Tag: yatırım

Uluslararası Yatırım Pozisyonu Açığında Azalma

Uluslararası Yatırım Pozisyonu Açığı 2011 Yılı Sonunda 2010 Yılı Sonuna Göre Yüzde 10.6 Oranında Azalışla 323.6 Milyar Dolar Düzeyinde Gerçekleşti

Yabancıların Türkiye’deki yatırımları ve alınan dış krediler gibi uluslararası yükümlülüklerin dış varlıklarla karşılanamayan kısmını ifade eden “uluslararası yatırım pozisyonu açığı”, 2011 yılı sonunda 2010 yılı sonuna göre yüzde 10.6 oranında azalışla 323.6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Merkez Bankası 2011 yılı Aralık ayı Uluslararası Yatırım Pozisyonu Gelişmelerini açıkladı. 2011 yıl sonu itibarıyla, gösterge niteliğindeki Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP)’na göre, Türkiye’nin yurtdışı varlıkları, 2010 sonuna göre yüzde 3.9 oranında azalışla 183 milyar 611 milyon dolardan 176.5 milyar dolar düzeyine geriledi. Yurtdışı varlıklar 2011 yılının 3. çeyreğine göre ise yüzde 2.3 oranında azaldı.

Türkiye’nin yurtdışı varlıkları 2011 yılı 1. çeyreğinde 183 milyar 302 milyon dolar, 2. çeyreğinde 186 milyar 752 milyon dolar, 3. çeyreğinde 180 milyar 702 milyon dolar düzeyindeydi.

Rezerv Varlıklar 2010 Sonuna Göre 2.2 Milyar Dolar Arttı

Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, 2011 yıl sonu itibarıyla, rezerv varlıklarda 2010 yıl sonuna göre 2.2 milyar dolar artış gerçekleşti, diğer yatırımlarda ise 11 milyar dolar azalış kaydedildir. Diğer yatırımlar alt kalemlerinden bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları, bir önceki yıl sonuna göre yüzde 1.8 oranında azalışla 26.1 milyar dolar oldu.

Yurtdışı Yükümlülükler 500 Milyar Dolar

Türkiye’nin yurtdışı yükümlülükleri 2011 yılı sonunda bir önceki yıl sonuna göre yüzde 8.3 oranında azalışla 545.5 milyar dolardan 500.2 milyar dolar düzeyine indi. Yükümlülükler bir önceki çeyreğe göre yüzde 3.5 oranında azalış gösterdi. Türkiye’nin yurtdışı yükümlülükleri 2011 yılı 1. çeyreğinde 564 milyar 408 milyon dolar, 2. çeyreğinde 563 milyar 552 milyon dolar, 3. çeyreğinde 518 milyar 305 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmişti.

Yurtdışı Yerleşiklerin Türkiye’deki Doğrudan Yatırımları Yüzde 24.5 Azaldı

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde, 2011 yıl sonu itibarıyla, yurtdışında yerleşiklerin yurtiçinde doğrudan yatırımları (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle bir önceki yıl sonuna göre yüzde 24.5 oranında azalışla 140.4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Portföy Yatırımları 1 Yılda 9.2 Milyar Dolar Azaldı

2011 yıl sonu itibarıyla, portföy yatırımları bir önceki yıl sonuna göre 9.2 milyar dolar azalış gösterdi. Yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2010 yıl sonuna göre yüzde 36.3 oranında azalışla 39.1 milyar dolar olurken, borç senetleri alt kalemleri olan yurtdışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku yüzde 14.7 oranında artışla 37.5 milyar dolar, Hazine’nin tahvil stoku (yurtiçi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise yüzde 23.2 oranında artış ile 28.1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Diğer Yatırımlar 2010 Sonuna Göre 9.4 Milyar Dolar Arttı

Aynı dönemde, diğer yatırımlar 2010 yıl sonuna göre 9.4 milyar dolar artış gösterdi. Bankaların toplam kredi stoku yüzde 21.4 oranında artışla 57.6 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku yüzde 5 oranında artışla 92.7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Yabancıların Yurtiçindeki Bankalardaki Yabancı Para Mevduatı 1.9 Milyar Dolar

2011 yıl sonu itibarıyla, diğer yatırımlar altında yer alan yurtdışı yerleşiklerin yurtiçi yerleşik bankalardaki Yabancı Para mevduatı, 2010 yıl sonuna göre, yüzde 31.1 oranında artışla 1.9 milyar dolara yükseldi, TL mevduatı ise aynı dönemde yüzde 52.3 oranında azalışla 8.4 milyar dolara düştü. Yurtdışında yerleşik Türk vatandaşlarının Merkez Bankası’ndaki kredi mektuplu döviz tevdiat hesapları ise aynı dönemde yüzde 18 oranında azalışla 9.,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Uluslararası Yatırım Pozisyonu Açığı 1 Yılda 38.3 Milyar Dolar Azaldı

Böylece Türkiye’nin yurtdışı varlıkları ile yurtdışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net uluslararası yatırım pozisyonu, bir önceki yıl sonuna göre 38.3 milyar dolar tutarında, yüzde 10.6 oranında azalışla 323.6 milyar dolar seviyesinde açık verdi. 2010 yılı sonunda uluslararası yatırım pozisyonu açığı 361.9 milyar dolar düzeyindeydi. Uluslararası yatırım pozisyonu açığı bir önceki çeyreğe göre yüzde 4.1 oranında geriledi.

ANKA

2011 Yılında KOBİ’lere Kullandırılan Kredi Miktarı 162 Milyar 929.6 Milyon Lira

2011 Yılında Bankacılık Sektörünün Toplam Kredi Hacmi Net 157 Milyar 68 Milyon Liralık Genişlemeyle 682 Milyar 919 Milyon Liraya Ulaşırken, Bunun İçinde KOBİ’lere Kullandırılan Tutar 37 Milyar 462 Milyon Liralık Net Artışla 162 Milyar 929.6 Milyon Liraya Yükseldi

KOBİ’lerin kullandığı krediler hacmi 2011 sonu itibariyle 163 milyar lirayı ulaştı. Ancak üretim ve istihdama katkısıyla Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olan KOBİ’lerin toplam kredi pastasındaki payı, küresel kriz öncesi olan Haziran 2008’deki düzeyini yakalayamadı.

DÜNYA’nın BDDK verilerinden yaptığı hesaplamaya göre, 2011 yılında bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi net 157 milyar 68 milyon liralık genişlemeyle 682 milyar 919 milyon liraya ulaşırken, bunun içinde KOBİ’lere kullandırılan tutar 37 milyar 462 milyon liralık net artışla 162 milyar 929.6 milyon liraya yükseldi. KOBİ’ler, 2011 sonu itibariyle bankacılık sektörünün toplam kredi hacminde yüzde 23.9 pay aldı.

2011 sonu itibariyle KOBİ kredilerinin 64 milyar 814.7 milyon lira ile en büyük bölümü 108 bin 353 “orta ölçekli” işletmeye kullandırılan tutar oluşturuyor. 1 milyon 195 bin 797 ile sayıca en büyük grubu oluşturan “mikro” işletmelerin toplam kredi hacmi 55 milyar 217.9 milyon, 241 bin 714 “küçük” işletmeye ait hacim ise 42 milyar 897 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.

Yıllık net artışlara göre orta ölçekli işletmeler geçen yıl net 14 milyar 133 milyon, mikro işletmeler 12 milyar 638.4 milyon, küçük işletmeler de 10 milyar 691 milyon lira kredi kullandı. Oransal bazda en hızlı artış yüzde 33.2 ile küçük işletmelerin kredi hacminde yaşanırken, mikro işletmelerin kredi hacmi yüzde 29.7, sayıca en büyük bölümü oluşturan orta ölçeklilerin kredi bakiyesi de yüzde 27.9 arttı.

Batık Kredi Hacmi Küçüldü

KOBİ’lerin özellikle 2008-2009 küresel krizinde bozulan mali yapıları nedeniyle hızla büyüyen batık kredi hacmi ise 2010’da olduğu gibi geçen yıl da küçülmeye devam etti. KOBİ’lere ait toplam takipteki alacak tutarı geçen yıl yüzde 12 küçülerek 5 milyar 191 milyon liraya; oranı da yüzde 4.5’ten yüzde 3.1’e geriledi.

Takipteki kredi borçlarının 2 milyar 438 milyon lirası mikro, 1 milyar 480 milyon lirası orta ölçekli, 1 milyar 273 milyon lirası da küçük işletmelere ait bulunuyor. Geçen yıl mikro işletmelerin takipteki borç miktarı yüzde 20, küçük işletmelerin de yüzde 7.9 azalırken, orta ölçeklilerin söz konusu borçlarında yüzde 1.7’lik bir artış yaşandı.

KOBİ’lerin Pastadaki Payı 2008’i Yakalayamadı

Üretim ve istihdamdaki payıyla Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip olan KOBİ’lerin kullandığı kredilerin bankacılık sektörü toplam kredi hacmindeki payı, geçen yıl da küresel kriz öncesindeki düzeyin altında kaldı. KOBİ kredilerinin toplam hacimdeki payı 2008’in Haziran sonu itibariyle yüzde 25 düzeyinde bulunuyordu. 2008’in son çeyreğinde patlak veren küresel krizden KOBİ’ler daha fazla etkilendi. Üretim, yatırım eğilimi ve buna bağlı olarak kredi kullanımındaki artış hız kesen KOBİ’lerin toplam pastadan aldığı pay gerileyerek 2009’un son çeyreğinde yüzde 21 dolayına indi.

Krizden çıkış süreci olarak nitelendirilen izleyen dönemde yeniden artışa geçen KOBİ’lerin krediler içindeki payı, yavaş da olsa artmaya başladı, ancak kriz öncesi düzeyine gelemedi. Toplam kredi pastasında KOBİ’lerin payı 2010 sonunda yüzde 23.9’a, geçen yıl Mart sonu itibariyle de yüzde 24’e çıktı. Ancak küresel ekonomi ve finansta ortaya çıkan belirsizliklerin Türkiye’de de hissedilmeye başlandığı izleyen dönemde KOBİ’lerin kredilerden aldığı pay yeniden gerileyerek Haziran sonunda yüzde 23.6’ya indi, Ekim, Kasım ve Aralık sonu itibariyle de yüzde 23.9 düzeyinde gerçekleşti.

Dünya

Makedonya’ya Verilecek Kredi Miktarı Artıyor

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan Makedonya’da Kurulacak Olan Tesislerde Kullanılacak Makine Yatırımlarında İşadamları İçin Türk Eximbank Kredilerinin 100 Milyon Dolara Çıkarılacağını ve Vadenin 10 Yıl Olacağını Açıkladı

Türkiye Ticaret Yatırım Forumu’nun açılışında konuşan Çağlayan, Avrupa’da yatırım yapmak isteyen iş adamları için en uygun ülkenin Makedonya olduğunu söyledi.

Makedonya’daki Türk yatırımlarının artırılması için Türk iş adamlarına çağrıda bulunan Bakan Çağlayan, “Makedonya’da şu anda Türk yatırımlarının büyüklüğü 180 milyon dolar. Türk işadamlarının bu miktarı kısa sürede 500 milyon dolara çıkaracağını umuyorum” dedi.

Makedonya’daki yatırımların artması için destek vereceklerini de ifade eden Zafer Çağlayan, “Makedonya’da kurulacak olan tesislerde kullanılmak üzere yapılacak makine yatırımları için verilen Türk Eximbank kredileri 50 milyon dolardan, 100 milyona dolara çıkarılacak. Ayrıca kredi vadesi ise 10 yıla uzatılacak” dedi.

Makedonya İle Ticaret Hacmi 1 Milyar Dolara Çıkartılmalı

İki ülke arasındaki ticaret hacmine de değinen Bakan Çağlayan, görevinin ihracatı artırıp, ithalatı düşük tutmak olduğunu söyledi. Türk işadamlarının 2 milyon nüfuslu Makedon ekonomisini küçümsememesi gerektiğini ifade eden Çağlayan, “Bu ülkeye yatırım yapacaklar pişman olmayacak. Makedonya ile 400 milyon dolar civarında ikili ticaretimizi kısa zamanda 1 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. İki ülkenin ticaret hacmini cari açığı artırmadan gerçekleştirmemiz gerekiyor” dedi.

Arsa Metrekaresi 1 Euro

Makedonya Başbakanı Nikola Gruevski ise yaptığı konuşmada ülkedeki yatırım fırsatları hakkında bilgi verdi. Makedonya’nın yabancı yatırımcıları için inanılmaz fırsatlar sunduğunu söyleyen Gruevski, ülkede vergi oranlarının yüzde 2 seviyelerinde olduğunu ve gelir vergisi almadıklarını açıkladı. Sosyal Güvenlik vergilerini ise oldukça düşük seviyede tuttuklarını belirten Gruevski, “Gelir vergisi şu anda Makedonya’da sıfır seviyesinde. Makedonya’da bürokrasinin azaltılması için çalışmalar yaptık. Yatırımcı 4 saat içinde evraklarını hazırlayıp şirket kurabiliyor. Ayrıca herkes Makedonya’da toprak satın alabilir. Metrekaresi sadece 1 Euro. Makedonya’ya daha fazla yabancı yatırımcının gelmesi için bütün olanakları yarattık. Biz yabancı yatırımcılara ‘Sizi engelleyen şeyler nelerdir?’ diye sorduk. Elimizden gelen yardımı yapmaya çalıştık. Bütün bunların neticesinde Makedonya Cumhuriyeti iş imkanlarını daha yüksek seviyeye getirmeye başardı” dedi.

Avrupa’nın En Az Dış Borçlu Ülkesi

Makedonya’nın şu anda Avrupa’nın en az dış borca sahip ülkesi olduğunu ifade eden Gruevski, son 10 yılda ortalama enflasyonun, sadece yüzde 2 seviyesinde gerçekleştiğini söyledi. Döviz kurunun ise oldukça stabil olduğuna dikkati çeken Gruevski, “Ülkemizde ekonomik alanda iyi bir istikrar var. Burada kendimizi dostlar arasında gibi hissediyoruz. Makedonya’da Türkler her zaman hoş karşılanır. Her Türk iş adamı Makedonya’da kendini evinde gibi hissettiğini söylüyor. Sizleri Makedonya’ya davet etmek istiyorum. İş kurma olanaklarını kendi gözlerinizle görün. Bizim kapımız, her zaman açık” dedi.

İki Ülke Serbest Bölgeler Mutabakat Zaptı İmzaladı

Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Başkanı Rızanur Meral ise Makedonya’nın Türk işadamlarının Avrupa’ya açılan kapısı olabilecek nitelikte olduğunu belirtti. İki ülkenin son beş yıldır 320 milyon dolar olan ticaret hacminin 2011 yılında yüzde 22’lik bir artışla 390 milyon dolara çıkmasının memnuniyet verici bir gelişme olduğunu ifade eden Meral, “Bu rakamların sahip olduğumuz potansiyelin çok altında olduğunu düşünmekteyiz. Önümüzdeki 2 yıl içinde bu rakamı 500 milyon dolara çıkarabiliriz” dedi. Açılış konuşmalarının ardından, Türkiye – Makedonya Ticaret ve Yatırım Forumu’nda, İki ülke arasında serbest bölgeler mutabakat zaptı imzalandı.
ANKA

Karasu Esnaf Kefalet ve Kredi Kooperatifi Üyelerine 5 Milyon TL Kredi

Karasu Esnaf Kefalet ve Kredi Kooperatifi Başkanı Fatih Eşkin 2012 Yılında Üyelerine 5 Milyon Lira Kredi Vermeyi Hedeflediklerini Belirtti

Eşkin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl üyelerine 3 milyon lira kredi verdiklerini bildirdi.

Kredilerin geri ödenmesinde sıkıntı yaşanmadığını ifade eden Eşkin, şunları kaydetti:

“İlçemiz son günlerde Karasu bölgesinde sanayicilerin yatırım amaçlı yer almaları ile hareketlenmiştir. Bizler de kooperatif olarak üyelerimizi yatırım yapmaları için yakından takip ediyoruz. 2012 yılında üyelerimize 5 milyon lira kredi vermeyi hedefliyoruz” dedi.

AA

Şirketler Yurtiçi Bankalara Borçlanmayı Tercih Etti

Şirketlerin Kur Riskini Gösteren Net Döviz Pozisyonu Açığı Eylül 2011 İtibariyle 2010 Yılı Sonuna Göre Yüzde 35.9 Oranında Artış Göstererek 124 milyar 187 Milyon Dolara Ulaştı

Merkez Bankası‘nın finansal kesim dışındaki firmaların döviz ve varlık yükümlülüklerine yönelik verilerinden yapılan hesaplamaya göre, finansal kesim dışındaki firmaların 2011 yılının 3. çeyreği itibariyle şirketlerin döviz yükümlülükleri 2010 yılı sonuna göre yüzde 14.4 oranında artışla 207 milyar 484 milyon dolara ulaşırken, döviz varlıkları yüzde 7.4 azalışla 83 milyar 298 milyon dolara geriledi. Böylece 2011 yılı Eylül sonu itibariyle şirketlerin döviz yükümlükleri ile varlıkları arasındaki farkı gösteren net döviz pozisyonu açığı (kur riski) 124 milyar 187 milyon dolar oldu.

Şirketlerin kur riski 9 ayda 32.8 milyar dolar artış gösterdi. 2010 yılı sonunda şirketlerin net döviz pozisyonu açığı 91 milyar 364 milyon dolar, 2011 yılının ilk çeyreğinde 108 milyar 778 milyon dolar, 2’inci çeyreğinde ise 119 milyar 951 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmişti.

Şirketlerin Kur Riski 2003’ten Bu Yana 5 Kat Arttı

2003 sonundan 2011 yılı Eylül sonuna kadar olan dönemde şirketlerin kur riski 103 milyar 708 milyon dolar tutarında, yüzde 506 oranında artış gösterdi. Bu dönemde şirketlerin döviz varlıkları yüzde 175, yükümlülükleri ise yüzde 309 oranında arttı. Şirketlerin kur riski 2003’te 20 milyar 479 milyon dolar, 2004’te 21 milyar 105 milyon dolar, 2005’te 27 milyar 37 milyon dolar, 2006’da 37 milyar 899 milyon dolar, 2007’de 63 milyar 475 milyon dolar, 2008’de 80 milyar 397 milyon dolar olmuştu. 2009’un ilk çeyreğinde küresel ekonomik krizin etkisiyle gerileyen şirketlerin kur riski, 2009 yılı genelinde bu pozisyonunu korumuştu.

Ekonomideki toparlanmaya paralel olarak, şirketlerin net döviz pozisyonu açığı 2010 yılı 1. çeyreğinde 79 milyar 127 milyon dolar, 2. çeyreğinde 82 milyar 352 milyon dolar, 3. çeyreğinde 85 milyar 328 milyon dolar, 4. çeyreğinde ise 91 milyar 364 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmişti. 2011 yılının ilk çeyreğinde ise şirketlerin kur riski 108 milyar 78 milyon dolar, 2’nci çeyreğinde ise 119 milyar 951 milyon dolar olmuştu.

Şirketlerin kur riskine neden olan döviz yükümlülüklerinin 185 milyar 315 milyon doları nakdi kredilerden, 22 milyar 169 milyon doları ithalat borçlarından oluştu. Şirketlerin 185 milyar doları aşan nakdi kredi yükümlülükleri incelendiğinde bunun 102 milyar 596 milyon dolarını yurtiçinden, 82 milyar 719 milyon dolarını yurtdışından alınan krediler oluşturdu.

Şirketlerin yurtiçi bankalardaki borçları Eylül itibariyle son 9 ayda 20 milyar 711 milyon dolar tutarında, yüzde 25.3 oranında artarken, yurtdışı bankalardaki borcu sadece 1 milyar 380 milyon dolar tutarında, yüzde 1.7 oranında artış gösterdi.

Yurtiçi Kredilerin Büyük Bölümü Bankalardan

Yurtiçinden sağlanan kredi borcunun 92 milyar 662 milyon doları bankalardan, 7 milyar 494 milyon doları banka dışı finansal kuruluşlardan, 2 milyar 440 milyon dolarlık kısmı TMSF’ye devrolunan takipli kredilerden kaynaklandı.

Yurtiçi Bankalardan Sağlanan Kredilerin 54 Milyar Doları Uzun Vadeli

Yurtiçindeki bankalardan sağlanan nakdi kredilerin dağılımı irdelendiğinde 73 milyar 873 milyon dolarının döviz kredilerinden oluştuğu belirlendi. Bunun 19 milyar 581 milyon dolarını kısa vadeli krediler, 54 milyar 292 milyon dolarını uzun vadeli krediler oluşturdu. Yurtiçindeki bankalardan temin edilen nakdi kredilerin 18 milyar 789 milyon dolarlık kısmı da dövize endeksli kredilerden meydana geldi.

Yurtdışı Kredilerinin Yüzde 81.4 Milyar Doları Uzun Vadeli

Yurtdışından sağlanan 82 milyar 719 milyon dolarlık kredinin 81 milyar 386 milyon dolarlık kısmı uzun vadeli kredilerden oluştu. Bunun 57 milyar 346 milyon doları vadeye kalan sürenin 1 yıldan fazla, 24 milyar 40 milyon dolarlık kısmı vadeye kalan sürenin 1 yıldan az olduğu kredilerden meydana geldi.

Döviz Varlıklarının 54.1 Miilyar Doları Mevduatta

Eylül itibariyle 83 milyar 298 milyon dolar olan şirketlerin döviz varlıklarının 54 milyar 130 milyon doları mevduat hesaplarında bulunuyor. Bunun 34 milyar 122 milyon doları yurt içi, 20 milyar 8 milyon doları yurtdışı bankalarda tutuluyor.

Şirketlerin yabancı para ile işlem gören menkul kıymetleri 831 milyon dolarla sınırlı kalırken, bunun 478 milyon doları devlet borçlanma senetlerinden, 353 milyon doları ise yurtdışındaki portföy yatırımlarından oluştu. 3. çeyrek sonu itibariyle, şirketlerin döviz varlıkları içindeki mevduatları, 2010 yılı sonuna göre yüzde 12.8 azalırken, 2003 sonuna göre yüzde 171 artış gösterdi. Menkul kıymetleri 2010 yılı sonuna göre yüzde 35.6 azalırken, 2003 sonuna göre yüzde 9.6 artış gösterdi.

Yurt Dışına Doğrudan Sermaye Yatırımı 17.3 Milyar Dolar

Şirketlerin varlıklar kaleminde yer alan ihracat alacakları 10 milyar 987 milyon dolar, yurtdışına doğrudan sermaye yatırımları 17 milyar 350 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Eylül itibariyle ihracat alacakları 2010 yılı sonuna göre yüzde 3, yurtdışına doğrudan sermaye yatırımları yüzde 9.2 arttı.

Şirketlerin Kısa Vadeli Net Döviz Pozisyonu Açığı 21.1 Milyar Dolar

Öte yandan Eylül sonu itibariyle şirketlerin kısa vadeli varlıkları 2010 yılı sonuna göre yüzde 11 azalışla 65.9 milyar dolar, kısa vadeli yükümlülükleri yüzde 16.8 artışla 87. milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Dolayısıyla şirketlerin kısa vadeli net döviz pozisyonu açığı 9 ayda 427 milyon dolardan 21 milyar 69 milyon dolara yükseldi.

ANKA

Tunuslu Firmalara 500 Milyon Dolar Kredi

Bakan Çağlayan 200 İşadamıyla Gittiği Tunus’ta Eximbank Aracılığıyla Tunuslu Firmalara 500 Milyon Dolar Kredi Açtıklarını Belirtti

Türkiye, Yasemin devrimi ile Arap Baharı’nı başlatan Tunus’la 1.1 milyar dolar olan ticaret hacminin 5 milyar dolara çıkarılması için düğmeye bastı.

Eximbank aracılığıyla Tunuslu firmalara 500 milyon dolar kredi açan Türkiye, Tunus’ta Türk firmalarının da yer alacağı bir organize sanayi bölgesi kurulması için de destek verecek. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi ve yaklaşık 200 işadamından oluşan bir heyetle, Arap Baharı olarak bilinen halk hareketinin başlangıç noktası Tunus’ta resmi ziyaretlerde bulundu.

Kotayı 5 Bin Tona Çıkardık

Tunus için 500 milyon dolar Eximbank kredisi ayırdıklarını belirten Bakan Çağlayan “Dükkan sizin, isterseniz daha fazla ayırabiliriz. Bir Bakanlar Kurulu kararına bakar” dedi. Eximbank’ın kredisinden yararlanmak isteyen Tunuslular’ın, makine ve teçhizat alımını Türkiye’den yapmaları halinde 10 yıla kadar düşük faizli kredi verileceğini söyleyen Bakan Çağlayan “Türkiye’den alacağınız tüketim malları için 2 yıla kadar kredi alabilirsiniz. Talep olması halinde bu vadeler biraz daha uzatılabilir” dedi.

Alınacak hurma miktarının da artırılacağını belirten Çağlayan “Tunus hurmasına 2011’de 2 bin ton gümrüksüz giriş kotası verdik. Gerçekleşme ise 2 bin 262 ton oldu. Bu yıl için kotayı 4 bin tona çıkarmıştık ama Başbakan’ımızın talimatıyla 5 bin tona çıkarıyoruz” dedi.

Çağlayan, Türkiye-Tunus Yatırım ve Ticaret Forumu’nda yaptığı konuşmada da, tarihi dostlukların artık yatırıma, işbirliğine dönüşmesi gerektiğini söyledi. Tunus toplam dış ticaret hacminin 45 milyar dolar, Türkiye’nin toplam dış ticaret hacminin 375 milyar dolar olduğunu hatırlatan Çağlayan “İkisini topladığınızda 400 milyar doların üzerinde bir rakam çıkıyor ama iki ülkenin birbiriyle olan ticaret hacmi 1.1 milyar dolar.

Bu rakam, dostluğumuzu simgelemekten çok uzak. Bu, bizim daha fazla işbirliği yapmamızı, somut adımlara yönelmemiz gerektiğini gösteriyor” dedi. Konuşmaların ardından Tunus-Türkiye Serbest Bölgeler Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı imzalandı.

Tunus’ta TİKA Faaliyete Geçecek

Çağlayan, Tunus Başbakanı Hammadi Jebali’yi de ziyaret etti. TİKA vasıtasıyla hayvancılık ve tarım alanında kalkınma projeleri gerçekleştireceklerini kaydeden Çağlayan, konut projeleri için TOKİ’nin devreye gireceğini söyledi. Yatırım Destek Ajansı’nın benzerinin Tunus’ta kurulacağını da söyleyen Çağlayan, Türk turizmcilerin Tunus’ta ve başka destinasyonlarda ortak yatırım konusunda anlaştığını kaydetti.

Star

Hayvancılık Kredisindeki Sıkıntılar

Ziraat Odaları, Birlik ve Kooperatifler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yazdıkları Açık Mektup’la Hayvancılık Kredisinde Yaşadıkları Sıkıntıları İfade Ettiler

Ziraatçıların tüm planlamalarını Hükümet tarafından, geçen yıl Ocak ayında ilan edilen sıfır faizli hayvancılık kredisine göre yaptığının ifade edildiği mektupta, “Artan kur fiyatları nedeniyle yeterince maliyetleri yükselmiş olan eski hak sahiplerinin kazanmış olduğu hakların devamını bu yatırımların bitirilmesi adına yüzlerce işletme adına yardımlarınızı bekliyoruz” denildi.

Sorunu ilk kez Dünya gazetesi ‘Sıfır faizli kredi ‘zarar’ yazdırdı haberiyle 6 Ocak tarihli sayısında gündeme getirmişti.

Kayseri Melikgazi Ziraat Odası Başkanlığı, Kayseri İncesu Ziraat Odası Başkanlığı, Yeşilhisar Ziraat Odası Başkanlığı, Musa Hacılı Kalkınma Kooperatif Başkanlığı, Niğde Ziraat Odası Başkanlığı, Niğde Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği, Niğde Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Niğde Süt Üreticileri Birliği, Nevşehir Ziraat Odası Başkanlığı ve Nevşehir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin Başbakan Erdoğan için yazdığı açık mektup, bazı gazetelerde tam sayfa olarak yer aldı.

Ziraat Ödemelerini Durdurdu

Başbakan Erdoğan‘a hükümetlerinin geçen yıl Ocak ayında ilan ettikleri sıfır faizli hayvancılık kredisine yüzlerce işletmenin başvurduğu belirtilen mektupta bu kredilerin kullanıma başlayabilmesi için resmi izinlerin alınması, mimari projelerin detaylı çizilmesinin 4 ile 6 ay arasında sürdüğüne dikkat çekildi.

Bu süreden sonra ise inşaatların bitirilmesi ve hayvanların gelmesi için en az 12 ile 15 aylık bir süreye ihtiyaç duyulduğuna işaret edilen mektupta şu görüşlere yer verildi.

Yatırımlar Yarım Kalabilir

“Oysa çıkan kararname gereği, bu subvansiyonlu kredi sene sonuna kadar harcanamadığı takdirde, sonraki yılın kararnamesinde çıkacak karar uyarınca kullanılamayan kredi dilimi faizlendirilecek.

2011 yılında Ziraat Bankası, Hazine ve Merkez Bankası‘ndan gerekli finansmanı alamadığından Eylül ayından itibaren tüm işletmelerin ödemelerini azaltmış veya durdurdu. Yatırımlarını başlatmış ve tüm evraklarını teslim etmiş işletmelere dahi ödeme yapamadı.

Tüm fizibilitelerini sıfır faizli krediye göre planlamış olan yatırımcılar, yeni kararnamede kullanamadıkları kredi dilimi için ek bir faiz yüküyle karşılaşırsa birçok işletme ek finansman maliyetlerinden ötürü büyük bir mağduriyetler yaşayacak.

Bu işletmelerin büyükbir kısmı kalan kredi miktarını kullanamayarak bugüne kadar yapılmış tüm yatırımlarını yarım bırakmak zorunda kalacak.

Devletin verdiği sözü güvenerek her türlü yükümlülüğü yerine getirmesine rağmen bankanın ve hazinenin kendi iç uygulamasındaki ödeme sıkıntısının yükü yatırımcıya yansıyacak.

Önümüzdeki haftalarda çıkması beklenen kararname için Tarım Bakanlığı ve Hazine yetkilileri bu konuyu görüşmekte. Ekonomi yönetimimiz önümüzdeki dönemi dünyadaki oluşan şartlara göre şekillendirebilir. Müracaat edecek işletmeler de buna göre çalışmalarını planlayabilecekler.

Ancak tüm planlanması ilan etmiş olduğumuz sıfır faizli krediye göre yapılmış, akabinde artan kur fiyatları nedeni ile yeterince maliyetleri yükselmiş olan eski hak sahiplerinin kazanmış olduğu hakların devamı bu yatırımların bitirilmesi adına yüzlerce işletme adına yardımlarını bekliyoruz.”

Dünya

3. Köprü İhalesinde Kredi Faizlerinin Yüksekliği Etkili Olmuş Olabilir

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Şirketler İçin Ekonomik Sıkıntılardan Öte Kredi Faizlerinin Yüksekliği Etken Olmuş Olabilir İfadesini Kullandı

SkyTürk TV’ye çıkan Topbaş 3. köprünün mutlaka realize olacağını da söyledi. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bu konuda kararlı olduğunu belirten Topbaş şunları kaydetti:

“Havzalara dikkat edildiği için, orman alanlarına dikkat edildiği için, istimlak bedelleri çok olmasın diye özellikle kamu arazileri uygun görüldüğü için İstanbul’un kuzeyi seçildi. Umarım bu konuda kararlılıkla yürüyeceğiz. Herşeyden önce bu köprünün yapılması gerekiyor. Çünkü İstanbul üzerindeki bu yoğun baskıyı kaldırmak gerekiyor. Bu yüzden bir raylı hat da planlanıyor. İstanbul’da şu anda 2. köprüden günde 35 bin kamyon ve tır geçiyor. 3. köprü zaruri.”

Hükümetin İmkânı Var

İstanbul’un kuzeyi için düşünülen iki yeni şehir ve Kanal İstanbul projesinin de 3. köprü ile önemli bir ilişkisi  olduğunu belirten Topbaş şöyle devam etti:

“İstanbul’da bu yıl geçen yıla göre yüzde 18 civarında bir yatırım artışı gerçekleştirdik. 2012 yatırım bütçemiz 7.5 milyar lira. Kamu olarak frene basmadık, yatırıma devam ediyoruz. İhaleye girmeyi düşünen şirketleri, mevcut kredi faiz oranları olumsuz etkilemiş olabilir ama hükümetin bu imkânı var. Neticede bu piyasaya girecek bir para demek. Kente, ülkeye önemli bir ekonomik katkı demek. Bizim de şehir olarak geleceği görmek adına bu projeye ihtiyacımız var.”

Milliyet

Enerji Verimliliği Yatırımlarına 60 Milyon Kredi

Halkbank’ın Mart 2011’de Türkiye’de Faaliyet Yürüten Firmalara Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Yatırımlarının Finansmanı İçin 100 Milyon Euro Tutarında Kaynak Temin Ettiği Proje Büyüyerek Devam Ediyor

Kredi kapsamında yatırımların enerji verimliliği danışmanlığı ise Schneider Electric tarafından yapılıyor. Şirket, enerji yatırımı yapmak isteyen firmalara enerji verimliliği danışmanlığı hizmetini ücretsiz olarak veriyor. Halkbank’ın enerji verimliliği yatırımları için kredi olarak kullandıracağı kaynaktan en fazla 500 çalışanı bulunan firmalar yararlanabilecek. Ödemesiz dönem ve uzun vade imkanı sunan kredinin müşteriye üst limiti ise 2 milyon euro olacak.

Enerji yatırımlarına uzun süredir finansman desteği verdiklerini belirten Halkbank Uluslararası Bankacılıktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla şunları ifade etti:

“Enerjiyi, kaynak aktaracağımız öncelikli sektörler arasında yaklaşık 230 milyon ABD Doları tutarında orta ve uzun vadeli finansman desteği verdi değerlendiriyoruz. Bankamız, bugüne kadar uygun görülen projelere katkı sundu. Kredi programı kapsamında müşterilerimize sadece kredi kullandırmakla kalmayacak yatırımları için Schneider Electric tarafından verilecek ücretsiz enerji verimliliği danışmanlığından da yararlanmalarına imkan tanıyacağız.

Yenilenebilir enerji yatırımları kadar enerji verimliliğini artırmak da Türkiye için bir önceliktir. Enerji verimliliği yatırımlarının finansmanı ile sera gazı emisyonu ve iklim değişikliği etkilerinin azaltılmasına katkı sunacağız. Enerji verimliliğinde görülecek iyileşmeler Türkiye sanayisinin uluslararası ekonomide rekabetçiliğini koruyabilmesi için temel bir gerekliliktir. Hedefimiz, çevreye duyarlı enerji üretim ve tüketimini teşvik ederek hem dünyanın ve ülkemizin geleceğini güvenceye almak hem de ülkemizde faaliyette olan firmaların uluslararası rekabet güçlerini artırmaktır.”

Schneider Electric Enerji Verimliliği Müdürü Cihan Karamık ise projenin danışmanlığını yürütmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Karamık, şöyle devam etti:

“Bu programda hem bilinçlendirme var, hem ücretsiz teşhis koyma, hem de uygun şartlarla tedavinin finansmanı var. Kredi programına, gerek endüstriyel alanlardan gerekse ticari binalardan yoğun talep geleceği kanısındayız.

İşletme sahiplerinin yapması gereken, sadece ilgili Halkbank şubesine başvurarak bu kredi desteğinden yararlanmak istediklerini beyan etmeleri. Program sonunda hem finans sektörünün, hem de reel sektörün gündeminde önemli bir yer teşkil eden enerji verimliliği konusunda farkındalık yaratılacağına inanıyoruz.”

Cihan

Hayvancılıkta Faizsiz Kredinin Maliyeti Yükseliyor

Yatırımcıların Hak Ettiği Halde Kaynak Yetersizliği Nedeniyle Kullanamadığı Krediler Daha Yüksek Maliyet ve Daha Kısa Vadeli Olarak Verilecek

Devlet destekli sıfır faizli kredi ile hayvancılığa yatırım yapan girişimciler onaylanmış yatırım kredilerinin bir bölümünü kaynak yetersizliği nedeniyle 2011’de kullanamadı. Hak edilmiş kredilerin bu ay çıkması beklenen kararname çerçevesinde daha yüksek maliyet ve daha kısa vade ile yatırımcılara kullandırılması bekleniyor.

Ziraat Bankası’nın hak edilmiş kredileri 2011’in son aylarında talep ettikleri halde kaynak yetersizliği gerekçe gösterilerek kendilerine verilmediğini belirten girişimciler, devlete güvenerek hayvancılığa yatırım yaptıklarını ancak büyük zarara uğradıklarını belirtiyor.

Bankanın krediyi onayladığı halde 2011’de ödememesini eleştiren girişimciler, “Şimdi bize 2012’de daha ağır şartlarla bu krediyi verecekler. Yatırım maliyetlerimiz çok yükselecek. Bizim zararımızı kim karşılayacak? Bu haksızlığın düzeltilmesini istiyoruz.” görüşünü dile getirdi.

Yatırımcılara Ek Yükler Gelecek

Sübvansiyonlu kredi kullanmak için tüm şartları yerine getiren ve kredisi onaylanan girişimciler Ziraat Bankası’nın 2011’in son aylarında kredi vermemesini eleştirdi. Girişimciler uğradıkları haksızlığı DÜNYA’ya şöyle ifade etti:

“Deyim yerindeyse maçın son dakikalarında kural değiştirdiler. Bizim onaylanmış kredimizi para yok diye vermediler. Şimdi yıllık yüzde 3 komisyon, ayrıca her yıl için yüzde 1.5 komisyon ödememiz isteniyor. Kredinin geri ödemesi ise 7 yıl yerine 6 yıla çekiliyor. Aynı yatırım için iki farklı vade ve ödeme koşulu olan kredi kullanmış olacağız. Biz devlete, verilen sıfır faizli 7 yıl vadeli krediye güvenerek yatırım yapmaya karar verdik. Ziraat Bankası’na başvurduk. İstenen teminatı verdik.

Kredimiz onaylandı. Kredinin bir bölümünü kullandık. Geri kalanı talep ettiğimizde para yok diyerek vermediler. Şimdi de onayı çıkmış krediye yeni şartlar getiriyorlar. 2012 kararnamesi çıktıktan sonra kredi verebileceklerini söylüyorlar. Ama yeni şartlarla ve yeni vade ile. Hak ettiğimiz kredi sıfır faizli ve 7 yıl vadeliydi. Şimdi 6 yıl vadeli verebileceklerini söylüyorlar.

Ayrıca, yüzde 3 komisyon ve her yıl için ayrıca yüzde 1.5 komisyon talebi var. Bu bizim maliyetlerimizi çok yükseltecek. Devlete güvendik ve 7 yılda ödeyecek şekilde planlarımızı yaptık. Dövizdeki artış ithal ettiğimiz hayvanların değerini artırdı. Kredinin de pahalıya gelmesi bize çok büyük zarar verecektir.”

Yaklaşık 40 Bin Yatırımcı Yararlandı

Hükümetin 1 Ağustos 2010 tarihinde başlattığı sıfır faizli kredi uygulaması kapsamında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker‘in verdiği bilgiye göre 2011 sonu itibariyle 6.2 milyar lira kredi kullandırıldı. Büyük bölümü süt ve besi hayvancılığı yatırımlarına verilen krediden yaklaşık 35 bin kişinin yararlandığı tahmin ediliyor.

Devlet destekli olarak kullandırılan sıfır faizli hayvancılık kredisini kullanan girişimciler aldıkları kredi tutarının 1.5 katı teminat göstermek zorunda. Yatırım gerçekleştikçe ödemesi yapılan kredinin bir bölümü kaynak yetersizliği nedeniyle 2012’ye sarktı. 2012’de verilecek kredinin şartları ve ödeme koşulları 2011’den farklı olacak.

Ziraat Bankası’ndan savunma:

Sübvansiyonlu Krediler Hazine’nin Kaynağı İle Sınırlı

Ziraat Bankası Kredi Politikaları Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Göğebakan, son dönemde sübvansiyonlu kredi kullanan yatırımcılardan kendilerine çok sayıda başvuru olduğunu belirterek konuya ilişkin olarak DÜNYA’ ya şu bilgileri verdi:

“Yatırım kredileri, müşteriye nakit olarak verilmez. Yatırım gerçekleştikçe belgeye dayalı olarak verilir. Yeni yılda daha az sübvansiyonlu kredi alabileceğini düşünen yatırımcılar, yatırım gerçekleşmeden sübvansiyonlu kredinin bir an önce kendi hesabına aktarılmasını istiyor. “Nasıl olsa bu daha ucuz, hesabıma geçsin ben sonra kullanırım” diye düşünen müşterilerimiz bize başvuruyor.

Fakat, yatırım gerçekleşmeden, belge olmadan krediyi vermemiz mümkün değil. Kaldı ki, Ziraat Bankası olarak biz bu sübvansiyonlu kredilere sadece aracılık yapıyoruz. Kredinin kaynağını Hazine veriyor.

Hazine ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın belirlediği ve kamuoyuna açıkladığı kararname ve uygulama tebliği çerçevesinde sübvansiyonlu krediyi kullandırıyoruz. Bize verilen bütçenin dışına çıkmamız mümkün değil. Bu nedenle kredisi 2011’de onaylansa bile yatırım gerçekleşmemişse yatırımcı yeni çıkacak kararname çerçevesinde kredi alabilecek” diye konuştu.

Kaynaklar Sınırsız Değil

Ziraat Bankası olarak tarımda endüstriyel yatırımların yapılması, gerekli altyapının tamamlanması ve daha fazla katma değer yaratılması için çalıştıklarını vurgulayan Cengiz Göğebakan:

“Hayvancılık ve diğer tarımsal yatırımları desteklemek bizim öncelikli görevimizdir. Fakat her yıl olduğu gibi Aralık ayında birçok yatırımcı, yeni çıkacak kararname ile daha az sübvansiyon alacağını düşünerek yatırım yapmadan kendince hak ettiğini düşündüğü kredinin hesabına aktarılmasını istiyor. O para hesabımda olsun nasıl olsa kullanırım diye düşünüyor. Oysa biz banka olarak daha başlamamış bir yatırıma kredi veremeyiz. Hazine ile aramızdaki protokolde böyle değil.

Biz sübvansiyonlu kredi işlemlerini Hazine ile imzaladığımız protokol çerçevesinde, Hazine ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı uygulama tebliğine göre yapıyoruz. Hazine kaynaklarının istismar edilmesine izin veremeyiz. Temmuz, Ağustos aylarında diğer yatırım kredilerinde de duraklama oldu. Bizde neticede bize verilen kaynakları en verimli kullanmakla yükümlüyüz.

Merkez Bankası ve Hazine’nin ülke ekonomisinin selameti için koyduğu kurallar çerçevesinde çalışıyoruz. Bütün bankalara kredileri kısın denildi. Yüzde 25 sınırı getirildi. Bizde buna uymaya çalışıyoruz.

Ülkenin menfaati, Hazine’nin likidite durumuna göre bankamız bir ödenek kullanıyor. Bankanın yasal ve ticari yükümlülükleri var. Müşterilerimiz haklı olarak bunu pek bilmezler. Hazine bütçeye koyduğu para kadar kredi ver der. Bizde bunu veririz. Bunun dışına çıkmamız mümkün değil.”

Girişimciler Ne İstiyor ?

Sıfır faizli kredi kullanan girişimcilerin ne istediğini anlamak için bir örnekle açıklayalım:

Süt hayvancılığı yapmak için yatırım yapan bir girişimci devletin verdiği sıfır faizli kredi için Ziraat Bankası’na başvuruyor. Yasal tüm şartları yerine getiriyor. Alacağı kredinin 1.5 katı teminat veriyor. Ziraat Bankası, bu girişimcinin talebini inceliyor ve uygun görürse onaylıyor. Yatırım yapıldıkça, harcama belgelendirildikçe kredi dilimler halinde girişimciye ödeniyor. Süt hayvancılığı yapmak isteyen bir girişimci en fazla 7 milyon 500 bin lira kredi alabiliyor. Bu kredinin geri ödemesi ise 2 yılı ödemesiz 7 yılda gerçekleşiyor.

Bu şartlarda kredi alan bir yatırımcı harcama yaptıkça dilimler halinde kredisini alıyor. 2011’in Ekim ayına kadar 5 milyon liralık bölümünü kullanıyor. Geri kalan 2.5 milyon lirayı kullanmak istediğinde banka para yok veremem diyor. Bu yatırımcı 2012′ de kalan 2.5 milyon lirayı kullanabilecek. Ancak, 2011’in şartları ile değil, 2012’nin şartları ile kullanacak.

2011’de kullandığı 5 milyon lira için faiz ödemezken ve 2 yıl ödemsiz 7 yıl vadeli kullanırken, 2012’de hem faiz ödeyecek hem de 1 yıl ödemesiz 5 yıl vadeli kullanacak. Ayrıca alacağı kredinin yüzde 3’ü kadar komisyon ödeyecek. Her yıl ayrıca yüzde 1.5 komisyon ödeyecek. Girişimcilerin itiraz ettiği nokta burası. Ekim ayında krediyi kullanabilse maliyeti çok daha düşük olacaktı.

Dünya

KOBİ’lerin Borsaya İlgisi Artıyor

Yapılan Araştırmaya Göre KOBİ’lerin Yüzde 92’si İMKB Gelişen İşletmeler Piyasası’nı Avantaj Olarak Görüyor

Doğu Marmara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Erkan Ayan, bir araştırmaya göre KOBİ’lerin yüzde 92’sinin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Gelişen İşletmeler Piyasası’nı avantaj olarak gördüğünü bildirdi.

Ayan yaptığı yazılı açıklamada, finansman sıkıntısı çeken KOBİ’lerin borsaya ilgisinin arttığını ifade ederek, geçen yıl bir yatırım firmasıyla başlatılan işbirliğiyle yürütülen çalışmalarla KOBİ’lerin halka arz konusunu önemsemeye başladıklarını belirtti.

KOSGEB desteklerinden yararlanılarak KOBİ’lerin halka arz maliyetlerinin yüzde 75’inin karşılanabildiğini hatırlatan Ayan, şunları kaydetti:

“Yapılan bir araştırmaya göre, KOBİ’lerin yüzde 92’si İMKB GİP’i avantaj olarak görüyor. Yarısı ise işletmelerinin GİP’te işlem görmesini istiyor. GİP, anapara ve faiz benzeri geri ödemesi olmayan bir kaynak olması dolayısıyla avantaj kabul ediliyor. Aynı araştırmaya göre, KOBİ’lerin yüzde 93’ü GİP’i güvenilir buluyor.

Türkiye’de KOBİ’lerin karşılaştıkları en öncelikli problem yüzde 43,4’lük bir oranla finansman sıkıntısı olarak ortaya çıkarken, ikinci ve üçüncü sırada ise devlet desteği ve yüksek vergiler yer alıyor.

Halka arz yoluyla KOBİ’lerin kurumsallaşması da hızlanıyor. Bir KOBİ’nin ailesine, çocuklarına bırakacağı en değerli miras, kurumsallaşmış bir şirkettir.”

Dünya

AYB’nin Son 5 yılda Türkiye’ye Açtığı Kredi Toplamı 11,5 Milyar Euro

Avrupa Yatırım Bankası Geçen Yıl Türkiye’ye 2 Milyar Eurodan Fazla Kredi Verdi

AB’nin uzun vadeli finansman kurumu AYB’nin son 5 yılda Türkiye’ye açtığı kredi toplamı ise 11,5 milyar euroya ulaştı.

Geçen yıl Türkiye’deki faaliyetleri kapsamında aracı bankalar eliyle KOBİ’lere 624 milyon euro aktaran AYB’nin tek kalemde kullandırdığı en büyük kredi 400 milyon euroyla Ankara-İstanbul hızlı tren projesi oldu.

Lüksemburg merkezli AYB, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında enerji tasarrufu ve küçük ve orta ölçekli yenilenebilir enerji yatırımları için aracı bankalar kanalıyla 225 milyon euro kredi kullandırdı.

Samsun doğalgaz kombine çevrim santraline 300 milyon euro kredi açan AYB’nin geçen yıl Türkiye’de desteklediği diğer önemli projeler 150 milyon euroyla erezyonla mücadele ve ağaçlandırma çalışmaları, 150 milyon euroyla Vodafone mobil geniş band yatırımı ve 145 milyon euroyla Irmak-Zonguldak demiryolu hattının modernizasyonu oldu.

AYB geçen yıl en çok krediyi 8,7 milyar euroyla İspanya’ya sağlarken bu ülkeyi 8,3 milyar euroyla İtalya, 6,1 milyar euroyla Almanya, 5,2 milyar euroyla Polonya, 5 milyar euroyla Fransa ve 4,4 milyar euroyla İngiltere izledi.

Dünya

Suudiler’e Yatırım Kapısı Ocak’ta Aralanacak

Bakan Çağlayan Suudi işadamlarının Hızlı Yatırım Yapabilmeleri İçin Emlak Satın Alımı Konusunda Yasa Düzenlemesinin Ocak Ayında Çıkacağını Belirtti

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği‘nin düzenlediği “Sektörel İBF” toplantılarına katılmak üzere Suudi Arabistan’a giden Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Cidde’deki ticaret merkezi açılışının ardından Riyad’a geldi.

Suudi Arabistan’ın Türkiye için çok önemli olduğunu belirten Çağlayan, “Suudi işadamlarının ve başka ülkedeki işadamlarının da ülkemizde daha hızlı yatırım yapabilmelerinin önünü açacak olan emlak satın alımı konusunda yasa düzenlemesinin Ocak ayı içerisinde çıkmasını bekliyoruz.

Bu, büyük kapıları açacak” dedi. Türkiye’nin cumhuriyet tarihinin ihracat rekorunu kırdıklarını belirten Çağlayan, “Ekonomimizde öncelikli ülkeler belirledik, bunlardan birisi de Suudi Arabistan.

Bu ülkenin ihracatı 250, ithalatı da 105 milyar dolar. Türkiye ve Suudi Arabistan birbirini destekleyen faktörlere sahip. Petrokimya sektörünü çok önemsiyoruz. Bu anlamda Suudi Arabistan doğru adres” diye konuştu.

Sabah

Türkiye’ye Ciddi Yatırımlar Yapılacak

Sanayi Bakanı Ergün Avrupa’daki Krize Dikkat Çekerek Önümüzdeki Süreçte Birçok Yatırımın Türkiye’ye Yöneleceğini Otomotiv ve Petrokimya Gibi Sektörlerde Ciddi Yatırımlar Olacağını Kaydetti

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, gelişmiş ülkelerde ve özellikle Avrupa’da ciddi sıkıntıların yaşandığını, ekonomik krizin, siyasi sonuçlar doğuran bir krize dönüştüğünü belirterek, “Bu nedenle, önümüzdeki süreçte birçok yatırımın Türkiye’ye yöneleceğini, otomotiv ve petrokimya gibi sektörlerde ciddi yatırımlar olacağını şimdiden söyleyebiliriz” dedi.

Ergün, Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı tarafından düzenlenen ve ABD merkezli Dow Chemical Company ile Aksa Akrilik Kimya Sanayii A.Ş. ortaklığıyla petrokimya endüstrisine yönelik olarak gerçekleştirilecek olan yeni yatırımın imza törenine katıldı.

Bakan Ergün, gelişmiş ülkelerde ve özellikle Avrupa’da ciddi sıkıntılar yaşandığını, ekonomik krizin, siyasi sonuçlar doğuran bir krize dönüştüğünü dile getirerek, şunları kaydetti:

Bu nedenle, önümüzdeki süreçte birçok yatırımın Türkiye’ye yöneleceğini, otomotiv ve petrokimya gibi sektörlerde ciddi yatırımlar olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Türkiye’de son 8-9 yıl içerisinde 105 milyar dolarlık yabancı sermaye yatırımı yapıldı, doğrudan yatırım. Bunu da yıllık ortalamaya böldüğünüzde 10-12 milyar dolarlık bir yatırıma tekabül ediyor.

2011 yılının bugün itibariyle 11,5 milyar dolarlık yabancı sermaye yatırımı gerçekleşti. 2011 yılı sonuna kadar 12,5 milyar dolarlık yabancı sermaye yatırımının gerçekleşmesini bekliyoruz. 2012 yılı da bunun altında olmayacaktır.

2012 yılında da yine 10 milyar doların üzerinde doğrudan yabancı sermaye yatırımının Türkiye’de gerçekleşeceğine inanıyoruz. Zaten birtakım yatırım taahhütleri ifade edilmişti, otomotiv sektöründe, kimya sektöründe, başka alanlarda da. Dolayısıyla 2012 yılı için de doğrudan yabancı sermaye yatırımları açısından 10 milyar doların üzerindeki bir rakama tekabül edecektir diye düşünüyorum.”

Yeni Teşvik Sistemi

Artık Türkiye’de sadece yatırım ve üretim yapmanın yeterli olmadığına işaret eden Ergün, yüksek katma değerli, ileri teknolojili gerektiren, çevreye duyarlı yatırımları ön plana alan bir noktada olduklarını belirtti.

Nihat Ergün, Türkiye’nin, “yatırım olsun da ne olursa olsun, üretim olsun da ne olursa olsun” diyen bir noktada bulunmadığını ifade ederek, şunları söyledi:

“Biz o noktayı çoktan aştık. Kuşkusuz teşvik sisteminde de yapılacak revizyon, Türkiye’nin önceliklerini ve dünyadaki gelişmeleri dikkate alarak yapılacak bir revizyondur. Zaten sektörel ve bölgesel nitelikli uyguladığımız bir genel teşvik sistemimiz var. Büyük yatırımlarla ilgili, içinde unsurlar barındıran bir model var.

Ama yeni teşvik modelinde yatırım istihdam, büyük projeler, sektörler, bölgeler önemsenmekle beraber cari açığın önlenmesi ana ekseni oluşturacak orada da stratejik sektörler ve bazı odak projeler dikkatle takip edilecektir. Teşvik sisteminde bazı stratejik sektörler ve bazı odak projelerle ilgili özel bazı teşvik mekanizmalarının geliştirileceğini, o çalışmaların devam ettiğini ifade edebilirim.”

KOBİ’ler ABD Yolcusu

Ergün, “2012’den itibaren seçilmiş bazı KOBİ’leri ABD’deki eşdeğerleri ile buluşturmak üzere oraya götüreceğiz. ABD’den seçilmiş bazı KOBİ’leri Türkiye’deki eşdeğerleriyle buluşturmak üzere Türkiye’ye getireceğiz. Böylece küçük ve orta boy işletmeler arasındaki ortaklıkları da işbirliklerini de yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz “, diye konuştu.

Ergün, şu anda Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda olan Kimya Sektörü Strateji Belgesi’ni de yakında uygulamaya başlayacaklarını, kimya sektöründe katma değeri daha yüksek ürünlere geçiş sağlayarak Türkiye’yi yatırım üssü haline getirmeyi amaçladıklarını anlattı.

Dünya

Çiftçi Kredilerinin Geri Dönüşü Yüzde 98.8’e Yükseldi

Ziraat Bankası Tarafından Çiftçilere Kullandırılan Kredilerin Geri Dönüş Oranı Yüzde 98,8’e Ulaştı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2002 yılında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredi miktarı 529 milyon TL iken, bu rakam 2010 yılında 16 milyar TL, 2011 Ekim ayı sonu itibariyle ise 21,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Böylece 2002’den bu yıla kredi kullanımındaki artış 41 kat oldu.

Tarımsal kredilerin geri dönüş oranlarında da 9 yılda artış kaydedildi. 2002 yılında Ziraat Bankası tarafından çiftçilere kullandırılan kredi geri dönüş oranı yüzde 38, Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredi geri dönüş oranı yüzde 71 iken, 2011 Ekim ayı sonu itibariyle Ziraat Bankası tarafından kullandırılan kredilerin geri dönüş oranı yüzde 98,8, Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredilerin geri dönüş oranı ise yüzde 98’e ulaştı.

Bu dönemde, Ziraat Bankası tarafından kullandırılan tarımsal kredi vadeleri, işletme kredilerinde 18 aydan 24 aya, yatırım kredilerinde ise 5 yıldan 7 yıla çıkarıldı.

2003-2010 yılları arasında özel sektör tarafından tarıma toplam 26,1 milyar TL sabit sermaye yatırımı yapıldı.

2011 Temmuz ayı itibariyle, tarım sektörünün toplam istihdam içindeki payı yüzde 26,9 olarak gerçekleşti ve sektördeki istihdam edilenlerin sayısı 2010 yılına göre 421 bin kişi arttı.

Kırsal kesimde işsizlik oranı 2009 yılında yüzde 8,9, 2010 yılında yüzde 7,3, bu yılın Temmuz ayı itibariyle yüzde 4,7 olarak gerçekleşti.

Zaman

KOBİ’ler Kredi Temininde Sıkıntı Yaşayabilir

Avrupa Ekonomilerinde Yaşanan Krizin Etkisiyle Artan Faizlerin Faturası Reel Sektöre Çıkacak

Faizlerdeki artışın KOBİ’lerin krediye rahat ulaşımını engelleyeceğini belirten Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, finansman temininde sıkıntı yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Özdebir, “Kredi faizlerindeki artışın etkisiyle tahsilatta zorlanmalar olmaya başladı. İşletmeler malını satıyor ancak parasını alamıyor. Bankaların da mesafeli durmaya başlaması ile birlikte krediye erişim zorlaştı.” dedi.

KKTC’de bir grup gazeteciye değerlendirmede bulunan ASO Başkanı, kamuda yerli malı kullanımına ilişkin bazı sıkıntılar yaşandığını da ifade etti.

Başbakan Tayyip Erdoğan‘ın, üç defa yerli malının yüzde 15 pahalı olsa bile tercih edilmesine yönelik genelge yayımladığını hatırlattı.

Kanun hükmünde kararname ile yapılan değişikliğin ardından Ulaştırma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı‘nın görevleri arasına yerli sanayinin desteklenmesinin girdiğini aktaran Özdebir, bu gelişmenin ardından bazı yabancı firmaların Türkiye’ye yatırım için çalışma yaptığını aktardı.

Yerli malı kullanımına ilişkin ulaştırma ve sağlıkta özel toplantı yapmadıklarını ifade eden Özdebir, “Büyük şehirlerdeki raylı sistemlerin kararı Ulaştırma Bakanlığı’na bağlandı. Yakın markaja almak lazım. Ulaştırma Bakanlığı yurtiçinden alım yapacak. İlk etapta 300 vagonluk bir setten bahsediliyor.” dedi.

ASO Başkanı Özdebir, cari açıktaki artışın yüzde 50’sinin enerji kaynaklı olduğunu belirterek Türkiye’nin bunu kullanmaya mahkûm olduğunu kaydetti.

Sanayiciler için ana girdileri oluşturan ara malı üretiminde yeterli potansiyel olmadığının altını çizen Özdebir, Türkiye’nin ihracatta önemli paya sahip olan beyaz eşya ve otomobil için kullanılan sacın yurtdışından geldiğini kaydetti.

Tüpraş’ın el değiştirdikten sonra Koç’un sentetik kauçuk ve karbon siyahını bırakıp daha kârlı olan akaryakıta ağırlık verdiğine dikkat çeken Özdebir, bu iki ürünün ithal edilmek zorunda kaldığını söyledi.

Ereğli Demir Çelik’in Oyak’a verilmesinin de yanlış olduğunu ifade eden Özdebir, “Sektörün içinden birinin almasını tercih ederdim. Oyak’ın başka işkolları da olduğu için teknolojisi zor olan üretimler tercih edilmiyor. ‘Fazla kâr elde etmesek de olur, çimentodan kazanabiliriz’ düşüncesi hakim olabiliyor. Ereğli demir çeliği sektörün içerisinden gelen birisi satın alsaydı, her türlü sac üretimini yapabilirdi.” diye konuştu.

Zaman

KOBİ Borsasına Şirketlerden Yoğun İlgi

KOSGEB’in Desteklediği KOBİ Borsasına Şirketler Büyük İlgi Gösteriyor

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanı Mustafa Kaplan, halk arasında KOBİ borsası olarak bilinen Gelişen İşletmeler Piyasası’na KOSGEB desteklerinden faydalanarak girmek için 11 işletmenin başvurduğunu belirterek, “Talep bize mutluluk veriyor.” dedi.

Kaplan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği‘nin düzenlediği toplantıda, 10 kişiden az çalışanı olan mikro ölçekli işletmelerin, ekonominin yüzde 95’ini oluşturduğuna değinerek, KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmaları için de bankacılık sistemi dışında kaynaklara ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Kaplan, kriz dönemlerinde üretim, pazarlama anlamında sıkıntısı olmayan birçok firmanın nakit akışını sağlayamadığı için iflas ettiğinin gözlendiğini, birçok firmanın finansman sıkıntısından dolayı büyüme, yeni yatırım yapma, teknoloji geliştirme yapamadığını veya geç hayata geçirdiğini anlattı.

Kaplan, finansman konusunda farklı enstrümanları devreye alarak, riskleri dağıtmak, alternatifleri zenginleştirmek gerektiğine işaret ederek, GİP konusunda şu bilgileri verdi: “KOSGEB, SPK, İMKB ve Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği olarak 4 kuruluş bir araya geldik. Onların kendi adına düşen masraflardan neredeyse onda bir fiyatına kadar miktarların düştüğünü gözlüyoruz.

Biz, ‘KOSGEB olarak 100 bin liraya kadar destek olalım.’ dedik. Bunu dediğimiz tarihten itibaren, yaklaşık 6-7 aydan biraz fazla oldu. 11 tane işletme KOSGEB’e müracaat etti. İstanbul’dan 7, İzmir’den 2, Antalya ve Kayseri’den 1’er tane işletmenin başvurduğunu gözlemliyoruz.”

Zaman

Finansmana Erişimi Kolaylaştırmanın Tek Başına Etkili Olabilmesi Şüpheli

TÜSİAD’ın Düzenlediği Sanayi Politikaları Yuvarlak Masa Toplantısı’na Katılan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Her Şeyin Yüzde 100 Türkiye’de Yapılması Yönünde Adımlar Atmanın Son Derece Sakıncalı Olduğunu Belirtti

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye’nin, dünyayla entegre, dünyanın her köşesiyle ticaret yapabilen, alıp satabilen, işine geldiğinde üreten, işine gelmediğinde alıp kullanabilmesini bilen bir ülke olması gerektiğini belirterek, “Her şeyi yüzde 100 Türkiye’de yapalım, kendi kendimize yeterli olalım gibi, böyle 80 yıl önce, 100 yıl önce uygulanan politikalara geri dönüşümüzün son derece sakıncalı olacağını düşünüyorum” dedi.

İlelebet Destek Olmaz

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği
’nin düzenlediği “Sanayi Politikaları Yuvarlak Masa Toplantısı”na katılan Babacan, toplantının basına açık bölümünde yaptığı konuşmada hangi ürün olursa olsun, hangi sektör olursa olsun eğer ilelebet, tüm üretim dönemi boyunca ancak devlet desteğiyle ayakta durabiliyorsa, devlet desteğiyle dünyada varlığını sürdürebiliyorsa, o tür sektörlere fazla yoğunluk ve ağırlık verilmemesi gerektiğini kaydetti.

Kendi Ayağı Üzerinde

Aksi halde 10 yıl sonra kapısına kilit vurulmuş yüzlerce tesis olacağını dile getiren Babacan, şöyle konuştu: “Dolayısıyla mutlaka burada bir ölçek ekonomisini oluşturmak, ama ölçek ekonomisini oluşturduktan sonra o yatırım aşamasında, devletin sağlayacağı teşviklerden sonra kendi ayakları üzerinde yürüyebilecek sektörlere ve ürünlere ağırlık vermek gerektiğini düşünüyorum. Basit bir, klasik bir ithal ikameci yaklaşımın da Türkiye’ye başka türlü zorluklar getirebileceğine inanıyorum.”

Teşviklere Yeni Bakış

Babacan, önümüzdeki dönemle ilgili yatırım teşvikleri konusunda yeni bir bakışın söz konusu olacağını vurgulayarak, şunları anlattı: “Özellikle ithalatın yüksek olduğu kalemlerde, bu ürünleri Türkiye’de nasıl daha fazla üretebiliriz, Türkiye’de bu ürünler için sürdürülebilir bir rekabet gücümüz var mıdır yok mudur, bunları detaylı bir şekilde bugünlerde ele alıyoruz.”

Daha Yüksek Katma Değere Yöneliyoruz

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nı kurarak, TÜBİTAK’ı da bu Bakanlığa bağladıklarını belirten Ali Babacan, önümüzdeki dönemde Türk sanayisinin yapısının mutlaka daha yüksek katma değer üreten, daha yüksek teknolojiye doğru dönüşümü sağlayan, Ar-Ge ve yeniliğin ön planda olduğu bir sanayi olması gerektiğini söyledi.

Babacan, bilim ve teknoloji politikalarının temel amaçlarını bilim ve teknolojide yetkinleşmek, bu yetkinliği ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürmek ve özel sektörün yenilik yeteneğini artırmak olarak sıraladı.

Rekabeti Ucuz İşçiye Dayandırmak Bitti

Ali Babacan, özellikle Çin ve Hindistan’daki üreticilerin yükselttiği uluslararası rekabet baskıları sonucunda geleneksel emek yoğun faaliyetlerin ihracat içindeki payının azaldığını ve bu sektörlerde daha yüksek katma değerli, yenilikçi üretim yapılarına geçme baskısının gittikçe daha fazla hissedildiğini söyledi.

Türkiye imalat sanayisinin de bu baskılar çerçevesinde değişmek zorunda olduğunu vurgulayan Babacan, “Türkiye’nin rekabet gücünü ucuz işgücüne dayandırması bundan sonraki dönemlerde uygulanabilecek strateji olmaktan çıkmış durumda” diye konuştu.

Avrasya’nın Yüksek Teknoloji Üssü Olalım

Türkiye için uygulanacak sanayi stratejisinin uzun dönemli vizyonunun orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya’nın üretim üssü olmak şeklinde belirlendiğini vurgulayan Ali Babacan, bu genel amaç ve buna bağlı vizyona yönelik olarak orta ve yüksek teknolojili sektörlerin üretim ve ihracat içindeki payının artırılması, düşük teknolojili sektörlerde katma değeri yüksek ürünlere geçişin sağlanması ve becerilerini sürekli geliştirilebilen şirketlerin ekonomideki ağırlığının artırılması şeklinde üç temel stratejik hedef tespit edildiğini kaydetti.

Sürdürülebilir Büyüme İyi Eğitimle Olur

TÜSİAD’ın hazırladığı “Türkiye’de Büyümenin Kısıtları Bir Önceliklendirme Çalışması”na göre, Türkiye’nin yüksek oranlarda sürdürülebilir bir büyüme patikasında olabilmesi için eğitim düzeyi ve kalitesi ile bilimsel becerilerde önemli bir iyileşme, Türkiye’de üretim ve ihracatın teknolojik içeriğinde ciddi bir iyileşme gerekiyor.

Finansmana Erişim

Büyümenin önündeki engeller içinde ilk akla gelenin finansmana erişim olduğuna işaret edilen rapora göre, finansmana erişimi kolaylaştırmaya yönelik politikaların tek başına büyümede bir sıçrama yapacağı şüpheli.

Vergi gelirleri ve devlet nihai tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı incelendiğinde ise Türkiye görece az vergi topluyor ve daha az kamu harcaması yapıyor.

Vergi Yayılmalı

Kamu yatırımlarının toplam faktör verimliliği ve pozitif dışsallık yarattığı düşünüldüğünde verginin tabana yayılarak daha fazla vergi toplanabilmesi ve bu çerçevede daha kaliteli ve daha fazla kamu hizmeti sunulması büyümeyi olumlu yönde etkileyecek.

Raporda, yeni alanlara yatırım eğilimi arttıkça ve KOBİ’lerin gerçekleştireceği verimlilik artışlarının ardından kredi taleplerinin artmasıyla, finansman kısıtlarının daha önemli hale gelebileceği belirtiliyor.

KOBİ’ler incelenmeli

Ayrıca, eğitimin önemi vurgulanırken, “Hangi eğitim seviyesine yatırmı yapılmasının daha önemli olduğu” sorusunun henüz tam olarak cevaplandırılmadığına dikkat çekiliyor.

Raporda, KOBİ’lerin karşı karşıya olduğu en önemli kısıtın finansman olduğu kanısının yaygın olduğu kaydedilirken, bunun sorgulanabilir olduğu vurgulanıyor ve KOBİ’lerin diğer ülkelere göre neden daha az büyüdüklerinin daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Hürriyet

Bazı Yabancı Bankalar Türkiye’den Çıkma Kararı Alabilir

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer Türkiye’de Bazı Yabancı Bankaların Çeşitli Nedenlerle Türkiye’den Çıkma Kararı Alabileceklerini Belirtti

Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer, 2012 ilk altı ayında Türkiye’ye gelecek fonlarda azalma görmenin mümkün olduğunu belirterek, “İlk yarıda muhafazakar gitmenin doğru olduğunu düşünüyoruz.

Vadesi gelen borçlarımızı tekrar uzatma imkânı bulamayabilir ya da yüzde 60-70’ini uzatma imkânımız olabilir. Özelleştirmeyle veya doğrudan yabancı yatırım çekmeyle ilgili çalışmalarda da 6-7 ay erteleme olabilir. İlk altı ayı tedbirli geçirmemiz gerekir diye düşünüyorum” dedi.

Türkiye’den Çıkan Olabilir

Capital ve Ekonomist dergileri öncülüğünde “Kadın Liderler: Gelecek Gündemde” temasıyla düzenlenen CEO Club toplantısına, Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray ve ING Bank Genel Müdürü Pınar Abay konuşmacı olarak katıldı.

Vodafone Türkiye ana sponsorluğunda ve Beymen işbirliğinde gerçekleşen toplantıda konuşan Suzan Sabancı Dinçer, Türkiye’de bazı bankaların, kurumların çeşitli nedenlerle Türkiye’den çıkma kararı alabileceklerini belirterek, “Ancak Türkiye ekonomisinin büyüme vaat etmesi dolayısıyla özellikle bankacılık sektöründen çıkan yabancılar olabileceği gibi, bunu fırsat bilip Türkiye’ye girememiş ve girmek için fırsat arayan yabancılar da olabilir” ifadesini kullandı.

Her İmkanı Değerlendiririz

Sadece Türkiye’de yerleşmiş bankalara bakmamak gerektiğini belirten Suzan Sabancı Dinçer, piyasada olmayan bankaların da Türkiye ekonomisinden pay almak isteyebileceklerini kaydetti.

Banka satın almayı düşünüp düşünmedikleri konusunda ise, Suzan Sabancı Dinçer şöyle konuştu:  “Akbank olarak sektördeki büyük oyuncular arasında yer almamız nedeniyle sektördeki her türlü doğabilecek imkanı değerlendiririz.

İleride bir banka satın almak için baktığımızda, o hangi bankaysa bize ne getirir, ne gibi bir değer artışı yaratır, ne gibi bir ekonomik değeri olur. Ona göre bakılır. Muhakkak biz alacağız, muhakkak biz bu konuda aktif olacağız demenin yararı olmaz. Şu anda bir şey demek için çok erken.”

Tasarruf ve Yatırıma Geçiş

Türk bankacılık sektörünün, ABD ve Avrupa’daki bankalara göre sermaye yeterlilik rasyosunun kuvvetli olduğunu kaydeden Suzan Sabancı Dinçer, gerek kamu, gerekse hanehalkı borçluluk oranlarının düşük olduğunu vurguladı.

Bu boyutların büyümeye ilişkin büyük bir kuvvet verdiğini söyleyen  Dinçer, “Bugüne kadar tüketim odaklı büyüyen Türkiye ekonomisi, bundan sonraki süreçte artık tüketimden, tasarruf ve yatırıma geçmeli” dedi.

Avrupa’nın 1-2 yıl içerisinde toparlanacağı öngörüsünde bulunan Suzan Sabancı Dinçer, “O nedenle bizim, güçlü Avrupa’ya hazırlıklı olmamız lazım” dedi.

Avrupa’da bankacılık sektöründe tasarruf oranlarının arttığına dikkat çeken Suzan Sabancı Dinçer, “Bundan dolayı 2012’nin ilk altı ayında bize gelecek fonlarda azalma görmek mümkün. Sektördeki tüm oyuncular ve Merkez Bankası da bunu dikkate alarak çalışmalı. 2012’nin ilk altı ayında muhafazakar gitmenin doğru olduğunu düşünüyoruz. Biz, bunu dikkate alarak tüm hesaplarımızı yaptık” şeklinde konuştu.

Türkiye İçin Tabloyu Çok Karamsar Görmüyorum

Doğan Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, 2012 yılının 2011’e göre daha zor bir yıl olacağını belirterek, “Dikkatli olmamız gerekiyor. Ancak tüketici güven endeksine bakıldığında, halk güvenli ve hâlâ harcıyor. Gelişmiş ülkelere baktığımda, 2012’yi Türkiye için çok karamsar görmüyorum” dedi.

Önümüzdeki yıl da cari açığın problem olmaya devam edeceğini ve bunun kapatılmasının yollarının aranması gerektiğini ifade eden Arzuhan Doğan Yalçındağ, “Ancak finanse edebildiğimiz müddetçe büyümeye devam etmeliyiz” dedi. Yalçındağ, yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesi için yatırım ortamında yapılacak iyileştirmelerin önem taşıdığına dikkat çekti.

Vergide Aksiyon Planı Lazım

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray, Türkiye’nin parlayan yıldız konumunu sürdüreceğine inandığını belirtti.

Ancak dünyada hiçbir ülkede telekomünikasyon vergilerinin Türkiye’deki kadar yüksek olmadığını vurgulayan Timuray, “Sektörümüzün vergi yükü dünyada rekor kırıyor. Eğer biz bu sektörü ekonomik anlamda kaldıraç olarak kullanacaksak, vergi konusunda bir aksiyon planını hayata geçirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Esnafa Kredide Büyüyeceğiz

ING Bank Genel Müdürü Pınar Abay, önümüzdeki yıl daha ihtiyatlı olunması gerektiğini, ancak büyüme de beklediklerini ifade ederek, “ING için de Türkiye büyüme belirlenen ülkelerden biri. Türkiye, büyüme planında değişiklik yapmıyor. Sermaye yatırım desteği ilk planlandığı şekilde devam ediyor olacak” dedi.

Tasarrufların yatırımlara dönüşmesi için çalışacaklarını belirten Abay, 2012’de hızlı büyümeyi planladıkları müşteri segmentinin başında KOBİ bankacılığının geldiğini bildirdi.

Vites Küçültme Değil Bu Ortamda Başarı

Türkiye’nin yüzde 4 büyüme olasılığının bir vites küçültme gibi görünse de içinde bulunulan ortamda çok başarılı olduğunu söyleyen Suzan Sabancı Dinçer, şöyle konuştu: “Türkiye’nin bundan sonra kazanacağı ivmeyi, kaynakları kesinlikle KOBİ’lere vermeliyiz.

Nüfus genç. İstihdam yaratmamız, akıllı yatırım, sürdürülebilir ekonomi sağlamamız lazım. Bankaların elindeki gücü kısa vadeli tüketim yerine uzun vadeli yatırım imkanlarına verebilirsek, Türkiye’nin kalıcı büyümesine büyük katkısı olacağını düşünüyoruz.”

Hürriyet

Ata Yatırım ve Marka Arasında Anlaşma İmzalandı

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı Finansman Daire Başkanı Mehmet Ömerbeyoğlu Bugüne Kadar KOSGEB Finansman Destekleri Kapsamında 20 Ayrı Kredi Programıyla ile 205 Binden Fazla İşletmeye 12 Milyar Lira Tutarında Kredi Desteği Sağladıklarını Belirtti

Marka Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen işbirliği protokolü imza töreninde konuşan Ömerbeyoğlu, KOBİ’lerin küresel rekabet şartlarına en uygun ve en hızlı şekilde adapte olmalarının büyük önem taşıdığını söyledi.

KOBİ’lerin yatırım, işletme, hammadde, pazarlama faaliyetleri ve nitelikli personel istihdamı gibi konularda çok sayıda sorunu bulunduğunu ifade eden Ömerbeyoğlu, KOBİ’lerin varlıklarını devam ettirebilmeleri ve büyümeleri için üzerinde durulması gereken önemli unsurun finansman olduğunu dile getirdi.

KOBİ’lerin ülke ekonomisi ve sosyal kalkınmaya yaptıkları katkı nedeniyle desteklerle teşvik edilmesi gerektiğine dikkati çeken Ömerbeyoğlu, “Ülkemiz KOBİ’lerinin özellikle günümüz koşullarında finansal piyasalarından uygun koşullarla yararlanma imkanlarını elde etmeleri için gerekli desteklerin verilmesi büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

KOBİ’lerin büyümek ve sağlıklı bir yapıya kavuşmak için gerekli kaynağı bulmaları halinde ülke ekonomisinin son yıllarda yakaladığı rakamların çok daha üzerine çıkacağını ifade eden Ömerbeyoğlu, “Kuruluşundan bugüne kadar geçtiğimiz 21 yıllık sürede KOSGEB, KOBİ’lerimizin küresel rekabet ortamında güçlü olmalarını sağlayan nitelikli bir kurum olma vizyonuyla çok önemli görevler üstlenmiştir. Türkiye’deki KOBİ’lere hizmet veren en önemli kuruluş olarak biz bu konuda üzerimize düşen görevleri yerine getiriyoruz” şeklinde konuştu.

Mehmet Ömerbeyoğlu, KOBİ’lerin özellikle sermaye birikimlerinin yetersizliği ve finansman kanallarının kendileri için yeterince açık olmamalarından kaynaklanan sorunlarının olduğunu kaydetti.

KOBİ’lerin hem banka hem sermaye piyasasından kaynak sağlama konusunda zorlandığını ifade eden Ömerbeyoğlu, şöyle devam etti:

“Girişimcilerimizin ve KOBİ’lerimizin yeterli finansal kaynak bulamaması, yeni şirketlerin oluşması ve kurulmuş olan şirketlerin de büyümelerini zorlaştırmakta. Sonuçta ülkemizin uluslararası rekabet gücünü de zayıflatmaktadır. Birçok girişimci kredi sağlamada teminat sorunu yaşamakta bankalar ile ikili ilişki kuramamakta. Bu nedenle daha başlangıç aşamasındaki girişimlerinden vazgeçebilmektedirler. Bir kısmı ise yatırım için gerekli sermayeyi sağlarken daha sonraki işletme sermayesi konusunda sıkıntı çekmektedir. Biz burada KOSGEB olarak KOBİ’lerimizin gerek bankalardan gerekse sermaye piyasalarından daha fazla kaynak sağlaması için çeşitli mekanizmalar ve programlar üzerinde çalışıyoruz. Bu kapsamda ülkemizde bankacılık sektörüne dayanan finansal sistem içerisinde KOBİ’lerimiz için yeni bir takım oluşumlar içerisine girdik. KOSGEB olarak kısa vadeli kaynak temininde finansman maliyetini azaltıcı bir önlem olarak kredi faiz desteği programları ile finansman erişimine katkıda bulunuyoruz.”

Asıl amaçlarının KOBİ’ler ile bankacılar arasında bir köprü vazifesi yapmak olduğunu bildiren Ömerbeyoğlu, “Bugüne kadar KOSGEB finansman destekleri kapsamında, 20 ayrı kredi programıyla ile 205 binden fazla işletmeye 12 milyar lira tutarında kredi desteği sağlamış bulunuyoruz” dedi.

Yalova Valisi ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) Yönetim Kurulu Başkanı Esengül Civelek ise küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin halka arzı konusunda Ata Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. ile Marka arasında işbirliği protokolünün imzalamasının isabetli bir karar olduğunu söyledi.

Bölgesel gelişmeyi planlama, sürdürülebilir kalkınma ve istikrarlı büyümeyi yerelden sağlama, bölgesel potansiyelleri dünyaya tanıtma, yabancı ve yerli yatırımcıların önünü açmanın kalkınma ajanslarının sorumluğunda olduğunu belirten Civelek, Marka’nın kurulduğu günden beri üretiminin itici gücü olan ve ülke ekonomisi için son derece büyük önem arz eden KOBİ’leri desteklediğini bildirdi.

“İşbirliği protokolüyle KOBİ’lerin sermaye piyasası kaynaklarına en uygun şartlarda erişimine ve KOBİ’lerin halka arzının artmasına katkı sağlayacağız” diyen Civelek, protokolün hayırlı olmasını diledi.

Marka Genel Sekreteri Erkan Ayan ise yaptığı konuşmada halka arz konusunda girişimde bulunmak isteyen KOBİ’lerin başvurularının Marka tarafından alınacağını belirtti.

Marka’nın nihai değerlendirmeler sonucunda uygun görülen KOBİ’lere, sermaye piyasası ve borsa mevzuatları hakkında danışmanlık hizmeti verileceğini vurgulayan Ayan, “Halka açılmak isteyen KOBİ’lere KOSGEB’in destekleri bulunmakta. KOBİ’lerin borsada işlem görmeye başlaması sadece finansmana erişimleri konusunda yarar sağlamayacaktır. Aynı zamanda KOBİ’ler bu süreç içerisinde kurumsallaşma ve şirketlerinin öz değerlerini tespit konusunda önemli kazanımlar elde edecektir” diye konuştu.

Ata Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Korhan Kurdoğlu, Türkiye’nin son yıllarda ekonomik ve sosyal alanda gerçekleştirdiği reformlarla dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olduğunu söyledi.

Türkiye ekonomisinin güçlü büyüme eğilimini sürdürerek, gösterdiği performansla bölgede önemli bir role sahip olmaya devam ettiğini kaydeden Kurdoğlu, Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99’unun KOBİ niteliğinde olduğu düşünüldüğünde, büyümenin devamlılığını sağlayabilmek için KOBİ’lere sağlanacak yeni finansman imkanlarının çok önemli olduğunu belirtti.

Konuşmaların ardından Marka Genel Sekreteri Erkan Ayan ile Ata Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Korhan Kurdoğlu işbirliği protokolünü imzaladı.

AA

Hayvancılık Sektörü İçin Sıfır Faizli Kredi

Türk Ekonomi Bankası ve Agroplus Limited Şirketi Tarafından Gerçekleştirilen Proje ile Hayvancılık Sektörüne Yönelik Yatırım Yapacak Girişimcilere Sıfır Faizli Yatırım Kredisi Verilecek

Konu hakkında, Salihli Ziraat Odası toplantı salonunda, hayvan yetiştiricilerine bilgi veren Agroplus İnşaat Koordinatörü Serdar Uyanık, proje ile sağlanacak olan kredi için uygun alımların neler olduğunu anlattı.

Kredilerin, süt ve et sığırcılığına yönelik modern ahır yapımı, süt sağım tesisi, gübre üniteleri, yem üniteleri, biyogaz tesisi, hayvancılık ekipmanları ile damızlık süt sığırı alımı için verileceğini anlatan Uyanık, kredinin 3 yılda ödeneceğini söyledi.

Uyanık, “Bu sürenin ilk yılı ödemesiz olacaktır ve sonraki yıllar 3, 6 ve 12 ay periyot alternatifleriyle ödemeler talep edilecektir. Projelerin herhangi bir üst limiti olmayacaktır. Program tüm ülke genelini kapsamaktadır” dedi.

Yatırımcının istediği özelliklerde ve projesine uygun olarak, anahtar teslimi yapılacağını, kurulacak ahırlar için çelik konstrüksiyon modüler sistem teknolojilerinin uygulanacağını belirten Uyanık, her bölgenin coğrafi yapısına ve parselin uygunluğuna göre inşaat planlamasının yapılacağını aktardı.

TEB Salihli Çarşı Şubesi Müdürü Ahmet Gürtürk de katılımcılara, bankanın diğer tarımsal kredileri ile ilgili genel bilgi aktardı.

Toplantıya Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Toprak, Sağ Sahil Sulama Birliği Başkanı Fikret Ceylan, Poyrazdamları Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Necati Aktürk ile çok sayıda hayvan yetiştiricisi katıldı.

Dünya

KOBİ’lere Destek İçin Anlaşma Yapıldı

Rusya ve Türkiye Ekonomik İlişkilerinin Gelişimi Adına Başkent Moskova’da İki Ülke İş Dünyasının Çatı Kuruluşları Rusya Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Birliği OPORA Türkiye’den KOSGEB ve Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Tarihi Bir Anlaşma İmzaladı

Rusya’da daha çok büyük işletmelerin ve sanayi kuruluşlarının etkin olduğuna değinen OPORA Başkanı Barisov, KOBİ’lerin yeterince güçlü olmadığını, küçük ve orta ölçekli işletmelerin gelişimi ve etkinliğinin artırılması için çalışmalara başladıklarını söyledi.

Rusya’nın modernizasyon ve yenilenme sürecinde olduğunu kaydeden Barisov, “Hükümetimiz KOBİ’lerin gayri safi milli hasıla içindeki payının artırılmasını hedefliyor. Büyük işletmelerin hızla yenilenmesini planlıyoruz. Böylece KOBİ’lere de katkı sağlanmış olunacak” dedi.

Rusya ve Türkiye’nin coğrafi olarak çok yakın olduğunu, siyasi ve ekonomik ilişkiler açısından da başarılı bir ivme yakalandığını vurgulayan OPORA Başkanı, bilgi ve tecrübe paylaşımı, bankacılık sektöründe sağlanacak kolaylıklarla KOBİ’lere destek verilebileceğini kaydetti.

Rusya’da küçük ve orta ölçekli işletmelerin çatı kuruluşu olarak faaliyet gösteren OPORA, 370 bin üyesi ile Rusya’nın tüm bölgelerinde faaliyetlerini sürdürüyor.

İhracatın Yüzde 59’u KOBİ’lerin

KOBİ’lerin desteklenmesi için 1990 yılında kurulan KOSGEB’in 68 ilde 75 merkezle faaliyet gösterdiğini kaydeden Kaplan da Türkiye ekonomisinin ana çatısını KOBİ’lerin oluşturduğunu söyledi.

KOBİ’lerin 3 milyon 200 bin işletmeye ulaştığını ve istihdamın yüzde 78’ini gerçekleştirdiğini ifade eden Kaplan, “Katma değerin yüzde 55’i, toplam yatırımların yüzde 50’si ve ihracatın da yüzde 59’u KOBİ’ler tarafından gerçekleştiriliyor.” dedi.

KOSGEB’e kayıtlı 620 bin işletme olduğu bilgisini aktaran Kaplan, son dönemde KOBİ’lere 600 milyon dolar destek sağladıklarını ve 7 milyar dolarlık kredi hacmi oluşturduklarını söyledi.

Küresel ekonomik kriz sürecinde KOBİ’lerin finansmana ulaşımında sorun yaşamamaları için bankalarla sıfır ya da sıfıra yakın faizle kredi anlaşmaları sağlayarak destek olmaya çalıştıklarını kaydeden Kaplan, “Girişimciliğin geliştirilmesine önem veriyoruz. Bu kültürün yaygınlaşması için de son dönemde 50 bin kişiye girişimcilik ve iş planı hazırlama semineri verdik” şeklinde konuştu.

İmzalanan protokolle birlikte iki ülke KOBİ’lerinin birlikte iş yapmalarına imkan sağlanacağını vurgulayan Kaplan, “Rusya ve Türkiye arasında 23 milyar dolar olan ticaret hacmini daha ileri taşımak istiyoruz. Ekonomik krizlere rağmen bu ivme yukarı doğru gösteriyor.” tespitinde bulundu.

TUSKON Rus ve Türk İş Dünyasına Köprü Oluyor

Yedi federasyon, 164 işadamı derneği, 35 bin üye ve 100 binin üzerinde şirketi temsil ettiklerini ifade eden TUSKON Başkanı Rıza Nur Meral de Rusya’nın kendileri için çok önemli olduğunu, yurt dışında bulunan dört temsilcilikten birinin Moskova’da bulunduğunu söyledi.

Türk ve Rus iş dünyası arasında çok boyutlu ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesinin zorunlu olduğuna inandıklarını kaydeden Meral, “OPORA, Rusya Ticaret ve Sanayi Odası, Rusya Federasyonu İşadamları ve Sanayiciler Birliği, Rusya Türkiye İş Konseyi, bölge valilikleri ve ticaret odaları ile birlikte bugüne kadar çok sayıda iş forumu, tanıtım ve bilgilendirme toplantıları, iş adamı heyet gezileri yaptık. Rus ve Türk iş adamlarını bir araya getirerek karşılıklı yatırım, ticaret imkanı ve fırsatlarını değerlendirdik” dedi.

Rusya Federasyonu’ndaki büyük sanayi potansiyeli ve tecrübesinin Türkiye’nin KOBİ tecrübesi ile birleştiğinde iki ülke iş adamları ve yatırımcıları için faydalı çalışmaların ortaya çıkacağını vurgulayan Meral, Rusya’nın Moskova’dan ibaret olmadığının farkında olduklarını, büyük potansiyellerin olduğu bölgelerle ilişkilerin geliştirilmesini istediklerini söyledi.

İki hafta önce mobilya sektöründen 32 şirketin Rostov ve Moskova’ya bir gezi düzenlediği bilgisini aktaran TUSKON Başkanı, 17-18 Ekim tarihlerinde de Biryansk bölgesinden 17 Rus şirketini İstanbul’da ağırlayacaklarını belirtti.

KOBİ Destekleri Uyumlu Hale Gelsin

Rusya Ekonomi Bakanlığı adına toplantıda yer alan KOBİ’leri destekleme bölümü başkanı Natalya Larionova da yaptığı konuşmada Rusya hükümetinin KOBİ’lere destek olunması konusunda çok açık bir irade ortaya koyduğunu hatırlattı.

Türkiye ve Rusya’nın küçük ve orta ölçekli işletmelere destek programlarının birlikte ele alınarak ortak bir çalışmaya dönüştürülebileceği önerisinde bulunan Larionova, çalışmaların hükümetin içinde de karşılığını bulacağını söyledi.

Törende yer alan Türkiye Moskova Büyükelçisi Aydın Sezgin de KOSGEB ve TUSKON’un Rusya’da yatırım ve ticaret başta olmak üzere KOBİ odaklı hamlelerini önemli bulduklarını vurguladı.

Rusya’da İş Yaparken İş Adamları Birliklerini Kullanın

Toplantı sonrası basının sorularını yanıtlayan OPORA Başkanı Barisov, Türk yatırımcılara Rusya’ya gelmeden önce mutlaka iş adamlarının üye olduğu birliklere başvurmalarını istedi.

Böylece risklerin asgariye indirilmesinin mümkün olduğuna değinen Rus yetkili, “Rusya’da yapmak istediğiniz işle ilgili daha fazla enformasyona sahip olacaksınız. Ayrıca güvenliğiniz böylece artmış olur. Banka garantisi değildir bu tabii ki, fakat çoğu zaman olumlu yönde etkisi oluyor.” şeklinde konuştu.

Krizleri Birlikte Aşacağız

TUSKON olarak Rusya’ya çok önem verdiklerini kaydeden Meral de, “Rusya iş dünyası açısından çok büyük fırsatlar barındırıyor. Türk müteşebbislerimize tavsiyelerde bulunuyoruz ve yol göstermeye çalışıyoruz. İmzaladığımız anlaşmanın burada iş yapacak Türk şirketlerinin önünü açacağına inanıyorum. Önümüzdeki krizde dünyanın kısmen durgunluğa geçeceği dönemi biz bu tür ataklarla ve aktif hareketlerle atlatacağımıza inanıyorum. Bu anlamda kıymetli komşumuz Rusya’yı işadamlarımıza daha iyi tanıtmak için çalışıyoruz.” dedi.

KOBİ’lere Rusya Pazarını Açacak Anlaşma İmzalandı

KOSGEB Başkanı Kaplan da Türkiye’nin büyüme trendinin yakalanmasında KOBİ’lerin çok büyük payının olduğunu belirtti.

Özellikle gelişmekte olan pazarlara açılmakta KOBİ’lerin daha cesaretli ve daha girişken olduğunu ifade eden Kaplan şöyle devam etti: “Biz de bu manada yurtdışına olan gezileri destekliyoruz. Ulaşım konaklama masraflarının yüzde 50-60’ını karşılıyoruz. Rusya özellikle hem yakın olması hem de büyük coğrafya olması hasebiyle önem verdiğimiz bir pazar. İnşallah, bugün KOBİ’lere Rusya pazarını açacak anlaşma imzaladık diye düşünüyorum. KOBİ’lerimizin bu pastadan daha büyük pay almaları için çalışacağız.”

Zaman

2012 Kredileri Umut Veriyor

Hayvancılık Sektöründe Yatırım Yapmak İsteyen Kişilere Danışmanlık ve Projelendirme Hizmeti Veren Şirketler 2010 Yılında Ziraat Bankası’nın Sıfır Faizli Kredileriyle Gelen Hareketliliği Yeniden Yaşamak İçin 2012 Yılı Hayvancılık Kredilerinin Açıklanmasını Bekliyor

Ziraat Bankası’nın sıfır faizli hayvancılık kredisi alan yatırımcıların çiftlik projelendirmelerini yapan firmalar, 2010’da altın yılı yaşadı.

2011 Ağustos ayında kredilerin bıçak gibi kesilmesinin ardından gözler, 2012 kredilerine çevrildi.

Firma yöneticileri ayrıca sıfır faizin cazibesine kapılan, ancak hayvancılıkla ilgisi olmayan kişilerin sektöre yarardan çok zarar getireceği uyarısında bulunarak geçen dönemde de küçük üreticilerin değil sıfırdan başlayan büyük yatırımcıların kazandığına dikkat çekti.

Sıfırdan Yatırımcı Kazandı

USDA Tarımsal Danışmanlık ve Projelendirme Şirketi Tarımsal Danışmanı Özgür Topuzoğlu, Ziraat Bankası’nın vereceği kredilerin faiz oranının yüzde 5 civarında olacağını tahmin ettiklerini, bunun da sektöre hakim olmayan kişilerin yatırım yapmasını engelleyebileceğini belirtti.

Topuzoğlu, “Son dönemde bilen bilmeyen herkes bu işe girmeye çalıştı. Bu sefer Ziraat Bankası’nın fonları da eridi. İşi bilmeyen pek çok yatırımcı girdi, bunların hepsi sektörden çekilecek. Ondan sonra işletmeler el değiştirecek ve işler o şekliyle devam edecek” diye konuştu. Aralık ayı sonunda yeni kredilerin açıklanmasını beklediklerini de belirten Topuzoğlu, küçük üreticilerin bu kredilerden yararlanamadığını, sektöre yeni giren büyük yatırımcıların kazançlı çıktığını da sözlerine ekledi.

Bin Hayvan Kapasiteli Projeler

Konuyla ilgili değerlendirme yapan ÇLB Proje İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi Satış Sorumlusu Ferhad Elele, turizm sektöründe faaliyet gösterirken müşterilerinin aracılığı ile çiftlik projelendirmeye başladıklarını ve bu alanda uzmanlaştıklarını belirtti.

Geçen Ağustos ayında kredilerin durdurulmasına kadar verimli bir yıl geçirdiklerini anlatan Elele, “Ancak krediler durduktan sonra işler de bıçak gibi kesildi. Türkiye çapında projeler hazırlıyoruz. Kredilerin 2012 yılında yeniden açılmasını bekliyoruz, yatırımcı da bekliyor, biz de bekliyoruz. Ayda en az bir proje yapıyorduk, sürekli teklif alıyorduk. Kredi alan büyük yatırımcılar, yaklaşık bin hayvan kapasiteli projeler yapmamızı istedi. Amasya ve Kırıkkale’de birer, Menderes’te iki olmak üzere 4 proje hayata geçirdik” dedi.

DHA

Avrupa Yatırım Bankasından Türkiye’ye 2 Milyar Avroluk Finansman

Avrupa Yatırım Bankası Başkan Yardımcısı Matthias Kollatz-Ahnen 2012 Yılında Türkiye’ye 2 Milyar Avroluk Finansman Sağlamayı Planladıklarını ve Bunun Yaklaşık 4’te 1’inin Enerjiye Yönelik Olacağını Öngördüklerini Kaydetti

Kollatz-Ahnen, düzenlediği basın toplantısında Türkiye’ye yıllık ortalama 2 milyar avro finansman sağladıklarını belirterek, 2011’de yeni odaklandıkları konuları küçük belediyelere destek vermek, KOBİ’leri destekleyecek bir portfolyo geliştirmek, kişi başına düşen gelirin düşük olduğu bölgelere destek sağlamak olarak sıraladı.

Gelecekte Türkiye’de altyapı ve yeni girişim sermayesi fonları geliştirmeyi hedeflediklerini aktaran Kollatz-Ahnen, “Türkiye krizden sonra güçlü bir iyileşme yaşadı. Dünyada daha yavaş büyümenin Türkiye’yi de etkilemesini bekliyoruz ama Türkiye’nin hızlı gelişme potansiyelini sürdürmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” diye konuştu.

Türkiye’de son döneme kadar bankalara verilen kaynakların oranının çok yüksek olmadığını ancak krizle birlikte KOBİ’lere kredi sağlamak için bankalara ağırlık verdiklerini ifade eden Kollatz-Ahnen, böylece vadelerin kısa olduğu Türkiye’de 2-3 yıllık vadeyle KOBİ’lere finansman sağlanabildiğini kaydetti.

Krizde ikinci dip beklentilerine ilişkin bir soru üzerine Kollatz-Ahnen, durumun 2008 sonundan farklı olduğunu, ülkeler arasında bir ayrışma yaşandığını belirterek, genel olarak tüm ülkeleri kapsayacak bir ikinci dip görünmediğini söyledi Çalıştıkları ülkelerdeki farklılıklara da değinen Kollatz-Ahnen, Türkiye’de krize ilişkin bir acil durum görmediklerini bu yüzden uzun vadeli kalkınma gündemine odaklanabildiklerini vurguladı.

Kollatz-Ahnen, bu çerçevede örneğin yenilenebilir enerji alanında çalışarak enerjide dışa bağımlılığı azaltmaya, güçlü yurtiçi yatırımla ihracat ihtiyacını düşürmeye katkıda bulunabildiklerini anlatarak, “Türkiye resesyon tehlikesinde değil ama dünyada durgunluk olduğu için rekor büyüme yılı olmayacak.

Bu süreçteki çalışmalar, iç büyüme potansiyelini büyütmek için kullanılabilir” diye konuştu.

Kollatz-Ahnen, sağladıkları fonlar arasında TL kredilerin oranını artırmayı hedeflediklerini belirtti.

Milliyet

Firmalar TL Cinsinden Kredilere Yöneldi

Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan Küresel Koşullar Devam Etmesi Durumunda Bankalar Olarak Merkez Bankası’ndan Zorunlu Karşılık Oranlarının Bir Miktar Azaltılmasını Bekleyeceklerini Belirtti

İstanbul Finans Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen “Bankacılar Forumu”nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin diğer ülkelerden siyasal ve ekonomik istikrar, güçlü bankacılık sistemi ve büyümesiyle ayrıştığını anlattı.

Geçtiğimiz yıl sonuna doğru zorunlu karşılık oranlarında önemli artışlar yaşandığını hatırlatan Aslan, “Şu anda küresel sıkıntılar ve ikincil bir resesyon olasılığından bahsediliyor. Dolayısıyla eğer küresel koşullar devam ederse biz bankalar olarak Merkez Bankası‘ndan buradaki zorunlu karşılık oranlarının bir miktar azaltılmasını bekleriz. Bu, ortamın iyileşmesi açısından bir fırsat olacaktır. Zaten BDDK‘nın da benzeri adımları olduğunu görüyoruz. Bizim otoriteye güvenimiz tam. Bu noktada bir şeyi eksik yaptıklarını düşünmüyoruz’ şeklinde konuştu.

TL ile Yatırım İlgi Görecek

Geçmişte uzun vadeli yatırım kredileri için daha çok yabancı para cinsinden finansman kaynaklarının tercih edildiğini ifade eden Aslan, faizlerin düşmesinin ardından finansman maliyeti düşük, ancak kur riski taşıyan bu enstrümanlar yerine artık firmaların TL cinsi yatırım kredilerine ilgi göstermelerini beklediklerini belirtti.

Yeni Şafak

Turizm İşletmecilerine ING Bank’tan Kredi Kampanyası

ING Bank’ın Turizm Sektöründe Faaliyet Gösteren Turizm İşletmelerine Aslan Turizmci Paketi Sunduğu Bildirildi

ING Bank’tan yapılan açıklamada, otel, motel, pansiyon, tatil köyleri, restoran ve cafe/bar işletmelerinin faydalanabileceği pakette dokuz aya kadar ödemesiz dönemli Türk Lirası ve dövize endeksli kredi imkanları verildiği kaydedildi.

Yapılan açıklamada, pakette yer alan “Turizm İşletme Kredisi”nin, 36 aya varan vade ile işletme sermayesi, mal ve hizmet alım/satımlarının finansmanı gibi turizm işletmelerinin devamlılığını sağlayacak TL ve döviz endeksli krediler sunarken, “Turizm Yatırım Kredisi”nin, 60 aya varan vade imkanı ile işyeri, bina, arsa alımı, yenileme, ek bina-ünite yapımı, ekipman alımı gibi harcamaların finansmanını sağlayacak Türk Lirası ve döviz endeksli krediler sağladığı belirtildi.

Milliyet

Tesco Kipa İzmir’den Sonra En Çok Yatırımı Ankara’ya Yaptı

Merkezi İzmir’in Ardından En Fazla Yatırımı Ankara’ya Yapan Tesco Kipa Başkent’teki 6. Mağazasını Hizmete Açtı

Tesco Kipa‘dan yapılan açıklamada, geçtiğimiz günlerde Başkent’teki altıncı mağazasını hizmete açan Kipa’nın, 800 Ankaralıya istihdam sağladığı belirtildi.

Kipa’nın, merkezi olan İzmir’in ardından en fazla yatırımı Ankara’ya yaptığı kaydedilen açıklamada, Başkent’teki ilk mağazasını dört yıl önce faaliyete geçiren Kipa’nın, kentte üç adet extra ve üç adet hipermarketi bulunduğu hatırlatıldı.

Tüketici bütçesi lehine fiyat politikası yürüten Kipa’nın, kent genelinde yaklaşık 25 bin metrekarelik net satış alanında hizmet verdiği kaydedildi.

Açıklamada, Tesco Kipa Extra Format Anadolu Bölge Direktörü Fatih Aral’ın, “Kipa’nın, merkezi İzmir’deki mağaza sayısı kadar Ankara’da da mağazası var. Hatta, en yeni formatımız olan Extra mağaza sayısının en çok olduğu kent Ankara. Başkentin en önemli 6 noktasında hipermarket ve extra formatındaki mağazalarımız ile hizmet veriyoruz. Ankara’da bu kadar yoğunlaşmamızın sebebi müşteri talebi. Özellikle unlu mamullerimiz, taze reyonlarımıza yoğun ilgi gösteriyorlar. Okul döneminde ise kırtasiye ve okul tekstili ihtiyacında Kipa’yı tercih ettikleri için Ankaralı müşterilerimize teşekkür ediyoruz” şeklindeki görüşlerine de yer verildi.

Açıklamada, müşterilerin talepleri doğrultusunda yeni mağaza formatları geliştiren Kipa’nın, İzmir’de ilk mağazasını 1994 yılında hizmete açtığı, ülke genelinde 131 olan mağaza sayısını 2011 sonuna kadar 150’ye çıkarmayı hedeflediği de belirtildi.

Dünya

Yastık Altındaki Birikimler Yatırıma Döşebilir

Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Mustafa Palancıoğlu Yastık Altındaki Birikimin Yatırımına Dönebileceğini Söyledi

Devlet güvencesi altında kurulması önerilen faizsiz Kamu Katılım Bankası’nın, yurtiçinde 300 milyar dolara ulaşan yastık altı birikimler, 17 milyar dolar civarında olduğu bildirilen gurbetçi tasarrufları ve yüz milyarlarca dolarlık Arap mevduatları için en güvenli liman olacağı bildirildi.

Kamu Katılım Bankası kurulmasıyla ilgili bir düşüncelerinin olduğunu kaydeden Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Mustafa Palancıoğlu, yaptığı açıklamada, ülke ekonomisi için finansal kaynakların ve bu kaynakların yönetiminin son derece önemli olduğunu belirterek, ”Yatırımların en iyi şekilde yapılabilmesi için en önemli unsur da finansal kaynaklardır. Özellikle kamu yatırımlarının gerçekleştirilmesinde devletin sürekli ve düşük maliyetli finansal kaynağa ihtiyacı olmaktadır. Devletimiz tarafından kurulacak bir Kamu Katılım Bankası’nın ülke ekonomisi ve ulusal çıkarlarımız için büyük önem arz ettiğini düşünüyoruz” dedi.

Devlet güvenceli bankanın, katılım bankacılığı prensipleriyle çalışan ve bu yöntemlerle topladığı fonları, kendi projelerinin finansmanı için kullanan bir yatırım bankası niteliğinde olacağını vurgulayan Dr. Palancıoğlu, şöyle devam etti:

”Türkiye’de şu anda Kuveyt Türk, Al-Baraka Türk, Türkiye Finans gibi bankalar aracılığıyla özel sektör katılım bankacılığını yürütüyor. Ancak katılım bankacılığı, devletimiz tarafından sunulduğu takdirde, vatandaşlardan daha büyük ilgi göreceği kanaatindeyiz.

Öte yandan, ülkemizde ‘yastık altı birikimler’ olarak bilinen kişisel tasarrufların büyüklüğünün 300 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmekte ve bu büyük kaynağın devlet güvencesi altında ekonomiye kazandırılması son derece önemli. Bununla birlikte, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın büyük miktarlarda tasarruflarının olduğu biliniyor. Ayrıca, Arap ülkelerindeki yatırımcı ve mevduat sahiplerinin batı ülkelerindeki bankacılık sektörüyle ilgili yaşamış olduğu olumsuz tecrübeler, bu kişi ve kurumların mevduatlarını değerlendirmede, ülkemiz bankacılık sektörüne daha sıcak bakmalarına neden oldu. Bütün bu kaynakları, devlet güvenceli, faizsiz Kamu Katılım Bankası’na yönlendirebiliriz.”

Krizde Bile Büyüyen Bankacılık Sistemi

Dr. Palancıoğlu, bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de özel sektör eliyle faizsiz katılım bankacılığı modelinin uygulandığını ifade ederek, şöyle devam etti:

”Özellikle son yıllarda etkileyici bir şekilde büyüyerek, 2010 yılı itibarıyla yaklaşık 1,202 milyar dolar hacmine ulaşan ve tüm dünya finans kesimlerinin –faiz hassasiyeti olsun ya da olmasın- pay almak için çalıştığı global faizsiz finans endüstrisinin, bu yapıya uygun bir şekilde kurulmuş ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibar ve güvenilirliğini taşıyan bir katılım bankası için son derece makul bir faaliyet alanı olacağı kanaatindeyiz.

Geçtiğimiz yıllarda ‘İslami Bankacılık’ ve ‘Yeşil Sermaye’ gibi yakıştırmalarla yıpratılmaya çalışılan Katılım Bankacılığı’nın, aslında dünya bankacılık sektörünün devlerinden HSBC, Citibank, Deutsche Bank, Commerzbank gibi 300’ü aşkın banka ve finans şirketinin pay almaya çalıştığı bir bankacılık sistemi olduğu da biliniyor.”

Kayseri, Sivas ve Yozgat illerini kapsayan Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Mustafa Palancıoğlu, hazırladıkları projenin geliştirilebileceğini ve uygun bulunması halinde vakit geçirilmeden uygulanabileceğini de belirterek, ”Kurulacak Kamu Katılım Bankası sayesinde, devletimiz daha büyük boyutlu ve daha düşük maliyetli mevduata sahip olacak ve bu mevduatı da ülke kalkınması için gerçekleştirilecek yatırımlarda kullanabilecek” dedi.

Dr. Palancıoğlu, yaşanan küresel ekonomik krizde bankacılık sektörünün büyük zarar görmesine ve birçok bankanın iflas etmesine karşılık, katılım bankacılığı sektöründe faaliyet gösteren finans kuruluşlarının, bu durumdan etkilenmeden ayakta durduğunu ve hatta bu dönemi büyümeyle atlattığını da sözlerine ekledi.

Sabah

Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. , yastık altındaki birikimin yatırımına dönebileceğini söyledi.

Devlet güvencesi altında kurulması önerilen faizsiz Kamu ‘nın, yurtiçinde 300 milyar dolara ulaşan yastık altı birikimler, 17 milyar dolar civarında olduğu bildirilen gurbetçi tasarrufları ve yüz milyarlarca dolarlık Arap mevduatları için en güvenli liman olacağı bildirildi.

Kamu Katılım Bankası kurulmasıyla ilgili bir düşüncelerinin olduğunu kaydeden Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN) Genel Sekreteri Dr. , yaptığı açıklamada, ülke ekonomisi için finansal kaynakların ve bu kaynakların yönetiminin son derece önemli olduğunu belirterek, ”Yatırımların en iyi şekilde yapılabilmesi için en önemli unsur da finansal kaynaklardır. Özellikle kamu yatırımlarının gerçekleştirilmesinde devletin sürekli ve düşük maliyetli finansal kaynağa ihtiyacı olmaktadır. Devletimiz tarafından kurulacak bir Kamu Katılım Bankası’nın ülke ekonomisi ve ulusal çıkarlarımız için büyük önem arz ettiğini düşünüyoruz” dedi.

Devlet güvenceli bankanın, katılım bankacılığı prensipleriyle çalışan ve bu yöntemlerle topladığı fonları, kendi projelerinin finansmanı için kullanan bir yatırım bankası niteliğinde olacağını vurgulayan Dr. Palancıoğlu, şöyle devam etti:

”Türkiye’de şu anda Kuveyt Türk, Al-Baraka Türk, Türkiye Finans gibi bankalar aracılığıyla özel sektör katılım bankacılığını yürütüyor. Ancak katılım bankacılığı, devletimiz tarafından sunulduğu takdirde, vatandaşlardan daha büyük ilgi göreceği kanaatindeyiz.

Öte yandan, ülkemizde ‘yastık altı birikimler’ olarak bilinen kişisel tasarrufların büyüklüğünün 300 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmekte ve bu büyük kaynağın devlet güvencesi altında ekonomiye kazandırılması son derece önemli. Bununla birlikte, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın büyük miktarlarda tasarruflarının olduğu biliniyor. Ayrıca, Arap ülkelerindeki yatırımcı ve mevduat sahiplerinin batı ülkelerindeki bankacılık sektörüyle ilgili yaşamış olduğu olumsuz tecrübeler, bu kişi ve kurumların mevduatlarını değerlendirmede, ülkemiz bankacılık sektörüne daha sıcak bakmalarına neden oldu. Bütün bu kaynakları, devlet güvenceli, faizsiz Kamu Katılım Bankası’na yönlendirebiliriz.”

KRİZDE BİLE BÜYÜYEN BANKACILIK SİSTEMİ

Dr. Palancıoğlu, bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de özel sektör eliyle faizsiz katılım bankacılığı modelinin uygulandığını ifade ederek, şöyle devam etti:

”Özellikle son yıllarda etkileyici bir şekilde büyüyerek, 2010 yılı itibarıyla yaklaşık 1,202 milyar dolar hacmine ulaşan ve tüm dünya finans kesimlerinin -faiz hassasiyeti olsun ya da olmasın- pay almak için çalıştığı global faizsiz finans endüstrisinin, bu yapıya uygun bir şekilde kurulmuş ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibar ve güvenilirliğini taşıyan bir katılım bankası için son derece makul bir faaliyet alanı olacağı kanaatindeyiz.

Geçtiğimiz yıllarda ‘İslami Bankacılık’ ve ‘Yeşil Sermaye’ gibi yakıştırmalarla yıpratılmaya çalışılan Katılım Bankacılığı’nın, aslında dünya bankacılık sektörünün devlerinden HSBC, Citibank, Deutsche Bank, Commerzbank gibi 300’ü aşkın banka ve finans şirketinin pay almaya çalıştığı bir bankacılık sistemi olduğu da biliniyor.”

Kayseri, Sivas ve Yozgat illerini kapsayan Orta Anadolu Kalkınma Ajansı (ORAN) Genel Sekreteri Dr. Mustafa Palancıoğlu, hazırladıkları projenin geliştirilebileceğini ve uygun bulunması halinde vakit geçirilmeden uygulanabileceğini de belirterek, ”Kurulacak Kamu Katılım Bankası sayesinde, devletimiz daha büyük boyutlu ve daha düşük maliyetli mevduata sahip olacak ve bu mevduatı da ülke kalkınması için gerçekleştirilecek yatırımlarda kullanabilecek” dedi.

Dr. Palancıoğlu, yaşanan küresel ekonomik krizde bankacılık sektörünün büyük zarar görmesine ve birçok bankanın iflas etmesine karşılık, katılım bankacılığı sektöründe faaliyet gösteren finans kuruluşlarının, bu durumdan etkilenmeden ayakta durduğunu ve hatta bu dönemi büyümeyle atlattığını da sözlerine ekledi.

Cam Sektörüne 375 Milyon Dolar Yatırım

Ciner Holding’e Bağlı Park Cam Sanayi A.Ş. Bozüyük Organize Sanayi Bölgesi’ne Dev Bir Cam Fabrikası Kurmaya Hazırlanıyor

Önümüzdeki hafta içinde inşaatı başlayacak olan cam fabrikası 2012 yılında devreye alınacak. Toplam 4 fırından oluşacak fabrikanın ilk etapta 2 fırını faaliyete geçirilecek. Ciner Holding’in, toplam 375 milyon dolarlık yatırım yapacağı ve fabrikada 250 kişinin istihdam edilmesinin beklendiği bildirildi.

Holding’in, 25 Kasım 2010 tarihinde Bozüyük OSB’de satın aldığı yaklaşık 224 dönüm arazisine kurulacak tesis, ilk aşamada, yeşil maden suyu şişesi üretecek. Devreye girecek fırınlarla birlikte fabrika, her türlü cam ambalaj, şişe ve kavanoz üretecek. ÇED Raporu’nun onaylandığı fabrikadaki her bir fırının kapasitesi 500 ton-gün olacak. Her bir fırın yıllık 150 bin ton net üretim yapacak.

Fabrika tamamen faaliyete geçtiği zaman, yani 4 fırın tamamlandığında ortaya çıkacak olan üretim kapasitesi, yaklaşık olarak Türkiye’deki toplam cam ambalaj üretim kapasitesinin yüzde 40’ına denk gelecek.

Kobiden.com

Hidro Elektrik Projelerine Dev Yatırım

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Başkanı Hasan Köktaş Bugüne Kadar Çoğunluğu Son İki Yılda Olmak Üzere Yaklaşık Olarak Yıllık 15 Milyar Kilovatsaat Üretim Miktarı 8 Milyar Lira Yatırım Tutarı Olan 3 Bin 830 Megavat Kurulu Güçte 153 Hidroelektrik Santrali Projesinin İşletmeye Girdiğini Bildirdi

Ankara’daki “EİF 2011 Uluslararası Elektrik Zirvesi”nde konuşan Köktaş, lisans verilen şirketlerden yaklaşık 230 adet ve 7 bin megavatlık hidroelektrik santralin fiilen inşa halinde olduğunu ve büyük bir kısmının bitme aşamasında olduğunu belirtti. Köktaş, ayrıca sektörde parlak bir dönem geçirildiğini belirtirken, son üç yılda 8 bin 700 megavat kurulu güçte yeni üretim yatırımının sisteme ilave edildiğini belirtti.

Bugün