TEB, Türkiye Finans, Albarakatürk, Anadolubank, Finansbank, Ziraat Bankası, Garanti, Tekstilbank, HSBC, İşbankası, Abank, Vakıfbank, Kuveyttürk, Akbank, İngBank) 120 ay vadeli konut kredisi faiz oranı ortalaması %1.10’a, 60 ay vadeli ortalaması ise %1.08’e geriledi.

Eylül ayında 120 ay vadeli en düşük faiz oranına sahip bankalar (masraflar hariç) % 0.93 ile Denizbank ve DD Mortgage olurken, 60 ay vadeli en düşük orana sahip banka ise Kuveyttürk oldu. TEB ve İng Bank 120 ve 60 ay vadeli oranda en yüksek konut kredisi oranına sahip bankalar oldu.

Kaynak: Emlak Pencerem

Senetle Konut Satışı Arttı

Türkiye’de markalı konut projelerinden alım yapanlar arasında finansman metodu olarak senet seçenlerin oranı, Ekim ayında yüzde 51,3’e tırmandı.

WSJ’nin haberine göre; Emlak veri platformu Reidin’in verilerine göre Türkiye’de markalı konut projelerinden alım yapanlar arasında finansman metodu olarak senet seçenlerin oranı, Ekim ayında yüzde 51,3’e tırmandı. Son aylardaki yüksek artış özellikle dikkat çekiyor.

Ağustos’ta toplam satışların yüzde 14,8’i sadece senetle yapılırken bu oran Eylül’de yüzde 43,4’e çıkmıştı.Uzmanlar ve sektör temsilcileri senetle konut satıştındaki yüksek artışı artan faizlere, bankaların yeni projelere kredi vermedeki isteksizliğine ve bazı konut almak isteyenlerin kötü kredi geçmişine bağlıyor. Kamu denetim ve gözetiminin dışındaki bu satış yöntemindeki artış bazı uzmanlarda endişe yaratıyor.

Faiz yükünü omuzlamak istemeyen tüketicinin inşaat şirketlerinin daha düşük faiz oranlarıyla sunduğu senetle satış opsiyonuna kaydığı belirtiliyor.

TÜİK ve Merkez Bankası Verileri

İnşaat sektörü temsilcilerine göre devletin konutta senetle satışı ve bu satışlardaki batığı izlemesi mümkün değil. Türkiye’de konutla satış verilerini yakından izleyen iki kamu kurumu var. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Merkez Bankası… TÜİK, tapu kayıtlarına dayanarak verileri izlerken, Merkez Bankası yalnızca banka eksper raporlarına dayanarak verileri izliyor. Kısacası, senetle satışın konut sektöründeki büyüklüğü ve batık oranı gibi göstergeler izlenemiyor.

Konut sektörü temsilcileri, banka kredileri gibi yakında izlenemeyen senetle satışlar konusunda endişeli değil. Büyük şirketler için senetle satışın tehlike yaratmayacağını, 2002 yılına kadar Türkiye’de konut satışlarının zaten bu yolla yaptığını dile getiren Yaşar Aşçıoğlu, “Yıllardır bankalar kredi veriyor. Büyük de kâr ediyor. Şimdi biz bu işi yapalım istedik. Çünkü zaten kredi faizleri çok yüksek. Ayrıca, bu bizim bildiğimiz bir alan” diyor.

GYODER Başkanı Aziz Torun projelerde ön satış yapıldığında bu verilerin de TÜİK kayıtlarına girmediğine dikkat çekerek, “Aslında risk yok. Temmuz Ağustos’ta yüzde 15-20 olan senetle satış Eylül’de artmış. Senetle satış artarken, peşin sayışlar 55’lerden yüzde 35’lere düşüyor. Bize göre bu sadece mevsimsel bir etki.
Çünkü firmalar Eylül ayında çok sayıda senede dayalı kampanya yaptı” diyor. Torun, inşaat bitirme sigortası adlı bir uygulama başlatacaklarını, bu yolla bitmeyen, yarım kalan projeler konusunda tüketicinin korunacağını ifade ediyor.

Sektörde Senede Kayışın Nedeni

Ağaoğlu Şirketler Grubu Genel Müdürü Hasan Rahvalı, sektörde senete kayışın nedenini, banka kredisi almak istemeyen ya da alamayan kişilerin talebinden kaynaklandığını belirtti. Rahvalı, 2011 yılına kadar senetli satışa talebin olmadığına dikkat çekerek, “Son 2 yıldır konut talebi maaşlı çalışandan kendi işini yapan kesime kaydı.

Bunlar arasında 2001 krizinde bir talihsilzik yaşayıp kara listeye girmiş olanlar da var. Bankalar, bu talepleri incelediğinde müşteriyi riskli görüp kredi vermek istemeyebiliyor. Oysa bize göre piyasa riski bankadan daha iyi ölçer” diye konuştu.

Bankacılar ise bankaların proje finansmanına artık daha ihtiyatlı yaklaştığını ve bu nedenle kredi kullanımının gerilediğine işaret ediyor. “Son 2 yılda konut arzı çok arttı. Ayrıca 3-4 büyük şirketin iflas erteleme istemesi sektöre kullandırılacak kredilerde ihtiyatı artırdı” diyen Anadolubank Genel Müdür Yardımcısı Recep Atakan, “Ayrıca, projeden satışlarda tüketicileri korumaya yönelik önemli yasalar çıkarıldı. Bunlar nedeniyle bankalar proje kredilerine eskisi kadar sıcak bakmıyor.

Bunun yerine birmiş projelere kredi verilmesi tercih ediliyor” değerlendirmesinde bulundu. Atakan, bilançosu zorlanan bazı orta düzey konut firmalarının senet satışına yöneldiğini sözlerine ekledi.

Konut Kredileri Toplam Kredilerin Yüzde 10’u

Konut kredileri toplam kredilerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Eylül ayı sonu itibariyle toplam kredilerin büyüklüğü 990.4 milyar liraya çıkarken, konut kredileri 105,6 milyar lira düzeyine ulaştı.

Konut piyasasındaki gelişmelerin büyük bir bölümünün kamu denetim ve gözetiminden uzak olması yeni bir tartışma konusu değil.

satışında halktan para toplama faaliyetlerinin 2012’de Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) denetimine tabii olması gündeme gelmişti. Plan hayata geçebilseydi, SPK’nın izni olmadan maket üzerinden konut satışı yapılamayacak, gayrimenkul şirketleri maket aşamasında satış yaparken SPK’ya izahname vermek zorunda kalacaklardı.

İzahnamesine SPK’dan onay verilmeyen şirketler maketten satış yapamayacaktı. Ayrıca, konut şirketlerinin finansal operasyonları SPK’nın gözetimi altına alınacaktı. Aynı yılın aralık ayında düzenlemeden geri adım atıldı.

Konut Şirketleri İflas Edebilir

SPK Eski Başkanı Doğan Cansızlar, ilgili düzenlemenin geçmesi durumunda birçok konut şirketinin iflas tehlikesi ile karılaşabileceğini belirtti ve bu nedenle geri adım atıldığını iddia etti. Cansızlar, “Konut sektörü mevzuat kapsamına alınmak istendi. Ancak o düzenlemede bir proje için finansmanın sadece o proje için kullanılması öngörülüyordu. Bu olsaydı, Türkiye’de birçok firmada zincirleme iflaslar yaşanacaktı. Çünkü Türkiye’deki projeler bir başka projeyi finanse etmek için yapılıyor. Yumuşak geçişle bu projelerin yapılması gerekiyordu” diye konuştu. Cansızlar, senet ile satışlar mutlaka SPK denetimine alınması gerektiği uyarısında bulundu. Türkiye 2013 yılına 800 bin konut stokuyla girmişti. Reidin verilerine göre konut eritme hızı ise yükselişte. Türkiye geneli için geçtiğimiz yıl ağustos ayında %1.81 olan hız, bu yıl aynı ay 5.97’ye çıkmış durumda.

Kaynak: İnternet Haber

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

 

Konut Kredisi Faiz Oranları Yükseldikçe Konuta Olan Talep Düşüyor

Konut kredisi faiz oranları ile konut talebi arasında genelde ters orantılı bir ilişki var, faizler yükseldiğinde talep inişe geçiyor

Lüks Konut fFyatlarında Kur Artışı Önemli

TMB Yönetim Kurulu Başkanı Sazak: “Kurdaki artışın konut maliyetlerine etkisi, ithal girdi oranının yüzde 50’ye kadar yükseldiği lüks konut fiyatları için daha önem kazanmaktadır. Kurun daha da yükselmesi ve enflasyon hedefinden iyice uzaklaşılması halinde ekonominin bugünkünden daha şiddetli bir ‘ani fren1 şokuna girebileceği riskini göz önünde tutmakta yarar vardır” dedi.

Ani Fren Şokuna Dikkat

Sazak, kurun daha da yükselmesi ve enflasyon hedefinden iyice uzaklaşılması halinde, ekonominin bugünkünden daha şiddetli bir “ani fren” şokuna girmesi riskinin göz önünde tutulmasında fayda olduğunu belirterek, “Kurdaki artışın konut maliyetlerine etkisi, ithal girdi oranının yüzde 50’ye kadar yükseldiği lüks konut fiyatları için daha önem kazanmaktadır” dedi.

Son ekonomik gelişmeler ışığında emlak sektörü ve konut sektörü maliyetlerine yönelik AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Sazak, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) tahvil alımlarının eylül ayından itibaren kademeli olarak azaltılacağı yönündeki açıklamasını izleyen süreçte, piyasaların dalgalandığını ve sadece Türkiye’de değil diğer gelişmekte olan ülkelerde de doların değer kazandığını anımsatarak, bu süreçte borsaların düştüğünü, enflasyon ve risk primlerinin yükseldiğini ve faizlerin artırıldığına dikkati çekti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz koridorunun üst bandını yüzde 6,5’den yüzde 7,25’e yükseltmesinin de beklenen bir gelişme olduğunu kaydeden Sazak, “Bu çerçevede önümüzdeki aylarda 50 puan daha faiz yükselişiyle karşılaşılması ihtimali mevcuttur” diye konuştu. Sazak, mevcut durumda ekonomik istikrarın önemli bir ihtiyaç haline geldiğini ve sadece büyüme değil enflasyon açısından da zor bir döneme girildiğine işaret ederek, “ABD’de parasal sıkıiaştırma ve faiz yükseltme sürecinin başlaması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde değer kaybı baskısı oluşturmaktadır. Kurun daha da yükselmesi ve enflasyon hedefinden iyice uzaklaşılması halinde ekonominin bugünkünden daha şiddetli bir ‘ani fren’ şokuna girebileceği riskini göz önünde tutmakta yarar vardır. Yatırımların kısılması ve iç talebin düşmesi halinde konut sektörünün olumsuz etkilenmesi kaçınılmazdır” değerlendirmelerini yaptı.

Kurdaki Artışın Konut Maliyetlerine Etkisi Lüks Konut Fiyatları için Daha Önem Kazanmaktadır

Emin Sazak, faiz koridorunun genişletilmesi ve enflasyon hedefinin artırılmasıyla konut kredileri için olan talebin nasıl etkileneceğine yönelik soruya şöyle cevap verdi: “Konut kredisi faiz oranları ile konut talebi arasında genelde ters orantılı bir ilişki olduğu, faizler yükseldiğinde talebin inişe geçtiği, faizler düştüğünde ise arttığı bilinmektedir. Benzer nitelikte bir ilişki döviz kuru için de söz konusudur. Kur düşüşe geçtiğinde tüketicinin tasarruflarının konut yatırımlarına yönelmesi kolaylaşmakta, kur yükseldiğinde ise konut talebi iki yönlü olumsuz etkilenmektedir. Birincisi dövize yatırımın cazibesinin artması, diğer ise ithal girdi kullanılan yeni konutların maliyetlerinin yükselmesidir. Kurdaki artışın konut maliyetlerine etkisi, ithal girdi oranının yüzde 50’ye kadar yükseldiği lüks konut fiyatları için daha önem kazanmaktadır.”

Konut Kredi Faiz Oranları 120 ay Vadede Yüzde 1’e Dayandı

TCMB’nin faiz artışına bundan sonraki dönemde de devam edebileceğinin sinyalini vermesiyle, bankalarınkredi faizlerini yükseltmek için harekete geçtiklerini aktaran Sazak, “Bu eğilim Temmuz ayının son haftasında da devam etmiştir. Daha önce yüzde 0,65-0,80 seviyelerinde olan konut kredi faizleri 120 ay vadede yüzde l’e dayanmıştır” ifadelerini kullandı.

Konut talebi seyrini, ekonomik istikrara ilişkin algı ve tüketici güveni belirleyecek Sazak, temmuz ayı konut kredisi rakamlarının, faiz oranlarındaki yükselişin başlangıçta konut talebini yukarı yönde etkilediğini dile getirerek, bunun muhtemel nedenleri arasında TCMB’nin gelecek aylarda faiz koridorunu daha da genişletmesi ve enflasyonun daha da yükselmesi olasılığı karşısında, hem konut üreticilerinin hem de tüketicilerin harekete geçmelerinin bulunduğunu söyledi.

Sazak, Tüketici Güven Endeksi’nin Temmuz ayında haziran ayına göre yüzde 2,9 artarak 78,47 olarak gerçekleşmesine rağmen, bu endeksin hala 100’ün altında seyrederek kötümserliğe işaret ettiğini hatırlatarak, “Tüketici güven endeksinin 70 ile 80 aralığına takılıp kalmış olmasında bir numaralı etken ise tüketicinin tasarruf etme ihtimalinin ve olanağının çok düşük düzeyde seyretmesidir” ifadesini kullandı.

Ellerindeki stokları eritmek isteyen konut üreticilerinin satış promosyonlarına hız vermiş olmaları ve Temmuz ayında konut kredilerinde gözlemlenen yüksek artış hızının bu tespiti doğruladığını ifade eden Sazak, konuşmasına şöyle devam etti: “Aylık faizlerin ve yıllık maliyet oranlarının artmış olduğu Temmuz ayında, kullandırılan konut kredisi tutarı 4 milyar 12 milyon liraya ulaşmıştır. Ayın başında 99 milyar 33 milyon lira olan kredi hacmi 26 Temmuz’da 103 milyar 312 milyon lira düzeyine ulaşmıştır. Bu trendin aynı ivme ile uzun süre devam etmesi çok düşük bir olasılık olarak görülse de, enflasyonun yükselmesi paralelinde orta ve üst gelir gruplarının yatırım amaçlı konut alımına yöneltmeleri ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Konut talebinin seyrini belirleyecek olan önemli göstergelerin başında ekonomik istikrara ilişkin algının ve bu bağlamda tüketici güveninin geldiği bilinmektedir.”

Kaynak: Gazetea24

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

 

Lüks Konut Fiyatlarında Kur Artışı Önem Kazanıyor

Lüks konut fiyatlarında kur artışı önem kazanıyor TMB Yönetim Kurulu Başkanı Sazak: “Kurdaki artışın konut maliyetlerine etkisi, ithal girdi oranının yüzde 50’ye kadar yükseldiği lüks konut fiyatları için daha önem kazanmaktadır” “Kurun daha da yükselmesi ve enflasyon hedefi

Lüks konut fiyatlarında kur artışı önem kazanıyor TMB Yönetim Kurulu Başkanı Sazak: “Kurdaki artışın konut maliyetlerine etkisi, ithal girdi oranının yüzde 50’ye kadar yükseldiği lüks konut fiyatları için daha önem kazanmaktadır” “Kurun daha da yükselmesi ve enflasyon hedefinden iyice uzaklaşılması halinde ekonominin bugünkünden daha şiddetli bir ‘ani fren1 şokuna girebileceği riskini göz önünde tutmakta yarar vardır” Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Yönetim Kurulu Başkanı Emin Sazak, kurun daha da yükselmesi ve enflasyon hedefinden iyice uzaklaşılması halinde, ekonominin bugünkünden daha şiddetli bir “ani fren” şokuna girmesi riskinin göz önünde tutulmasında fayda olduğunu belirterek, “Kurdaki artışın konut maliyetlerine etkisi, ithal girdi oranının yüzde 50’ye kadar yükseldiği lüks konut fiyatları için daha önem kazanmaktadır” dedi.

Son ekonomik gelişmeler ışığında emlak sektörü ve konut sektörü maliyetlerine yönelik AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Sazak, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) tahvil alımlarının eylül ayından itibaren kademeli olarak azaltılacağı yönündeki açıklamasını izleyen süreçte, piyasaların dalgalandığını ve sadece Türkiye’de değil diğer gelişmekte olan ülkelerde de doların değer kazandığını anımsatarak, bu süreçte borsaların düştüğünü, enflasyon ve risk primlerinin yükseldiğini ve faizlerin artırıldığına dikkati çekti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz koridorunun üst bandını yüzde 6,5’den yüzde 7,25’e yükseltmesinin de beklenen bir gelişme olduğunu kaydeden Sazak, “Bu çerçevede önümüzdeki aylarda 50 puan daha faiz yükselişiyle karşılaşılması ihtimali mevcuttur” diye konuştu.

Sazak, mevcut durumda ekonomik istikrarın önemli bir ihtiyaç haline geldiğini ve sadece büyüme değil enflasyon açısından da zor bir döneme girildiğine işaret ederek, “ABD’de parasal sıkıştırma ve faiz yükseltme sürecinin başlaması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde değer kaybı baskısı oluşturmaktadır.

Kurun daha da yükselmesi ve enflasyon hedefinden iyice uzaklaşılması halinde ekonominin bugünkünden daha şiddetli bir ‘ani fren’ şokuna girebileceği riskini göz önünde tutmakta yarar vardır. Yatırımların kısılması ve iç talebin düşmesi halinde konut sektörünün olumsuz etkilenmesi kaçınılmazdır” değerlendirmelerini yaptı. “Kurdaki artışın konut maliyetlerine etkisi, lüks konut fiyatları için daha önem kazanmaktadır” Emin Sazak, faiz koridorunun genişletilmesi ve enflasyon hedefinin artırılmasıyla konut kredilerine olan talebin nasıl etkileneceğine yönelik soruya şöyle cevap verdi: “Konut kredisi faiz oranları ile konut talebi arasında genelde ters orantılı bir ilişki olduğu, faizler yükseldiğinde talebin inişe geçtiği, faizler düştüğünde ise arttığı bilinmektedir. Benzer nitelikte bir ilişki döviz kuru için de söz konusudur.

Kur düşüşe geçtiğinde tüketicinin tasarruflarının konut yatırımlarına yönelmesi kolaylaşmakta, kur yükseldiğinde ise konut talebi iki yönlü olumsuz etkilenmektedir. Birincisi dövize yatırımın cazibesinin artması, diğer ise ithal girdi kullanılan yeni konutların maliyetlerinin yükselmesidir. Kurdaki artışın konut maliyetlerine etkisi, ithal girdi oranının yüzde 50’ye kadar yükseldiği lüks konut fiyatları için daha önem kazanmaktadır.” TCMB’nin faiz artışına bundan sonraki dönemde de devam edebileceğinin sinyalini vermesiyle, bankaların kredi faizlerini yükseltmek için harekete geçtiklerini aktaran Sazak, “Bu eğilim temmuz ayının son haftasında da devam etmiştir. Daha önce yüzde 0,65-0,80 seviyelerinde olan konut kredi faizleri 120 ay vadede yüzde l’e dayanmıştır” ifadelerini kullandı.

Konut talebi seyrini, ekonomik istikrara ilişkin algı ve tüketici güveni belirleyecek Sazak, temmuz ayı konut kredisi rakamlarının, faiz oranlarındaki yükselişin başlangıçta konut talebini yukarı yönde etkilediğini dile getirerek, bunun muhtemel nedenleri arasında TCMB’nin gelecek aylarda faiz koridorunu daha da genişletmesi ve enflasyonun daha da yükselmesi olasılığı karşısında, hem konut üreticilerinin hem de tüketicilerin harekete geçmelerinin bulunduğunu söyledi.

Ellerindeki stokları eritmek isteyen konut üreticilerinin satış promosyonlarına hız vermiş olmaları ve temmuz ayında konut kredilerinde gözlemlenen yüksek artış hızının bu tespiti doğruladığını ifade eden Sazak, konuşmasına şöyle devam etti: “Aylık faizlerin ve yıllık maliyet oranlarının artmış olduğu temmuz ayında, kullandırılan konut kredisi tutarı 4 milyar 12 milyon liraya ulaşmıştır. Ayın başında 99 milyar 33 milyon lira olan kredi hacmi 26 Temmuz’da 103 milyar 312 milyon lira düzeyine ulaşmıştır. Bu trendin aynı ivme ile uzun süre devam etmesi çok düşük bir olasılık olarak görülse de, enflasyonun yükselmesi paralelinde orta ve üst gelir gruplarının yatırım amaçlı konut alımına yöneltmeleri ihtimali de göz ardı edilmemelidir.

Konut talebinin seyrini belirleyecek olan önemli göstergelerin başında ekonomik istikrara ilişkin algının ve bu bağlamda tüketici güveninin geldiği bilinmektedir.” Sazak, Tüketici Güven Endeksi’nin temmuz ayında haziran ayına göre yüzde 2,9 artarak 78,47 olarak gerçekleşmesine rağmen, bu endeksin hala 100’ün altında seyrederek kötümserliğe işaret ettiğini hatırlatarak, “Tüketici güven endeksinin 70 ile 80 aralığına takılıp kalmış olmasında bir numaralı etken ise tüketicinin tasarruf etme ihtimalinin ve olanağının çok düşük düzeyde seyretmesidir” ifadesini kullandı.

Kaynak: Gazetea24

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

 

Kredi Kullanacaklara Uyarı

Bankalar Merkez Bankası’nın faizleri yukarıya çekmesiyle birlikte harekete geçti.

Kredi faizlerini doğrudan yükselterek tepki çekmek istemeyen bankalar dosya, ipotek ve ekspertiz ücretlerini yükseltti. Böylece 120 ay vadede 100 bin liralık kredinin maliyeti 7 bin 200 lira arttı.

Özellikle bireysel kredilerde pazarı daraltmak istemeyen bankaların yöntemi ise görünmeyen ama yıllık maliyete etki eden masraf kalemlerini artırmak oldu.

Bu yılın nisan ayında yüzde 10,99 olan yıllık maliyet oranı ortalama yüzde 11,95’e çıktı. Yıllık maliyetlerin artmasına karşın aylık faizlerin birçok bankada yüzde 0,70 ile yüzde 0,93 seviyelerinde olduğu gözleniyor.

Cepten Çıkan Para Arttı

Bugün’ün haberine göre, Yıllık maliyet oranlarının yükselmesi kredi kullanan kişilerin cebinden çıkacak para miktarını da artırıyor. Yıllık maliyet oranı ortalama yüzde 10.99 olan ve aylık faiz oranı piyasa ortalamasında bulunan bir bankadan 120 ay vadede 100 bin lira kredi kullanan bir kişi, vade sonunda 162 bin 677 lira ödeme gerçekleştiriyor. Yıllık maliyet oranlarının ortalama yüzde 11,95’e çıkması durumunda ise cepten çıkan para 7 bin 200 lira artarak 169 bin 936 liraya yükseliyor.

6 Bin 500 Lira Dosya Masrafı

Yıllık maliyet oranını artıran kalemler arasında ipotek, dosya masrafı, ekspertiz ve sigorta gibi kalemler yer alıyor. Bu kalemler bankadan bankaya değişkenlik gösteriyor.

Dosya masrafları 2 bin liradan başlıyor ve 6 bin 800 liraya kadar çıkıyor. Ekspertiz ücretleri ise 200 lira ile 700 lira arasında bulunuyor. İpotek bedeli de önemli bir masraf kalemi olarak karşımıza çıkıyor.

Burada da en düşük masraf 200 lira olarak karşımıza çıkıyor. Ancak uzmanlar aylık faiz oranları ile yıllık maliyet oranlarının birbirinden çok da ayrı tutulmaması gerektiğini söylüyor.

Aylık faiz oranlarının piyasanın çok altında olduğu bir bankada yıllık maliyet oranlarının yüksek olmasına karşın toplam ödemenin düşük kalabileceğine işaret ediliyor.

Faizler Arttı

Merkez Bankası’nın faizleri artırması ve bundan sonraki dönemde gerekirse faiz artışına devam edebileceği sinyali vermesi bankaların kredi faizlerine de yansıdı.

Temmuz ayında bazı bankalar faiz oranlarını yükseltti.

Bankaların faiz oranlarındaki artış ile birlikte yüzde 0,65-80 seviyelerinde olan konut kredi faizleri 120 ay vadede yüzde 1’e dayandı.

Kalem Kalem Artışı Görmek Zor

Tüketicilerin kredi karşılaştırması yaparken sadece faiz oranına odaklandığına dikkat çeken ekonomist Hikmet Baydar, “Kredi alınacak banka tercihinde, faiz oranlarının yanı sıra komisyon, istihbarat, dosya masrafı ekspertiz ücreti ve sigorta primleri gibi maliyetler göz önünde bulundurulmalı” bilgisini verdi.

1 Haftada 1.1 Milyarlık Konut Aldık

Aylık faizlerin ve yıllık maliyet oranlarının arttığı temmuz ayında kullandırılan konut kredisi tutarı 4 milyar 12 milyon liraya çıktı. Faizler daha da yükselmeden ev almak isteyen kişiler bankaların kapısını çaldı. Ay başında 99 milyar 33 milyon lira olan kredi hacmi 12 Temmuz 2013’te 101 milyar 752 bine, 19 Temmuz’da 102 milyar 170 milyon liraya, 26 Temmuz 2013’te 103 milyar 312 milyon liraya ulaştı. Böylece 1 hafta içinde bankalardan konut almak için çekilen rakam 1 milyar 142 milyon lira oldu.

Kaynak: TRT

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

 

 

 

Konut Kredilerinde 2013 Rekor Yılı Oldu

Ramazan ayının gayrimenkul sektörüne olan etkilerini, konut kredisi özelinde değerlendiren TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdür Yardımcısı Fatih Tosun; bu dönemde konut kredileri ve satışlarının olumsuz etkilenmediğini belirtti.

TSKB Gayrimenkul Değerleme olarak yaptığımız incelemelerde, gayrimenkul sektörünün ilk 6 aylık performansına baktığımızda; bankaların konut kredileri kullandırımında 2012 yılına oranla 2013’e çok hızlı başladığını görmekteyiz. Hem konut satışları hem de konut kredileri açısından son 3 yılın ilk 6 ayına göre olumlu bir dönem yaşandı.
2013 yılını konut kredisi kullandırımı açısından tüm zamanların rekoru ile kapatabiliriz. İlk 6 ayda satışa çıkan konut projesi sayısını bir önceki yılın ilk 6 ayı ile kıyasladığımızda ise bir yavaşlama olduğunu görüyoruz.
Ramazan Ayında Konut Kredisi Kullanımı Düştü

Ramazan ayı dönemlerini, konut kredileri ve satışları açısından incelediğimizde, direkt Ramazan ayı faktörünün konut kredileri ve satışlarını olumsuz etkilemediğini görüyoruz. Yüksek kredi faizleri, ekonomik krizler, siyasal gergin ortam, hükümetin para politikası, Temmuz-Ağustos ayları gibi bir veya birkaç faktör bir araya geldiğinde taleplerde azalma yaşandığını söyleyebiliriz.
Proje değerleme, danışmanlık ve fizibilite çalışmalarında ise TSKB Gayrimenkul Değerleme A.Ş. olarak, özellikle son üç yıldır Ramazan ayında bir yavaşlama yaşamadık. Müteahhit ve gayrimenkul geliştiricileri bu dönemlerde de arsa bakmaya, proje fizibilitesi yaptırmaya devam etti. Ramazan sonrası döneme hazır olarak başlamak isteyen yatırımcılar bu dönemde de çalışmalarını sürdürdüler.
Konut kredisi kullanımı açısından, Temmuz ayı başından itibaren Ramazan ayının ve takip eden Ağustos ayının oldukça sakin geçeceğini düşünüyoruz. Konut kredileri kullanımı açısından son üç yılın Ramazan ayı verilerini incelediğimizde;Özellikle 2008 ve 2009 krizinde Ramazan ayından konut kredilerinin çok etkilendiğini,2010 yılının kriz ertesi konut kredileri açısından çok iyi geçen bir yıl olduğunu,2011 yılında ise konut kredileri piyasasının hükümetin para politikasını, Ağustos ayından itibaren hissetmeye başladığını söyleyebiliriz. Bu nedenle 2012 yılına çok kötü başlanmıştı.
Ancak 2012 yılında yaz aylarından itibaren faizlerdeki düşüş, sektörü olumlu etkilemeye başladı. 2012 Ramazan ayı 2011 yılına göre oldukça iyi geçti.
Bu sene ise 2013 yılının konut kredisi kullanımının oldukça altında bir Ramazan ayı ve takip eden birkaç hafta geçireceğimizi düşünüyoruz.
Eylül ayının ortasından itibaren ise, sektörde bir hareketlenmenin başlayacağını bekliyoruz. Ancak faizlerin artması, konut kredisi kullanımını mutlaka olumsuz etkileyecektir. Tüm bu bilgiler ışığında, 2013 yılını başladığımız gibi bitiremeyebileceğimiz öngörüsünde bulunabiliriz. Arsa sahipleri, geliştiriciler ve müteahhit firmaların ise, hareketli geçecek olan yılın son çeyreğini, hazırlık yaparak tamamlayacaklarını düşünüyoruz.
Kaynak: Milliyet

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

 

Finansbank’tan Bayram Kredisi

Finansbank, Ramazan Bayramı’na özel ihtiyaç kredisi kampanyası sunuyor.

Finansbank’tan yapılan açıklamaya göre, ramazan döneminde müşterilerinin artan ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler üreten Finansbank, Ramazan Bayramı için ihtiyaç kredileri sunuyor. Banka, hem ihtiyaçların rahatça karşılanabilmesi hem de bütçelerin olumsuz etkilenmemesi için ilk yıl taksit tutarları düşük olan “Artan Taksitli İhtiyaç Kredisi” ürününü hayata geçirdi.

Günde 2 liradan başlayan taksitlerle 5 bin lira veya günde 4 liradan başlayan taksitlerle 10 bin lira ihtiyaç kredisi olanakları sağlayan Finansbank, her sene sonunda müşterilerinin ödeme güçlerinin artmasına paralel olarak taksit tutarları da artan bir kredi ürünü sunuyor. Finansbank müşterileri bu ayrıcalıkların yanı sıra ın geniş ürün yelpazesinde bulunan yüzde 0,49’dan başlayan faizlerle kredi paketlerinden dosya masrafsız kredilerden ve faizsiz kredi paketlerinden de yaralanabiliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Finansbank Perakende Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Erkin Aydın, “Müşterilerimizin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ödeme güçleriyle orantılı ‘Artan Taksitli Kredi’ ürünümüzü hayata geçirdik. Bunun yanı sıra müşterilerimizin ihtiyaç kredisi ön başvuruları için 5030’a TC kimlik numaralarını mesaj atmaları yeterli, SMS atan müşteriler ön değerlendirme sonucunu anında alıyor. Üstelik, 5030’dan yaptıkları başvuruya ön onay alan müşterilerimize aynı gün içinde kredi de kullandırabiliyoruz. Hızımız, müşteri odaklı tavrımız ve yenilikçi bakış açımız bayram kampanyaları arasında da farklılık yaratmamızı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Finansbank, kamu çalışanlarına sunduğu 99 lira dosya masrafı ve yüzde 0,99 faiz oranlı “Kamu Kredisi” ürünüyle de kamu çalışanlarının nakit ihtiyaçlarına cevap veriyor.

Kaynak: AA

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

 

Faizdeki İndirimler Konutuda Etkiledi

Bankacılar, yılın ikinci yarısında kredi faizlerinde keskin bir hareketlilik beklemiyor

Türkiye İş Bankası Bireysel Krediler Müdürü Recep Haki, “2013’ün ikinci yarısı için kredi faizlerinde iç ve dış piyasalardaki gelişmeler paralelinde bir miktar dalgalanmalar olabilir. Yine de çok keskin fiyat hareketleri beklenmemektedir” dedi.

Haki, sektördeki konut kredileri hacminde yılın ilk yarısında, geçen yılın sonuna kıyasla yüzde 16,78’lik büyüme gerçekleştiğini de söyledi ve “Bu yılın ilk aylarında, aylık yüzde 0,63-yüzde 0,65’lerde devam eden düşük faizler ikinci çeyrek itibarıyla yüzde 0,70-yüzde 0,75 bandına yükseldi. Kredi faizlerinin ilk yarıda düşük seviyelerde seyretmesi, kredi hacminde büyümeyi getirmekle birlikte gayrimenkul satış rakamlarının da artmasına etki etti.”

Dövizin Etkisi Sınırlı Olur

Recep Haki, dövizdeki artışın ithal edilen sarf malzemesi ve enerji giderlerine olan etkisiyle inşaat maliyetlerinde artış görülebileceğini dile getirdi. Haki, ancak inşaatta birçok malzemenin yerli olduğunu söyledi ve ekledi: Dövizdeki yükseliş konut üzerinde sınırlı olacağını söyledi.

Kaynak: Akşam

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırı

 

Kredi Faiz Oranlarında Şok Düşüş

Bankalar ticari kredi faiz oranları bir haftada düşürmüştü. 26 Nisan’la biten haftada bankaların kredi faiz oranlarında tam 2.08 puanlık şok bir düşüşe gittikleri ortaya çıktı.

Bankalar ticari kredi faiz oranları bir haftada düşürmüş. 26 Nisan’la biten haftada bankaların kredi faiz oranlarında tam 2.08 puanlık şok bir düşüşe gittikleri ortaya çıktı. İnişe yüzde 10.92’den başlandığı dikkate alınırsa bir haftada mevcut seviyenin beşte bir oranında azaltıldığı söylenebilir. Merkez Bankası verilerinin yayınlanması 26 Nisan tarihine geldiğinde bankaların ticari kredi faizini 19 Nisan’da yüzde 10.92’den 26 Nisan’da yüzde 8.84’e indirdikleri anlaşıldı.

Merkez Bankası uygulanan kredi faiz oranı ağırlıklı ortalamasını yayınlıyor. Verilerine göre yüzde 8.84’e inen ticari kredi faiz oranları aynı zamanda bütün kredi faizleri arasında en düşük olanı. 26 Nisan haftasına kadar hep konut kredi faiz oranları en düşüktü. Bankalar belirtilen haftada konut kredi faiz oranları indirime gitmeyip yüzde 9.0 olarak bırakınca, 2010 sonrası ilk kez ticari krediler konut faizlerinin altına indi. Taşıt kredisi ve ihtiyaç kredisi ise hâlâ çift haneli rakamlarda tutuluyor.

Ne Tetikledi

19-26 Nisan haftasında kredi faiz oranları düşüşünü tetikleyen en önemli gelişme, Merkez Bankası’nın politika faizinde, faiz koridorunun alt ve üst sınırında yarımşar puanlık indirime gitmesi olabilir. Banka’nın faiz kararını aldığı Para Politikası Kurulu 16 Nisan Salı günü toplandı. Bankaların durum değerlendirmesi yapıp karar alması birkaç gün sürebilir. Merkez Bankası 16 Nisan’daki kararında “Küresel talepteki yavaşlamaya ve emtia fiyatlarındaki düşüşe” dikkat çekerek “enflasyonda yukarı yöndeki risklerin sınırlandığını” belirtmişti. TCMB “İhracat, küresel talebin etkisiyle zayıflamaktadır” derken, “Yakın dönemde sermaye girişlerinin tekrar hızlanma eğilimi gösterdiğini” kaydetti ve “Bu dönemde faiz oranlarının düşük tutulmasının önemine” işaret etti. Banka ayrıca, zorunlu karşılıklarda artışa gitmedi. Bankaların kredi faizlerinde ciddi bir indirime gitmelerini, politika faizinin yarım puan düşürülmesi, zorunlu karşılıkların sabit tutulması ve sermaye girişlerinin hızlanması tetiklemiş olabilir.

Obama Erdoğan Görüşmesi Neden Önemli

Bu haftayı ekonomi ve piyasalar açısından çok kritik yapacak gelişme Başbakan Erdoğan‘ın ABD ziyareti ve Başkan Obama ile görüşmesi olacak. Siyasete ve dış politikaya etkileri bir yana, piyasalarda ve ekonomide, görüşmenin sonucuna bağlı olarak pozitif veya negatif kırılmalar, değişimler yaratma potansiyeli taşıyan bir ziyaret. Çünkü ziyaret önemli sorunların biriktiği ve çözüm beklediği bir döneme denk geliyor.

* Görüşmede AB ile ABD’nin kurması planlanan serbest ticaret bölgesi de, Türkiye için hayati önemdeki petrol boru hatları da masada olacak.

* Tam bu görüşme arifesinde veya civarında uluslararası kredi kuruluşlarından not artışı gelme olasılığı da yüksek. Hazırlıkların yapıldığını, kredi kuruluşlarının Türkiye ziyaretlerinden çıkartıyoruz.

* Merkez Bankası’nın kararı da o gün açıklanacak, Galataport’un ihalesi de o gün yapılacak. Aslında bu kadar neden sıralamaya gerek yok. Sadece ABD ziyareti bile, 16 Mayıs Perşembe’yi haftanın değil, daha uzun bir vadenin en önemli günü yapmaya aday.

Büyüme Sorunu

Dünyada büyüme sorunu varken ve faizler tarihi düşük düzeydeyken, Türkiye’de durum ne? Son açıklanan sanayi üretimi canlanmanın yavaş gittiğine işaret ediyor. Yılın ilk çeyreği geçen yılla aynı. Halbuki hükümet bu yıl büyümede daha iddialı. Yüzde 2.2 değil, yüzde 4 büyüme istiyor. Hem ekonomik altyapı, hem de siyasi takvim bunu gerektiriyor. Yüzde 4 büyümenin yaklaşık yarısı ihracattan, yarısı da iç talepten gelecekti. İhracatta yeni kazanılan pazarlarda belli bir durgunluk söz konusu. Altın ihracatı da bu yıl durdu, hatta tersine döndü. İki gelişmenin etkisiyle ihracat artışı sıfır düzeyine kadar indi. Bu durum, ihracatın büyümeye 2 puanlık katkıyı yapamayacağı anlamına geliyor. 4 puanlık büyümenin tümünün iç taleple gerçekleştirilmesi gerekecek. Artık tahmin edilenden ve planlanandan daha fazla iç tüketime ve iç talebe ağırlık verilmek durumunda.

Ankara Ne Yapıyor

Peki hükümet bu yeni gelişme karsısında ne yapıyor? Geçen hafta Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ticari kredi faizlerini düşürmeyi gündeme getirdi. Bu çerçevede kredilerin üzerindeki bazı yükler indirilebilir. Ancak kredi faizlerinde hızlı bir düşüş olduğu dikkati çekiyor. Son iki aydaki düşüş 2.9 puanı buldu ve 26 Nisan itibarıyla ticari kredi faizlerinin ortalaması yüzde 8.84’e indi. Kredi faiz oranlarındaki düşüşün devamı için, bu hafta Merkez Bankası’ndan bankalara destek gelip gelmeyeceği de belirleyici olacak gibi. 16 Mayıs Perşembe günü Para Politikası Kurulu’nu toplayacak olan Merkez Bankası yeni bir faiz indirimine gidebilir. Bu indirim, politika faizini, beraberinde faiz koridorunun üst ve alt bandını kapsayabilir.

TL Aşırı Değerli

Bir gelişme daha Merkez Bankası’nı faiz düşürmeye zorlayabilir. TL aşırı değerlenmiş durumda. Bunun yol açacağı bir gelişme ihracatta ivme kaybıysa diğeri ve daha önemlisi de ithalatı artırması olacak. Sonuçta düşük büyümede kalınsa bile dış açık büyüyecek. Yurtdışından aşırı sermaye girişine veya değerli kura müdahale için, faizlerin indirilebileceğini Merkez Bankası daha önce açıklamıştı. Reel efektif döviz kurunun 120’yi geçmesi halinde bunu aşırı değerli sayacağını ve etkili araçlarla müdahale edeceğini de belirtmişti. Geçen hafta enflasyon açıklaması sonrası Nisan ayı için reel efektif döviz kuru 121.1 olarak açıkladı. Mart ayı rakamı da yukarı yönde revize edilerek 120.3’e çıkarıldı. Böylece faiz indirimine gerekçe olarak, küresel faiz düşüşü, büyüme sorunu ve ihracatta tıkanıklığın yanına TL’nin aşırı değerlenmesi de eklendi.

Kaynak: HaberTürk


Başbakan Erdoğan’dan Şehit Ailelerine Konut Kredisi ve İş Müjdesi

Başbakan Erdoğan, çocuğu askerde olan yoksul ailelere de aylık 250 TL yardım yapılacağını ve faizsiz konut kredisi verileceğini açıkladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, haftalık grup toplantısında şehit ailelerine ve yakınlarına, ayrıca gazilere yönelik yeni düzenlemeleri anlattı.

Düzenlemeyle şehit yakınları ve gazilerin yakınlarının istihdam haklarında artışa gidilirken, elektrik ve su faturalarında indirimi düzenleyen maddelerdeki aksaklıkların da giderildiğini belirten Erdoğan, çocuğu askerde olan yoksul ailelere de aylık 250 TL yardım yapılacağını ve faizsiz konut kredisi verileceğini açıkladı.

Erdoğan, TBMM’deki AK Parti Haftalık Grup Toplantısı’nda şehit yakınları ve gazilerin sorunlarının üzerinde hassasiyetle durdukları bir konu olduğunu söyledi. Erdoğan, “Şehitlerimizin hatırasına asla gölge düşürmeyeceğiz. Şehit yakınlarımızın, gazilerimizin başını asla öne eğdirmeyeceğiz. Onlar bizlere emanettir. Gazilerimizin ne kadar hassas iklim içinde olduklarını biliyoruz. O hassasiyeti muhalefet partileri gibi istismar etmiyoruz. Emanete sahip çıkmak için çok sayıda düzenleme yaptık.” dedi. Başbakan Erdoğan, ardından da bu düzenlemeleri anlattı.

Gazilere hak ettikleri değeri vermek için çok sayıda düzenleme yaptıklarını söyleyen Erdoğan, Aile ve Sosyal Politiklara Bakanlığı bünyesinde ilk defa Şehit Yakınları ve Gaziler Yakınları Dairesi kurduklarını aktardı. 43 ayrı mevzuata dağılmış düzenlemeleri de gözden geçirdiklerini söyleyen Erdoğan, “Şehit yakınları ve gazilerle görüşmeler yaparak, talepleri dikkatle göz önüne aldık. Şehit yakınları ve gaziler için yeni bir düzenlemeyi de bugünden itibaren başlatıyoruz.” diye bildirdi.

Temmuz ayında yaptıkları düzenleme ile istihdam hakkını ikiye çıkardıklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu: “Terörle mücadele sırasında şehit olanların yakınları ile malul gazilerimizin kendilerinin birer istihdam hakkı bulunuyor. Temmuz ayında yaptığımız düzenlemeyle bu kapsamdaki şehit yakınlarına verilen istihdam hakkını biliyorsunuz ikiye çıkardık. Şimdi ise vazife ve harp malulü kapsamında olan Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu ve güvenlik görevlilerinden hayatını kaybedenlerin yakınlarına iki, malul olanlara ise bir istihdam hakkı getiriyoruz. Böylece silah altında iken veya asayiş ve güvenlik hizmeti sırasında hayatını kaybedenlerin yakınlarını veya malul olan evlatlarımızın yararlanacağı istihdam imkanını eşitlemiş olduk. Ayrıca vazife malullüğü kapsamında bulunan, diğer kamu görevlilerine de bir istihdam hakkı getiriyoruz, bu yoktu. Buna ek olarak, terör mağduru sivil vatandaşlardan hayatını kaybedenlerin yakınlarına veya malul olanlara da bir istihdam hakkı getiriyoruz. Ayrıca bunlardan sosyal güvencesi olanların da maaş hakkından yararlanmasına imkan sağlıyoruz. Örneğin Güngören saldırısında hayatını kaybeden kardeşlerimizin yakınlarına veya malul olanlara bir istihdam hakkı geliyor, aynı şekilde Bingöl’deki kardeşimize böyle bir hak geliyor. Bu vatandaşlarımız sosyal güvencesi olsun ya da olmasın, ayırım yapılmaksızın maaş hakkına kavuşuyor. Vazife ve harp malullüğü kapsamında olup, daha önce istihdam hakkı bulunmayanlara istihdam hakkı tanıyoruz. Örneğin Afyonkarahisar’daki o talihsiz patlamada şehit olan askerlerimizin yakınlarına, sadece maaş veriliyordu şimdi maaş artı iki istihdam hakkını bu düzenleme ile o şehit yakınlarımızın yakınlarına getiriyoruz.”

Su ve elektrikte indirim konutta sıfır faizli kredi

Şehit yakını ve gazilerden su ve elektrik indiriminden yararlanamayanların tamamı artık yararlanmaya başlayacaklarını bildiren Erdoğan, “Tüm şehit yakını ve gaziler bu kapsamda. Vazife ve harp malülü durumunda olup, faizsiz konut kredisinden yararlanamayanlar faizsiz konut kredisi veriyoruz. 73 bin TL, 20 yıl vadeli, faizsiz konut kredisi kullanabilecekler.” bilgisini verdi.

Daha önce Terörle Mücadele Kanunu kapsamında olanlar ile asayiş ve güvenlik hizmeti sırasında hayatını kaybeden veya malul olanlara tanınmış olan sanal intibak suretiyle maaş artış imkanını şimdi tüm vazife malullerine sağlayacaklarını belirten Erdoğan, vazife malullüğü kapsamında ek ödeme ile eğitim-öğretim yardımı alamayanlar olduğuna dikkat çekti. Yeni düzenlemeyle, vazife malullüğü kapsamında ek ödeme ile eğitim-öğretim yardımını bu kişiler için de tesis ettiklerini söyleyen Erdoğan, şehit yakını ve gazilerden su ve elektrik ücretlerinden indirim imkanından yararlanamayanların tamamının, artık bu haktan yararlanma imkanına kavuşacaklarını, ayırım yapmadan tüm şehit yakını ve gazileri bu kapsama alındığını dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, vazife ve harp malulü kapsamında olup, faizsiz konut kredisinden yararlanamayanlara da faizsiz konut kredisi imkanı getirdiklerini söyleyerek, bu çerçevede hak sahiplerinin 73 bin TL, 20 yıl vadeli faizsiz konut kredisi kullanabileceklerini ifade etti. Erdoğan, yeni düzenlemeyle gelen bir başka uygulamayı ise şöyle anlattı: “Yeni düzenlemeyle, evladı askerde olan, kendisi de ihtiyaç sahibi olan ailelere, çocuğu askerde olduğu süre boyunca düzenli olarak ayda 250 TL ödemeye başlıyoruz. Bir aile düşünün, çocuk askere gidiyor, aile belirlenen kriterlere göre yoksulluk içinde. Düzenlemeyi yaptığımız andan itibaren, bu aileler başvurduklarında ayda 250 lirayı annenin ya da evli ise eşinin hesabını yatırıyoruz. Belediyelerin yardım yapması yolunu da açık bırakıyoruz, ayrıca belediyeler yapacaksa yapsın o bizi ilgilendirmiyor. Son olarak, bu yeni düzenleme ile 65 yaşını aşmış muhtaç vatandaşlarımıza ve muhtaç engellilerimize yönelik maaş uygulamasının kapsamını da belli kriterler çerçevesinde genişletiyoruz. Tüm bu düzenlemelerin, bize emanet olan şehit yakınlarımıza, gazilerimize, kendilerine hürmetle bağlı olduğumuz yaşlılarımıza hayır olmasını diliyorum. Bu düzenlemeler emanete sahip çıkmanın, ahde vefa göstermenin gereğidir. Her bir hakkın şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve yaşlılarımız için, annelerinin ak sütü gibi helaldir.”

Grup Toplantısı’nın sonuda Ankara Altındağ’daki geçen ay çıkan yangınla yerle bir olan Yunus Emre Çarşısı’nın esnafı, çarşının yeniden yapılmasına verdiği destekten dolayı Başbakan Erdoğan’a teşekkür ederek, çiçek verdi.

Kaynak: Haberimport


10 Yıl İçinde Yatırımlar Artacak

Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Başkanı Aziz Torun, Mütekabiliyet Yasası’nın etkisiyle, gelecek 10 yıl içerisinde yabancı yatırımların artacağını belirtti.

GYODER, “Türkiye Gayrimenkul Sektörü Temel Göstergeleri 2012″ raporunun açıklandığı toplantıda konuşan Torun, gayrimenkul sektörünün geçen yıl beklentilerin altında büyüdüğünü belirtti.

Torun, 2013 yılıyla ilgili öngörülerinin, sektörün çeşitlenerek büyümesi ve MütekabiliyetYasası’nın katkısıyla yabancı yatırımcı talebinin artması şeklinde olduğunu ifade ederek, “Önümüzdeki 10 yıl içerisinde yabancı yatırımların artmasının, Türkiye’nin cari açığının kapanmasında önemli bir etkisi olacak” ifadesini kullandı.

Gelişen Anadolu kentlerinin konut pazarındaki konumunun, yapı ruhsatı alımı, konutsatışları ve konut kredileri kullanımında giderek güçlendiğini belirten Torun, şöylekonuştu:

“İstanbul gayrimenkul sektöründe halen Türkiye’nin büyük bölümünü kapsıyor. Ancak sonyıllarda Anadolu şehirlerindeki olumlu değişimi de gözden kaçırmamak gerekiyor. 2010′da yüzde 75 oranında artış gösteren yapı ruhsatları, 2011′de yüzde 39 oranında ciddi bir düşüşgösterdi. 2012′de yüzde 14′lük artış ile tekrar yükselişe geçen yapı ruhsatı alımı, 741 bin 592adet olarak gerçekleşti.”

Torun, yapı ruhsatı alımında İstanbul, Ankara ve İzmir dışındaki illerin payının artarak devamettiğini, 2012′de yapı ruhsatı bazında diğer illerin payın yüzde 63′e yükseldiğini vurguladı.

Anadolu şehirlerinde gayrimenkul sektörünün gelişiminin sadece yapı ruhsatı alımında değil konut üretimi, satışı ve konut kredisi kullanımında da ciddi bir gelişim gösterdiğinianlatan Torun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2012′de bu illerin konut satışındaki payı yüzdesel olarak 10 puan yükseldi. Önümüzdeki süreçte de üç büyük dışındaki illerin payındaki artışın devam edeceğini düşünüyoruz. Konut kredilerindeki artış ise 2012′de bir önceki yıla göre yavaşlamış olsa da konut kredisi kalitesi yükselirken, konut kredisi kullanımının Türkiye genelinde yaygınlaştığını görüyoruz. Özellikle gelişen kentlerin konut satışı ve üretimi ile konut kredisi payı da artıyor.”

Yabancılara 2,64 milyar dolar gayrimenkul satıldı

Yabancı yatırımların gayrimenkul sektörüne yönelik ilgisine de değinen Torun, “Yabancıyatırımcılar daha büyük ölçekte ve uluslararası standartlarda olduğu için en çok alışverişmerkezi (AVM) yatırımlarına yöneliyor. Ancak gayrimenkul sadece AVM’den ibaret değil. Sondönemde yabancı yatırımcıların, AVM’lerin yanı sıra ofis, otel, lojistik ve fuar alanı gibi nitelikligayrimenkullere olan ilgileri de artıyor” diye konuştu

Gayrimenkul sektörünü çeşitlendirerek büyütmek ve nitelikli gayrimenkuller üretmek gerektiğine vurgu yapan Torun, Avrupalı yatırımcılar açısından Türkiye’nin, özellikle de İstanbul’un cazibe merkezi olmaya devam ettiğini söyledi. Torun, “Özellikle mütekabiliyet yasası ve oturma izninin 1 yıla çıkarılması ile birlikte konuta olan yabancı yatırımcı talebi de hızla artıyor. Nitekim geçtiğimiz yıl yabancılara 2,64 milyar dolarlık gayrimenkul satışı yapıldı” dedi.

GYO sektörü yabancıya yeterli güven vermiyor

GYODER Başkanı Torun, Türkiye’de borsaya kote şirketlerin sayı ve hacimlerinin büyümesi, nicelik ve nitelik bakımından güçlenmesi gerektiğine de dikkati çekerek, “Türkiye’de işlem gören şirketlerin GSMH içerisindeki payı yüzde 28, piyasa değeri ise 332 milyar dolar civarında. Gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 70, Amerika’da ise yüzde 100′ün üzerinde. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde dünyanın en büyük 10 ekonomisi içerisine girmeyi hedefleyen Türkiye’de GSMH’nın 2 trilyon dolar olacağı öngörülüyor” şeklinde konuştu.

Borsada işlem gören şirketlerin değerinin de en azından bu rakamın yüzde 50′sine tekabül eden, 1 trilyon dolara ulaşması gerektiğine dikkati çeken Torun, “Bu da bugünkü borsa büyüklüğünün 3 katına çıkması anlamına geliyor. Şuanda Türkiye’de borsada işlem gören şirketler içerisinde GYO’ların payı yüzde 2,5. Gelişmiş ülkelerde ise bu oran yüzde 10′a kadar çıkıyor” dedi.

Torun, Türkiye’de GYO sektörünün yabancı yatırımcılara yeterli güveni vermediğini ifade ederek, “Avrupa’daki iskonto oranları yüzde 10 seviyesinde iken, bu rakam Türkiye’de yüzde 50 civarında. GYO’ların sayısından çok nitelikleri önemli. GYO piyasasının büyümesi için büyük ölçekli, portföy değeri yüksek ve istikrarlı temettü dağıtma potansiyeli olan GYO’ların halka arz olması gerekiyor” diye konuştu.

Turizm ve perakende sektöründeki ivme göz önüne alındığında gayrimenkul sektörünün çok önemli bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Torun, “Başta İsrail olmak üzere komşu ülkelerle ilişkiler ve mütekabiliyet Türkiye için konut sektörü anlamında önemli bir talep yaratacak” dedi.

Torun, çözüm sürecinin ardından bölgeye yatırımlar yapılacağını ve bunun da istihdamı artırıp, bölgenin kalkınmasını sağlayacağını kaydetti.

Yeni konut fiyatları 2 yılda yüzde 27 arttı

GYODER Sektörel Bilgi Üretimi Komitesi Başkanı Emre Çamlıbel de konut kredisi faizlerinin düşmesi ve Mütekabiliyet Yasası’nın konut pazarının büyümesini sağlayacağını belirtti.

Çamlıbel, gün geçtikçe iskan alma oranlarının arttığını bunun da kaliteli konutların arttığı anlamına geldiğini vurgulayarak, “Anadolu kentleri gayrimenkul anlamında giderek büyüyor. Konut pazarında gelişen kentlerin konumu güçleniyor. Konut satışları 3 büyük il dışındaki illerde daha hızlı artıyor” dedi.

2010-2012 arasında yeni konut fiyatlarının ortalama yüzde 27 arttığını ifade eden Çamlıbel, şunları söyledi:

“Bu fazla görünse de aslında konut fiyatları reel olarak enflasyon oranında arttı. Bu nedenle konut fiyatlarında bir balondan bahsedilmesi söz konusu değil. Yüzde 31 ile en fazla 2 1 konutların fiyatları artmış. Konut kredilerinde artış 2012′de maalesef yavaşladı. Konut kredilerinde kaynak sorunu var. Yüzde 25 özkaynak koyup, yüzde 75 kredi kullanıyorsunuz. Bazı önlemlerden konut kredilerinin muaf tutulması gerekiyor.”

Çamlıbel, konut kredilerinde vadelerin giderek uzadığını ve Türkiye genelinde yaygınlaştığını ifade ederek, “10 yıldan fazla konut kredisi kullanılmasını istiyorsak, faizlerin daha da düşmesi gerekir” ifadesini kullandı.

Çamlıbel, bu yıl yeni 20 AVM açıldığını ve kayıtlı 294 AVM bulunduğunu buna rağmen Avrupa’da kişi başına AVM metrekaresinin en düşük olduğu ülkelerin başında Türkiye’nin geldiğini kaydetti.

Ofis alanında yüzde 9 seviyesinde bir büyüme olduğunu dile getiren Çamlıbel, İstanbul’da 3,7 milyon metre kare ofis alanı olduğunu, 2015′te bu rakamın 5 milyon metre kareye çıkmasını beklediklerini ancak bunun da yeterli olmadığını söyledi.

İstanbul’da otel yatırımlarına ilginin arttığını belirten Çamlıbel, bu alanda ciddi bir potansiyel olduğunu, küresel dalgalanma ortamına rağmen yabancıların Türkiye’ye güveninin sürdüğünü kaydetti.

Kaynak: AA


Türkiye’de Dünyanın En Yüksek Kredi Faiz Oranı ile Kredi Kullanıyor

ABD Merkez Bankası Fed’in rakamlarına göre 2.1 enflasyonu olduğu ABD konut kredileri yüzde 2.6 seviyelerinde.
Türkiye’de tüketici ve üretici, dünyanın en yüksek kredi faiz oranı ile kredi kullanıyor. Türkiye’de kredi çekenlerin ödediği reel faiz, kendi sınıfındaki G20 üyesi gelişen ülkelerin iki, Avrupa’nın beş ABD’nin 10 katından fazla.

 Uygulanan sıkı para, yüksek faiz, kredi sınırlama politikası, kamu bankalarının piyasaya yeterince girememesi gibi nedenler Türk halkını fahiş reel faizler ödemeye mecbur bırakıyor.

 Ortaya çıkan yüksek kredi faizleri üreten ve çalışan kesimin kar marjı ve reel gelirini düşürürken bankaları faiz zengini yapıyor. Ekonominin yüzde 2.5 büyüdüğü yılda bile bankaların karı yüzde 19 artıyor.

Avrupalı’yı Beşe Katlıyor

Türkiye’de bankacılar faiz getirisinde Avrupalı meslektaşlarını beşe katlıyor. Enflasyon ve tüketici kredisi faiz oranları dikkate alındığında Türkiye’de reel faiz oranları yüzde 5.5’i bulurken Avrupa ve ABD’de bu oran yüzde 1’lerde.

 Avrupa Merkez Bankası rakamlarına göre enflasyonun ortalama 2.5 olduğu AB 17 ülkesinde konut kredisi yüzde 4’lere yakınken reel faiz oranı yüzde 1.03’te seyrediyor. Buna karşın aynı kredi türünde Türkiye’de enflasyon oranı yüzde 6.1 iken yüzde 14’lere varan faiz uygulanıyor ve reel getiri yüzde 5.5’lere çıkıyor.

 Aynı tablo diğer tüketici kredilerinde de var . Tüketici kredilerinde kredi faiz oranları Avrupa’da reel anlamda yüzde 4.9 iken Türkiye’de yüzde 12.5’e kadar çıkıyor.

ABD’nin 10 Katı

ABD’de de durum pek farklı değil. Amerika Merkez Bankası Fed’in rakamlarına göre 2.1 enflasyonu olduğu ABD konut kredileri yüzde 2.6 seviyelerinde. Reel faiz oranı Amerika’da yüzde 0.5 iken Türkiye’de tam 10 katı ve yüzde 4.9’a kadar çıkıyor. Türkiye’ye en yakın ülke yüzde 5 ile Rusya iken Endonezya üçüncü sırada. Son sırada ise yüzde 0.5 ile ABD var. Büyümenin görece yüksek olduğu Türkiye’de artan kredi talebi de faizlerin düşmesine engel oluyor.

Bankalar Bugün Sözlüye Kalkıyor

Türkiye’de faaliyet gösteren 12 banka hakkında Rekabet Kurulu tarafından faizleri anlaşmalı bir şekilde belirledikleri yönündeki iddia üzerine yürütülen soruşturmanın sözlü savunması bugün başladı. Akbank, Denizbank, Finans Bank, HSBC Bank, ING Bank, Türk ekonomi Bankası, Ziraat Bankası, Garanti Bankası, Halk Bankası, İş Bankası, Vakıflar Bankası, Yapı ve Kredi Bankası, Garanti Ödeme Sistemleri AŞ ve Garanti Konut Finansmanı Danışmanlık AŞ’nin sözlü savunma toplantısının 2 gün süreceği belirtildi.

Kaynak: Emlak Dream

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

Bankalar Faiz Değişiklikleri Kredilere Geç Yansıtıyor

Taşıt kredisi, ihtiyaç kredisi, konut kredisi ve ticari kredi faiz oranları, 2002 yılında yıllık ortalama yüzde 50’li seviyelerinden 2012 yılında yıllık ortalama yüzde 15’li seviyelere geriledi.

Trusted Sources Türkiye Ekonomisti Şevin Ekinci, bankaların, politika faiz oranı değişikliklerini ihtiyaç kredilerine daha gecikmeli ve düşük düzeyde yansıttığını belirterek, “Çünkü tüketiciler yüksek faiz maliyetli kredi kartı borçlarını kapatmak için kullanabiliyorlar” dedi.

Türkiye ekonomisinde son on yıllık dönemde enflasyonun çift haneli rakamlardan tek haneli rakamlara inmesi, kredi faiz oranlarının yüzde 70’li seviyelerden yüzde 10’lu seviyelere inmesinde etkili oldu.

Taşıt kredisi, ihtiyaç kredisi, konut kredisi ve ticari kredi faiz oranları, 2002 yılında yıllık ortalama yüzde 50’li seviyelerinden 2012 yılında yıllık ortalama yüzde 15’li seviyelere geriledi. Bu duruma neden olarak enflasyon oranlarının çift haneli rakamlardan tek haneli rakamlara gerilemesi olduğunu belirten analistler, aynı zamanda 2004 yılından itibaren bankacılık sektörünün Türkiye’de gelişmesi ve artan rekabet ortamının da bunda etkisi olduğunu kaydediyor.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Trusted Sources Türkiye Ekonomisti Şevin Ekinci, son on yıllık dönemde taşıt kredisi, ihtiyaç kredisi, konut kredisi ve ticari kredi faiz oranlarının yüzde 70’li seviyelerden yüzde 10’lu seviyelere inmesinin arkasındaki temel faktörün yine son 10 yılda Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeler olduğunu söyledi.

Nispeten daha düşük oranda gerçekleşen enflasyon rakamlarıyla beraber daha geniş para politikası uygulamasına olanak tanınması sayesinde düşük politika faiz oranlarından kredi faiz oranlarına geçiş etkisi bulunduğunu belirten Ekinci, “Aslında burada tavuk-yumurta ilişkisi mevcut, bulunduğumuz enflasyon hedeflemesi rejiminde temel politika aracı olarak kısa vadeli faizlerde yapılan değişiklikler mevduat ve kredi faiz oranlarına da geçiş etkisi yapmıştır. Ancak burada önemli olan reel ekonomiyi etkilemesi açısından bu geçişkenliğin hızıdır” dedi.

Geçişkenlik ne kadar hızlıysa Merkez Bankasının para politikası hedeflerine ulaşmasının da o kadar hızlı olduğunu ifade eden Ekinci, “Halihazırda bu geçişkenlik sayesinde taşıt, ihtiyaç kredileri ve konut kredileri yüzde 70’li oranlardan çok daha düşük seviyelere inmiştir. Ancak reel ekonomiyi etkilemesi çok hızlı olmuyor. Çünkü hala dış ekonomik belirsizlikler alım kararlarını etkiliyor” yorumunu yaptı.

Tüketici Kredilerinde Geçişkenlik Daha Fazla

Ekinci, para politikası faiz oranlarının önce piyasadaki faiz oranlarını değiştirerek finansal piyasaları etkilediğini, sonra bankaların kredi faiz oranlarını değiştirmesiyle, parasal aktarım kanallarıyla reel kesimin yatırım, tasarruf ve tüketim kararlarını etkilediğini vurguladı.

Detaylara bakıldığında, bu geçişkenliğin tüketici kredisi faiz oranlarında ticari kredilere göre daha hızlı ve daha yüksek düzeyde olduğunun görüldüğünü dile getiren Ekinci, tüketici kredilerinde ise en hızlı geçiş düzeyinin konut kredilerinde olduğuna dikkati çekti.

Ekinci, konut finansmanı kuruluşlarınca değişken faizli konut finansmanı sözleşmeleri düzenlenirken veya sözleşmelerde belirtilen dönemlerde faiz oranı ayarlaması yapılırken, içinde bulunulan aydan iki ay önceki ayda açıklanan tüketici fiyat endeksinin yıllık yüzde değişim oranının esas alındığını belirtti.

Ekinci, şunları kaydetti:

“Bunu dikkate aldığımızda önümüzdeki dönem için bile verilen referans oranları şimdikinden de düşük seviyelerde, mesela Ocak ayı faiz oranı ayarlaması için verilen yüzde 7,8’lik referans oran bu senenin Mart ayı için yüzde 6,16 seviyesinde. Ancak bankalar politika faiz oranı değişikliklerini ihtiyaç kredilerine daha gecikmeli ve düşük düzeyde yansıtıyor. Çünkü tüketiciler yüksek faiz maliyetli kredi kartı borçlarını kapatmak için kullanabiliyorlar.”

Kredi Faizlerindeki 10 Yıllık Seyir

Son on yıllık dönemde her şeyden önce enflasyon oranlarının çift haneli rakamlardan tek haneli rakamlara indiğini hatırlatan Ekinci, “2002 yılının Ocak ayında tüketici enflasyonu yıllıkta yüzde 70’e yakın seviyelerdeydi, 2003 yılının başında yüzde 26,4 idi. Bu oran 2003 Kasım ayı itibariyle kademeli olarak aşağıya inmeye başladı. Bugün ise yüzde 7,3 seviyesinde” dedi.

Aynı zamanda 2004 yılı sonrasında yaşanan bankacılık sektörünün Türkiye’de gelişmesi ve tüketim harcamalarının canlanmasının da politika faizlerinden tüketici kredi faizlerine geçiş etkisinin artmasında rolü olduğunu anlatan Ekinci, “2004 yılı sonrası dönemde arz tarafında bankacılık aracılık işlevlerinin, bankalararası rekabetin, bankacılık sektöründe etkinliğin ve kredi hacminin arttığını biliyoruz. Talep tarafında ise tüketim harcamaları canladı, kredi talebi arttı. Böyle olunca da politika faizlerinde yaşanan değişikliklerin tüketici kredi faiz oranlarına geçişkenliği fazlasıyla arttı.”

Bu arada, 2002-2012 arasında yıllık ortalama ihtiyaç, taşıt,konut, ticari ve tüketici kredi faiz oranları şöyle gerçekleşti:

Yıl İhtiyaç Taşıt Konut Ticari Tüketici Kredisi

2002 58,29 47,28 48,25 49,16 54,68
2003 45,91 39,3 40,44 40,07 43,18
2004 31,59 26,36 27,83 26,64 29,02
2005 24,60 19,21 17,65 20,48 20,87
2006 23,84 19,22 18,27 18,79 21,00
2007 22,87 19,23 18,29 18,67 20,97
2008 21,66 19,55 18,63 18,71 20,59
2009 19,02 17,62 15,59 14,08 17,76
2010 13,52 11,53 11,04 8,90 12,52
2011 15,20 11,76 11,58 10,81 13,93
2012 17,61 13,15 12,39 14,01 15,58

Kaynak: Dünya

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

Ev Sahibi Olmak İçin 3 Altın Öğüt

Ev sahibi olmak herkesin büyük hayallerinden biridir. İnsanlar bu hayalini gerçekleştirmek isterken uzun yıllar çabalar. Ev sahibi olmak isteyenlere 3 uzmandan altın öğütler geldi.

1) KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik, “Ödemede zorlanmayacağın ev al”

2) İNDER Başkanı Nazmi Durbakayım, “Metrekarelere takılma küçük olsun senin olsun”

3) İstanbul Gayrimenkul Değerleme Başkanı Ahmet Büyükduman, “Faizden korkma, kira yerine ev taksitini öde”

Türkiye’de ev sahipliği oranı hala yüzde 50’nin altında bulunuyor. Özellikle büyük şehirlerde kendi evinde oturanların sayısı kirada oturanların sayısından daha az. Bunun farklı gerekçeleri olduğunu belirten emlak uzmanları tasarruf eğiliminin istenilen seviyede olmamasının kiracılıkta etkili olduğunu söylüyor. Ancak ev sahibi olmak konusunda doğru adımların atılmaması da kiracılıktan ev sahipliğine geçişe engel oluyor. Türkiye’de bazı kişilerin birden fazla evi bulunurken bazılarının kiracı olmasının kader olmadığına dikkat çeken emlak duayenleri bunun için adım atmak gerektiğini söyledi

Bitmiş Ev İyi Bir Alternatif

Kiradan kurtulmak için en önemli unsur hiç şüphesiz kira öder gibi kendi evinin taksitlerini ödemek. Birçok projede hemen teslim ve peşinatı düşük ev bulmanın mümkün olduğunu belirten KONUTDER Başkanı Ömer Faruk Çelik, “Kendi evine geçmek isteyen kişiler için çok fazla alternatif var. Eğer kira ödenirken aynı zamanda bir evin taksitinde zorlanılıyorsa bu durumda konut alıcılarının bitmiş ve hemen yerleşebilecekleri evi tercih etmesi gerekiyor. Bunun için peşinatı düşük, aylık ödemesi uygun olan birçok konut projesi bulunuyor” dedi.

Küçük Ev Büyük Eve Geçiş İçin Bilet

Kendi evinde oturmak isteyen kişilerin atacağı bir diğer adım ise satın alınabilecek ve ödemede zorlanmayacakları ev. Bunun için küçük metrekareli evlerin iyi bir alternatif olduğunu belirten İstanbul İnşaatçılar Derneği Başkanı Nazmi Durbakayım, ” Metrekarelere takılmamak gerekiyor. İlk ev işe yakın ve ihtiyaçların birçoğunu karşılayabilecek lokasyondaysa küçük ev ilk ev için ideal. Üstelik küçük evlerde 4-5 kişilik bir aile rahatlıkla yaşayabilir. Böylece küçük evle daha büyük evin kapısının da aralanması sağlanır. Bu yolla kiradan kurtulan ve daha sonra evini büyüten birçok kişi var. Kişiler beklentilerini üst seviyelerde tutmalı ama bunun için küçük adımların da atılması gerektiğini unutmamalı” şeklinde konuştu.

10 Yıllık Kira Bedeli Faizden Fazla Değil

Kiradan kurtulup konut almak için atılacak adımda en fazla çekinilen konu faiz olarak karşımıza çıktı. Bunun için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinin yanıtını ise İstanbul Gayrimenkul Değerleme Başkanı Ahmet Büyükduman verdi. Büyükduman, kiracıların zaten her ay belirli bir kira ödediklerine dikkat çekerek, ödenen kira ile 10 yılda çekilen paraya verilen faiz arasında çok büyük bir uçurum olmadığını söyledi. Büyükduman, ev sahibi olmak isteyen kişilerin faizden korkmaması gerektiğine de işaret ederek, faizlerin düşüş gösterdiği dönemde krediyi yeniden yapılandırma imkanı olduğunu da hatırlattı.

Konut Artışından da Kazanırsınız

Kirada oturan bir kişinin en iyi şartlarda aylık 500 lira kira ödediğini ve her yıl kiranın en az enflasyon oranında artış gösterdiğini belirten Ahmet Büyükduman, “500 lira kira ödeyen bir kişi enflasyonu da baz almadan kira artışının yıllık 50 lira olduğunu varsaydığımızda 10 yıl içinde kira için cebinden 87 bin lira para çıkarmak durumunda kalacak. Üstelik 87 bin lira artabilir ama azalmaz ve kiracı bu rakamı ödemek durumunda. Ödediği 87 bin liranın kiracıya geri dönüşü de söz konusu değil. Buna karşın aynı kişi, bankadan gidip yüzde 0,85 faizle 100 bin lira kredi çekse bankaya anaparaya karşılık ödeyeceği faiz rakamı 70 bin lira olarak hesaplanıyor. Kira için 10 yılda geri dönüşü olmayan 87 bin liraya göre faize daha az ödeme yapıyor. Bunun yanı sıra aldığı konutun da değeri 10 yıl içinde artış gösterdiğinden kiradan kurtulup krediyle bile olsa ev alan kesinlikle kazançlı çıkıyor” şeklinde konuştu.

Haber7

İktisadi Kavramları Yakından Takip Eden Bir Toplum Olduk

Bursa Hakimiyet Gazetesi yazarlarından İsmail Tatlıoğlu bu hafta ki yazısında kredi faizlerindeki düşüşün ülke ekonomisindeki önemine ve ucuz kredinin elde edilme yöntemlerine değindi.Tatlıoğlu yazısında şu konulara değindi:


90’lı yıllarda daha ziyade kamu açığı,bütçe açığı gibi kavramları, asrın hemen başında ise cari açık, faiz dışı fazla şeklinde bilhassa dış ticaret bilançosu kalemleri etrafında tartıştık. Bugünlerde ise faiz eksenli konuşmaya başladık. Faiz kavramı o kadar genişletildi ki, geçen hafta Merkez Bankası’nın faiz kararına ve beklentilere açıklamalı bir yorum getirmek gerekiyor.

Merkez Bankası bankalarla çeşitli başlıklar altında parasal işlem yapıyor .Bunlardan bir tanesi bankaların MB’den bir hafta vadeli aldıkları borçtur.Uygulanan faiz oranı yüzde 5.75 idi ve değişmedi.Buradaki faiz “gösterge veya politika faizi “olarak tanımlanır.Gösterge /politika faizi bankaların fon maliyetini birinci dereceden belirleyen faiz oranı olarak bilinir,dolayısıyla bu oranda bir iniş seyri fon maliyetleri üzerinden kredi ucuzlamasını  daha kolay nedenler.

Merkez Bankası aynı zamanda, bankalar ile gecelik borç işlemlerinde bulunur.Parası fazla olan bankalardan yüzde 5 ile borç alırken, ihtiyaç  sahibi bankalara yüzde 10 faizle borç verir. MB nin verdiği borç için uyguladığı faiz “gecelik faiz” olarak tanımlanır.MB geçen hafta bu faizde yarım puanlık indirime giderek 9.5’a düşürdü .Merkez Bankası’nın bir gece için ödediği faizden aldığı faiz oranına uzanan banda “faiz koridoru” deniliyor.Tanım yerindeyse, Türkiye’nin yeni faiz koridoru 5 – 9.5 şeklinde belirlenmiştir diyebiliriz. Faiz koridorunun üst sınırı 11,5 idi ve 1.5 puanlık indirimle yüzde 10 düşmüştü. Şimdi 0.5 daha düşürüldü. Aslında düşüş beklentileri 1.5 civarındaydı, ancak MB henüz daha temkini elden bırakmaya niyetli değilmiş görüntüsü veriyor. Koridorun daha daraltılması gerekiyor,özellikle faiz koridoru üst limitinin aşağıları görmesi kredi ucuzlaması için ön şart. Kredi faizlerinin düşüşü her hal ve kârda fonlama maliyetlerinin düşüşüyle ilgilidir,dolayısıyla ucuz para bulmanın yollarından biri belki de en önemlisi Merkez Bankası’ndan geçer. Yurtdışı ucuz kaynaklara ulaşmak bir önemli alternatif olsa da, bizzat MB ve onun politikalarıyla bağlantılıdır.

Gelişmekte olan ülkelerdeki faiz politikaları, uluslararası sermaye hareketlerini yönlendiren temel kriterlerden biri haline geldi.FED Başkanı Bernanke ,IMF Tokyo toplantısı sonrası yaptığı açıklamada;  “uluslararası sermayenin gelişen ekonomilere yönelmesinde, ABD ve AB’deki parasal genişlemeden ziyade,bu ülkelerdeki yüksek kazancın etkili olduğunu” vurguladı. Dolayısıyla,cari acık nedeniyle para ihtiyacımız olduğu müddetçe daha yüksek faiz ödeyerek sermaye transferine devam etmemiz gerekiyor.

Kredi ucuzluğunun tek yolu olarak, siyasi istikrarı tehdit altında bırakmadan enflasyonu ve faizi düşürmek kalıyor.

Konut Kredileri Stokundaki Büyüme Geçen Yıla Göre Yavaşladı

Rapora göre, konut kredileri stokundaki büyüme, yeni yılla birlikte yavaşladı.

2011 genelinde yüzde 22,7 büyüme gösteren konut kredileri, bu yılın ilk 4 ayında sadece yüzde 2 büyüdü. Bu dönemde toplam kredi hacmindeki büyüme yüzde 4 ile geçen yılın oldukça altında gerçekleşti. Raporda, yüksek kredi faizleri ve sıkı para politikasının kredi genişlemesini sınırlandırdığı bildirildi.

Son 8 Ayın En Düşüğü

Bu yılın ilk çeyrek döneminde kullandırılan yeni konut kredisi sayısı ise 66 bin 589 ile son sekiz çeyrek dönemin en düşük seviyesine indi. Geçen yılın aynı döneminde 9,8 milyar lira tutarında yeni konut kredisi kullandırılırken, bu yılın ilk çeyrek döneminde 4,8 milyar lira kredi alındı.

Konut kredisi faiz oranlarında, sınırlı gerileme yaşandı. İlk çeyrek sonunda yüzde 1,25’e düşen ortalama aylık kredi faiz oranları, ikinci çeyrek sonunda ise yüzde 1,21’e geriledi. Raporda, Merkez Bankası’nın sıkı para politikasının kredi faizlerindeki gevşemeyi sınırlandırdığı belirtildi.

Satışlar 3 Çeyreğin Gerisinde

Konut satışları ise 96 bin 92 ile son üç çeyrek dönemdeki satışların altında gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 5,5 artış yaşandı. Konut satışlarının iller arası dağılımında ise önemli değişiklik gerçekleşmedi.

Tüketicilerin konut satın alma eğilimi yılın ilk çeyreğinde 10,60 puan ile yılbaşına göre sınırlı artış gösterdi. Yılın ikinci çeyrek döneminde ise satın alma eğilimi sınırlı ölçüde geriledi. Mayıs ayında 9,70 puanla yılbaşı seviyesinin de altına indi.