Tag: Merkez Bankası

Dövizde Yükseliş Enflasyonda İyileşmeyi Geciktiriyor

37886Merkez Bankası, PPK toplantısı tutanaklarında döviz kurlarındaki artışın enflasyonda iyileşmeyi geciktirdiğini ve iyileşme sağlanıncaya kadar para politikasında ‘sıkı duruş’un sürdürüleceğini belirtti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) geçen hafta kısa vadeli faiz oranlarını sabit tuttuğu Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına ilişkin özetlerde,  Ekim ayına ilişkin öncü göstergelerin, temel mal grubu üzerinde döviz kuru baskılarının hissedilmeye devam ettiğini gösterdiği vurgulandı.

Tutanaklarda şu bilgilere yer verildi:

“Eylül ayında tüketici fiyatları yüzde 0,89 oranında artmış ve yıllık enflasyon 0,81 puan yükselerek yüzde 7,95 olmuştur. Gıda grubu yıllık enflasyonu geçen ayın ardından bu dönemde de yükselişini sürdürürken Türk lirasındaki değer kaybının etkileriyle enerji ve temel mal gruplarında yıllık enflasyon yukarı yönlü bir seyir izlemiştir. Hizmet yıllık enflasyonu ise sınırlı oranda gerilemekle birlikte yüksek seviyesini korumuştur. Bu dönemde çekirdek enflasyon göstergelerinin yıllık artış oranları ve mevsimsellikten arındırılmış ana eğilimi temel mal grubu kaynaklı olarak yükselmiştir.

Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık enflasyon Eylül ayında yaklaşık 1 puan artışla yüzde 10,73 olmuştur. Bu gelişmede başta meyve olmak üzere taze meyve ve sebze fiyatlarının etkisiyle yıllık enflasyonu yüzde 13,23’e yükselen işlenmemiş gıda fiyatları belirleyici olmuştur. Buna karşılık, işlenmiş gıda grubunda aylık fiyat artışı yüzde 0,63 ile son iki aya kıyasla daha düşük bir oranda gerçekleşmiş, yıllık enflasyon yavaşlama eğilimini sürdürmüştür. Ekim ayına ilişkin öncü göstergeler, işlenmemiş gıda kaynaklı olarak gıda yıllık enflasyonunun gerileyebileceğine işaret etmektedir.

Enerji fiyatları Eylül ayında yüzde 0,53 oranında artmış, bu grupta yıllık enflasyon Türk lirasındaki değer kaybı ile yaklaşık 0,7 puan artışla yüzde 1,95 oranına yükselmiştir.

Hizmet grubu fiyatları Eylül ayında yüzde 0,79 oranında artarken grup yıllık enflasyonu 0,11 puan azalarak yüzde 8,54’e gerilemiştir. Bu dönemde yıllık enflasyon haberleşme ve diğer hizmetlerde yükselirken ulaştırma ve lokanta-otellerde gerilemiştir. Petrol fiyatlarının gecikmeli etkileriyle ulaştırma hizmetleri yıllık enflasyonundaki yavaşlama eğilimi sürerken gıda fiyatlarındaki seyrin lokanta ve oteller grubu yıllık enflasyonu üzerindeki olumsuz etkisi devam etmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda, Eylül ayında hizmet enflasyonu ana eğilimi yataya yakın seyrederek yüksek seviyesini korumuştur.

Temel mal grubu yıllık enflasyonu Eylül ayında 1,37 puanlık artışla yüzde 7,94’e yükselmiştir. Bu dönemde Türk lirasındaki birikimli değer kaybının etkileri temel mal grubu fiyatlarında belirgin olarak hissedilmiştir. Bu etkilerle dayanıklı mal grubu fiyatları aylık bazda yüzde 2,68 oranında artmış, özellikle otomobil ve beyaz eşya fiyatlarındaki artışlar öne çıkmıştır. Ayrıca, döviz kuru etkilerinin daha gecikmeli olarak gözlendiği giyim ve dayanıklı dışı temel mallarda da aylık bazda yüksek oranlı bir fiyat artışı izlenmiştir. Bu çerçevede, mevsimsellikten arındırılmış göstergeler temel mal enflasyonunun ana eğiliminde belirgin bir bozulmaya işaret etmiştir. Ekim ayına ilişkin öncü göstergeler, temel mal grubu üzerinde döviz kuru baskılarının hissedilmeye devam ettiğine işaret etmektedir.

Özetle, Para Politikası Kurulu (Kurul), enerji fiyatlarındaki gelişmelerin enflasyonu olumlu yönde etkilemeye devam ettiği, ancak döviz kuru hareketlerinin çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi geciktirdiği değerlendirmesinde bulunmuştur.

Enflasyonu etkileyen unsurlar

Sanayi üretimi Ağustos ayında Temmuz ayına kıyasla yüzde 2,9 oranında artmıştır.Böylece Temmuz-Ağustos döneminde sanayi üretimi geçtiğimiz çeyrek ortalamasının yüzde 0,7 oranında üzerinde gerçekleşmiştir. Ancak güncel veriler Eylül ayında sanayi üretiminde zayıf bir görünüme işaret etmektedir. Eylül ayında Kurban Bayramı tatili sebebiyle 3 günlük iş günü farkının ham verinin yıllık yüzde değişimine kuvvetli düşüş olarak yansıması beklenmektedir. İYA, PMI ve ihracat göstergeleri de sanayi üretiminin Eylül ayında daha zayıf bir seyir izleyebileceğine işaret etmektedir.

Bununla birlikte, çeyreklik olarak değerlendirildiğinde sanayi üretiminin üçüncü çeyrekte ılımlı bir artış sergileyeceği öngörülmektedir.

Yılın ilk yarısında dış talep zayıf seyretmiş, iç talep ise büyümeye önemli ölçüde katkı vermiştir. Harcama tarafına ilişkin veriler, üçüncü çeyrekte yılın ilk yarısına kıyasla daha ılımlı bir talep görünümüne işaret etmektedir. Temmuz-Ağustos döneminde tüketim malları üretimi gerilemiştir. Tüketim malları ithalatı ise çoğu alt kalemdeki azalmaya rağmen otomobil ithalatındaki artışın etkisiyle yatay seyretmiştir. Otomobil ve beyaz eşya satışları üçüncü çeyrekte ikinci çeyreğe kıyasla hafif bir oranda gerilemiştir. Tüketici güven endekslerindeki azalış eğilimi Eylül ayında da devam etmiştir. Temmuz-Ağustos döneminde taşımacılık hariç sermaye malları üretimi artarken ithalatı azalmıştır. İnşaat sektörüne ilişkin göstergeler inşaat faaliyetlerinde kuvvetli bir toparlanmaya işaret etmezken, firmaların gelecek dönem yatırımlarına ilişkin beklentileri düşük düzeylerdeki seyrini devam ettirmektedir.

Üçüncü çeyrekte dış ticaret miktar endekslerinden altın hariç ihracatın artarken ithalatın yavaşlayan iç talebe paralel azalması beklenmektedir. Önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın da katkısıyla büyüme kompozisyonunun kademeli olarak net ihracat lehine değişeceği öngörülmektedir. Kompozisyondaki bu değişim ve dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ile tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklemektedir. Eylül ve Ekim aylarına dair veriler, cari dengede Ağustos ayında belirginleşen iyileşme eğilimin yakın dönemde de devam ettiğine işaret etmektedir.

2015 yılı Temmuz döneminde tarım dışı istihdam artışının etkisiyle işsizlik oranları gerilemiştir. Bu dönemde hizmetler sektörünün istihdam artışına istikrarlı katkısı devam ederken, yılın ilk çeyreğinden itibaren gerileyen inşaat istihdamı artış göstermiştir. Böylece Ocak-Temmuz dönemi için istihdamdaki yıllık ortalama artış yüzde 3,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Sanayi üretimi ve anket göstergeleri, yılın ilk yarısında makul oranlarda artan sanayi sektörü istihdamının üçüncü çeyrekte tarım dışı istihdam artışına katkı vermeyebileceğine işaret etmektedir. Bu gelişme diğer öncü göstergelerle birlikte değerlendirildiğinde önümüzdeki dönemde istihdamda ılımlı artış görünümünün devam etmesi beklenmektedir.

Özetle, mevcut göstergeler önümüzdeki dönemde yurt içi talebin ilk yarıya kıyasla daha ılımlı seyredebileceğine dış talebin ise toparlanma eğilimi sergileyeceğine işaret etmektedir. Küresel piyasalardaki belirsizlikler ile güven endekslerindeki zayıf seyir büyüme ve istihdam görünümü üzerinde aşağı yönlü risk oluşturmakla beraber büyüme kompozisyonundaki dengelenme cari işlemler dengesindeki iyileşmeyi desteklemektedir. Bu görünüm altında, toplam talep koşullarının enflasyona düşüş yönünde destek vereceği değerlendirilmektedir.

Para politikası ve riskler

Kurul, toplantıda Ekim Enflasyon Raporu’nda yer alması öngörülen orta vadeli tahminleri değerlendirmiştir. 2015 yılı üçüncü çeyreğinde enflasyon gıda fiyatları ve döviz kuru gelişmeleri kaynaklı olarak Temmuz Enflasyon Raporu tahminlerinin üzerinde gerçekleşmiştir. Bu dönemde işlenmemiş gıda grubu enflasyonunda artış yaşanırken, Türk lirasındaki birikimli değer kayıplarına bağlı olarak çekirdek enflasyon yüksek seviyesini korumuştur. Enflasyon tahminlerine esas oluşturan varsayımlar ve dışsal koşullar bir arada değerlendirildiğinde  ithalat fiyatlarındaki güncellemeler ve çekirdek enflasyonda gözlenen döviz kuru kaynaklı yükseliş göz önüne alınarak 2015 yıl sonu enflasyon tahmini yukarı yönde güncellenmiştir. Enflasyonun döviz kuru etkilerine bağlı olarak bir süre daha mevcut düzeylere yakın seyredeceği sonrasında ise düşüş eğilimine gireceği öngörülmektedir.

Enerji fiyatlarındaki gelişmeler enflasyonu olumlu yönde etkilemeye devam etmektedir. Yılbaşından bu yana gözlenen birikimli döviz kuru gelişmelerinin enflasyon görünümü üzerindeki olumsuz etkisi petrol fiyatlarındaki düşüşle kısmen telafi edilmektedir. Gıda fiyatlarında ise, temelde işlenmemiş gıda grubu kaynaklı olmak üzere oynaklık devam etmekte ve bu oynaklık yıl sonu enflasyonu tahminine dair hem aşağı hem de yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. Türk lirasındaki birikimli değer kayıplarına bağlı olarak temel mal grubu yıllık enflasyonu artış sergilemiş ve çekirdek enflasyon eğiliminde bir miktar bozulma yaşanmıştır. Bununla birlikte, para politikasındaki sıkı duruş ve yurt içi talepteki ılımlı seyir, döviz kuru artışlarının fiyatlara geçişini geçmiş yıllardaki benzer dönemlere kıyasla sınırlamaktadır. Bu değerlendirmeler çerçevesinde Kurul, yurtiçi ve küresel piyasalardaki belirsizliklerin enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri ile enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklıkları dikkate alarak, gerekli görülen süre boyunca likidite politikasındaki sıkı duruşun korunmasına karar vermiştir. Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümüne bağlı olacaktır. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir.

Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle kredilerin yıllık büyüme hızları makul düzeylerde seyretmektedir. Kurul, yakın dönemde artan iç ve dış belirsizlikler nedeniyle finansal koşullarda yaşanan sıkılaşmanın da etkisiyle kredilerin büyüme eğiliminde kayda değer bir düşüş olduğuna dikkat çekmiştir.

Özellikle, yabancı para cinsi ticari krediler ile tüketici kredilerinde ivme kaybı daha belirgindir. Kredilerin bileşimine bakıldığında, ticari kredilerin tüketici kredilerine kıyasla daha yüksek bir hızla büyümeye devam ettiği görülmektedir. Bu bileşim, bir yandan orta vadeli enflasyon baskılarını sınırlarken diğer yandan cari açıktaki düzelmeyi desteklemektedir. İktisadi faaliyetteki ılımlı seyrin yanı sıra, kredi faizlerinde yaşanan artışlar ve diğer finansal koşullarda gözlenen sıkılaşma kredi büyümesinin önümüzdeki dönemde de geçmiş yıllar ortalamalarına göre düşük seyretmeye devam edebileceğine işaret etmektedir.

Yılın ilk yarısında büyümenin temel sürükleyicisi nihai yurt içi talep olmuş ve dış talep zayıf bir seyir izlemiştir. Üçüncü çeyreğe ilişkin göstergeler iktisadi faaliyette ılımlı bir seyre işaret ederken, büyüme kompozisyonuna bakıldığında iç talepte bir miktar yavaşlama ve ihracatta ise toparlanma yaşanabileceği öngörülmektedir. Güven endekslerinin düşük seviyesi ve finansal koşullarda yaşanan sıkılaşma özel tüketim ve yatırım talebini sınırlamaktadır. İç talepteki yavaşlama ve reel kurda gözlenen hareketler ithalatı azaltıcı etki yapmaktadır. İhracat tarafında ise jeopolitik faktörlerin olumsuz etkisine rağmen Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artış ihracatı olumlu etkilemektedir. Bütün bu değerlendirmeler çerçevesinde Kurul, önümüzdeki dönemde büyüme kompozisyonunun kademeli olarak net ihracat lehine değişeceğini öngörmektedir. Bu gelişmenin cari dengeye olumlu olarak yansıması beklenmektedir.

Ayrıca, dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerindeki yavaşlama da cari dengedeki iyileşmeyi desteklemektedir. Bu doğrultuda, cari işlemler dengesinde Ağustos ayı verisi ile belirginleşen iyileşme eğiliminin süreceği öngörülmektedir.

Küresel para politikalarına dair belirsizlikler ve küresel büyümeye dair endişeler nedeniyle finans piyasalarındaki oynaklıklar devam etmektedir. Bu doğrultuda, gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy hareketleri ve risk göstergeleri de oldukça dalgalı bir seyir izlemektedir. Kurul, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından kamuoyuyla paylaşılan “küresel para politikalarının normalleşme sürecinde yol haritası” kapsamında alınan ve alınması öngörülen adımların küresel oynaklıklara karşı ekonominin dayanıklılığını artırdığını belirtmiştir. Mevcut politika duruşu enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici niteliğini korumaktadır.

Önümüzdeki dönemde kredi büyüme hızlarında gözlenen yavaşlamanın kalıcı olması ve döviz kurları üzerindeki yukarı yönlü baskının devam etmesi durumunda, Kurul sıkı likidite politikasını korurken döviz cinsi varlıklara dayalı teminat koşullarını genişletmek suretiyle Türk lirasının değerini ve kredi büyümesini destekleyici yönde adımlar atabilecektir.

Maliye politikasına ve vergi düzenlemelerine ilişkin gelişmeler enflasyon görünümüne etkileri bakımından yakından takip edilmektedir. Para politikası duruşu oluşturulurken, mali disiplinin korunacağı ve yönetilen / yönlendirilen fiyatlarda öngörülmeyen bir artış gerçekleşmeyeceği varsayılmaktadır. Maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunun da güncellenmesi söz konusu olabilecektir.

Son yıllarda mali disiplinin sürdürülmesi Türkiye ekonomisinin olumsuz dış şoklara karşı duyarlılığını azaltan temel unsurlardan biri olmuştur. Küresel belirsizliklerin yüksek olduğu mevcut konjonktürde bu kazanımların korunarak daha da ileriye götürülmesi önem taşımaktadır. Mali disiplini kalıcı hale getirecek ve tasarruf açığını azaltacak her türlü tedbir makroekonomik istikrarı destekleyecek ve uzun vadeli kamu borçlanma faizlerinin düşük düzeylerde seyretmesini sağlayarak toplumsal refaha olumlu katkıda bulunacaktır.”

Kaynak: Haberturk

Avustralya’da Özel Sektöre Verilen Krediler Beklentilerin Üzerine Çıktı

garanti-bankasiAvustralya’da Eylül’de özel sektöre verilen kredilerde tahminlerin üzerinde artış oldu. Özel sektöre verilen krediler mevsimsel olarak ayarlanmış verilere göre yüzde 0,8 artış gösterdi. Piyasalarda beklenti yüzde 0,5 artış olacağı yönündeydi. Avustralya Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamaya göre, yıllık bazda ise kredilerde artış yüzde 6,7 oldu. Piyasada artışın yüzde 6,3 olacağı bekleniyordu. Aynı ayda konut kredileri aylık yüzde 0,6 artarken, yıllık artış yüzde 7,5 oldu. Tüketici kredileri aylık yüzde 0,1, yıllık yüzde 0,5 arttı, işletme kredileri aylık yüzde 1,2, yıllık yüzde 6,3 yükseldi. Merkez bankası, M3 para arzının aylık yüzde 0,4, yıllık yüzde 6,3 arttığını açıkladı.

Kaynak: Parahaberi

Merkez’in Banka Kredileri Eğilim Anketi Açıklandı

37886Merkez Bankasının 2015 yılının dördüncü çeyreği için beklentileri, işletmelere kullandırılan kredilerde güçlü, tüm bireysel kredi türlerinde de bir miktar sıkılaştırmanın devam edeceği yönünde oldu.

Merkez Bankasının 2015 yılının dördüncü çeyreği için beklentileri, işletmelere kullandırılan kredilerde güçlü, tüm bireysel kredi türlerinde de bir miktar sıkılaştırmanın devam edeceği yönünde oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), bankaların 2015 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin değerlendirmeleri ile dördüncü çeyreğine ilişkin beklentilerini içeren Banka Kredileri Eğilim Anketi’nin Temmuz-Eylül 2015 dönemi sonuçları açıklandı. Buna göre; bankaların, işletmelere kullandırılan kredilerde ve bireysel kredi türlerinden konut kredilerinde standartları önemli ölçüde sıkılaştırmaya devam ettiği, taşıt kredilerinde standartları temelde aynı bırakırken diğer bireysel kredilerde sınırlı ölçüde gevşettiği görüldü. 2015 yılının dördüncü çeyreği için beklentiler; işletmelere kullandırılan kredilerde güçlü, tüm bireysel kredi türlerinde de bir miktar sıkılaştırmanın devam edeceği yönünde oldu.

Kredi talebi açısından bakıldığında, işletmelerin bir önceki çeyrekte değişmeyen kredi talepleri bu çeyrekte ciddi bir azalış gösterdi. Bireysel kredi türlerinden konut kredilerinde talep artışı bir önceki çeyreğe kıyasla sınırlı oranda yavaşlarken, taşıt ve diğer bireysel kredi türlerinde ise talep artışı hızlandı.

Bankaların fon sağlama imkânlarının gelişimi incelendiğinde, yılın üçüncü çeyreğinde yurt içi fonlama koşullarındaki sıkılaşmanın azalarak devam ettiği görüldü. Yurt dışı fonlama koşulları ise hem fonlama maliyetinin hem de diğer koşul ve kuralların etkisiyle Temmuz-Eylül 2015 döneminde önemli ölçüde sıkılaştırıldı. Bankaların beklentileri, hem yurt içi hem de yurt dışı fonlama koşullarındaki sıkılaştırmanın 2015 yılı son çeyreğinde de artarak süreceği tahmin ediliyor.

Kredilerle Uygulanan Standartlar

Temmuz-Eylül 2015 döneminde; bankalar, işletmelere kullandırılan kredilere uygulanan standartları önemli ölçüde sıkılaştırmıştır. Standartların sıkılaştırılmasının ardındaki neden olarak genel ekonomik faaliyetlere ilişkin beklentiler başta olmak üzere risk algısına ilişkin faktörler gösterilirken, standartları gevşetici yönde etkileyen ana faktörler, diğer bankaların ve banka dışı mali kesimin rekabeti ile piyasa finansmanı kaynaklı rekabet oldu. 2015 yılının dördüncü çeyreği için beklenti, standartlardaki sıkılaştırmanın artarak süreceği yönünde oldu.

Bireysel kredilere uygulanan standartların değişimi incelendiğinde, bireysel kredi türlerinden konut kredilerinde standartlar önemli ölçüde sıkılaştırılırken, taşıt kredilerinde gevşetilmesi beklenen standartlar temelde aynı bırakılmış ve diğer bireysel kredilerde sınırlı ölçüde gevşetildi. Konut kredilerindeki sıkılaştırılmanın ardındaki neden fon maliyetleri ve bilanço kısıtlamaları oldu. Diğer bireysel kredilere uygulanan standartların gevşetilmesinin ardındaki nedenler ise, diğer bankaların rekabeti başta olmak üzere tüketicilerin kredi itibarı, banka dışı mali kesimin rekabeti, fon maliyetleri ve bilanço kısıtlamaları ile talep edilen teminatlara ilişkin riskler olarak görüldü. Gelecek çeyrek dönem için beklenti, tüm bireysel kredi türlerinde standartların sıkılaştırılacağı yönünde oldu.

Kredi Talepleri

Temmuz-Eylül 2015 döneminde kredi talepleri incelendiğinde; işletmelerin banka kredilerine olan talebi önemli düzeyde bir azalış gösterdi. Konut kredilerinde talep artışı bir önceki seneye göre yavaşlamaya devam ederken, taşıt kredileri ile diğer bireysel kredilere olan talepteki artışın sürdüğü gözlendi.

2015 yılının dördüncü çeyreğinde, bireysel kredi türlerinden konut ve taşıt kredilerinde talebin azalması ve diğer bireysel kredilerde talebin önemli düzeyde artması, işletmelere kullandırılan kredi talebinde ise önemli bir değişim olmaması bekleniyor.

İşletmelere verilen kredilerde, sabit yatırımlar ile birleşmeler/satın almalar ve yeniden yapılanma talebi azaltıcı yönde etkilerken özellikle diğer bankalardan ve banka dışı mali kesimden alınan krediler ile borçlanmak için menkul kıymet ihracı ve hisse senedi ihracı talebi artırıcı yönde etkileyen faktörler oldu.

Konut kredisi talebini etkileyen faktörlere bakıldığında, tüketici güveni ve diğer bankalardan sağlanan krediler talebi azaltıcı yönde etkilerken, konut piyasasına ilişkin beklentiler, konut alımı dışındaki tüketim harcamaları, bireysel tasarruflar, diğer finansman kaynakları, krediler üzerindeki vergi ve benzeri yükler talep artışının ardındaki faktörler oldu.

Taşıt kredilerinde, özellikle bireysel tasarruflar talepte artışa neden olurken, tüketici güveni ve diğer finansman kaynakları talebi azaltan faktörler oldu. Diğer bireysel kredilerde ise menkul kıymet alımları, tüketici güveni ve dayanıklı tüketim mallarına yapılan harcama talep artışına neden olurken, diğer bankalardan sağlanan krediler talebi azaltan tek faktör oldu.

Koşul ve Kurallar

İşletmelere kullandırılan kredilere uygulanan kredi koşul ve kurallarına bakıldığında, bankaların ortalama krediler ile daha riskli krediler üzerinden aldıkları kâr marjlarını, faiz dışında alınan ücret ve komisyonları, teminat ihtiyacını, vade ile kredi ya da kredi limitinin büyüklüğüne ilişkin koşulları sıkılaştırmaya devam ettiği, kredi sözleşmesi özel koşullarını ise gevşettiği görüldü.

Bireysel kredilere uygulanan koşul ve kurallar açısından bakıldığında, bireysel kredi türlerinden konut ve diğer bireysel kredilerde bankaların tüm koşul ve kuralları gevşettiği ancak taşıt kredilerinde ortalama krediler ile daha riskli krediler üzerindeki kar marjlarını artırarak koşul ve kuralları sıkılaştırdıkları gözlendi.

Fonlama Koşulları

Bankaların fon sağlama imkânlarının gelişimi incelendiğinde, yılın üçüncü çeyreğinde yurt içi fonlama koşullarındaki sıkılaşmanın sürdüğü görüldü. 2015 yılı başından itibaren sıkılaşmakta olan yurt dışı fonlama koşullarında ise hem fonlama maliyetinin hem de diğer koşul ve kurallarının etkisiyle bu dönemde sıkılaşmanın arttığı görüldü. 2015 yılının dördüncü çeyreğinde, fonlama koşullarındaki sıkılaşmanın hem yurt içinde hem yurt dışında artarak sürmesi beklendi.

Kaynak: Haber61

Toplam Tüketici Kredileri Arttı

aBankacılık sektörü toplam tüketici kredileri yıl sonuna göre yüzde 7,10 arttı.

Bankacılık sektörü toplam tüketici kredileri yıl sonuna göre yüzde 7,10, geçen haftaya göre yüzde 0.24 oranında arttı ve 300 milyar 728,7 milyon TL oldu. Geçen hafta bu rakam 299 milyar 998,3 milyon TL seviyesinde bulunuyordu.

Merkez Bankası haftalık bülteninde yer alan verilere göre, 10 Temmuzitibarıyla Mevduat Bankaları tüketici kredileri ise geçen haftaya göre yüzde 0,26, yıl sonuna göre yüzde 6,94 oranında yükseldi ve 286 milyar 6,2 milyon lira oldu.

Tüketici kredilerinden konut kredisi 126,0 milyar liradan 126,4 milyar liraya yükseldi. Diğer krediler 153,5 milyar liradan, 153,9 milyar liraya çıkarken, taşıt kredileri 5,71 milyar liradan 5,72 milyar liraya yükseldi.Bu rakamlara göre konut kredileri yıl sonuna göre yüzde 10,41, diğer krediler yüzde 4,84 artarken, taşıt kredileri yüzde 7,55 oranında azaldı.

Kaynak: Finansgundem

Merkez Bankası Faiz Kararı Sürpriz Yok

Mzk1MzU0OD-konut_kredisi_faizleri_artti_miMerkez Bankası faiz kararı açıklandı. Merkez Bankası faiz oranlarında ve faiz koridorunda herhangi bir değişiklik yapmadı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), faiz oranlarında herhangi bir değişiklik yapmadı.

TCMB’den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruya göre PPK, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı başkanlığında toplandı.

PPK, gecelik marjinal fonlama oranını (faiz koridorunun üst bandı) yüzde 10,75, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranını yüzde 10,25 veMerkez Bankası borçlanma faiz oranını yüzde 7,25’te sabit bıraktı.

PPK, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) yüzde 7,50’de tuttu.

Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0, borç verme faiz oranı yüzde 12,25’te sabit tutuldu.

Enflasyon Vurgusuna Devam

Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makro ihtiyati önlemlerin etkisiyle kredi büyüme hızlarının makul düzeylerde seyrettiği vurgulanan duyuruda, dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmelerin ve tüketici kredilerinin ılımlı seyrinin cari dengedeki iyileşmeyi desteklediği belirtildi.

Dış talep zayıf seyrini korurken iç talebin büyümeye ılımlı düzeyde katkı verdiği aktarılan duyuruda, kurulun açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirdiği kaydedildi.

Duyuruda, gıda fiyatlarında beklenen kısmi düzeltmenin katkısıyla kısa vadede enflasyonun düşeceğinin öngörüldüğü belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Bununla birlikte, son dönemde yaşanan döviz kuru hareketleri çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeyi geciktirmiştir. Bu çerçevede, küresel piyasalardaki belirsizlikler ile enerji ve gıda fiyatlarındaki oynaklıklar da dikkate alındığında, para politikasındaki temkinli yaklaşımın sürdürülmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda Kurul, faiz oranlarının sabit tutulmasına karar vermiştir.

Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümündeki iyileşmenin hızına bağlı olacaktır. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlar yakından izlenecek ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar getiri eğrisini yataya yakın tutmak suretiyle para politikasındaki temkinli duruş sürdürülecektir. Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.”

Duyuruda, PPK toplantı özetinin beş iş günü içinde yayımlanacağı belirtildi.

merkez bankası<a class='labels' style='color:#4d4e53' href='/search_tag.php?tags=faiz kararı'>  faiz kararı </a>1.5 yıllık faiz oranları.jpg

PPK Kurulu Hakkında

Para Politikası Kurulu; Erdem Başçı’nın başkanlığında 7 üyeden oluşuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu ile görevi ve yapısı düzenlenen Kurulda, TCMB Başkanı’nın başkanlığı altında, Başkan Yardımcıları, Banka Meclisi’nce üyeleri arasından seçilecek bir üye ve Başkan’ın önerisi üzerine müşterek kararla atanacak bir üye yer alıyor. Hazine Müsteşarı veya belirleyeceği Müsteşar Yardımcısı ise toplantılara oy hakkı olmaksızın katılabiliyor.

Kurul toplantıları, Başkan’ın çağrısı ile ayda en az bir defa olmak üzere ve aksi belirtilmedikçe Ankara’da yapılıyor. Gündem, Başkanlıkça düzenlenirken, üyelerin gündem dışı görüşülmesini istedikleri hususlar, Başkan’ın da katılması halinde aynı toplantıda gündeme alınarak görüşülüyor.

Kurul, üyelerin en az üçte ikisinin katılmasıyla toplanarak, mevcut üyelerin çoğunluğu ile karar veriyor. Oyların eşitliği halinde, Başkan’ın katıldığı tarafın teklifi kabul edilmiş sayılıyor.

Kurul’un görev ve yetkileri kanunda şu maddelerle tanımlanıyor:

“Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla para politikası ilke ve stratejilerinin belirlenmesi. Para politikası stratejisi çerçevesinde Hükümetle birlikte enflasyon hedefinin belirlenmesi. Para politikası hedefleri ve uygulamaları konusunda belirli dönemler itibarıyla raporlar hazırlayarak Hükümetin ve belirleyeceği esaslar doğrultusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi. Hükümetle birlikte Türk lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirlerin alınması ve yabancı paralar ile altın karşısındaki muadeletini tespit etmeye yönelik kur rejiminin belirlenmesi.”

İlan edeceği hususları ve bunların ilan şeklini belirleyen Kurul tarafından Resmi Gazete’de ilanı istenilecek hususlar gecikmeksizin ilan ediliyor. Kurul kararları, Başkan tarafından yürütülüyor ve Banka Meclisi’nin bilgisine sunuluyor.

Kaynak: İnternethaber

Merkez Bankası’ndan Yeni Uygulama

sberbank-tuketici-kredilerinin-faiz-oranlarini-dusurduTCMB dolar cinsi zorunlu karşılıklara, rezerv opsiyonlarına ve serbest hesaplara ödediği faizi yüzde 0.14’e yükseltti.

Merkez bankası (TCMB) dolar cinsi tutulan zorunlu karşılıklara, rezerv opsiyonlarına ve serbest hesaplara uyguladığı faiz oranını yüzde 0.12’den yüzde 0.14’e yükseltti.

Merkez Bankası uygulanacak faiz oranının değişen küresel ve yerel finansal piyasa koşulları çerçevesinde günlük olarak belirleyerek hergün 0930’da Reuters’ın CBTB sayfasında ilan ediliyor.

Mayıs ayından itibaren başlayan uygulamada faiz oranı yüzde 0.12 olarak belirlenmişti.

Kaynak: Hürriyet

Türkiye’de Konut Fiyatlarına Zam Geldi

13786Türkiye genelinde konut fiyatlarında Şubat sonu itibarıyla yıllık artış yüzde 17.57’ye çıkarken, İstanbul’daki artışlar yüzde 27.74’ü buldu.

Merkez Bankası’nın Türkiye konut Fiyat Endeksi (TKFE) verilerine göre, konut fiyatları Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 1.72 artarken, konut fiyatlarındaki yıllık bazda reel artış da yüzde 9.32 düzeyinde gerçekleşti.

Metrekare başına konut değeri olarak hesaplanan birim fiyatlar 2014 yılı Şubat ayında 1,325.92 lira düzeyindeyken, bu yıl Şubat ayında 1,537.79 liraya yükseldi.

Türkiye genelinde son iki yılda yapımı gerçekleşen konutların değerleme raporları analiz edilerek hesaplanan Türkiye Yeni Konutlar Fiyat Endeksi (TYKFE) verilerine göre de, yeni konut fiyatlarındaki aylık artış yüzde 2.24 ve yıllık artış yüzde 14.48, yıllık reel artış da yüzde 6.44 oldu.

Üç büyük il arasında İstanbul’daki konut fiyatları artışları açık ara birinci oldu. Buna göre, fiyatlar aylık bazda İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 2.45, yüzde 1.35 ve yüzde 1.74 arttı. Böylece, yıllık bazdaki artışlar da İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 27.74, yüzde 10.84 ve yüzde 14.33 olarak gerçekleşti.

Üç büyük ilin yeni konut fiyatları da Şubat ayında bir önceki aya göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 2.21, yüzde 2.71 ve yüzde 2.59 oranlarında yükseldi.

Yeni konut fiyatları yıllık bazda ise, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 22.15, yüzde 9.99 ve yüzde 17.97 yükseldi.

Konut Fiyat Endeksi (KFE) konut kredisi kullandıran bankalardan, satışa konu olan konutlar için kredi kullandırma aşamasında düzenlenen değerleme raporlarındaki konut değerleri esas alınarak hesaplanıyor.

Kaynak: Sabah

Uzmanlar Açıkladı Enflasyon Nasıl Düşecek

13786Ekonomi yönetiminden peşi sıra enflasyon açıklamaları geliyor. Bakanlar Kurulu’nda sunum yapan Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, enflasyonun nasıl düşebileceğini açıklarken, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, gelecek yıl enflasyonda çok daha hızlı bir düşüşün olabileceğini söyledi. Peki enflasyon nasıl düşecek? Uzmanlar değerlendirdi.

Merkez  Bankası Başkanı Erdem Başçı, Bakanlar Kurulu’na yaptığı sunumda, enflasyondaki düşüşün devam etmesi için ihtiyatlı para ve maliye politikalarının sürmesi ve gıda arzına ilişkin önlemlerin devreye girmesinin gerektiğini ifade etti.

Enflasyonla ilgili bir açıklamada Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten geldi. Şimşek enflasyonla mücadele konusunda Merkez Bankası’na yardımcı olunması gerektiğini söyledi ve “Bu yıl yağış ve tarımsal hasıla açısından olumlu bir yıl olacak; bu, yılın 2. yarısında gıdaya yansıyabilir ve 2. yarıda enflasyonu aşağı çekebilir.Enflasyonda 2016’da çok daha hızlı bir düşüş olabilir” dedi.

Merkez Bankası’nın Faiz İndiriminde Elini Bağlıyor

Meksa Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Figen Özavcı, “Enflasyon fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hızlı olarak yükselmesidir.Yüksek enflasyon orta gelir grubunun milli gelirden aldığı payı düşürür ve zaman içerisinde orta ve alt gelir grubu fakirleşir. Ülke milli gelirinde gelir grupları(yüksek-orta-alt) arasındaki uçurum artar.Türkiye genç nüfusu nedeniyle enflasyon yaratabilen bir yapıya sahiptir.Bu özelliği kriz ortamından çıkışlarda avantaj iken normal koşullarda kontrol edilmezse cari açıkta bozulma ve farklı yan etkilerle(hane halkı geliri düşmesi sonucu büyümede yavaşlama,işsizlik) ekonomik veri setinde bozulmaya yol açar. Türkiye son dönemde gıda dışı enflasyon yüzde 5,5 ile düşüş sinyali üretmesine rağmen gıda enflasyonu yüzde 14,1 seyretmektedir.Dünyada gıda fiyatları düşerken Türkiye’de gıda fiyatları yükselmeye devam ediyor. Gıda enflasyonundaki yükseliş manşet enflasyonu yükseltmekte ve Merkez Bankasının önceliği fiyat istikrarı olması itibariyle faiz indirimi konusunda elini bağlıyor.Yüksek seyreden enflasyon piyasa faizini(mevduat,tüketici kredi faizi vs) yukarı itiyor.Düşük faiz ortamı için gıda fiyatlarındaki yükselişe tedbir alınması ve manşet enflasyonda düşüş gerekiyor.

Nasıl Düşer?

Özavcı, enflasyonda düşüş için “Gıda fiyatlarını düşürebilmek için üreticiden tüketiciye ulaşana kadar tedarik zincirinin her adımının izlenmesi gerekiyor.Bu doğru bir hamle tedarik sırasında fiyatları manipüle edecek olay,kişi veya kurumların kontrol altına alınması doğru bir adım” yorumunu yaptı.

Birden Ciddi Bir Düşüş Beklemiyorum

Boğaziçi Üniversitesi Profesörü Burak Saltoğlu, “Seneye enflasyonun ciddi düşmesi önemli bazı şartlara baglı. Öncelikle kurun enflasyona olumsuz etki yarattığını biliyoruz. Enfaslyonun düşmesi için seneye kurun inerek o seviyelerde kalması gerekli.Gıda fiyatlarının dünya genelinde artmaması ve bizde de artmaması gerekiyor. Enerji fiyatları da yine bu seviyelerde kalmalı. Bunların hepsinin beraber olma olasılığı var ama çok da yüksek değil. İç talebin artması da kısmen enflasyona baskı yapar. Sonuçta enflasyonunun daha yukarı gitmesi belki düşük ihtimal ama birden ciddi bir düşüş de ben beklemiyorum.Her şeyden önce politik belirsizliğin cok daha düşük bir seviyede olması şart” şeklinde konuştu.

Türkiye’de Sorun Gıda Enflasyonu

TEB Yatırım Stratejisti Işık Ökte, ‘’Türkiye’de enflasyon tarafında 2014’ün ikinci yarısında başlayan Brent petrol aşağı hareketi ile çok daha iyi rakamlar görmeyi umut ediyorduk.  Ancak dolar/TL’de yükselen oynaklık oranları ve dünya gıda emtia endekslerinde düşüş trendine rağmen yüzde 10’lardan yüzde 14’e yükselen gıda enflasyonu görünümü negatif kılıyor” dedi.

Bir Enflasyon Problemi Yoktur, Gıda Enflasyonu Sorunu Var

Ökte, “Türkiye’de bir enflasyon problemi yok. Bunu çekirdek enflasyon göstergelerindeki iyileşmede ve gıda hizmetleri hariç TÜFE’deki aşağı kırılımdan görebiliyoruz. Ama Türkiye’de nedeni bir türlü tam olarak anlaşılamayan ve küresel trendlerin tersine ilerleyen bir gıda enflasyonu problemi vardır. Bu problem yeni kurulan Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları Komitesi yakından izlemeye alınırken, 2015’in ikinci yarısında TCMB’nin bizlere söylediği gibi olumlu gelişen hava koşulları ile gıda enflasyonunda bir nebze iyileşme bekliyorum” diye devam etti.

Yüksek Enflasyon Büyümeyi Etkiler

Standard Bank gelişen piyasalar kıdemli uzmanı Tim Ash, “Merkez Bankası daimi olarak enflasyon hedefini tutturmakta zorlanıyor ve enflasyon yüzde 5-10 bandına sıkışmış durumda. Küresel deflasyon ortamında bu oldukça yüksek bir oran ve en nihayetinde büyümeyi etkileyecektir” dedi.

Kaynak: Hürriyet

Kredi Çekeceklere İyi Haber

aaOcak-Mart dönemi sonuçları incelendiğinde; bankaların standartları, işletme kredileri ile diğer bireysel kredilerde sınırlı sıkılaştırdığı, konut ve taşıt kredilerinde ise gevşettiği görüldü. 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB) Banka Kredileri Eğilim Anketi’ne göre, yılın ikinci çeyreğinde işletmelere kullandırılan kredilerde sıkılaştırmanın süreceği, bireysel kredilerden konut ve taşıt kredilerinde standartların temelde aynı kalacağı, diğer bireysel kredilerde ise gevşetileceği öngörülüyor.

Konut ve Taşıt Kredileri Bir Miktar Gevşedi

TCMB, bankaların 2015 yılının ilk çeyreğine ilişkin değerlendirmeleri ile ikinci çeyreğine ilişkin beklentilerini içeren Ocak-Mart 2015 dönemi Banka Kredileri Eğilim Anketi sonuçlarını yayımladı. Ocak-Mart 2015 dönemi sonuçları incelendiğinde; bankaların, standartları işletmelere kullandırılan krediler ile diğer bireysel kredilerde sınırlı ölçüde sıkılaştırdığı, konut ve taşıt kredilerinde ise bir miktar gevşettiği görüldü.

Bu yılın ikinci çeyreği için beklentiler, işletmelere kullandırılan kredilerde sıkılaştırmanın süreceği, bireysel kredilerden konut ve taşıt kredilerinde standartların temelde aynı kalacağı, diğer bireysel kredilerde ise gevşetileceği yönünde oldu.

Kredi talebi açısından bakıldığında; işletmelerin banka kredilerine olan talebi daralırken, konut ve diğer bireysel kredilerde talep arttı, taşıt kredilerinde ise azaldı. Bankaların fon sağlama imkanlarının gelişimi incelendiğinde; yılın ilk çeyreğinde yurt içi fonlama koşullarındaki sıkılaştırmanın sürdüğü görüldü.

Ana Faktör Bankaların Rekabeti

2014 yılının son çeyreğinde gevşetilmiş olan yurt dışı fonlama koşulları ise hem fonlama maliyetinin hem de diğer koşul ve kurallarının etkisiyle Ocak-Mart 2015 döneminde sıkılaştırıldı. Ocak-Mart 2015 döneminde bankalar, genel olarak işletmelere kullandırılan kredilere uygulanan standartları sıkılaştırdı.

Standartların sıklaştırılmasının ardındaki nedenler olarak; genel ekonomik faaliyetlere ilişkin beklentiler başta olmak üzere risk algısına ilişkin faktörler gösterilirken, standartları gevşetici yönde etkileyen ana faktör diğer bankaların rekabeti oldu. 2015 yılının ikinci çeyreği için beklenti, standartlardaki sıkılaştırmanın süreceği yönünde oluştu.

İşletmelere kullandırılan kredilere uygulanan kredi koşul ve kurallarına bakıldığında; bankaların daha riskli olarak değerlendirdiği krediler üzerinden aldıkları kar marjlarını artırmaya devam ettiği, vade koşulları, kredi ya da kredi limitinin büyüklüğüne ilişkin koşullar ile kredi sözleşmesi özel koşullarını gevşettiği görüldü.

Büyük İşletmelerin Kredi Talebi Aynı Kaldı

Ocak-Mart 2015 döneminde genel olarak işletmelerin banka kredilerine olan talebi önceki çeyreğe göre geriledi. Krediyi kullanan firma ölçeği ağından bakıldığında; küçük ve orta ölçekli işletmelerin kredi talebi azalırken, büyük işletmelerin kredi talebi temelde aynı kaldı.

Vade yapısı ve para cinsi açısından krediler incelendiğinde; kısa vadeli kredilere olan talep temelde aynı kalırken, uzun vadeli kredi talebinin artışa geçtiği; Türk lirası cinsinden açılan kredilere olan talep artarken, yabancı para cinsinden açılan kredilere olan talepteki azalışın sürdüğü gözlendi.

Kredi talebindeki gerilemenin ardındaki nedenler olarak sabit yatırımlar ile diğer bankalardan alınan krediler gösterilirken, stok artırımı ve işletme sermayesi gereksinimi ile borcun yeniden yapılandırılması ve satıcıların peşin alımlarda uyguladığı iskonto ve kolaylıklar talebi artırıcı yönde etkileyen faktörler oldu.

Bireysel Kredilere Uygulanan Standartlar Sıkılaştırdı

2015 yılının ikinci çeyreği için beklenti, kredi talebindeki daralmanın süreceği yönünde oldu. Bireysel kredilere uygulanan standartların değişimi incelendiğinde, konut ve taşıt kredilerinde standartların gevşetildiği, diğer bireysel kredilere uygulanan standartların ise sıkılaştırıldığı görüldü.

Konut kredilerinde standartların gevşetilmesinin ardındaki neden banka dışı mali kesimin rekabeti olurken, taşıt kredilerinde fon maliyetleri ve bilanço kısıtlamaları ile rekabet baskısına ilişkin faktörler standartların gevşetilmesinde etkili oldu.

Diğer bireysel kredilerde ise diğer bankaların rekabeti ile fon maliyetleri ve bilanço kısıtlamalarının gevşetici yöndeki etkisine rağmen tüketicilerin kredi itibarı ve genel ekonomik faaliyetlere ilişkin beklentiler standartların sıklaştırılmasına neden oldu.

Temelde Aynı Bırakılıyor

Gelecek çeyrek dönem için beklenti; konut ve taşıt kredilerine uygulanan standartların temelde aynı kalacağı, diğer bireysel kredilere uygulanan standartların ise gevşetileceği yönünde belirdi. Bireysel kredilere uygulanan koşul ve kurallar açısından bakıldığında; tüm bireysel kredi türlerinde bankaların uyguladığı koşul ve kuralları temelde aynı bırakmayı tercih ettiği görüldü.

Yılın ilk çeyreğinde, konut ve diğer bireysel kredilerde talep artışı yaşanırken, taşıt kredilerine olan talep azaldı. Konut kredileri açısından bakıldığında, konut piyasasına ilişkin beklentilerin talep artışının ardındaki faktör olduğu görüldü.

Kaynak: Gazetevatan

Tüketici Kredileri de Hız Kesmedi

aTüketici kredileri, bir haftada 534,9 milyon YTL artarak 54 milyar 418,2 milyon YTL’ye yükseldi.

Merkez Bankası verilerine göre; tüketici kredileri kapsamında konut kredileri 25 milyar 854,1 milyon, taşıt kredileri 5 milyar 808,2 milyon, diğer krediler 22 milyar 755,9 milyon YTL olarak hesaplandı. Bireysel kredi kartları ise 23 milyar 643,3 milyon YTL’den 23 milyar 743,9 milyon YTL’ye çıktı. YTL cinsinden bireysel kredi kartlarının 9 milyar 538,9 milyon YTL’si taksitli, 14 milyar 161 milyon YTL’si taksitsiz kredi kartından oluştu. Tüketici kredilerinin 15,8 milyar YTL’si kamu, 28,1 milyar YTL’si özel ve 10,5 milyar YTL’si de yabancı bankaları içeriyor.

Kaynak: EkoHaber

Toplam tüketici kredileri arttı

13786Bankacılık sektörü toplam tüketici kredileri yıl sonuna göre yüzde 3,17 oranında yükseldi ve 289 milyar 705,5 milyon TL oldu. Geçen hafta bu rakam 287 milyar 774,7 milyon TL seviyesinde bulunuyordu.

Merkez Bankası haftalık bülteninde yer alan verilere göre, 13 Martitibarıyla Mevduat Bankaları tüketici kredileri ise geçen haftaya göre yüzde 0,68, yıl sonuna göre yüzde 3,16 oranında yükseldi ve 275 milyar 898,7 milyon lira oldu.

Tüketici kredilerinden konut kredisi 117,7 milyar liradan 118,6 milyar liraya yükseldi. Diğer krediler 150 milyar 470 milyon liradan, 151 milyar 396 milyon liraya çıkarken, taşıt kredileri ise 5 milyar 574,3 milyon liradan 5 milyar 858,6 milyon liraya geriledi. Bu rakamlara göre konut kredileri yıl sonuna göre yüzde 3,67, diğer krediler yüzde 3,12 oranında artarken, taşıt kredileri yüzde 5,35 oranında azaldı.

Kaynak: Finansgündem

Faizler Düşürülmeli Ucuz Kredi Verilmeli

13786Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesi gerektiğini tekrarlayarak, paranın yatırıma gitmesi için kamu bankaları ucuz kredi vermesi gerektiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesi gerektiğini tekrarlayarak, paranın yatırıma gitmesi için kamu bankaları ucuz kredi vermesi gerektiğini açıkladı.

Faizler Düşürülmeli

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki günkü Bakanlar Kurulu Toplantısı’nda iki önemli uyarıda bulundu ve faizlerin düşürülmesi gerektiğini bildirdi. Erdoğan ‘Kamu bankalarının tek amacı kâr etmek olmamalı. Paranın üretim ve yatırıma gitmesi, iş dünyasının canlanması için kamu bankaları ucuz kredi vermeli. Bunun için kamu bankaları faizleri düşürmeli” açıklamalarında bulunarak, özel bankaların kâr hırsı ile faizleri yüksek tuttuğu mesajı da verdi.

Gündemde Dolar Var

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlen Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın en önemli gündem maddelerinden biri dolar kurundaki hareketlilik oldu. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, dolardaki artışın faiz oranları ile ilgisi olmadığını belirterek, “Çünkü Türk Lirası euro karşısında değer kaybetmiyor. Diğer ülkelerde de dolar yükseliyor. Dolar, euro ve Japon Yeni karşısında da değer kazanıyor” dedi. Ekonomideki gelişmelerle ilgili bilgi veren Babacan, önümüzdeki aylarda Antalya’da yapılacak G20 liderler zirvesine dönük yürüttükleri hazırlıklarla ilgili de bilgi aktardı.

Ucuz Kredinin Önü Açılmalı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası’nın faizleri düşürmesi gerektiğini bir kez daha tekrarlarken Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de faizlerle ilgili olarak Erdoğan ile aynı yönde açıklamalar yapıp, faizlerin düşürülmesi gerektiğinin altını çizdi. Erdoğan, Babacan’a Merkez Bankası faiz düşürmediği için bankaların da faizleri yüksek tuttuğunu, bu nedenle paranın üretim yerine faizde tutulduğunu söyledi. Erdoğan, “Bankalar yüksek kâr etmek için faizleri yüksek tutuyor, Ama bunun kamu bankaları açısından geçerli olmaması gerekir” dedi. Kamu bankalarının tek amacının kâr etmek olmaması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, “İnsanların ucuz faizle kredi bulabilmesinin önü açılmalı. Bu nedenle kamu bankalarının faizleri düşürmesi isabetli olur. Paranın üretim ve yatırıma gitmesi, iş dünyasının canlanması için kamu bankaları ucuz kredi vermeli” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: Sabah

Bankacılık Kredi Hacmi Arttı

52199Geçen hafta bankacılık sektörü toplam kredi hacmi 16,1 milyar artarak 1 trilyon 257 milyar liraya yükseldi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre bankacılık sektörü toplam kredi hacmi 27 Şubat ile biten haftada 16 milyar 120 milyon 277 bin lira arttı. Böylece söz konusu dönemde toplam kredi hacmi 1 trilyon 241 milyar 142 milyon 297 bin liradan 1 trilyon 257 milyar 262 milyon 574 bin liraya ulaştı.

Toplam kredi hacmi 27 Şubat haftasında bir önceki haftaya oranla yüzde 1,30 ve geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 19,88 arttı.

Verilen kredilerin 1 trilyon 231 milyar 519 milyon 589 bin lirası mali olmayan kesime, 25 milyar 742 milyon 985 bin lirası da mali kesime kullandırıldı.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredileri

Mevduat bankalarının tüketici kredileri bir haftalık dönemde yüzde 0,45 artarak 273 milyar 424 milyon 520 bin liraya çıktı. Kredi kartı harcama tutarı da yüzde 0,18 artışla 83 milyar 231 milyon 35 bin lira düzeyinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde taksitli ticari krediler ise yüzde 0,76 artarak 164 milyar 248 milyon 138 bin liraya ulaştı.

Bu dönemde mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 117 milyar 156 milyon 925 bin lirası konut, 5 milyar 917 milyon 71 bin lirası taşıt, 150 milyar 350 milyon 524 bin lirası da diğer kredilerden oluştu. Geçen yılın aynı dönemine oranla mevduat bankalarındaki tüketici kredileri yüzde 14,50, taksitli ticari krediler de yüzde 29,31 arttı.

Bireysel ve kurumsal kredi kartlarıyla yapılan harcamalar, geçen yılının aynı dönemine göre yüzde 6,86 azalışa, 2014 yıl sonuna göre ise yüzde 0,51 artışa işaret etti. Kredi kartı harcama tutarının 38 milyar 499 milyon 851 bin lirası taksitli, 44 milyar 731 milyon 184 bin lirası taksitsiz olarak gerçekleşti.

Toplam mevduat bir haftada 18,5 milyar TL arttı

Bankacılık sektöründeki toplam mevduat (bankalararası dahil) 27 Şubat ile biten haftada yüzde 1,72 arttı. Söz konusu haftada 1 trilyon 91 milyar 756 milyon 4 bin liraya yükselen bankacılık sektörü toplam mevduatlarında, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 13,02’lik artış kaydedildi.

Aynı dönemde, bankalardaki TL cinsi mevduat yüzde 1,94 artışla 661 milyar 384 milyon 958 bin liraya, yabancı para (YP) cinsinden mevduat da yüzde 0,62 artışla 380 milyar 767 milyon 251 bin liraya ulaştı. Yıllık bazda bakıldığında, 27 Şubat ile biten haftada bankalardaki TL cinsi mevduat yüzde 15,44 ve yabancı para mevduat da yüzde 8,34 arttı.

Yurt içi yerleşiklerin mevduat bankalarındaki toplam TL mevduatı 27 Şubat ile biten haftada yüzde 2,03 artarak 612 milyar 943 milyon 131 bin liraya çıktı. Yurt içi yerleşiklerin mevduat bankalarındaki toplam YP mevduatı ise yüzde 0,68 yükselişle 325 milyar 834 milyon 71 bin lira oldu.

Öte yandan bir haftalık dönemde bankacılık sektöründe toplam yabancı para mevduatın yaklaşık 2,4 milyar dolar azaldığı dikkati çekiyor. Böylece TL bazında artan yabancı para cinsi mevduat, dolar kurundaki yükselişten arındırıldığında 27 Şubat haftasında yaklaşık 151,6 milyar dolara geriledi. 20 Şubat’ta 2,4575 olan dolar kuru 27 Şubat’ta 2,5123 seviyesindeydi.

Bankacılık sektöründeki toplam kredi hacmi ve toplam mevduat, dönemler itibarıyla (bin TL) şöyle oldu:

Tarih Toplam Kredi Hacmi Toplam Mevduat
26.12.2014 1.209.005.135 1.068.055.834
02.01.2015 1.206.023.894 1.054.654.328
09.01.2015 1.198.648.986 1.049.657.070
16.01.2015 1.205.849.414 1.053.139.190
23.01.2015 1.204.699.814 1.053.770.784
30.01.2015 1.227.249.366 1.059.363.491
06.02.2015 1.232.973.399 1.076.239.606
13.02.2015 1.243.192.411 1.085.276.840
20.02.2015 1.241.118.288 1.073.293.042
27.02.2015 1.257.238.201 1.091.756.004

Kaynak: AA

Toplam Tüketici Kredileri Arttı

52199Bankacılık sektörü toplam tüketici kredileri yıl sonuna göre % 2,25 oranında yükseldi.

Bankacılık sektörü toplam tüketici kredileri yıl sonuna göre yüzde 2,25 oranında yükseldi ve 287 milyar 113,3 milyon TL oldu. Geçen hafta bu rakam 286 milyar 112,6 milyon TL seviyesinde bulunuyordu.

Merkez Bankası haftalık bülteninde yer alan verilere göre, 27 Şubat itibarıyla Mevduat Bankaları tüketici kredileri ise geçen haftaya göre yüzde 0,35, yıl sonuna göre yüzde 2,23 oranında yükseldi ve 273 milyar 424 milyon lira oldu.

Tüketici kredilerinden konut kredisi 116,6 milyar liradan 117,2 milyar liraya yükseldi. Diğer krediler 149 milyar 955 milyon liradan, 150 milyar 350 milyon liraya çıkarken, taşıt kredileri ise 5 milyar 943,4 milyon liradan 5 milyar 917,1 milyon liraya geriledi. Bu rakamlara göre konut kredileri yıl sonuna göre yüzde 2,37, diğer krediler yüzde 2,41 oranında artarken, taşıt kredileri yüzde 4,40 oranında azaldı.

Kaynak: FinansGündem

Çin Kredi Faizini 0.25 Puan İndirdi

aÇİN, kredi ve mevduat faizlerinde 0.25 puanlık indirime gitti. Çin Merkez Bankası’ndan dün akşam üzeri yapılan açıklamada, bir yıl vadeli kredi faizlerinin 0.25 puan düşürülerek yüzde 5.35’e indirildiği kaydedildi. Açıklamada mevduat faizlerinde de aynı miktarda indirime gidildiği belirtildi. Buna göre, mevduat faizleri yüzde 2.50 seviyesine geriledi. Son yıllarda hız kesen Çin ekonomisindeki aşırı yavaşlama kaygıları faiz indirimi beklentilerini arttırmıştı. Hükümete bağlı çalışan Çin Merkez Bankası, 2014 sonunda da faiz indirmişti.

Kaynak: Vatan

TC No İle Kredi Notu Öğrenme

aKredi notu eski dönemlerde de insanlar için büyük önem taşıyordu ancak günümüzde çok daha fazla dile getirildiği için artık herkes tarafından bilinen bir kavram haline geldi.

Kredi notu eski dönemlerde de insanlar için büyük önem taşıyordu ancak günümüzde çok daha fazla dile getirildiği için artık herkes tarafından bilinen bir kavram haline geldi. Her yeni gün dünya genelindeki sınırlar kalkmaya ve dünya globalleşmeye devam ederken finans sektörü de hızlı gelişmelerden nasibini almaktadır. Bankalarda söz konusu gelişmeleri sektörlerinde hayata geçirmektedir.

Son dönemlerde bankalar bireylerinT.C. Kimlik numaraları üzerinden oldukça kolay bir şekilde değerlendirmelerini yapabilmek adına bir sistem geliştirmiştir. Söz konusu sistem tüm bankalar tarafından ortak kullanılmaktadır. Sistemde bireylerin mali durumları, bankalar ile yaptıkları çalışmaların değerlendirmeleri yer almaktadır. Bu veriler sistem tarafından değerlendirilmekte ve değerlendirmenin sonunda bireylere not verilmektedir. Elde edilen bu notlara kredi notu denmektedir. Kredi notları kredi ve kredi kartı başvurularından bankaların referans aldıkları ilk detaydır.

Kredi notunu belirleyen birbirinden farklı faktörler vardır. Bunlar kredi kullanım yoğunluğunuz, geçmiş dönemlerde kullanmış olduğunuz kredi kartı ve kredi ürünleriniz ile ilgili ödeme alışkanlıklarınız, mali durumunuz gibi faktörlerdir. Bankalar genel olarak kredin notu 1200 ve üzerinde olan kişilere kredili ürünlerini kullandırmaktadır.

Kredi Notu Öğrenme

Eski dönemlerde kredi notu sadece bankalar tarafından görülmekteydi bu sebeple de bireyler kendi kredi notlarını bilmiyorlardı. Ancak, 2013 yılından itibaren bireyler diledikleri anda kendi kredi notlarına ulaşabilir hale geldi. Bireyler KKB, Merkez Bankası ve Findeks gibi siteler üzerinden T.C. Kimlik Numaraları, Kimlik Bilgileri ve Cep telefon onayları ile artık kolayca kredi notlarını öğrenebilmektedir.

Kredi notunu öğrenmek kişiler için oldukça önemlidir. Bir kredi ürününe başvurmadan önce kredi notunuz hakkında bilgi sahibi olmanız kredi sürecinizin nasıl sonuçlanabileceği hakkında sizlere ön bir bilgi verir. Bankalar kredili ürün kullanmayı düşünen müşterilerinin kredi notlarını büyük bir özenle incelemekte ve yüksek kredi notu bulunan müşteriler ile çalışmayı tercih etmektedir.

Kredi Notu Sorgulama

Bireyler kendi kimlikleri ile ve oldukça düşük bir ücret karşılığı kredi notlarını sorgulayabilmektedir. Kişiler kredi notlarının düşük çıkması halinde belirli bir dönem ödemelerine dikkat ederek notlarının hızla yükselmesini sağlayabilirler. Böylece olumsuz sonuçlanan başvurularını olumlu yöne çevirebilmektedirler.

Kaynak: TürkiyeGazetesi

Merkezin Kararı ile Kredi Faizleri Düşecek

a100 bin liralık kredinin faizi 564 lira daha düşük olacak

Merkez Bankası’nın faizde üst bantta yaptığı indirimin aynı oranda, yani 0.50 puan, kısa vadeli kredifaizlerine yansıması bekleniyor. Mortgage faizine yansıması için ise şubat ayı enflasyonu beklenecek.

Habertürk’ten Rahim Ak’ın haberine göre, eğer şubatta enflasyon yüksek gelirse Merkez’in faizindiriminde sona geldiği algısı oluşacak ve faizler daha fazla aşağı gitmeyecek. Eğer Merkez Bankası yeterli likiditeyi sağlarsa mevduat faizi oranı şu andaki yıllık yüzde 10-10.5 seviyesinden yüzde 9.50-10 aralığına inecek.

Kredi faiz oranlarının ise yüzde 12.5-13 civarına inmesi bekleniyor. Bu 100 bin liralık kredi alan bir kişinin yıllık faizinin bu indirimle birlikte 564 lira daha düşük olacağı anlamına geliyor.

Kaynak: Milliyet

Kredi Faizleri İnecek

27484937Merkez Bankası’nın uyguladığı üç faizde birden indirim yapması hem tüketiciye hem büyümeye katkı verecek. Bankaların gecelik borç verme faizini yüzde 11.25’ten yüzde 10.75’e çeken Merkez, tüketici ve sanayicinin bankalardan kullandığı kredi faizlerinin de 0.5 puan inmesini sağlayacak.

Merkez bankası Para Politikası Kurulu dün uyguladığı üç faiz oranında birden indirim yaptı. Politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 7.75’ten yüzde 7.50’ye tavan faizi de yüzde 11.25’ten yüzde 10.75’e, taban faizi ise yüzde 7.50’den yüzde 7.25’e indirdi. Peki Merkez Bankası’nın bu indirimi ne anlama geliyor. Tavan faizdeki indirim direkt tüketici ve sanayicinin kredi faizlerini etkiliyor. Uzmanlara göre tavan faizdeki 50 baz puanlık indirim şu anda yüzde 16-19 arasında değişen ihtiyaç kredisi faizlerini 0.5 puan aşağıya çekecek. Tüketici faizine olumlu yansıyan bu indirim mevduat faizlerinde de düşüş yaratacak. Mevduat faizlerinin de 0.3-0.5 puan arası düşmesi bekleniyor.

Temkinli Yaklaşım

Merkez Bankası dün aldığı kararla uzlaşmacı bir tutum sergilemeye çalışırken, siyasilere, “faizi indirdim”, piyasaya ise, “ölçülü indirdim” mesajı verdi. Kurul toplantısı sonrası yapılan açıklamada, sıkı para politikası duruşunun ve alınan makro ihtiyati önlemlerin etkisiyle kredi büyüme hızlarının makul düzeylerde seyrettiği belirtilerek, dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyrinin cari dengedeki iyileşmeyi desteklediği ifade edildi. Dış talebin zayıf seyrini korurken, iç talebin büyümeye ılımlı düzeyde katkı verdiğine değinilen açıklamaya şöyle devam edildi:  “Kurul, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirmektedir. Uygulanan temkinli para ve maliye politikaları ile alınan makroihtiyati önlemler enflasyonu, özellikle enerji ve gıda dışı (çekirdek) enflasyon göstergelerini ve enflasyon beklentilerini olumlu yönde etkilemektedir. Kurul, çekirdek enflasyondaki düşüşün devam edeceğini öngörmektedir. Bununla birlikte, enflasyondaki düşüşün kalıcı olması için para politikasında temkinli bir yaklaşım gerekmektedir.”

Büyümeye Destek Olacak

OCAK ayında aldığı kararla siyasilerin eleştirileri ile karşı karşıya kalan Merkez Bankası dün aldığı kararla büyümeye destek olacak bir adım attı. Bankaların kredi verirken kıstas kabul ettiği üst koridorda 50 puanlık indirime gidilmesiyle bankaların verdiği kredi faizlerinin yaklaşık yarım puan düşmesi bekleniyor. İhtiyaç kredisi faiz oranları şu anda yıllık yüzde 16 ile 19 arasında değişiyor. İhtiyaç kredilerinde en düşük oranın 15.5’lara düşmesi bekleniyor. Konut kredileri şu anda 13-14 seviyesinde. Bu kredilerde de yıllık faizin 12.5-13.5’lara inmesi bekleniyor. Ancak kredi faizlerindeki düşüş bankalara göre değişebiliyor. Ticari krediler de piyasada yüzde 12-14 aralığında değişiyor. Burada da yarım puanlık indirim olması bekleniyor.

Beklentimiz daha fazla indirimdi

MERKEZ Bankası’nın kararının ardından ilk açıklama Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan geldi. Davutoğlu, faizlerin inme trendinde olmasının önemli olduğunu ve bu durumun Türk ekonomisinin sıhhat göstergeleri arasında bulunduğunu belirtti. Merkez Bankasının bu yönde bir değerlendirme yaptığını belirten Davutoğlu, “Faiz oranlarının düşme trendi içinde olması olumludur ama biz bunun daha fazla bir ivmeyle seyretmesi gerektiği kanaatini yine de ifade ediyoruz. Çünkü dünyadaki emtia fiyatlarındaki gelişmeler, Türk siyaseti ve ekonomisindeki istikrar, diğer ekonomik parametreler açısından enflasyonun da düşme eğilimine girmesi dolayısıyla beklentimizin daha fazla bir indirim yönünde olduğu her zaman dile getirdiğimiz bir husus. Tabii Türkiye’de tekrar bu konularda değerlendirmeler yapacağız” dedi.

Kaynak: Hürriyet

2014 Yılında Banka Kredileri Yüzde 18.8 Arttı

a2014 yılında, banka kredileri yüzde 18.8 arttı. Sektördeki Türk Lirası ve döviz dahil mevduat artışı ise, sadece yüzde 11.4.

2014 yılında, banka kredileri yüzde 18.8 arttı. Sektördeki Türk Lirası ve döviz dahil mevduat artışı ise, sadece yüzde 11.4. Toplanan mevduatların yüzde 17’si kadar fazla kredi veriliyor. Yani, sektörün kredi/mevduat oranı yüzde 117. Bankalar, aradaki farkı dışarıdan aldıkları döviz kredileri ile karşılıyorlar. Belli ki, ülkemizde yeterli tasarruf seviyesi yok.

Bankalar, topladıkları mevduattan fazla kredi verdiklerinde; geri ödenemeyen kredilerin miktarı, sermayelerine oranla artıyor. Şirketlerin aldıkları kredileri rahatça geri ödeyebilmeleri için, kredi maliyetinin düşmesi gerekiyor. Maliyetlerin düşmesi için ise, yalnız faizlerin düşürülmesi yeterli değil. Krediler üzerindeki tüm maliyetlerin azaltılması lazım. Bu maliyetlerden birisi, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) kesintisi. Diğer birisi ise, bankaların Merkez Bankası’nda tuttukları kanuni karşılıklar. KKDF’nin kaldırılması ile ilgili çalışmalar var. Merkez Bankası, faizleri indirmeden önce, Açık Piyasa İşlemleri ile piyasaya verdiği parayı azaltıp; azalttığı miktar kadar (hatta, biraz daha fazla) kanuni karşılığı bankalara vermeli. Bu operasyon, hem bankaları rahatlatıcı hem de kredilerin geri dönmeme riskini azaltıcı bir etki yapar.

Varlık ve Sermaye Büyümesi

Banka bilançolarındaki varlıkların büyümesi, banka sermayelerinin büyümesinden fazla. Bankalarda, kredi büyümesi yüzde 18.8 olduğu halde; sermaye kârlılıkları, sadece yüzde 12. Sermaye kârlılığı artırılamazsa, banka kredilerinde sürekli bir yükselme trendi de yakalanamaz. Sermaye kârlılığının artmaması, bankaların maliyetlerinin gelirlerine oranının yükseldiğini; verdikleri faizlerle, ödedikleri faizler arasındaki marjın azaldığını gösterir.

Bankaların sermaye kârlılıkları düşük olduğu sürece de; banka hissedarları, bankalarına ilave sermaye koymak istemez. Yabancılar da, borsada banka hissesi almakta tereddüt gösterirler. Banka hisseleri, borsalarda endeksleri sürükleyici rol oynar. Banka hisselerinin değeri düştüğünde, çoğu zaman tüm borsa endeksi düşer.

Öte yandan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun, sermaye artırma yönünde, bankalar üzerinde bir baskısı var. Haklı olarak, bankacılık sisteminin sermaye yeterlilik oranını arttırmak istiyorlar. Ancak, kâr etmeyeceğini bile bile, sermaye artırmak, kolay değil; belki mümkün de değil. Bankaların yaptığı kârlar, bazılarına yüksek geliyor; ancak, konulan sermayeye göre yapılan kârların oranı düşük. Bu da, kredi maliyetlerini yükselten diğer bir baskı. Kısacası, kredi maliyetlerini düşürmek için, banka kârlarını arttırmak da gerekiyor.

Bankalar üzerindeki gereksiz baskılar, sürdürülebilir değil. Kredilerin arttırılması istenirken, tüm diğer dengelerin bir arada düşünülmesi gerekiyor.

Banka Hisselerinin Durumu

2014’te, banka hisseleri yüzde 32 yükseldi. Bu oran, borsa endeksinin genel yükselme seviyesinin oldukça üzerinde idi. Ancak, 2014’te, banka hisselerindeki yükselme oranı, son 5 yıllık ortalamanın altında kaldı. Halen, bankaların fonlama maliyetlerinin yüksek olmasının yanında; mevduatla, krediler arasında vade uyuşmazlığı bulunması da, bir risk unsuru.

Olması gerekenin tersine, ülkemizde kısa vadeli faizler, uzun vadeli faizlerden yüksek. Yeterli iç tasarruf olmaması, bankaları gittikçe artan ölçüde dış tasarruflara yönlendiriyor. Halen, banka yükümlülüklerinin yüzde 42’si yabancı kaynaklardan sağlanmış vaziyette.

Dengeler, bir yanlış kararla kolayca bozulabilme hassasiyeti, taşıyor.

Kaynak: Milliyet

Romanya’da Frank Üzerinden Kredi Alanlar Perişan

aRomanya’da İsviçre frangı üzerinden konut kredisi alanların mağduriyeti giderek dayanılmaz boyutlara varıyor.

İsviçre Merkez Bankası’nın, para birimi kuru için alt sınır uygulamasına son vermesinin ardından bu para birimine endeksli kredi alan Romenler, içinde bulundukları zor durumda çıkabilmek için devletten acil yardım bekliyor.

Daniela Gornea isimli 37 yaşında iki çocuk annesi, mağduriyetini şu şekilde dile getirdi: ‘‘Ben artık kredi ile satın aldığım evi kaybedeceğimi düşünüyorum. Başka seçeneğim kalmadı. Aylık ödediğim kredi 740 frank, 3,800 leye tekabül ediyor, aylığım zaten 4 bin ley. Plan yapacak durumda değilim. Evimi satmam artık kesinleşti gibi.’‘

Romanya genelinde 75 bin 412 kişinin frank üzerinden kredi çektiği biliniyor. Bu kredilerin yüzde 95’i altı bankada bulunuyor

Romanya Merkez Bankası başkanı danışmanı Adrian Vasilescu ise konu ile ilgili şunları söyledi: ‘‘Merkez Bankası, bankalarla müzakereye başladı ve onlara kredi alanlara kolaylık sağlanması için görüşmelerde bulunmasını tavsiye etti. Kredi alanların durumu ile teker teker ilgilenip çözüm üretilmesi ayrıca bankalardan istendi.’‘

Bükreş‘te geçen ay düzenlenen protesto gösterisinde kredi mağduru eylemciler, İsviçre Frangı’nın sabit kurundan vazgeçilmesinden sonra yaşanan mağduriyetin giderilmesini talep etmişti.

Avrupa’da konut kredisinin geri ödenmesinde en fazla zorluk çeken tüketici kesim içinde Romanya, İspanya’nın ardından ikinci sırada geliyor. Romanya’da konut kredisi alanların yüzde 43’ü bunu geri ödemede zorluk çekiyor.

Kaynak: Euronews

Standard & Poor’s Yunanistan’ın Kredi Notunu Düşürdü

AUluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P) Yunanistan’ın kredi notunu “B”den “B-“ye düşürdü, “negatif” olan kredi görünümünü teyit etti.

S&P’nin resmi sitesinden yapılan açıklamada, Yunanistan’ın kredi notunun “B”den “B-“ye çekildiği belirtilirken, karara gerekçe olarak sınırlı likiditenin, yeni hükümetin borçları yeniden yapılandırmaya yönelik anlaşmalar için sahip olduğu zamanı kısıtlaması gösterildi.

Açıklamada, “Yeni hükümetin yapacağı anlaşmaların zamanlamasına ve başarısına ilişkin potansiyel belirsizlikler, kredi çıkış riskini artırırken, yatırımları ve vergi uyumunu zayıflattı. Bunun sonucu olarak Yunanistan’ın uzun vadeli kredi notunu “B”den “B-“ye düşürdük” ifadesine yer verildi.

Kuruluş, 29 Ocak’ta yaptığı son değerlendirmede, Yunanistan’ın kredi notunun negatif izlemeye alırken, yeni hükümetin gerekli finansal destek için kreditörleriyle anlaşma sağlamakta başarısız olması durumunda ülkenin kredi notunun düşürülebileceği uyarısını yapmıştı.

Yunanistan’da yeni seçilen hükümetin savunduğu bazı ekonomik politikalar ülkenin borç batağından kurtulmasının daha da zorlaştığı şeklinde yorumlanırken, Avrupa Merkez Bankası’nın Yunan bankalarına sağladığı kredi ayrıcalığını iptal etmesi ve Almanya’nın borçlar konusunda taviz vermeyeceğini açıklaması bu endişeleri artırmıştı.

Kaynak: Ensonhaber

Toplam Tüketici Kredileri Arttı

aBankacılık sektörü toplam tüketici kredileri yıl sonuna göre yüzde 1,14 oranında yükseldi ve 283 milyar 993,4 milyon TL oldu. Geçen hafta bu rakam 283 milyar 208,4 milyon TL seviyesinde bulunuyordu.

Merkez Bankası haftalık bülteninde yer alan verilere göre, 30 Ocak itibarıyla Mevduat Bankaları tüketici kredileri ise geçen haftaya göre yüzde 0,27, yıl sonuna göre yüzde 1,09 oranında yükseldi ve 270 milyar 373 milyon lira oldu.

Tüketici kredilerinden konut kredisi 114,9 milyar liradan 115,4 milyar liraya yükseldi. Diğer krediler 148 milyar 617 milyon liradan, 148 milyar 967,4 milyon liraya çıkarken, taşıt kredileri ise 6 milyar 84,1 milyon liradan 6 milyar 55,7 milyon liraya geriledi. Bu rakamlara göre konut kredileri yıl sonuna göre yüzde 0,79, diğer krediler yüzde 1,47 oranında artarken, taşıt kredileri yüzde 2,16 oranında azaldı.

Kaynak: FinansGündem

Kredi Çekeceklere Müjde

10385577_10152439291443604_5001225426296582413_nKredi çekecek olan vatandaşlar için iyi haber geldi. Kredilere yarım puan daha indirim geliyor.

Merkez Bankası’nın 4 Şubat’ta yapması beklenen toplantıda 1 puanlık indirim yapması bankaların tüketici, konut ve ticari kredilerde uyguladığı faiz oranlarında 0.5 puanlık indirim getirecek. Ancak daha da etkili olması için Merkez Bankası’nın faizde üst sınır olarak uyguladığı gecelik marjinal fonlama oranı olan yüzde 11.25’te indirim yapması gerekiyor. Bu faizdeki indirim iki kat daha etkili oluyor.

20 Ocak’ta PPK politika faizi yüzde 8.25’ten yüzde 7.75’e indirilmişti. Yani politika faizi yüzde 8.25 iken üst sınır yüzde 11.25, alt sınır ise yüzde 7.50. PPK’da politika faizinin yüzde 7’ye inmesi bire bir tüketici ya da ticari kredilerini etkilemeyecek. Ama politika faizinde 1 puan indirim olursa kredi faizlerinde 0.5 puan indirim yaşanabilecek.

Uzmanlar, bankaların kötü senaryoyu dikkate aldıklarını belirterek, bu nedenle bankalar için yüzde 11.25’lik oranın kıstas olduğunu söyledi. Bu durumda yüzde 11.25’te yapılacak bir indirim kredi faizlerini doğrudan etkileyecek ve indirimin yolunu açabilecek. Üst sınırda yapılacak 100 baz puanlık indirim kredi faizlerini 0.5-1 puan arasında etkiliyor. Yani politika faizine göre iki kat daha etkili.

Üst Sınır Ne İşe Yarıyor?

Merkez Bankası’nın uyguladığı politika faizi normal günler için geçerli olan bir faiz oranı. Ancak kötü günler de üst sınırdan yani gecelik marjinal fonlama oranından bankalara para veriliyor o da yüzde 11.25.

Erdoğan: Faiz Düşecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan faizleri indireceğini açıkladığı sıralarda şöyle konuştu: “Faizler düşecek. Anlamak istemeyenler olabilir ama anlayacaklar. Enflasyon da faizlerin düşmesi ile birlikte düşecek. Faizler düşmesse enflasyon düşmez. Enflasyonu yüzde 30’dan tek haneye indirdik. Dünyanın gelişmiş ülkelerine bakın hiç birinde bizdeki gibi bir faiz uygulaması yok. Hepsinin faizi japonyada eksi. Yatırım istiyorsak bunları başaracağız.”

Kaynak: Sabah

Büyük Projeler Kredi Büyümesini Destekleyecek

10385577_10152439291443604_5001225426296582413_nYapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın, 2014’ün yılın başındaki beklentilere karşın korkulan kadar kötü geçmediğini vurgularken 2015’in ise daha iyi geçmesini beklediklerini söyledi

Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın, “2015 yılının ilk yarısında genel olarak büyümenin bir miktar hızlanacağı, enflasyonun ve faizlerin düşeceği, cari açığın ise düşen petrol fiyatları sonucunda kontrol edilebilir bir seviyede kalacağını düşünüyoruz. Büyüme beklentilerinin yüzde 3-4 aralığında bulunduğu 2015 yılında Türkiye, yatırım için cazip bir ülke olmaya devam edecek” dedi.

Yapı Kredi Bankası CEO’su Faik Açıkalın, 2014’ü anlatırken ‘beklenen kadar kötü bir yıl olmadı’ değerlendirmesini yaparken 2015 için umutlu konuştu. Dünya ve Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerini anlatırken ise Faik Açıkalın, merkez bankalarının hamlelerine ve jeopolitik risklere değindi. 2015 makro ekonomik verilere ilişkin tahminlerini de DÜNYA’ya açıklayan Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın, kredi cephesindeki büyümenin başta KOBİ olmak üzere şirketler kesiminden geleceğini ve kabaran proje ajandasının proje finansmanındaki büyüme ivmesini destekleyeceğini aktardı.

Merkez bankaları da seçimlerde önemli olacak 

Açıkalın, “FED’in faiz artışı gittikçe yaklaşıyor. Zamanlama konusunda farklı görüşler olsa da 2015’te gerçekleşeceği konusunda artık pek şüphe yok. Küresel ekonominin kaderini bu artışın zamanı, boyutu ve tabi ki jeopolitik gelişmeler belirleyecek” dedi ve ekledi: “Küresel ekonomik aktivitenin güç kaybetmeye devam etmesi halinde FED’in faiz artırımını geciktirme ihtimali söz konusu. FED’in faiz kararının yanı sıra Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişleme kararı da yakından takip edilecekler arasında. Ayrıca Türkiye’de önümüzdeki yıl haziranda gerçekleşecek genel seçimler de önemli olacak. Düşen petrol fiyatları ise Türkiye algısına son dönemde olumlu katkı sağlıyor. Enflasyon ve cari açık açısından elimiz bir miktar rahatladı. Ancak halen enflasyon baskısı en önemli risklerden biri. Bunun yanı sıra işsizlikteki artış da dikkat çekiyor.”

Açıkalın, beklentilerini aktarırken bu ortamda 2014 sonunda yüzde 3.5 olmasını bekledikleri ekonomik büyümenin 2015 sonunda yaklaşık yüzde 4 olacağını tahmin ettiklerini de belirtti. Açıkalın, “2015 yılsonu enfl asyon tahminimiz yüzde 7.5, ancak enfl asyonun petrol fiyatlarına bağlı olarak yüzde 6.5’a kadar gerilemesi mümkün” ifadelerini kullandı.

Kredi ve kart tarafında tablo daha olumlu olur 

Açıkalın, sektöre ilişkin beklentilerini de paylaştı. Açıkalın, “2015 yılında bankacılık sektöründe kredi büyümesinin yüzde 15 ile 17 aralığında, mevduat büyümesinin ise yüzde 14 ile 15 aralığında gerçeklemesini bekliyoruz” öngörüsünü yaptı.

Son yıllarda düzenleyici kurumların attığı adımlarla KOBİ ve ihracat kredilerinde gerçekleşen güçlü büyüme trendinin 2015 yılında da devam edeceğini düşünen Açıkalın, “Altyapı yatırımlarının devam etmesi ile proje finansmanı kredilerinde yakalanan büyüme ivmesinin süreceğini tahmin ediyoruz. Tüketici kredileri ve kredi kartlarında da 2014’e göre bir miktar daha olumlu bir tablo öngörüyoruz. Sektörün kârlılığının da 2015’te olumlu seyretmesini bekliyoruz. 2015’in ekonomik büyüme açısından daha umut verici bir yıl olmasını bekliyoruz. Dolayısıyla bankacılık sektörüne de olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. 2015 yılı bankacılık sektörü için hem kredi büyümesi hem kârlılık olarak 2014’ten daha iyi bir yıl olacak” diye konuştu.

Finansmana erişim sorun olmaz ama maliyet artar 

Bu yılın risk faktörlerini sayarken de “Türkiye için ekonomik olarak risk oluşturabilecek unsurlar olarak jeopolitik riskleri, yüksek seyreden gıda fiyatlarını ve cari açığın finansmanının kırılganlığını sayabiliriz” ifadelerini kullanan Açıkalın, şöyle devam etti: “2015’te bankaların finansman kaynaklarına erişiminde sorun olmasını beklemiyoruz. Borçlanma maliyetlerinde yükseliş olacağını tahmin ediyoruz. Ancak sektör bu tarz eğilimlere önceden hazırlanmayı çok iyi biliyor. 2015 yılında FED’in faiz artırım zamanlaması ve oranı piyasalara yön verecek en önemli gelişmelerin başında gelecek. ECB’nin parasal genişlemesinin gelişmekte olan ülkelere sermaye girişini olumlu etkileyeceğini tahmin ediyoruz. Türkiye açısından ise Suriye ve Irak gibi çevre ülkelerin geleceği, Rusya-Ukrayna arasındaki ilişki ve ihracatımızın ağırlıklı bölümünü gerçekleştirdiğimiz Avrupa’nın hala olumlu büyüme sinyalleri vermemesi önemli konular arasında. Ayrıca Merkez Bankası faiz politikasının piyasalar üzerindeki etkisi de bir diğer önemli faktör olacak.”

2015 yılının ilk yarısında genel olarak büyümenin bir miktar hızlanacağı, enflasyonun ve faizlerin düşeceği, cari açığın ise düşen petrol fiyatları sonucunda kontrol edilebilir bir seviyede kalacağını düşünen Açıkalın, “Büyüme beklentilerinin yüzde 3-4 aralığında bulunduğu 2015 yılında Türkiye, yatırım için cazip bir ülke olmaya devam edecek” dedi.

Aktif kalitesinde hafif bozulma var 

Faik Açıkalın, 2014’ü değerlendirirken yılın siyasi gelişmeler ve piyasalardaki hareketlilik sonrasında Merkez Bankası’nın yüksek faiz artışı ile başladığını ve üzerine yürürlüğe giren regülasyonlarla kredi büyümesinin yılın ilk çeyreğinde oldukça yavaşladığını anlattı. Açıkalın şöyle devam etti: “Seçimlerin ardından ise piyasa koşullarındaki iyileşme sonrasında Merkez Bankası faiz indirim sürecini başlattı. Böylece kredi büyümesinde ılımlı bir toparlanma görüldü. Ancak yıl boyunca bireysel kredi büyümesi ticari kredinin gerisinde kalarak aralarında ayrışma yaşandı. Sektöre yönelik düzenlemeler kârlılıkta ve büyümede bir miktar baskı yarattı.

Öte yandan ABD Merkez Bankası’nın (FED) varlık alım programında gideceği daralma ve bu konuda izleyeceği politika 2014’ün en önemli konularından biriydi. ABD ekonomisinde başta iş gücü piyasası olmak üzere, genel ekonomik görünümdeki toparlanmaya bağlı olarak varlık alım süreci tamamlandı.

Sektör 2014’e olumsuz başlamış olsa da beklendiği kadar kötü bir yıl geçirmedi. Yılın ikinci yarısında küresel piyasalardaki olumlu hava ve Türkiye lehine seyreden bazı gelişmelerle sektörde büyüme ve karlılıkta toparlanma yaşandı. Sektörün net karının yılbaşındaki da yılı önceki yılsonuna göre bir miktar artışla tamamlayacak gibi gözüküyor.

Bireysel ihtiyaç kredileri ve kredi kartları aktif kalitesinde sınırlı bir bozulma görülüyor. Bireysel ihtiyaç kredilerinde takipteki kredi oranı 2013 yılsonundaki yüzde 3 seviyesinden 2014 sonunda yüzde 4.1 seviyesine yükseldi. Kredi kartlarında ise bu oran yine 2013 sonundaki yüzde 5 seviyesinden 2014 sonu itibarı ile yüzde 6.2’e geldi. Önümüzdeki dönemde sınırlı bir miktar daha yükseliş yaşanmasını bekliyoruz. Ancak bu yükselişe rağmen takipteki kredi oranlarının 2009 kriz seviyelerinin oldukça altında kalacağını ön görüyoruz.”

İlklerin altında bizim imzamız var

“1944 yılında Bahçekapı’daki tek şubesi ve 17 çalışanla Türkiye’nin ilk özel bankası ünvanı ile kurulan Yapı Kredi olarak bugün 1.000’i aşkın şubesi 18 bin 500’ün üzerinde çalışanıyla Türkiye’nin en büyük ve değerli kurumlarından biri” diyen Faik Açıkalın, “Bankacılık alanında olduğu kadar toplumsal gelişimde de liderliği üstlenen Yapı Kredi, her alanda çığır açan yeniliklerin de öncüsü oldu. Türkiye’yi kredi kartı ile biz tanıştırdık. Bilgisayarı ve bilgisayarlı teknolojileri iş süreçlerine dahil eden ilk banka olduk. Banka hizmetini müşterinin ayağına götüren, bu amaçla semt şubeleri açan ve hatta köyde bile şubeleşen ilk ticaret bankası olma unvanını elde ettik. “Herkese eşit bankacılık” ilkesinden hareketle engelli vatandaşlarımıza yönelik “Engelsiz Bankacılık” Programımız ile ilk ve en kapsamlı uygulamaların altında da yine bizim imzamız var” açıklamasını yaptı. Bu ülkenin en değerli markalarından biri olarak yalnızca finans alanında değil, sanattan eğitime, spordan edebiyata kadar uzanan geniş bir yelpazede topluma katkılar sunduklarına da değinen Açıkalın, “Aynı zamanda bir kültür sanat bankası olma hedefiyle kurumsal vatandaşlık sorumluluğumuzu ilan ederek sanatseverlerin gönlünde özel bir yer edindik. Yıllar içinde bir taraftan sektörümüzü şekillendiren onlarca kilometre taşını döşerken diğer taraftan hem bir “ekol” hem de bir “okul” olmayı başardık. Sektörümüze nice değerli isimler yetiştirirken kurduğumuz Bankacılık Akademisi ile de bu misyonumuzu ölümsüzleştirdik. Yapı Kredi olarak 70. yılımızda bizi hedefl erimize taşıyacak bir büyüme hamlesi başlattık” değerlendirmesinde bulundu.

Kredi büyümesinde KOBİ ve proje etkisi hissedilecek

Faik Açıkalın yeni yılın hedefl erini açıklarken “2015 yılına da büyük hedefl erle başlıyoruz” dedi ve şu değerlendirmeleri yaptı: “Yapı Kredi’nin önümüzdeki dönemde büyümesinde özellikle KOBİ ve proje finansmanı kredilerinin büyük etkisi olacak. KOBİ’lerin ticari ve kurumsal şirketlerin büyümesi olmadan tek başına büyümeleri de mümkün olmuyor. Dolayısıyla ticari ve kurumsal bankacılıkta da aynı şekilde büyüme göstereceğiz. Kurumsal firmalarda geleneksel bankacılığın yanı sıra proje finansmanı da çok önem kazanıyor. Türkiye’nin 2023 hedefl erine bakıldığında ciddi bir proje ajandası görülüyor. Bu ajandanın gerçekleşmesinde bankalar da son derece önemli olacak. Biz de bu projelerin finansmanında yerimizi alacağız. Diğer yandan tarihten gelen güçlü bir tarafımız var. Kredi kartlarında 27 yıldır lideriz. Burada da büyümemiz sürecek. Tabii ki bireysel ve tüketici kredilerinde de iddiamız devam edecek. ‘Akıllı Büyüme’ olarak özetleyebileceğimiz vizyonumuz çerçevesinde, belirlediğimiz alanlarda sektörün üzerinde büyümeyi hedefl iyoruz. Bu alanlar, müşteriye ve bankaya sürdürülebilir katma değer, kârlılık sağlayabileceğimiz alanlar olacak. Yapı Kredi olarak büyüme hedefimiz doğrultusunda da 2014’te hız verdiğimiz yatırımlarımız devam edecek. 2015’te de büyüme stratejimiz doğrultusunda farklı bölümlere işe alımlarımıza devam edeceğiz. Ayrıca hem şube ağımızı genişletmeye hem de şubelerimizi yenilemek yine gündemimizde olacak. Diğer yandan IT altyapısında iyileştirmeler ve verimlilik artışı sağlayacak projeleri de sürdüreceğiz. Yapı Kredi olarak çok dengeli bir kredi dağılımımız var. Bireysel ve KOBİ kredilerini içeren perakende kredilerin toplam krediler içindeki payı yüzde 51. Kalan yüzde 49’luk kesim, kurumsal ve ticari bankacılık kredilerinden oluşuyor. Perakende kredilerin içinde de bireysel kredi kartları ve KOBİ kredileri eşit olarak yüzde 17’şer pay alıyor. İleride KOBİ bankacılığının öneminin artması ile bu dağılımda da payını artırmasını bekliyoruz. Bu durumda da perakende tarafı büyüyecek. Ülke büyümesine paralel olarak 3 yıl içinde bankamızda perakende kredilerinin payı yüzde 60’a çıkacak. Kurumsal ve ticari kredilerin toplam kredilerden aldığı pay yüzde 40’lerde kalacak.”

3 çeyrek üst üste belirlediği alanlarda kredi ve mevduatta pazar payını artırdı

Yapı Kredi geçen yıl 70. yılını kutladı. 585 bin yeni müşteriyle daha tanıştıklarını aktaran Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın, “Belirlediğimiz alanlarda 3 çeyrek üst üste, sektör ortalamasının üzerinde kredi ve mevduat hacminde büyüme gösterdik. Dolayısıyla kredilerde ve mevduatta pazar paylarımızı artırdık. Diğer yandan yıl içinde müşteri tabanımız 585 bin arttı. Bu ilerleyişimizi önümüzdeki yıllarda da artan bir ivmeyle sürdürmeyi hedefl iyoruz” dedi. Yapı Kredi 2014 yılının ilk 9 aylık döneminde 1 milyar 442 milyon TL net kârla tamamladı. Aktif büyüklüğü 182 milyar liraya ulaşan bankanın toplam gelirleri yüzde 6 artışla 6 milyar 288 milyon liraya yükseldi. Toplam kredileri sektör ortalaması olan yüzde 13’e kıyasla yüzde 17 artış göstererek 115.8 milyar TL’ye, kredilerdeki pazar payı yılbaşından bu yana 40 baz puan artarak yüzde 9.9’a yükseldi. Toplam mevduat hacmi ise yüzde 16 oranında artarak, sektör ortalaması olan yüzde 7’nin üzerinde bir büyüme gösterdi. Açıkalın, “Böylelikle mevduat pazar payımız 70 baz puan artarak yüzde 9,8 seviyesine ulaştı. Müşteri odaklı bankacılık anlayışımızın bir diğer göstergesi olan kredilerin aktifl ere oranı ise yüzde 64 gibi sektörün en yüksek seviyelerinde seyrediyor. Sermaye yeterlilik oranımız, güçlü kredi büyümesine rağmen, ihtiyatlı ve müşteri odaklı bilançomuz sayesinde yüzde 15 ile sektördeki yüksek oranlardan biri olmaya devam ediyor. Aynı zamanda, kredi kartı pazarında kredi kartları alacak bakiyesi, kredi kartı hacmi ve kredi kartı adedine göre pazarda liderliğimiz devam etti” açıklamasında bulundu.

1000 şubeli banka oldu, personel sayısı arttı

CEO Faik Açıkalın, 2014 yılında büyüme planları çerçevesinde önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerini de söyledi. Müşteri sayısını 585 bin adet artıran banka, yıl içinde toplam 60 şube açarak 70. yıl hedeflerinden biri olan 1.000. şubeye ulaştı. Aynı şekilde ATM ağına da 605 yeni ATM ekleyerek 3.600 ATM’i geçti. Açıkalın, “Yapı Kredi Ailesi’ne 2.000’den fazla yeni arkadaşımız katıldı” bilgisini de paylaştı.

TL tahvil hacmi 3 milyar TL’ye yükseldi

Fonlama kaynaklarını çeşitlendirmeye devam ettiklerini de kaydeden Faik Açıkalın bu konuda şu bilgileri paylaştı: “Ekim ayı başında 1.3 milyar dolarlık sendikasyon kredisi sağladık. Bankanın küresel orta vadeli tahvil programı yaklaşık 680 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu program kapsamında yapılan toplam ihraçlar ise 1.6 milyar dolara ulaştı.Ayrıca, üçüncü çeyrekte 600 milyon liralık tahvil ve bono arzı ile toplam Türk lirası tahvil hacmimizi 3 milyar liraya yükselttik.”

Kaynak: Dünya

 

Euro Bölgesi’nde Konut Kredisi Başvuruları Arttı

KREDİEuro Bölgesi’nde bankalara yapılan konut kredisi başvuruları artışa geçti.

Avrupa Merkez Bankası tarafından yapılan bir araştırmaya göre Euro Bölgesi’ndeki bankaların dörtte birine yapılan kredi başvuruları 2014’te yükseldi.

Uzmanlar düşük faiz oranlarından dolayı başvuru sayısının 2015’te de artacağını tahmin ediyor.

Son aylarda Avrupa Merkez Bankası’nın gösterge faiz oranını neredeyse 0’a çekmesi bankaların tüketicilere uzun vadeli kredi sağlamalarına imkan tanıyor.

Kaynak: Euronews

Konut Kredileri Ne Olacak

aKonut kredilerinde halen güvenli bir büyüme potansiyeli bulunuyor.

EVA Gayrimenkul Değerleme’den Lisanslı Değerleme Uzmanı Deniz Şahinkaya, 2018’de konut kredilerinin gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki oranının %10 seviyelerini geçeceğini öngördüklerini söyledi.
Kullandırılan konut kredilerinin gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki oranının her geçen yıl giderek artmasına rağmen, konut kredilerinde halen güvenli bir büyüme potansiyeli bulunduğunu belirten Şahinkaya; “Konut kredilerinin milli gelire oranı her yıl en fazla %1 oranında büyüyebilmekte. 2014 yılına ait son veriler henüz açıklanmadı ama biz bu oranın %7,85 olacağını öngörüyoruz. 2018 yılında ise bir sürpriz yaparak %10 seviyelerini geçeceğini tahmin etmekteyiz. Açıklanan son rakamlara göre bu oran Amerika’da yaklaşık %60, İngiltere’de %82, Güney Afrika’da %24, Bulgaristan’da %11 ve Arjantin’de ise %1,7 seviyelerinde” şeklinde konuştu.
2014’te konut kredilerinin toplam bireysel krediler içindeki payı %34,1’e ulaştı
2013 yılında kullandırılan konut kredilerinin toplam bireysel krediler içindeki payının %32,9 iken 2014 yılında bu rakamın %34,1’e ulaştığını vurgulayan Şahinkaya; “Kasım 2013’te kullandırılan konut kredileri yaklaşık 108,75 milyar TL’ydi. Kasım 2014’e baktığımızda ise, bu rakamın yaklaşık %15,2 oranında artarak 125,3 milyar TL’ye yükseldiğini gördük.  Bu sene Kasım Ayı itibariyle konut kredilerinin Nisan Ayı’na kıyasla %9,4 arttığına, Aralık Ayı’nın 3. haftasının sonu itibariyle de %10,7’ye yükseldiğine tanık olduk. Sene sonunda yaşanan bu hareketlilik, 2014 yılında beklediğimiz kadar kötü bir tablo ile karşı karşıya kalmamamıza olanak tanıdı” dedi.
İpotekli konut satışları Kasım Ayı’nda Nisan Ayı’na nazaran %46,9 arttı
Merkez Bankası’nın sene başından başlayarak izlediği yüksek faiz politikasının, konut geliştiricilerinin müşterilerine senetli ev kredisi açmasına neden olduğunu vurgulayan Şahinkaya, ödenecek miktar ve süre bakımından bu sistemin banka kredisine rakip olamadığını söyledi. Şahinkaya, Merkez Bankası’nın 2014 yılı Nisan Ayı’ndan sonra konut kredisi faiz oranlarını azar azar düşürmeye başlaması ile beraber, ipotekli konut satışlarının da Nisan Ayı’na nazaran Ekim Ayı’nda %57,5 artış gösterdiğini belirtti.
Tasfiye olunacak krediler %37,2 arttı
İnşaat sektörüne kullandırılan kredilerin toplam krediler içindeki payının 2013 Kasım Ayı itibariyle %10,5, 2014 yılının aynı ayı itibariyle %11,2’ye yükseldiğini belirten Şahinkaya, tasfiye olunacak krediler miktarının ise ne yazık ki %37,2 oranında arttığını vurguladı.
2014’te Türkiye ekonomisi frene bastı, gayrimenkul sektörü koşmayı bıraktı
Son olarak Türkiye ekonomisinin ve ekonominin lokomotiflerinden gayrimenkul sektörünün 2014 yılını genel olarak nasıl geçirdiğine de değinen Şahinkaya; “Türkiye’nin 2013 yılında yıldızı parlasa da bu yükseliş trendini ancak 2014 yılının ilk çeyreğine kadar sürdürme fırsatı bulabildi. 2013 yılını %4,1 büyüme ile kapatan Türkiye’de 2014 yılının ilk çeyreğinde %4,8 büyüme yakalandıktan sonra, yaşanan jeopolitik gelişmeler ve küresel ekonomik krizin etkileri ile büyüme aniden hız kesti ve yılın ikinci çeyreğini %2,5 ile kapatırken 3. çeyreğini %1,8 ile kapatabildi. Bu dalgalanmalar ise en başta pamuk ipliğine bağlı inşaat sektörünü etkiledi.
2013 yılında yaşanan ekonomik ılımlı hava sayesinde Merkez Bankası faiz oranlarını düşürmüş ve bu politika ile beraber inşaat sektörü de hareketlilik kazanmıştı. Sektör, 2013 yılının 3. çeyreğinde gayri safi yurtiçi hasıladan bile fazla büyüyerek %8,5 büyüme rakamını yakalamıştı.
Bu arada ekonomimiz komşu ülkelerde yaşanan politik gelişmelere ve global krizin etkilerine daha fazla tepkisiz kalamadı ve 2014 yılının ilk çeyreğinde %5,2 büyüyen inşaat sektörü, yılın ikinci çeyreğinde %2,7 ve üçüncü çeyreğinde ise sadece %1 büyüyebildi.
Her gelişen ekonomide olduğu gibi Türkiye ekonomisi de bazen kırılganlaşıyor ve dalgalanmalar olabiliyor. 2013 yılında 2014 yılı için tahminimiz; gayrimenkul sektöründe bir süre durgunluk yaşanabileceği şeklindeydi. Şimdi en iyi ihtimalle bu durgunluğun 2015 yıl ortalarına kadar bir süre daha devam edeceğini beklemekteyiz.” şeklinde konuştu.
Kaynak: Milliyet

Tüketici Kredileri ve Kredi Kartı Kullanımı Arttı

3Mevduat bankalarının tüketici kredileri bir önceki haftaya kıyasla yüzde 0,25 artarak 263,8 milyar lira, kredi kartı harcama tutarı ise yüzde 0,24 yükselerek 82,9 milyar lira oldu

Mevduat bankalarının tüketici kredileri, 5 Aralık ile biten haftada bir önceki haftaya kıyasla yüzde 0,25 artarak 263,8 milyar lira, kredi kartı harcama tutarı ise yüzde 0,24 yükselerek 82,9 milyar lira oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri’ne göre, 5 Aralık ile biten haftada mevduat bankalarının tüketici kredileri yüzde 0,25 artarak 263 milyar 789 milyon 585 bin liraya çıktı. Kredi kartı harcama tutarı ise yüzde 0,24 yükselişle 82 milyar 921 milyon 922 bin lira düzeyinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde taksitli ticari krediler yüzde 0,61 artarak 152 milyar 195 milyon 907 bin liraya ulaştı.

Bu dönemde mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 112 milyar 999 milyon 647 bin lirası konut, 6 milyar 178 milyon 978 bin lirası taşıt, 144 milyar 610 milyon 960 bin lirası da diğer kredilerden oluştu. Geçen yılın aynı dönemine oranla mevduat bankalarındaki tüketici kredileri yüzde 12,67, taksitli ticari krediler de yüzde 29,81 arttı.

Bireysel ve kurumsal kredi kartlarıyla yapılan harcamalar da 2013 yılının aynı dönemine göre yüzde 8,47 ve yıl sonuna göre yüzde 8,63 azalışa işaret etti. Kredi kartı harcama tutarının 37 milyar 632 milyon 488 bin lirası taksitli, 45 milyar 289 milyon 434 bin lirası taksitsiz olarak gerçekleşti.

Finansman şirketlerinin aynı dönemde kullandırdıkları tüketici ve taksitli ticari kredi tutarı 16 milyar 786 milyon 896 bin lira oldu. Bu tutar geçen haftaya göre yüzde 1,11, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 21,34 artışa işaret etti.

Kaynak: Bloomberght

Dar Gelirli Zenginden Daha Çok Kredi Çekti

2Türkiye’de geçen yıl “yoksul” sınıfına giren bir tüketicinin aylık konut kredisi taksiti 373 lira olurken, en yüksek gelire sahip gruptaki tüketicinin

AA muhabirinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerinden derlediği bilgilere göre, 2013 yılında Türkiye’de 583 bin 200 kişi konut kredisi çekti.

Konut kredisi çeken tüketiciler, aylık gelirlerine göre 8 gruba ayrıldı. Buna göre 1. grup aylık geliri 891 liraya kadar, 2. grup 892 ile 2 bin 673 lira arasında, 3. grup 2 bin 674 ile 4 bin 455 lira arasında, 4. grup 4 bin 456 ile 8 bin 910 lira arasında olanlardan oluştu. 5. grupta geliri 8 bin 911 lira ile 22 bin 275 lira arasında, 6. grupta geliri 22 bin 276 ile 44 bin 550 lira arasında, 7. grupta 44 bin 551 ile 89 bin 100 lira arasında, 8. grupta ise aylık geliri 89 bin 101 liradan fazla olanlar yer aldı.

Tüketicilerin yer aldıkları gruplara göre ortalama ne kadarlık konut kredisi çektiği de belirlendi. Aylık geliri 891 liraya kadar olan tüketiciler 2013 yılında ortalama 40 bin 100 liralık konut kredisi çekti. Aylık geliri 89 bin 101 liradan daha fazla olanlar ise ortalama 1 milyon 372 bin 600 liralık konut kredisi kullandı.

Buna göre, geliri 891 liraya kadar olanların ödediği kredi taksiti 373 lira olurken, en yüksek gelir grubundakilerin taksit tutarı ise ortalama 151 bin 209 lira olarak kaydedildi.

Dar gelirliler, zenginden daha çok kredi çekti

Kullandıkları kredi miktarı fazla olsa da verilere göre kredi başvurularında en az talep sayısı aylık geliri en yüksek gruptan geldi.

Aylık geliri 89 bin 101 liradan daha fazla olanların yer aldığı kesimden konut kredisi çekenler geçen yıl 400 kişi civarında kalırken, geliri 891 liradan daha az olan yoksul kesimden ise geçen yıl konut kredisi çekenlerin sayısı 11 bin 300’e ulaştı.

Konut kredisine en çok rağbet ise aylık geliri 892 ile 2 bin 673 lira arasında olan ve “dar gelirli” olarak nitelendirilen 2. gruptan geldi. Geçen yıl bu gelir grubunda yer alan yaklaşık 342 bin 800 kişi konut kredisi çekti. Dar gelirli vatandaşın aylık konut kredisi taksiti ortalama 923 lira oldu.

Bu grubu 150 bin kişi ile geliri 2 bin 674 ile 4 bin 455 lira arasında olan 3. grup, 60 bin 200 kişi ile geliri 4 bin 456 ile 8 bin 910 lira arasında olan 4. grup, 15 bin 200 kişi ile geliri 8 bin 911 ile 22 bin 275 lira arasında olan 5. grup takip etti.

Aylık geliri 22 bin 275 liranın üzerinde bulunan diğer üç grupta yer alanlardan konut kredisi çeken tüketici sayısı ise 3 bin 700 kişi oldu.

Kaynak: AA

Konut Kredisi Ödemelerinde Büyük Fark

2Türkiyede geçen yıl yoksul sınıfına giren bir tüketicinin aylık konut kredisi taksiti 373 lira olurken, en yüksek gelire sahip gruptaki tüketicinin 151 bin lira oldu.

AA muhabirinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerinden derlediği bilgilere göre, 2013 yılında Türkiyede 583 bin 200 kişi konut kredisi çekti.

Konut kredisi çeken tüketiciler, aylık gelirlerine göre 8 gruba ayrıldı. Buna göre 1. grup aylık geliri 891 liraya kadar, 2. grup 892 ile 2 bin 673 lira arasında, 3. grup 2 bin 674 ile 4 bin 455 lira arasında, 4. grup 4 bin 456 ile 8 bin 910 lira arasında olanlardan oluştu. 5. grupta geliri 8 bin 911 lira ile 22 bin 275 lira arasında, 6. grupta geliri 22 bin 276 ile 44 bin 550 lira arasında, 7. grupta 44 bin 551 ile 89 bin 100 lira arasında, 8. grupta ise aylık geliri 89 bin 101 liradan fazla olanlar yer aldı.

Tüketicilerin yer aldıkları gruplara göre ortalama ne kadarlık konut kredisi çektiği de belirlendi. Aylık geliri 891 liraya kadar olan tüketiciler 2013 yılında ortalama 40 bin 100 liralık konut kredisi çekti. Aylık geliri 89 bin 101 liradan daha fazla olanlar ise ortalama 1 milyon 372 bin 600 liralık konut kredisi kullandı.

Buna göre, geliri 891 liraya kadar olanların ödediği kredi taksiti 373 lira olurken, en yüksek gelir grubundakilerin taksit tutarı ise ortalama 151 bin 209 lira olarak kaydedildi.

Dar Gelirliler  Zenginden Daha Çok Kredi Çekti

Kullandıkları kredi miktarı fazla olsa da verilere göre kredi başvurularında en az talep sayısı aylık geliri en yüksek gruptan geldi.

Aylık geliri 89 bin 101 liradan daha fazla olanların yer aldığı kesimden konut kredisi çekenler geçen yıl 400 kişi civarında kalırken, geliri 891 liradan daha az olan yoksul kesimden ise geçen yıl konut kredisi çekenlerin sayısı 11 bin 300e ulaştı.

Konut kredisine en çok rağbet ise aylık geliri 892 ile 2 bin 673 lira arasında olan ve dar gelirli olarak nitelendirilen 2. gruptan geldi. Geçen yıl bu gelir grubunda yer alan yaklaşık 342 bin 800 kişi konut kredisi çekti. Dar gelirli vatandaşın aylık konut kredisi taksiti ortalama 923 lira oldu.

Bu grubu 150 bin kişi ile geliri 2 bin 674 ile 4 bin 455 lira arasında olan 3. grup, 60 bin 200 kişi ile geliri 4 bin 456 ile 8 bin 910 lira arasında olan 4. grup, 15 bin 200 kişi ile geliri 8 bin 911 ile 22 bin 275 lira arasında olan 5. grup takip etti.

Aylık geliri 22 bin 275 liranın üzerinde bulunan diğer üç grupta yer alanlardan konut kredisi çeken tüketici sayısı ise 3 bin 700 kişi oldu.

Gelir Grupları Konut Kredisi Kullananların Sayısı Kredi ve Taksit Tutarlar 

TCMB verilerine göre, TL bazında aylık gelir grupları şöyle:

  Grup-1 Grup-2 Grup-3 Grup-4 Grup-5 Grup-6 Grup-7 Grup-8
2013 0-891 892-2.673 2.674-4.455 4.456-8.910 8.911-22.275 22.276-44.550 44.551-89.100 89.101den büyük

 

Yıllara göre konut kredisi kullanan gelir gruplarındaki kişi sayısı (Bin kişi): 

  Grup-1 Grup-2 Grup-3 Grup-4 Grup-5 Grup-6 Grup-7 Grup-8 Toplam
2009 1,9 92,2 91,1 60,5 16,2 2,3 0,6 0,5 265,2
2010 4,3 158,6 119,8 60,7 16,1 2,5 0,6 0,5 363
2011 6,2 197,3 109,7 49,6 13,8 2,2 0,6 0,4 379,7
2012 4,5 178 107,1 48,3 13,3 2,3 0,7 0,5 354,7
2013 11,3 342,8 150 60,2 15,2 2,5 0,8 0,4 583,2

Yıllara göre kişi başı kullanılan konut kredisi tutarı (Bin TL):

  Grup-1 Grup-2 Grup-3 Grup-4 Grup-5 Grup-6 Grup-7 Grup-8
2009 14,2 37,4 60,5 89,3 162,4 346,2 526,6 813,5
2010 24,4 47,4 76,4 112,7 216,9 435,8 861,1 1.170,40
2011 34,5 45,7 73,5 112,3 206,4 335,5 596,5 1.183,30
2012 33,1 56,9 89,4 134,2 256,8 479,5 594,6 674,2
2013 40,1 65,4 103,3 159,1 299,5 527,4 677,3 1.372,60

Yıllara göre kişi başı aylık ödeme tutarı (TL):

  Grup-1 Grup-2 Grup-3 Grup-4 Grup-5 Grup-6 Grup-7 Grup-8
2009 238 666 1.179 2.006 4.317 10.283 20.186 113.525
2010 272 706 1.276 2.223 4.844 11.170 22.894 111.900,00
2011 306 776 1.409 2.487 5.429 12.521 25.220 123.260,00
2012 334 852 1.527 2.684 5.941 14.132 27.836 134.093
2013 373 923 1.687 2.970 6.481 15.511 30.395 151.209,00

Kaynak: Cumrapostası

2013 Yılında Türkiye’de 583 Bin 200 Kişi Konut Kredisi Çekti

12013’te konut kredisi kullanan 583 bin 200 kişinin 342 bin 800’ü, aylık geliri 892 ile 2 bin 673 lira arasında olan tüketicilerden oluştu.

Türkiye’de geçen yıl “yoksul” sınıfına giren bir tüketicinin aylık konut kredisi taksiti 373 lira olurken, en yüksek gelire sahip gruptaki tüketicinin 151 bin lira oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerinden derlenen bilgilere göre, 2013 yılında Türkiye’de 583 bin 200 kişi konut kredisi çekti.

Konut kredisi çeken tüketiciler, aylık gelirlerine göre 8 gruba ayrıldı. Buna göre 1. grup aylık geliri 891 liraya kadar, 2. grup 892 ile 2 bin 673 lira arasında, 3. grup 2 bin 674 ile 4 bin 455 lira arasında, 4. grup 4 bin 456 ile 8 bin 910 lira arasında olanlardan oluştu. 5. grupta geliri 8 bin 911 lira ile 22 bin 275 lira arasında, 6. grupta geliri 22 bin 276 ile 44 bin 550 lira arasında, 7. grupta 44 bin 551 ile 89 bin 100 lira arasında, 8. grupta ise aylık geliri 89 bin 101 liradan fazla olanlar yer aldı.

Tüketicilerin yer aldıkları gruplara göre ortalama ne kadarlık konut kredisi çektiği de belirlendi. Aylık geliri 891 liraya kadar olan tüketiciler 2013 yılında ortalama 40 bin 100 liralık konut kredisi çekti. Aylık geliri 89 bin 101 liradan daha fazla olanlar ise ortalama 1 milyon 372 bin 600 liralık konut kredisi kullandı.

Buna göre, geliri 891 liraya kadar olanların ödediği kredi taksiti 373 lira olurken, en yüksek gelir grubundakilerin taksit tutarı ise ortalama 151 bin 209 lira olarak kaydedildi.

Dar gelirliler, zenginden daha çok kredi çekti

Kullandıkları kredi miktarı fazla olsa da verilere göre kredi başvurularında en az talep sayısı aylık geliri en yüksek gruptan geldi.

Aylık geliri 89 bin 101 liradan daha fazla olanların yer aldığı kesimden konut kredisi çekenler geçen yıl 400 kişi civarında kalırken, geliri 891 liradan daha az olan yoksul kesimden ise geçen yıl konut kredisi çekenlerin sayısı 11 bin 300’e ulaştı.

Konut kredisine en çok rağbet ise aylık geliri 892 ile 2 bin 673 lira arasında olan ve “dar gelirli” olarak nitelendirilen 2. gruptan geldi. Geçen yıl bu gelir grubunda yer alan yaklaşık 342 bin 800 kişi konut kredisi çekti. Dar gelirli vatandaşın aylık konut kredisi taksiti ortalama 923 lira oldu.

Bu grubu 150 bin kişi ile geliri 2 bin 674 ile 4 bin 455 lira arasında olan 3. grup, 60 bin 200 kişi ile geliri 4 bin 456 ile 8 bin 910 lira arasında olan 4. grup, 15 bin 200 kişi ile geliri 8 bin 911 ile 22 bin 275 lira arasında olan 5. grup takip etti.

Aylık geliri 22 bin 275 liranın üzerinde bulunan diğer üç grupta yer alanlardan konut kredisi çeken tüketici sayısı ise 3 bin 700 kişi oldu.

Kaynak: Bloomberght